..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Güzel birşeyin fazlası harika olabilir -Mae West
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Eleştiri > Toplum ve Birey > ESRA BAYKAL ÇETİNKAYA




11 Aralık 2007
İlk Gece Birlikte Olmayacak Hatun Aranıyor  
ESRA BAYKAL ÇETİNKAYA
Bu sözleri ilk duyduğumda hem şaşırdım hem de sinirlendim sanırım. Bir akşam çok sevdiğim bir dostumla yemek yerken duydum bu sözleri.


:CHEG:
Bu sözleri ilk duyduğumda hem şaşırdım hem de sinirlendim sanırım.

Bir akşam çok sevdiğim bir dostumla yemek yerken duydum bu sözleri. Gençlikten, bizim zamanımızın farkından konuşurken, aslında çokta uzun zaman olmadığını düşünüyorduk bu değişim için. 28 yaşındayız ikimizde ama “ bizim zamanımızda…” sözlerini söylemeye başladığımızı fark ettik. Teknoloji, hızla değişen yaşam tarzımız, çocuk istememe, aşktan ümidi kesme derken Soner bir anda bunları söyledi:

-“ Bak, 82'lilerden aşağı inildikçe her şey saçmalayama başladı. Bizim zamanımızda flört vardı, peşinde sürünmek, köpek olmak vardı. Bir heyecanı vardı bu işlerin. Sevgilinle yaşardın her şeyi, sonrasını planlardın, emek verirdin. Şimdi bakıyorum, ilk geceden hoopp yatakta millet. Bu kadar geniş mezheplilik olur mu? Bundan sonrasında ne yaşayacaklar? Evliliğe ne bırakacaklar, hadi onu geçtim, bu daldan dala atlamaların altında kocaman bir boşluk var, onun bile farkında değiller. İlk gece benle olmayacak hatun bulayım, anında evlenme teklif edeceğim.”

Çok haklıydı, bunca zamandır gençlerle bir arada çalışıyorum. Biz zamanında emek verirdik, sabrederdik, şimdi her şey hazır geliyor önlerine. Tüm suçu teknolojiye atamam elbette ama biraz da olsa payı var. Telefon, bilgisayar, facebook, msn derken dokunmadan, gözüne bakmadan aşklar yaşanır, dost gezmesi yapılır oldu. Kim kızabilir ki şimdi onlara teknolojiye doğdular ve bu sanallık onların gerçeği oldu diye?

Ödevler bile copy-paste yapılıyor. Araştırma ruhunu ciddi anlamda kaybettik, çalışırken geç saatlere kadar mesai yapmak yeni gençlere çok tuhaf gelmeye başladı. Onlar daha sabahtan akşamki programlarını yapıyorlar, ekstra kendilerine katkı sağlayacak bir tek kitap açtıklarını görmedim. En aklı başında dediğimiz stajyerler bile işlerini yalap şap yapıp kaçma derdindeler. Hemen maaş konuşmak, hemen sorumluluk almak istiyorlar. Hız, yaşamımıza da hızla girdi ve biz “eskiler” buna ayak uyduramadığımız gibi onları da anlayamıyoruz.

Çocuk sahibi olmayı uzun zamandır istemiyorum, bu olayları duydukça iyice soğudum. Nasıl yetiştirilir ki bir çocuk bu kadar farkın olduğu bir ortamda. Ben yemem ki “Ayşelere gidiyorum akşam” lafını, yemesen ne olacak hoş, el mahkum yollayacaksın, peki üç gün sonra el bebek gül bebek büyüttüğün kızın kafasına esti diye bir adamla yatağa girip, pişman eve döndüğünde ne yapacaksın?

Sanal aşklara ne demeli, göz göze bakmadan verilen sözler, buluşunca yıkılan hayaller. Bugün gazetede okudum robotlarla aşk yaşama ihtimalimiz artıyormuş, insan benzeri robotlar yapmışlar, oluruz oluruz onlarla da birlikte, ne farkı var ki msnde aşık olmaktan?

Geçiş dönemi yoktur bu ülkenin, hiç olmadı, yokluktan bolluğa zırt diye geçtik, ev telefonundan blackburrylere hızla geçtik, aradaki süreci, sindirmeyi kimse yaşatmadı bize, dayadıkça dayadılar sanal gerçeklerini bize.

Amerika’daki “heceleme” yarışmalarına gülerdim, bakıyorum bizde de başladı şimdi “Güzel Türkçe konuşma yarışmaları”, ezberden mongolluğa geçişimiz de hızlı oldu. İnsan kendi dilini, tarihini, dinini nasıl sorgulamadan öğrenirmiş, sonrasında nasıl kafası karışırmış görüyorum şimdi.

Bilgi Üniversitesi sırf bu yüzden eğitim sistemini değiştirmiş. Gençlerin konsantrasyon ve motivasyon eksikleri nedeniyle internet üzerinden blog sistemleri ile ödevler vermeye, oyunlarla oryantasyon yapmaya başlamış. Tamam, en azından 3 yaşındaki çocuklara oyun oynatırken bir şey öğretme sistemini kocaman çocuklar üzerinden yapıyorlar ve en azından çalışmalarını sağlıyorlar ama yine ayaklarına giden, tepside sunulan, emeksiz eğitim değil mi bu?

Kimse bu ülkenin gençlerinden ayaklanmalarını, yaşananlara baş kaldırmalarını beklemesin derim. Çünkü vatana, toprağa saygı duymak için dökülen kanın, emeğin öğrenilmesi ve sahiplenilmesi gerekiyor. Bunun için de sanatından, müziğine, örfünden, ananesine kadar öğrenilmesi lazım.
Küçük olaylarla başlıyor değişim, bayramda tatil yapmak, işten erken kaçmak, el öpmeden mesaj atmak, evime girmediği ve yansımadığı sürece yoksulluktan bana ne demek, asgari ücretle geçinen evde converse ayakkabı istemek.

Atam üzgünüm, emanet verdiklerin markalara değişilir oldu. Bu saatten sonra da geri dönüş yok gibi. Özür dileriz, biz fark edene kadar birileri bize bizi unutturdu. Ve Atam sanırım bıraktığın miras birkaç çift çaputa çok yakında satılacak. Ve benim elimden bunları burada haykırmaktan başka bir şey gelmiyor.

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Hayvanlar gibi dürtüyle hareket eder olduk...
Gönderen: Göksunur Kolsuz / , Türkiye
2 Ekim 2009
Belki kızabilir insanlar bana ama bu bir gerçek.İnsan mantığı,duyguları,ahlakı -50 ye düşmüş ülkede karıştırmadığı halt kalmayan insanlar hala namusu savunur,etrafındaki şakşakçılarda onları alkışlayan yalakalarla dolu bir ülkede yaşıyoruz. 17 yaşında bakire olan kız sayısı çok az.Ve malesef ki bu yaş 14 e kadar indi. Evet namuz sadece ondan ibaret değildir ama evliliğe yaşanacak birşey bırakılmıyo ki böyle oldukça. İnsan neden evlenir?rahat cinsellik yaşamak için,çocuk sahibi olmak için.Hiç ''sevdiğim için evlendim'' diyen birini gördünüz mü? Seversen flört edersin,bakarsın o kişiyi sevebileceğinin en yüksek seviyesinde seviyor,her şeyi onunla yaşamak ve onunla yaşlanmak istiyorsun evlenirsin.Şimdi flört aşamasıda kalktı:S önceden ''Aman kına gecesine gerek yok sözle nişanı bir arada çıkartıp evlenelim'' diyenlere şaşkınlıkla bakardım,''aceleleri ne?'' derdim.Şimdi o kadar hızlandı ki şaşırıyorum.1.Gün Ali'yle çıkan genç kız,2.Gün Veli'yle çıkıyor (ki bende yapıyorum bunu.Doğru olduğunu kesinlikle savunmuyorum.1er gün değilde 1 ay 3 ay aralığında değişiyor:D Yine çok kabul ediyorum neyse) 3.Gün geliyor ''Göksu ben galiba Mehmet'ten hamileyim'' diyor:S ''Ali,Veli tamamda Mehmet nerden çıktı?'' dediğimde ''Aman Ali'yle aynı anda vardı hayatımda'' diye cevap alıyorum. Bu olay gerçek.Kız liselerinde hamile haberi çok olur ama beni en çok etkileyen bu olmuştu.Çünkü kız gerçekten hamileymiş,ailesi öğrenmiş ve kız 15-20 gün önce evde kendini asmış.Öldü Yeşim'cik... Diyeceğim o ki artık flörtü geçtim,beğendiğinle çıkıp gezmek süreci bile kalktı ortadan.Kızla erkek beğenir birbirlerini (-ya da beğenmez dürtüsel hareket ederler) sonrasında 3.kelimeden sonra hoop yatak. Yazık bize ya..Cidden yazık.

:: Benim zamanım, senin zamanın, onun zamanı...
Gönderen: Mehmet Ali Özler / Türkiye/Türkiye
18 Mart 2008
Karamsar düşünmek karamsarlık getirir. Hep bizim zamanımızda diye tezler çıkarmaya çalışmak günümüze ayak uyduramadığımızı gösterir. Bizim zamanımızda misafirlere ayrı bir saygı vardı. Bizim zamanımızda aşklar ve sevgiler yanma tutuşmalarla geçerdi. Bizim zamanımızda insanlar daha sıcak ve sevecendi. Bizim zamanımızda telefon edebilmek için yirmi kilometre ilerde ki kasabaya yürünür, telefonun bağlanması için 10 saat seve seve beklenirdi. Bizim zamanımızda dünya nüfusu sadece 3 milyardı ve uçaklara fazla ihtiyaç duyulmazdı. Bizim zamanımızda deterjan ve sabun diye bir şey yoktu. Bizim zamanımızda güzel güzel kaşındıran bitler de vardı. Bizim zamanımızda basit hastalıklardan ölenler çoktu ve kalanlar bizim olurdu. Bilakis yaşlı tutumcular kendi zamanlarından övgüyle bahseder, gelecekte de zamanın hep alışmış oldukları gibi kalmasını isterler. Bazıları bu uğurda öldürmeye kadar dahi giderler (düşünce radikalleri). Kendinden sonra gelen neslin yaşam tarzını ve düşüncelerini kabul etmek istemezler. Çünkü onlar küçükken, onlardan önceki büyükler de onların yeni yeni keşfettikleri veya yaratmaya çalıştıkları yaşam tarzlarını kabul etmezlerdi. Yani, ben zamanımda kendi büyüklerimden çektim ve istediğim şekilde değişemedim, şimdikilerine çektirme sırası artık bana geldi. YAŞASIN HİÇ DEĞİŞMEMEK. YAŞASIN SİYAH BEYAZ, KAHROLSUN GİRİ TONLARIN HEPSİ. Var olan bir savaşa karşı gidilecekse arabalarımızın önüne ölüler bağlayarak gitmekten vazgeçmeliyiz. Zamanımızın yeni nesilleri bu kadar negatif eleştiriyi hak etmiyorlar. Zamanımızın yeni nesilleri eskileri ceplerine on defa koyar ve çarşıda bozuk para niyetine harcayabilirler. Sanal yaşıyorlarmış, telefonları ile yaşıyorlarmış, internet ile yaşıyorlarmış; hepsi hak edilmeyen eleştiridir bunlar. Yeni nesiller eskilerden daha uzun yaşıyor. Yeni nesiller sadece öğretmeni anlattı diye komşu ülkelerine öcüler gibi bakmıyor. Yeni nesiller sadece kendi haberlerini değil, diğer haberleri de okumasını biliyor. Yeni nesiller aklı ermediğini hemen kabul edip benimsemiyor. Yeni nesiller yeri geldiğinde büyüklerine kafa tutmasını biliyor. Yeni nesiller artık başlarında kestiğim kestik kralları kabul etmiyor ve bunları o kürsülerden indirmesini biliyor. Yeni nesiller insanın – hatasıyla doğrusuyla - insan olduğunu biliyor. Yeni nesiller doğayı ve dünyayı daha iyi tanıyor ve anlıyor. Yeni nesiller yeni icatlar yaratıyor, dünyanın öbür ucuyla anında haberleşmesini biliyor. Yeni nesillerin yaptıkları yeni nesiller tarafından benimseniyor. Yeni nesillerin davranışları sadece eskilere bir dürtü oluyor. Yeni nesiller bir fidan gibi taze ve esnektir. Eskiler sadece kurudur ve esnemeye çalıştıklarında kırılırlar, ölürler. Yeniler gelecektir, anlayamayanlar geçmiş de kalır. Saygılar.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplum ve birey kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sanatçılar ve Ölümlüler

Yazarın eleştiri ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kurtlar Vadisi
Sevmedende Olur Diyorlar!
Benim Kocam Ab"ye Karşı
Reklamcılar ve Topluma Ettikleri
Türban Gerçekten Bir Sorun Mu?
Daha Ne Kadar Şehit Vermemiz Gerekiyor?
İdealleri Olmayan Bir Ülkede, Hayatta Kalma Savaşı Nasıl Ver
Yalvarırım Gelinim Ol
Sarmısak
Adam , Ayna ve Yalnızlık

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Gelme Bu Gece [Şiir]
Nehir, Deniz, Sen vs. [Şiir]
Aşkı Küstürdük! [Şiir]
Bir Islık [Şiir]
Aşktan Korkan Adam [Roman]
Size Aşık Olabilir Miyim? [Deneme]
Nefesimi keseceksin biliyorum! [Deneme]
Bugün Seni Her Zamankinden Çok Özledim [Deneme]
Korkak Erkeklerden Sıkıldım [Deneme]
Aşk, askerlik, erkekler... [Deneme]


ESRA BAYKAL ÇETİNKAYA kimdir?

Arıza hallerin dışa vurumu

Etkilendiği Yazarlar:
Ahmet Altan,Murathan Mungan, Sait Faik, Alain De Paton


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © ESRA BAYKAL ÇETİNKAYA, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.