..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yalnızca hava, ışık ve arkadaşın varsa hiç üzülme. -Goethe
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Sevgi ve Arkadaşlık > ÖzgeCan




16 Şubat 2005
Cevabı Yok Sorular  
M.A.'ya...

ÖzgeCan


“Adınız girmişti hayatıma kendinizden önce…”


:IEJH:

Lodos gün boyunca saçlarımla dalga geçip uyuyan sinüzitimin kuyruğuna basmıştı ama elektrik tellerine de kast edebileceğine pek ihtimal vermemiştim açıkçası. Mum ışığında yazıyorum size bu satırları Sinyor Federico; isminize kafiye, cappucino içiyorum ve sobanın ilkel tınısıyla, titrek, dans ediyor kalemimin uzun bacaklı gölgesi… Jacques Brel dinliyor olacaktım lodosun bu tatsız şakası olmasa. Şimdi rüzgârın tokatladığı ağaçların sözsüz isyanı uğulduyor kulaklarımda.

     Adınız girmişti hayatıma kendinizden önce. Belleğimde bir hayli fluydunuz anlayacağınız. Ne zamanki isminizle siz beraberdiniz Café Classic’e tesadüf eden karşılaşmamızda.. netleşiverdi resminiz. Yaza ve kendimi yine yollara vurmama az vardı. Geceydi ama biz kararmamıştık daha. ‘Beyefendi’ kostümü yakışmıştı çapkınlığınıza ve ‘can’ ithafı önisminizin sonuna… Gözleriniz muzip bir hüzün bakıyordu; gülüşünüz çocuksu biraz, en çok derin. Sanki gizleniyordu bir yanınız… Konuşacak fazla bir şeyimiz yoktu, zamanımız da, ama ikimiz de bakmayı biliyorduk sanırım. Anlaştık. Maskesizdik. Vedalaştık… Şimdi adınız ya da varlığınız ne şekilde belirirse yaşantımın ufkunda, o sahne, kısa metraj, canlanıyor göz kapaklarımın ardında. Ceres’e benzetmiştiniz beni, Roma’nın Demeter’i… Antik bir yanım olduğunu nasıl (da) anlamıştınız… Kaç yılı ıskaladık bilmiyorum; sesiniz, kelimeleriniz, haberiniz hep geldi bana ama biz sizinle bir daha hiç karşılaşmadık. Şimdi bir buluşma gibi (mi) yazılarımız…

     Hakkınızda ne az şey biliyorum Fernandes ama ne çok şey hissediyorum… Hüznünüzün iyotlu kokusuna yabancı değil sezilerim, ellerinizin mavisine ve karabasanlarca heba olan gecelerinize… Aysız gecelerde pusuya düşürür pişmanlıklar ve umutlar hep yalnız ve apansız çöker hesapsızlığınızdan. Matemler hep tek başına tutulur, en az değeri bilinen yalnızken en çok ve bir tek özlenendir; ya en keyifli kadehlerinizi kimlerle kaldırıyordu elleriniz, kimlere? Neydi niyetiniz, kime kısmet ettiniz?! Düşündünüz mü hiç; neden mavi derin(lik)ler yalnızlar ve yalnızlıkları emziriyor göğsünde ve sahip çıkıl(a)mayan düşlere ne olur?... Biliyor musunuz Fernandes; ağlamak, gözyaşını yüreğinden damıtanlara yakışır yalnızca. Bir gün ağlamak ya da ağlatmak isterseniz diye söylüyorum, yanaklardan akıtanlara inan(dır)mayınız… Anlamış gibi yapmayın… Cevapları da boşverin… Sorun kendinize, sorun… anlarsınız!

     “Bir adam, vitrininden ne dükkânı olduğunu anlayamadığı bir dükkâna girer ve tezgâhtaki yaşlı adama ne satıldığını sorar. ‘Biz düş satarız’, der adam. Müşteri ilgilenir. Satıcı adama üç düş gösterir. Müşteri, en sonuncusunu ve en güzelini beğenir. O düşte kendini görmektedir: Gerçek yaşamda, ilişkilerini doğru dürüst yaşayamayan biridir. Ama gördüğü düşte, başta kendi kişiliği olmak üzere, her yaşadığının ahlâkını savunmakta kararlı biri olup çıkmıştır… Beğendiği düşün fiyatını sorar. Satıcı, ‘yaşamınızın birkaç yılı’, diye yanıtlat. ‘Anlamadım’, der müşteri, ‘parayla değil mi?’. ‘Hayır, biz düşlerimizi, müşterilerimizin hayatlarının bir bölümü karşılığında satarız’. ‘Peki şu birkaç yıl.. biraz fazla değil mi?’. ‘Hayır. Bizde öyle düşler vardır ki, karşılığında bütün bir hayatı isteriz!’… Müşteri, düşü almadan dükkândan çıkar ve eski yaşamına döner. Düşlerine lâyık olmayı göze alamamıştır.”

     Gerçeğin ta kendisine tam onikiden dokunduran, Ingebor Bergmann’ın bir radyo oyunu bu; sorduruyor, gıcığına, kendimize o yanıtı yok soruyu. Biz nerede hata yapıyoruz peki kuzen(i)… Shatzi ömrünü vermedi mi, hayatına yüksek dozda enjekte ettiği düşer uğruna? Ne kadar ütopik olabilir ki bizim gündelik düşlerimiz? Daha kaç yılımızı feda etmeliyiz, aşka kalan zamanımızdan, kimseyi ortak edemediğimiz düşlerimize…

     Yazılarımı sever gibi tuhaf bir keyif ve gizli bir hayretle sev beni… Kalemine sarıl, sıkı sarıl; yazamazsan… akıtamazsan içindeki zehri…düşlemezsen… umudu bırakırsan elden… Kurtulamazsın ölümsüz cesedinden..

     Sevgi ve saygılarımla Fernandes, ‘neden 55?’ merakıma, sizin nasıl bir hikâyeniz var?




.Eleştiriler & Yorumlar

:: tebrikler
Gönderen: cemalettin güvercinoğlu / İstanbul/Türkiye
13 Kasım 2007
evet güzel cümleler için tebrikler.merak uyandırıcı olmaması tek eksiği bence.saygılarımla.

:: Mrb
Gönderen: Öznur Çetin / İzmir/Türkiye
10 Mart 2007
Çok güzel yazı, saygılarımla...

:: ...
Gönderen: nurçe / Ankara/Türkiye
27 Kasım 2006
çok güzel bir yazı...

:: hayal
Gönderen: barış akçay / Bursa/Türkiye
19 Mart 2006
oykuyu okudum cok hos demek bosuna hayal kurmuyorum...! ama o hayalıde satın almak ıcınde iki yılımı verırdım çünkü benden sonrakilerde benim hayalimide satın alacaktı ve hayallerim bir başkası tarafından bilinecektı........insanların,böyle öykülere hiçtiyaçları olduklarına inanıyorum...

:: DÜŞLERİ SATINALMAK
Gönderen: Mehmet OZSARAC / Gaziantep/Türkiye
18 Şubat 2006
Süper bir öykü..Keşke düşlerimizi satın alabilseydik bizde.Ne kadar ilginç olurdu değilmi. Selamlar Mehmet

:: düşlerin yenilgisi
Gönderen: Naide YILDIRIM / Sivas/Türkiye
14 Aralık 2005
"Düşlerine lâyık olmayı göze alamamıştır.” diye yazmışsınızya belki de bütün hikayem orada başlar...Ellerinize sağlık demeliyim...

:: :)
Gönderen: Işıltan Duran / Ankara/Türkiye
23 Mayıs 2005
Duygularımı anlatmaya çalışıyorum,olmuyor... Yazdığım herşeyi'sanırım anlatmak istediğim bu değil'diyerek tekrar tekrar siliyorum...Ama olmuyor işte.Yazıda kendimi bulmuşta olsam,kelimeleri bir araya getirip kendime dahi söyleyemediklerimlede yüzleşsem ekleyebilecek tek bir kelime dahi bulamayırom...Duygularıma tercüman olduğun için bir kez daha teşekkürler...

:: seni okumak zarar bana...;)
Gönderen: buz_lale / İstanbul/Türkiye
8 Mayıs 2005
okuyunca koşasım geliyor, nereye olduğunu bilmeden.. ve bağırasım geliyor ağız dolusu, hiç yapmadığım için mi, yada ellerimi iki yana açıp, beşiktaş iskelesinden denize atasım geliyor kendimi ve alabildiğine yüzmek, yalnız dikkat ölmek gelmedi içimden bu kez.... sen içimdeki delinin bam teline dokunuyorsun.. bir gün deli olmaya karar verirsem, yanımda yazıların olsun isterim, ve insanlar bana garip garip bakarken onları okumak ve bağırmak ve koşmak... seni okumak zarar bana... bana beni hatırlatıyor... yine de okuyorum... okuyacağım...

:: :)
Gönderen: C(amille) Tuğba Gürkök / paristanbul/Jamaika
1 Mart 2005
zayıf, esmer, kemikli ince yüzlü, yaprak sigaralar içen bir adam herhalde bu fernandes. bi de fötr şapkası var gibi eski ama gururlu. bu kadar net, canlı bir tablo çizdiğine göre iyi bir yazı...

:: :)
Gönderen: N.Nedja İvanic / Antalya/Yugoslavya
19 Şubat 2005
:)




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Üvey Sevgili
Ölü - M - Cül
Beş Yaş Öznesi
İki Kere İki Kaç (K) Eder?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Via Crusis [Şiir]
Trajikomedramik Otologlar [Deneme]
Son Yazı (N) [Deneme]
Advaita Vedanta* [Deneme]
Bütün Suç Mevsimlerde * [Deneme]
Sn 2 (Bin) +v [Deneme]
Agrutra Mirva* [Deneme]
Hepimizden İyi Biliyor [Deneme]
Cam"dan Çocuğa Can"dan Satırlar… [Deneme]


ÖzgeCan kimdir?

Sürgünü akvaryum olan bir okyanus balığı. . .

Etkilendiği Yazarlar:
. . .


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © ÖzgeCan, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.