..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsanlar yalnızca yaşamın amacının mutluluk olmadığını düşünmeye başlayınca, mutluluğa ulaşabilir. -George Orwell
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Günlük Olaylar > Vildan Sevil




29 Kasım 2015
Tahir Elçi ve Kendi Masumumuz, Kendi Mazlumumuz  
Katil-ler gizlenecek elbette ama katledilen BEN’im, BİZ’iz

Vildan Sevil


Yine yalnızca kendi mazlumumuz için mi gözyaşı dökeceğiz, ağıtlar söyleyeceğiz? Türkler Türklere, Kürtler Kürtlere, Aleviler Alevilere, Sünniler Sünnilere mi ağlayacak?


:IDJ:
Canlı yayında, gözlerimizin önünde, Diyarbakır’da, Baro Başkanı Tahir Elçi, basın açıklamasında "Biz Diyarbakırlılar olarak Diyarbakır Barosu olarak tarihi değer ve eserlerimize insanlığın bin yıllık emeğine birikimine, bu kadim şehre sahip çıkalım. Biz buradan çağrı yapmak istiyoruz. Biz bu tarihi, birçok medeniyete beşiklik etmiş, ev sahipliği yapmış bu kadim bölgede, insanlığın bu ortak mekânında silah, çatışma, operasyon istemiyoruz. Savaşlar, çatışmalar, silahlar, operasyonlar bu alandan uzak olsun diyoruz.” dedi ve ensesinden girip sol gözünden çıkan tek kurşunla, koruma polisiyle birlikte katledildi.

Ankara katliamı da canlı yayında izlenmişti. Artık kitle katliamları, cinayetler, tekbir getirip kafa kesmeler, işkenceler, ya canlı yayında ya da videolarla pervasızca teşhir ediliyor. Psikolojik bir saldırı. Efendimiz KORKU’ya çabucak boyun eğmemiz, sinmemiz, susmamız için.

Tahir Elçi de ne İsa’ya ne de Musa’ya yarananlardanmış. İnsan hakları ve barış savunucusuymuş. Sorunlara silahlı savaşımlarla çözüm bulunamayacağını düşünenlerdenmiş. Doğal olarak da savaştan, kandan kimler medet umuyorsa hiçbirine yaranamayanlardan. Hrant Dink gibi.

Hrant’ı da ne Ermeni Lobisi ne de Türkiye Cumhuriyeti devleti seviyordu. O da zulme, kana, emperyalist oyunlara ve işbirlikçilerine karşıydı. Adalet, özgürlük, barış istiyordu. Aydındı, saygındı Tahir Elçi gibi. Nitelikli ne çok aydınımız, değerimiz katledildi.

Biz yaşlılar, bu iğrenç oyunu öyle çok seyrettik ki… Öyle çok canımız yandı ki… Artık bu tekere çomak sokmanın, “Dur” demenin, oyunu bozmanın zamanı gelmedi mi?

Katilin-lerin amacı besbelli oysa. Bu coğrafyada istedikleri gibi sınırlar çizilene, tüm çıkarlarını elde edene kadar etnik, dinsel, mezhepsel ayrılıkları körüklemek, aynı toprakların insanlarını bölmek, düşmanlaştırmak…

Tahir Elçi de bu amaçla katledildi.

Bizlere gelince…

Yine yalnızca kendi mazlumumuz için mi gözyaşı dökeceğiz, ağıtlar söyleyeceğiz? Türkler Türklere, Kürtler Kürtlere, Aleviler Alevilere, Sünniler Sünnilere mi ağlayacak?

Kime ağlayacağımıza siyasi, dini, etnik niteliğimiz, bunların önderleri mi karar verecek?

Kendi aklımızı, kendi vicdanımızı dinlemeyi öğrenemeyecek miyiz?

Cenazelerde, meydanlarda, sokaklarda “Kahrolsun şu ya da bu, hesabı sorulacak, kanı yerde kalmayacak” sloganları atarken gaza boğulacak, kurşunlanacak, yine başka cenazelere koşacak, yine gazla boğulup kurşunlanacak mıyız?

Yalnızca KENDİ masumumuzun, KENDİ mazlumumuzun yanında, daha büyük düşmanlıkları kuşanıp saf mı tutacağız yine?

Arkadaşlıklar, dostluklar, komşuluklar yine düşmanlıklara mı dönüşecek?

Yine cinayetler, yaşam alanlarımızın tümüne yayılacak, sıradanlaşacak mı?

Kimse kimseye güvenmeyecek, yalnızlaşıp can derdine mi düşeceğiz?

Bu sırada hükümet timsah gözyaşları döküp “Geniş çaplı soruşturmalarını” (Çap, hep geniştir çünkü) yürütecek elbette.

Muhalefet liderleri, kınama demeçleriyle, mecliste ıvır zıvır söylemleriyle, salı günlerinin değişmez kaderi, o boğucu grup toplantılarıyla müthiş(!) muhalefetlerini sürdürecekler. Onlardan medet mi umacağız yine?

Peki ya katil-ler!...

Katiller, iktidar, para, her türlü çıkar temelinde kurdukları bu kanlı oyunu sürdürecek mi sonsuza kadar?

Katiller arada sırada hırlaşır gözükse de dostlukları, ortaklıkları adına kadeh, ayran tokuşturup işlerine devam edecekler mi yine?

Her cinayette olduğu gibi sonuçta bu cinayetin de faili ya meçhul kalacak ya da bir, birkaç maşa yakalansa bile tetiği çektirenler gizlenecek, onlar yine masumu, mazlumu oynayacaklar mı? Hrant’ta ve diğer cinayetlerde olduğu gibi.

Ben, tüm söylem ve yazılarımda, bu oyunu bozmanın ilk adımının, herkesin beynini, yüreğini düşmanlıklardan arındırmak olduğunu savunuyorum her zaman.

Sakın ola artık hiç kimse, katledilen aydınların, saygın önderlerin etnisitesine, dinine mezhebine, hatta siyasal görüşüne göre saf tutmaya kalkıp da “Ama o da…..” ile başlayan, kendi işine geldiğince “Yok devlet yaptı, yok PKK yaptı, yok şu yaptı bu yaptı” demesin, diyorum.

Kimse gösterilen maşalara kanmasın artık. Çünkü sonuçta maşa, maşadır.

Kim yaptıysa yaptı.

Asıl katiller, ortaya çıkmayacaktır. Biz onları, bilgimizle, aklımızla, sağduyumuzla, vicdanımızla, ön yargılarımıza başkaldırarak tanıyabiliriz ancak.

Tahir Elçi, Ape Musa, Vedat Aydın, Hrant, Abdi İpekçi, Uğur Mumcu, Muammer Aksoy, Bahriye Üçok, Abdi İpekçi, Sivas, Maraş, Çorum, Ankara katliamındakiler, Roboski’dekiler, Reyhanlı ve Suruç’takiler, Gezi’deki yavrular, saymakla tükenmez nice cinayet, katliam…

Katil-ler gizlenecek elbette ama katledilen BEN’im, BİZ’iz, bu toprakları yurt edinmiş, yönetmeyen herkes katlediliyor yavaş yavaş… Bu gerçeği hâlâ görmeyecek miyiz?

O canlarımız, bir anda katlediliyor. Biz, yavaş yavaş…

Düşmanlıklardan arınmayı beceremediğiz, gerçek katilleri görmemekte inat ettiğimiz sürece; SEN, BEN, O, BİZ, BİZLER… Yani yönetilenler… Hepimiz… KATLEDİLİYORUZ, KATLEDİLECEĞİZ.

Çocuklarımız her gün, kimi üniformalı, kimi poşulu, dağlarda, şehirlerde birbirine kırdırılıyor. Ne dağlarımız ne de şehirlerimiz kalacak böyle giderse. Dağ taş mezar dolacak. Sağ kalanlar, Suriyeliler, Libyalılar gibi yer yurt arayacaklar ser sefil.

Ben bir Türk’üm kardeşim Tahir Elçi. Hrant gibi, Uğur gibi, bu kanla sürdürülen düzenin diğer tüm kurbanları gibi sen ve koruma polisin de benim öz kardeşimsiniz.

Onlar ve diğer yiğitlerimiz, aydınlarımız için çok ağladım, şimdi de senin, koruma polisin ve kendim için akıyor gözyaşlarım. Sen vurulup öldürüldün, ben ağır yaralandım yine.

Belki senin katlinle öğreniriz, o kurşunun bize de sıkıldığını. Umut işte…

Güle güle silaha, savaşa karşı savaşan, barışsever kardeşim, sevgiyle…

29.11.2015
Vildan Sevil




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın günlük olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Referandum Gününden Hoş Sedalar
Birgün Ben, Belki Bir Sığırcık Kolonisinin İçinde, Belki Yıldızlarla Birlikte Göklerde…
30 Mart 1972 Kızıldere Katliamı (Dev, Baş İstiyor/ G. Akın)
18 Mart 1915. Çanakkale O Gün Geçilmedi. Ya Bugün?
Almanya, Hollanda, Türkiye Gerginliği ve Ah Şu Benim Şeytan
Ah Sevgilim, Aşkım Benim! 14 Şubat’ta Nerelere Gidelim?
Bir 8 Mart Daha Geçti, Ama Nasıl Geçti?
Twetter’dan Esinlenerek 32 Kısım Tekmili Birden Sorular
Sultanahmet"ten Femen Geçti Amma!.. Biz Ne Anladık Bu İşten?
İçeri Alınan Gazeteci Sayısı Altmış Olmuş = Ben Bu Filmi Çok Gördüm

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Erkek Egemen Toplumdan Erkek Dininin Egemen Olduğu Topluma
Değerli Atilla Karaduman Bey, Gerçekten "8 Mart’a Lanet Olsun" Mu?
2017’nin 8 Mart’ı Bu Ülkede Çığlık Çığlığa #hayır’dır
N. Ç!.. N. Ç!.. N. Ç"ler!.. Hepimiz Tecavüzcüyüz!..
Savcı Mehmet Kiraz, Şafak, Bahtiyar, Elif… ve Dün, Bugün, Yarın…
Geçmişin İzdüşümünde Bir Kısır Döngü
İzedebiyat Üyelerine Açık Mektup: Koşun, Face Dayatmasına Karşı Durun!..
İzedebiyat Yönetimine ve Üyelerine Açık Mektup
Cumhuriyetin Rövanşı Ya da Şeriata Doğru Adım Adım Mı?..
Teslis Sendromu >> Ücretsiz E - Kitap: Hulki Can Duru

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Duruşma [Şiir]
Dedem Düşlerime Giriyor [Öykü]
İlk Sosyalist Muhtar Fevzi Ağabey [Öykü]
Çocukların Çığlığından Göklerin Tılsımına [Öykü]
Dolunayda Uyku Tutmaz [Öykü]
Düşselin Gerçeğinde, Gerçeğin Düşselliğinde [Öykü]
Oy Madimak, Madimak!.. Sen Artık Türkülerle Değil, Ateşlerle Anılmaktasın [Öykü]
Ben Ölürken [Öykü]
Gece, Mehtap, Selene, Apollon ve Ben [Öykü]
Aşk"a Geldin, Hoş Geldin!.. [Öykü]


Vildan Sevil kimdir?

Koşuşturmaktan yoruldu. Altmışından sonra, çok yabancısı olduğu teknolojiyle, sanal ortamda kalem oynatmaya kalktı. İletişim kurmak, duygu, düşünce, birikim paylaşmak, genç kuşaklardan yeni şeyler öğrenmek istedi. Yazarlık deneyimine burada adım attı. İşte böyle sınır tanımaz bir "dinazor ". . . Başarır mı acaba ?

Etkilendiği Yazarlar:
Marx, Engels, Freud, Nietzsche, Adorno, Horkheimer, Foucault, Antik Grek, Rus , Fransız yazını, Amado, Marquez, Llosa, Asturias, Lübnanlı Amin Maalouf...Elbette Nazım, Aragon, Neruda ve nice ozan/şair...


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Vildan Sevil, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.