..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Seviyorum, öyleyse varım. -Unamuno
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Toplum > Cemal Zöngür




10 Ağustos 2016
Lider mi Toplumu Şekillendirir; Toplum Mu Lideri?  
İçinde bulunduğu çağı reddederek yaşamak

Cemal Zöngür


Toplum ve kişilerin yaşamış oldukları tüm olumsuzlukların ana kaynağı, içerisinde bulundukları çağın ilke ve şartlarını kavrayamamaları ya da buna ayak diremelerinden kaynaklanmaktadır. Doğru ve bilimsel bakılması bilinse, sorunların büyük bir çoğunluğu tamamen yok olacaktır. Bunu çağa göre yaşayan toplumlardan rahatlıkla görebiliyoruz.


:GJD:

Ele alınan makale derin bir felsefi analizi gerektirir. Ancak burada yer bakımından mümkün olduğunca özetleyerek ifade edersek, hem okuyucuların sıkılmaması açısından, hem de konunun daha rahat kavranmasına yardımcı olacağı kanaatini taşımaktayız.
Makaledeki sorunun net cevabını vermek için, toplumların sosyolojik oluşum aşamaları ele alınarak ancak mümkündür. Bunun dışında genellemeye göre ifade etmek her zaman bizleri yanılgılara götürebilir.
Bu yüzden günümüzde dünya yüzünde yaşayan toplumlarının hangisinde “Toplumun Lideri veya Liderin Toplumsal yapıyı belirlediğini” söyleyebilmek için, insanlığın toplumsallaşma aşama ve evreleri olan çağların şekillendirmiş olduğu kültürel ve siyasal özelliklere bakarak söylemek daha doğru bir yöntem olarak görülmektedir.
Örneğin; bugünlere gelmiş olan tüm toplumlar ve siyasal yapılar, şu üç tarihi çağın özelliklerine göre varlıklarını sürdürmüşlerdir. Bunlar…
1.İlkel Komünal ya da İlk Çağ Dönemi: Bilindiği gibi taş, demir tunç ve tarımsal yaşama dayanan bu dönemde, ana ilkesel yapı, yetenek ve gücünü öne çıkarabilen kişilerin, lider pozisyonuna geçerek toplumu değiştirip dönüştürmüşlerdir.
2.Orta Çağ dönemi: Bu dönemin ilkeleri ise tek tanrı, tek din, tek millet ve tek devlet (Hanedanlık) yapısıyla, toplumun içerisinden çıkacak her lider, bu yapının etkisinde kalarak şekillendiği anlaşılmaktadır.
3.Yeni Çağ: Ya da diğer adıyla Modern dönemin ilkeleri ise laiklik, sekülerizm ve demokrasiye dayandığı için, bazen şartlara göre liderin etkisi görülmektedir, bazen de toplumun lideri şekillendirdiğini rahatlıkla söyleyebiliriz.
İnsanlığın yaşamında bu kadar büyük öneme sahip çağların etkisinin açımlamasını ise şu şekilde özetlemek mümkündür.
Örneğin M.Ö. yaklaşık 20 bin yıl boyunca, ilkel komünal dönem olan Poloteist ve Dualist dinlerin etkin olduğu yaşam biçiminde, insanlar daha çok özerk, özgür ve küçük topluluklar şeklinde yaşamakta idiler.
Bu yüzden mevcut yapı içerisinde yetenek ve gücünü öne çıkaran kişiler, lider konumuna sahip olup, toplumu daha kolay bir şekilde yönlendirip etkilemekte idi. Bu da liderin toplumu şekillendirdiğini kanıtlamaktadır.
Belirtilen toplumsal yapıda, bireylerin yetenek düşünce ve güçlerini geliştirmesinin önünde herhangi bir engel söz konusu olmadığından, adeta insanlar doğal bir yarış içerisinde gelişip olgunlaştıktan sonra, “Tanrı Krallıklar” döneminin yolunu açmışlardır.
Ve bu “Kral Tanrı” yaşam şekli, binlerce yıl sürmüş olup, her şeye hükmetmesi, adeta insanlığı yok etme noktasına getirmişti. Bunun sonucun da, Orta Çağ döneminin temel dayanağı olan tek ve gök tanrı anlayışına giden yol da böylece açılmış oldu.
Ortaya çıkan bu Monoteist yaşam, temel ilke olarak tek tanrı, tek din tek millet ve tek devlet (Hanedanlık) anlayışı ile ulus toplumların ilk aşaması olan millet kültürünü geliştirmiştir. Bu yapıda toplumlar, lideri belirleyip şekillendirmiştir.
Orta Çağ dönemiyle birlikte birçok noktada tekçiliğe (Monolog) inanmaya başlayan insanlar tanrı, din, devlet ve millet (Soy) yapılarını hızlı bir şekilde tekleştirerek büyük imparatorluklar adındaki devletçi yaşama geçmeyi başarmışlardır.
Bu devlet yapılarında ortaya çıkan her lider veya peygamber, toplumun beklentilerine göre şekillenerek yönetim erkini elinde toplayıp, güçlü kişiler olarak tarihte önemli izler bırakmışlardır.
İfade edilen Orta Çağ topluluklarının büyük bir çoğunluğu, tekleşme mantığını tereddütsüz kabullenerek, uzun yıllar bu temelde ayakta kalmaya çalışmışlardır.
Doğal olarak her canlı ve cansız varlığın diyalektiğinde görüldüğü gibi, doğmak, büyümek, olgunlaşmak ve sonunda ölüp yok olmak gibi; bu sistemler de miladi 1500 yıllara kadar büyük bir çıkmaz ve kargaşa içerisinde gelip sonunda dağılmaya başlamışlardır.
Her geçen gün büyüyen bu kargaşa, kavga ve savaşlar, herkesin bildiği gibi 1700 ile 1800 yıllarından başlayarak, Yeni Çağın kapılarını açmış oldu.
1789’dan itibaren Yeni Çağın toplumsal yaşamda tek ve en büyük belirleyici olduğunu düşünen Avrupalı ve diğer bazı toplumlar böylece Yeni Çağa adım atmış oldular. Bu Çağın temel ilkeleri ise, laiklik, sekülerizm ve demokrasiye dayanmaktır.
Bu ilkeler doğrultusunda hareket eden toplumların bazılarında liderler toplumu değiştirip dönüştürürken, bazıların da toplumlar liderleri etkileyerek dönüşmesini sağlamaktadır.
Yeni Çağın şartlarının dayatmış olduğu değişim ve dönüşümlerin kaçınılmaz olduğunu düşünen batılı ülke toplumları, insanlığın geçmişteki tarihsel kültürel yapılarından faydalanabilmek için şu yöntemle işe başlamışlardır.
Pozitif bilimsel felsefeden hareketle, tüm kültürel değerlerin sentezlenmesini yapıp, daha çağdaş ve demokratik yaşamın temellerini atmış oldular.
Örneğin bu metotla, hem ilkel komünal toplumsal kültür değerlerini, hem de Orta Çağ kültürünün geçerli olan noktalarını, Yeni Çağa uyarlayarak, daha az sorunlu ve daha özgürlükçü şekilde yaşanabilecek Federal ya da Konfederal devlet sistemlerini oluşturmuşlardır.
İşte bu sistemler de; bazen toplum lideri şekillendirirken, bazen de lider toplumu biçimlendirmektedir. Anlaşılacağı gibi zamanın şartlarına ve toplumların özelliklerine göre sentezleme yapıldığın da, hangi unsur geri kalmış ise diğer unsur onun gelişmesine öncülük yapmaktadır.
Çünkü her çağın, insan yaşamı için katmış olduğu değerler, bilimsel süzgeçten geçirilerek, daha modern ve insanın rencide olmayacağı demokratik bir yaşamın temelini oluşturmaktadır.
Bu yapının gelişmesinde belirleyen, pozitif felsefi bilimin temel ilkeleri olan laiklik, seküler ve demokrasidir. İfade edilen ilkeler gerçek ve samimi bir şekilde sahiplenilmeden, bir toplumun çağa uygun biçimde yaşadığını söylemesi, iki yüzlü politika anlamına gelmektedir.
Çünkü çağın şartları laik, seküler ve demokrasiyi dayatmasına rağmen, bazı ülke ve toplumlar, bu çağdaş ilkelere düşmanca bakıp, sürekli orta çağ mantığında ısrarcı olmaktadırlar. Bu anlayışa, Türkiye’nin yaşam ve dünyaya bakışı en çarpıcı örneği oluşturmaktadır.
Ve böylece Türkiye’nin yapısına daha yakından baktığımızda, bu düşüncelerimizi doğru çıkaran şu gerçekleri görmekteyiz.
Türkiye devlet sistemi ve toplumun kültürel yaşam şeklinden de anlaşılacağı gibi, Türkiye insanının geleceğini belirleyen bilimsel bir sentezlemenin varlığında söz etmek kesinlikle mümkün değildir.
Çünkü bugüne kadar sürdürülmüş olan toplumsal siyaset yapısı, her zaman “Devşirmeciliğe” (Bilim dışı çokluk) dayanıp, Orta Çağın ilkeleri olan tek devlet, tek din, tek dil ve tek ırk (Monolog) mantığını hâlâ bırakmış değildir.
Bu mantık her yönüyle Arap İslam din ve kültürüne saplanıp boğulduğu için, Türkiye’nin bir türlü bu yapıdan kurtulamadığı anlaşılmaktadır. Ve toplum, Arap İslam gericiliği içerisinde nefes alamadığı gibi, kendi içinden çıkan liderlerde aynı şekilde bilgisiz ve kültürsüzlük yüzünden, topluma göre şekillenmektedirler.
Bu yüzden değil midir? Türkiye’de iktidara yakın olan ya da iktidara gelebilecek tüm parti lider ve siyasi toplumsal yapı, çok küçük nüve farklılıklarıyla Orta Çağ mantığının ilkeleri olan Arap İslam din ve kültürünün monoloğuyla yaşamaya devam etmektedirler.
Mevcut yapının karşıtı şeklinde, Türkiye toplumu içerisinde yaşayıp biraz daha laik, seküler ve demokratik düşünen siyasi liderlerin hiçbirisi, Türkiye’de ciddi bir siyasi etkin güce sahip olamamışlardır.
Bunun nedenini araştırdığımızda verilecek tek yanıt, Türkiye toplumunun kültürel ve yaşam anlayışı, hâlâ Orta Çağ mantığında, devşirmeci monolog yapıyı aşamadığı için; laik, seküler ve demokratik düşünceler her zaman aykırı fikirler olarak görülmektedir.
Ve bu statik yapı içerisindeki laik ve çağdaş düşünen liderlerin, demokratik yöntemlerle toplumu değiştirme gibi bir şansları bulunmamaktadır. Bu yüzden değiştirip dönüştürmeyi isteyenlere tek bir seçenek kalmaktadır. Oda silahlı yöntemlere başvurmaktır.
Bu da her kişinin göze alıp yapacağı bir iş olmadığından, toplum çaresizlik içerisinde “Mehter marşındaki gibi bir adım ileri iki adım geri” şeklinde yerinde saymaya devam etmek durumundadır.
Türkiye’de mevcut tabanı olan siyasi parti ve liderleri, her zaman Orta Çağ mantığının teklik ilkesinde birleşerek, sanki bugüne kadar aralarında hiçbir sorun yaşamamış gibi, el ele tutuşup hareket etmeleri, toplumu büyük bir umutsuzluğa sevk etmektedir.
Bu da Türkiye’nin bir yüzyıl daha Orta Çağ karanlığında yaşamasının en açık ifadesidir. Umarız bu aşılır ve kısmi şekilde de olsa laik, seküler ve demokratik bilimsel bir sentezlemeyle, Türkiye’nin biraz daha yaşanacak duruma getirilmesi sağlanmış olur. İşte makalenin en doğru ve uzun cevabı, bu ifadelerden ibarettir.

Cemal Zöngür





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Tbmm'de Yedi Maddelik Anayasa Değişikliği Neyi Çözer?
Hz. Ali ve Ehlibeyt Alevi Midir?
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (3)
İşte Türkiye'nin Yaşam Kalitesi ve Mutluluk Karnesi..!
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (1)
Dinlerin Doğuşu ve İslam'ın Gerçek Özü (2)
İslamiyet Yeniliğe Açık Bir Din Midir?
"Türkleri Yeniden Tanımak" Araştırma Kitabımı Yazma Nedenim :

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Bir Toplum Hak Ettiği Şekilde Yönetilir [Eleştiri]
Sayın Başbakan Binali Yıldırım, Alevi Kültürünü Ne Kadar Tanımıştır? [Eleştiri]
Halka Götürülen Her Oylama Demokratik Midir? [Eleştiri]
Anayasa Değişikliğinin Yarattığı Umutlar ve Uçurumları..! [Eleştiri]
Fetö, Deaş ve Kenan Evren Kardeşliğinin Tarihçesi [Eleştiri]
Türkiye Halkına Tek Soru; Demokrasiden Ne Anlıyorsunuz? [Eleştiri]
Bu Hezeyanla Türkiye Nereye Gidiyor? [Eleştiri]
Türkiye'nin Suriye ve Fırat Kalkanı Politikası İflas mı Etti? [Eleştiri]
Akp'li "Evetçiler" ile Chp'li Hayırcıların Halka Açıklayamadıkları Sırları..! [Eleştiri]
Katar'la Ne Yapılmak İsteniyor? [Eleştiri]


Cemal Zöngür kimdir?

Ben Cemal Zöngür, Anadolu Üniversitesi Kamu Yönetimi mezunuyum. Sosyoloji, Tarih ve Siyaset üzerine araştırmalar yapmaktayım. Yayınlanmış bir kitabımın dışında çeşitli gazetelerde yüzden fazla makalelerimde yayınlanmıştır. Ve iki kitap dosyam yayına hazır durumdadır.

Etkilendiği Yazarlar:
Tam bağımsız Tarih ve Siyaset üzerine yazan her Yazar


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Cemal Zöngür, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.