..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Işık verirseniz, karanlık kendiliğinden yitecektir. -Erasmus
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yaşam > Serpil Başol




27 Şubat 2005
Mutlu Bir Gün :)  
Serpil Başol
Bugün mutlu olmalıydım, gün mutlu olma günüydü. Hüzne yer yoktu planımda:)) Derin derin nefesler alıp, temiz havayı depoladım ciğerlerime. Buydu işte yaşamak. Buydu işte aşk!


:AGBE:
Güzel bir hava vardı dışarıda. İnsanın kanını, yüreğini ısıtan müthiş güzel bir hava. Tüm işlerimi bırakıp kendimi dışarıya atmaya karar verdim. 10 dakika da hazırlanmıştım,kendimi sokakta bulmuştum bile. Hızlı adımlarla direk deniz kenarına gittim. İçim pır pır ediyordu.

Yazın cıvıl cıvıl olan Kafe tatile girmişti. Tüm masaları toplanmış, yalnızlığa bırakılmıştı! Yalnızlığa bırakılmıştı bırakılmasına ama gayet kalabalıktı:)) Ağaç kenarlarına yapılmış olan tuğlaların üzerlerine oturanlar vardı. Kafenin bir köşesindeki parkta çocuklar çığlık çığlığa oyunlar oynuyorlardı. Genç- yaşlı bir sürü çift denize nazır oturmuşlardı deniz kenarındaki banklara. Anneleri tarafından evden kovulduklarını tahmin ettiğim çocuklar babalarının ellerinden tutup adeta onları sürükleyerek oyun bahçesine geliyorlardı.

Öyle güzel bir tablo vardı ki karşımda. Oyun bahçesinde neşeli çocuklar, tam karşısında pırıl pırıl parlayan deniz, mas mavi gökyüzü, güler yüzlü insanlar ve arada sırada karşılaştığım , biraz tuhaf bulduğum ama tanışmayı çok istediğim , gitar çalan adam...

Her şey o kadar muhteşem gözüküyordu ki gözüme. Uzun süre dikildim ayakta. Ne yapacağımı, nereye bakacağımı, kimi dinleyeceğimi bilemeden dikildim aynı noktada. Orta bir nokta bulmaya karar verdim. Gitar çalan adamın bir metre yakınına, oyun bahçesini görebileceğim , denizin yüzüme rahatça yansıyabileceği bir yere oturdum. Biraz dinledim gitar ezgilerini. Öyle kısık bir sesle bir şeyler mırıldanıyordu ki bu yalnız gözüken ama yalnızlığından gayet memnun adam. Anlayamıyordum ne söylediğini. Büyük ihtimal kendi bestesi olan ezgileri çaldı durdu orada oturduğum müddetçe. Bende ruhumun ne kadar da rahatladığını düşünerek, elime en son geçen şiir kitabımı çantamdan çıkarttım. K. Karaman imzalı kitabımı büyük bir zevkle okumaya başladım. Nasıl da güzel yazmış! Lise son sınıfta okuyan yeğenimin sevdiği şiiri buldum önce. İlan-ı Aşk... Sevdiği kadar var diyerek devam ettim okumaya.

Biraz etrafa bakıp, biraz düşünerek , biraz okuyarak, biraz dinleyerek etrafımdaki güzellikleri, biraz gülümseyerek güzel dakikalar geçirdim. Telefonuma sarılıp bu güzellikleri paylaşmak istedim. Canımcım ı aradım, ona daha önceden bahsettiğim bu gitar sesini dinletmek isterdim. Telefonu kapalıydı. Sonra İzmit’teki arkadaşımın da yanımda olmasını arzuladım birden. Onu aramayı düşündüm ama yanımda olamayacağını bilmek beni üzer diye vazgeçtim aramaktan. Bugün mutlu olmalıydım, gün mutlu olma günüydü. Hüzne yer yoktu planımda:)) Derin derin nefesler alıp, temiz havayı depoladım ciğerlerime. Buydu işte yaşamak. Buydu işte aşk! Buydu işte mutluluk... Zaman ne kadar da çabuk geçmişti anlayamadan…

Önce gitar sesi sustu. Ardından köşedeki gazete okuyan şahıs gazetesini katladı. Çoğunluğu babalarıyla gelen çocuklar teker teker boşaltmaya başladı oyun bahçesini. Arkadaşlarıyla gülüşen gençler birden kayboldular ortadan. Orta yaşlı çiftler konuşarak uzaklaşmaya başladılar kıyıdan. Kıyı da balık tutmaya çalışan adam oltasını topladı. Macun satan adam arabasıyla ilerlemeye başladı. Gitar çalan adam gitarını sırtına yaslayıp yürümeye başladı. Bir ben kalmıştım sanki oralarda... Bende gideyim deyip , kitabımı çantama yerleştirip, üzerine oturduğum montumu silkeleyip, denizin pırıltısını içimde hissederek, derin bir nefes çekip, neredeyse neşe’eden zıplayarak ayrıldım en sevdiğim ortamdan.

Benim için nadide günlerden biri yaşanmıştı. Bu bana bir hediyeydi. Bende kabul etmiştim seve seve. Yazdan arta kalan bir günü yaşamıştım. İzmit’teki , çok sevdiğim arkadaşım için mutlu bir gün yazmak istedim:)) Umarım istediği gibi mutlu bir yazı okur. Ve benim mutluluğum ona da bulaşır bir parça...


.Eleştiriler & Yorumlar

:: Mutluluk oyunu...
Gönderen: Ersin GENÇ / Kapadokya/Türkiye
24 Mart 2005
Küçük şeyler değilmidir, bizleri mutlu eden. Bilmeliyiz ki küçük mutluluklar, büyük mutlulukların habercisidir. Her ne olursa olsun, hangi ortamda olursak olalım mutluluk oyununu sürdürüsek hem kendimizi mutlu ederiz, hemde etrafımıza güven veren bir ışık saçarız. Buda kendimize güvenimizi sağlar. Kısacası Polyannacılık güzel şey be...




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yaşam kümesinde bulunan diğer yazıları...
Ortaköy de Bulutlu Bir Geceden...
Aradım Seni Canımcım...
Özlemek Ne Ki?
Bugün Çaresizlik Dört Yanımda...
Gecenin İçinde Yalnızlığımla...
Denizim, Yağmurum, Rüzgarım... Sizleri Seviyorum...
Sevgim Denizimli Bir Gün :)
Eylül
Yaşamam mı, Ölmemem mi Daha Tuhaf?
Akşamın Alacasında Sahil... Burasıydı İşte!

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Işığın Olmak İsterdim...
Masal Bu Ya!
Aşk Yalnız Yaşanır...
Zaman
Seni Sevmemin Bedeli, Seni Özlemek Olmamalı...
Özlem Dolu Bu Gece!
İstenen Sonsuz Aşk...
Acıyordu... ve de Kanıyordu...
Mor Dağların Ardında ki Beyaz Bulutlar...
Bir Küçük Nilüfer

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sen... Sevilensin Ya... [Şiir]
Bu Şiiri Sana Yazdım... [Şiir]
Son Bir Gözyaşım Kaldı! [Şiir]
Sesin Martı Çığlıklarında [Şiir]
Adın... Dilimin Ucunda [Şiir]
Sevgimdin [Şiir]
Sen Ağlama Sevgili [Şiir]
Sensiz Yarımım, Biliyorum... [Şiir]
Gece... [Şiir]
İmkânsız Şiir [Şiir]


Serpil Başol kimdir?

Yüreğimdeki sonsuz sevgilerimi , özlemlerimi, mutluluklarımı, hayallerimi, hayalkırıklıklarımı, kısaca yaşamımı kelimelerimle dillendirirken yanımda birilerinin olmasını istedim. . . İstedim ki bu birileri, okuduklarında kendilerini bulsun. . . Ve yaşamı bir şekilde paylaşalım. . . İstediğim , dostluk ve hoşgörü ile dolu bir paylaşım. . . Başka ne isteyebilirim ki?

Etkilendiği Yazarlar:
Genelde çeşitli yazarları okumayı severim... Klasiklerden Dostoyovski en sevdiğim yazardır... Günümüz yazarlarından ise A. Hamdi Tanpınar, Ahmet Arif, Nazım Hikmet, Özdemir Asaf ve aklıma şuan isimleri gelmeyen daha pek çok şair ve yazarı okumayı severim.


yazardan son gelenler

yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Serpil Başol, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.