..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yedi iklim dört köşeyi dolandım / Meğer dünya her tarafta bir imiş. -Dadaloğlu
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumbilim > Erdağ Duru




31 Mayıs 2019
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (13. Bölüm)  
Erdağ Duru
Türk Devrimi 1789 ve 1917 devrimlerinden esinlenmiş, ama aynı zamanda Sovyet Devriminin gelişmesini de kolaylaştırmış, emperyalizme direnen mazlum uluslara yepyeni bir örnek oluşturmuştur. Bu gerçeğe Lenin, Tito, Fidel Castro tarafından da dikkat çekilmiş, vice versa, emperyalizmin oyununa gelerek Türklere karşı kırım yaptıklarını, Ermenistan’ın ilk başbakanı Ovanes Kaçaznuni 1923de yayımladığı parti raporunda belirtmiştir.


:HF:
İNKAR YASASI VE FRANSA’NIN KONUMU
Bir çok Avrupa ülkesinde kabul edilen inkar yasası , Fransız parlamentosunda da 28 Şubat 2012’de 647 sayılı kararla oy çokluğuyla kabul edilmiştir. Ancak, Fransız Anayasa Kurulu söz konusu yasanın 1789 tarihli "İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi" ile 1958 tarihli Fransız Anayasasına aykırı olduğunu, ifade, bilimsel araştırma ve iletişim özgürlüğü ilkelerini ihlal ettiğini saptamış ve bu gerekçeyle İnkar Yasasını iptal etmiştir. İptal kararı 2 Mart 2012 tarihinde Resmi Gazetede yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.
Kuşkusuz bu her şeyin bittiği anlamına gelmiyor: İnkar yasasını savunan çevreler söz konusu yasayı İnsan ve Yurttaş Hakları Bildirgesi ile Fransa Anayasasına uyumlaştırmak üzere çalışma ve araştırmalara başlamışlardır !

Böyle bir mantıksızlığın ve postmodern autodafé zihniyetinin hortlamış olması özgür düşünceyi engellediği gibi bu iddianın "soykırım endüstrisi" tarafından üretilmiş düzmece bir ortak yapım oluğunu gösteriyor. Tüzel ve etik temeli olmayan bu sav böylelikle yasalarla güvence ve koruma kalkanları altına alınmak isteniyor! Öyle ki kimse cüret edip itiraz ve eleştiride bulunamasın! Eğer soykırım savı düzmece olmasa bu şekilde koruma altına alınmasına hiç gerek kalır mıydı?

O zaman dünyanın yuvarlak olduğunu kanıtlamış olan Galile'nin teorileri için neden koruyucu yasa çıkarılmıyor? Neden sürekli eleştirilen Darwin veya Freud’un kuramları için inkar yasaları çıkartılmıyor?

1917 Ekim devriminden sonra Lenin, Çarlık Rusyasının Ermenileri nasıl dolduruşa getirildiğinin belgelerini ortaya koymuştur. Osmanlı devleti, Doğu'da Ermeni, batıda Yunanlı, güneyde Kürt kartı ile çembere alınmış, Ermeniler "Büyük Ermenistan", Yunanlılar "Helen Krallığı", Kürtler de “Büyük Kürdistan” hülyalarıyla dolduruşa gelmişlerdir.

"Ermeni soykırımı" yaftasıyla varılmak istenen hedef, Kürtçülük sorununda olduğu gibi, Ermeni milletinin gerçek isteklerinden çok, küresel güçlerin siyasal ve ekonomik çıkarlarıdır. Güdülen amaç bir yolunu bulup Sèvres antlaşmasını yeniden yürürlüğe sokarak ertelemiş oldukları amaçlarını gerçekleştirmektir.
Bu bağlamda, Orhan Pamuk başta olmak üzere, birçok yazar, sanatçı, ve yapımcılardan oluşan bir 1915 yılında olan biteni araştırmaya tenezzül bile etmeden, soykırım sözcüğünün ne anlama geldiğini bile bilmeden, bu konuda ahkam kesmeye, demeç vermeye ve hatta filmler çevirmeye kalkışmakta, bazıları ise dut yemiş bülbül gibi suskun kalmayı tercih etmektedirler. İşin başka bir traji-komik boyutu da bir çok aydının bu postmodern “à la mode” soykırımı savunduklarından kendilerini "En Kahraman Rıdvan" pozisyonuna sokmalarıdır.

ULUSLARARASI ADALET DİVANI’NIN YAKLAŞIMI
3 Şubat 2015 te toplanan Uluslararası Adalet Divanı bir olayın veya eylemin soykırım kapsamına girmesi veya soykırım sayılabilmesi için “Soykırım Suçunu Önleme ve Cezalandırma Sözleşmesi” nde belirtildiği üzere edimsel eylemin (actus reus) yanı sıra, amaçsal ögenin (dolus specialis) de var olması gerektiğine dikkat çekmiştir.
Yani, ulusal, etnik, ırksal ya da dinsel bir grubun tümünü ya da bir bölümünü tamamen yok etmek amaçlanıyorsa, o zaman, eylem soykırım sayılıyor. Bu durumda 1990 yılında Hırvat – Sırp savaşı sırasında meydana gelen karşılıklı boğazlaşma ve kırımlar şiddetle kınanmış ancak, Uluslararası Adalet Divanı bu olayların soykırım kapsamına girmediğine karar vermiştir.

AVRUPA İNSAN HAKLARI MAHKEMESİNİN YAKLAŞIMI - 2005
Dr. Doğu Perinçek 2005 yılında İsviçre'de verdiği konferanslarda Osmanlı İmparatorluğu döneminde "Ermeni soykırımı" diye bir olay olmadığını savunmuş ve bu iddiaları "uluslararası emperyalist yalan" olarak nitelemişti. "İsviçre-Ermenistan" derneği tarafından hakkında dava açılan Perinçek, İsviçre mahkemelerince "ırkçı ayrımcılık" yaptığı gerekçesiyle tazminat ödemeye mahkum edilmişti.
Temyiz başvuruları geri çevrilen Perinçek, 2008 yılında Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'ne başvurmuş, ifade özgürlüğünün İsviçre tarafından ihlal edildiğini savunmuş, İsviçre mahkemelerinin bazı belgeleri incelemeyi reddettiğini ve kendisine ayrımcılık yapıldığını iddia etmişti..
Sonunda dava 28 Ocak 2015te tekrar ele alındı. Duruşmaya Perinçek, İsviçre hükümeti, müdahil olarak Türk ve Ermeni hükümetleri de katıldı. Duruşmada Türk tarafı hukuksal çerçevede savunma yaparken, Ermenistan tarafı 1915 olaylarının "soykırım" olduğunu iddia etti
Türk tarafını savunan Alman avukat Stefan Talmon Perinçek'in hiçbir zaman Ermenileri hedef almadığını, "soykırımın uluslararası bir yalan" olduğuna dair söylemin de Ermenileri aşağılamadığını belirtmiştir.

Ermenistan avukatları Kevork Kostanyan ile Geoffrey Robertson, Osmanlı İmparatorluğu’nun planlı ve sistematik biçimde Ermenileri "katlettiğini", hedefin "Ermeni sorununu ortadan kaldırmak" olduğunu belirtmiş, Talat Paşa’yı "Osmanlı Hitleri" Doğu Perinçek’i de "profesyonel soykırım inkârcısı" olarak nitelemiştir.
Duruşmada soykırımı savunanlar Ermeni göçünü Yahudi soykırımıyla karşılaştırmaya çalışmışlardır. Ancak, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi, Yahudi soykırımı ile Göç’ün aynı olmadığına, bunları eşleştirmenin yanlışlığına dikkat çekmiştir. Bu durum “Ermeni Soykırımı” iddiasını hukuken ve tarihsel olarak zayıflatmıştır. Fakat şunu hiçbir zaman unutmayalım: Avrupa ülkeleri, eski sömürgeciler ve emperyalistler yalan olduğu kanıtlansa bile bu iddialarından asla vazgeçmeyecek ve konuyu sürekli gündeme taşıyacaklardır.

Şunu tüm dünya iyi bilsin ki Türk devrimi 1789 ve 1917 devrimlerinden esinlenmiş, ama aynı zamanda Sovyet Devriminin gelişmesini de kolaylaştırmış, emperyalizme direnen mazlum uluslara yepyeni bir örnek oluşturmuştur. Bu gerçeğe Lenin, Tito, Fidel Castro tarafından da dikkat çekilmiş, vice versa, emperyalizmin oyununa gelerek Türklere karşı kırım yaptıklarını, Ermenistan’ın ilk başbakanı Ovanes Kaçaznuni 1923de yayımladığı parti raporunda belirtmiştir. (Taşnak Partisinin Yapacağı Bir Şey Yok-”, Ovanes Kaçaznuni, Kaynak Yayınları 2008).

EMPERYALİSTLERE VE GERÇEK SOYKIRIMCILARA ÖNERİM
1974 Kıbrıs çıkarmasından sonra soykırımı tanıyan kuruluş ve ülkelerin sayısında önemli bir artış olmuştur. Temelinde tamamen siyasal gerekçeler ve kendi tarihsel soykırım, katliam, savaş suçları ve yalnızlıklarına hiç utanmadan paydaş ve suç ortağı arayan ülkelerin dolduruşuyla diğer ülkelerin de domino kuramıyla etkilenmiş olmaları yüksek bir olasılıktır.

Diğer taraftan bu durum aslında Türkiye'nin ne kadar sahipsiz olduğunu, ne kadar beceriksiz ve teslimiyetçi dış politikalar izlediğinin en açık göstergesidir. Tabi bu arada bir çok kilise, kuruluş ve derneğin de siyasetle kirli ilişkiler içinde oldukları ortaya çıkmaktadır. 1996 yılında yayın hayatına başlayan Agos gazetesi Hrant Dink'in 2007de öldürülmesinden sonra tamamen Ermenistan’ın borazanı haline dönüşmüş ve 1915 olaylarından "soykırım" diye söz etmeye başlamıştır.

1975 yılından itibaren ABD’nin 50 eyaletinden 43 eyalet soykırımı kabul etmiş, ayrıca Amerikan Senatosu Dış İşler Komitesi 2010 yılında 1915 olaylarını soykırım olarak tanımıştır. Kızılderili soykırımı, Hiroşima, Nagazaki, Vietnam savaşı gibi daha nice korkunç soykırım, kırım ve savaş suçlarını görmezden gelen Amerikalı siyasetçilere “Küçük Çocuk” adını verdikleri atom bombasıyla Hiroşima’da katledilen insanları gösteren fotoğrafları, kimlerin çocukları olduklarını ve nasıl insanlar olduklarını unutmamaları için evlerinde baş köşeye asmalarını öneriyorum. (Sonraki bölüm: Türkiye – Ermenistan İlişkileri)




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih: Ermeni Sorunsalı
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (15. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (14. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (17. Bölüm - Son)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (12. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (11. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih – Ermeni Sorunsalı (10. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (9. Bölüm)
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (7. Bölüm
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (6. Bölüm)

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Her Milletin Ayrı Bir Devleti Olmalı mı?
Hiç Bilmediğimiz Bir Tarih - Ermeni Sorunsalı (8. Bölüm)
Bilderberg – "Eyes Wide Shut"
Osmanlı Saray Edebiyatı Divan Şiirinde Erotizm ve Cinsellik - 1
Osmanlı Saray Edebiyatı ve Divan Şiirinde Erotizm ve Cinsellik - 2

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Fransa’nın Büyük Hayal Kırıklığı: Macron [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (1. Bölüm) [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (2. Bölüm) [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (4. Bölüm) [Eleştiri]
Ermeni Apostolik Kilisesi Karanlık Geçmişiyle Yüzleşmelidir (3. Bölüm) [Eleştiri]
İsrail Nereye? (1. Bölüm) [Eleştiri]
İsrail Nereye? (2. Bölüm) [Eleştiri]


Erdağ Duru kimdir?

Galatasaray Lisesi, İ. Ü. Edebiyat Fakültesi

Etkilendiği Yazarlar:
Kant, Russell, Montaigne, Voltaire


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Erdağ Duru, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.