Ne tufanlar kadar sert, ne de meltemler kadar esmeme kaygısı taşımadan. Bir arkadaşın oğlu film yazacakmış, senaryo. Nasıl olmalı, her konuşana tireler mi konmalı. Hikâyeden nasıl dönüştürülüyor, filme…
Saygılar.
Ruhani bir edebiyat savunucusu olmama rağmen, okumayı es geçmenizin sebebi hakikatinde donuk kaldım. Karşıyım okumaya, etkilenmemek için. Benim düşlerimi düşmüşler satırlarına. Benim Kelaynak. Tekerleği ben bulmalı, Edison çifte dönerken bitmeliydim, ampul. Ağzı açık ayran delisi olarak kalmalıydı, Hamlet. Diğer elimde tandırda kelle, yemeliydim beynini, dili sevmem kedilere veririm.
T.D.K. münhasır.
Hasır demişken; cami hırsızları, cam silicileri, Kuran satıcıları… Yaşın, yaşıma eş… Bilirsin Avanak Avni ve Ayı Dilaver’i… Utanmaz Adam hiç utanmadı ki. Deli Ziya, pire peşinde. Ekmek Teknesi… Erkeklerin daha ziyade âşık olduğuna inanırdım, pas vermedi kızlar ilkokuldan yana. Hiç görmedim açıldığını, o örgülerin. Sustalı maymun vurgunuydu. Saç çekmek olası bir sevgi işaretiydi. Oturmak sırasına… “Kalkar mısın”? Üç uyarı ve bir disiplin cezası aldım telle yaptığım dönen lastikli sesten ötürü içinde zarfın. “Teli Y’ harfi kıvamında bükün, sapan gibi. Bir düğmeyi iki deliğinden geçirdiğiniz lastikle, kıvırın. Kopmayacak kadar gergin. İki parmağınızla tutun, dönmesin. Bir zarfın içine yerleştirin. Kızılay zarfı da olur, THY zarfı da, körlere yardımda. Mesele zarf olsun. Usulca, elalem teneffüste veya beden eğitimindeyken defterinin arasına koy, zarfı. Pırrrrrrrrrrrrrrrrrr. Hayat pırken daha güzel. O gülmenin tonu kaç pirzolaysa. Öperim.
Nihavent…
Yazma Süreci
13 görüntülenme · 70 ileti
Dişlerimi yeni fırçaladım. Kenanı ısırmayacağım. Onun kedisi varsa "Cafer" çok sokak köpekleri var baş harfi; "Çomar". Kinayeyi, kinaye kadar severim. Lütfü kambur. Senin merhametin, benim parmaklarımı kamaştırıyor, ayın şakkında kadeh sesleri. Ruhi Efendi... Suçiçeği veya kızamık... Kalsa bana Pinokyo olmanı veya yerine kabakulak olmanı, yeğlerdim. Ben gemileri leğende yaktım. Ustan varsa, gel. Yirmi dokuz harften öteye geçemem. X, W, Q... Bak döver seni dalgalar.
Çek beni, oynama. Bir dönme dolaba binersin, indirene, aşk. Bekçiler de gider lunaparktan, zincir delisi olursun sabah seni kucaklamaz.
"yine bu bana, niye kızdı." Saksıları mart veya sarı odalarda değiştirmek vardı ya, anasını satayım tuzlusu daha iç götüren akan suların.
Hazret; dünyaya çelme takışların daha güzeldi, libasını satmadan... Yeni türevi oldu setin ikinci yarısında, renk değiştiren pembe burunlu saray soytarıları. Sana denizci yemini, bu seferde de gemiler ertelenecekse diğer sefere, korsanım. Yok, be baba... Körfeze kızdım. Haliç mis kokulu. Yaradana şükür ne gafletse yine de ayığım. Kozmik!
Herkese selamlar ve saygılar.
Syn. Altan Çimen'e bir cevap vermek istiyorum.
Ben henüz bir kitap çıkarmadım.Bu konu çok ayrı ve çok uzun bir konu her neyse bunun üzerinde durmak istemiyorum.
Gelelim sizin sorununuza kitap okuyanları ben ikiye ayırıyorum.Birincisi bu alışkınlığı kazanmış entellektüel ve kitap dostu insanlar ikincisi yazma edimini sürdürebilmek için kitap okuyanlar.
Benim tavsiyemde -eğer bu site yazı yazan insanların bir arada olduğu bir siteyse- yazma ediminizi sürdürebilmek için kitap okumanızdır.Bir kitap yazmak için değil.Ayrıca herhangi bir kitapta geçen örneklerin ve betimlemelerin sizin kitabınızda da bulunması bence hiç sorun değil eğer konu ve kurgu bakımından farklı bir yol izlediyseniz.Ve emin olun bir betimleme için kimse sizin kitabınıza çalıntı demez.Ayrıca kitap çıkarmadan önce bir kaç tavsiye;
Eğer yerini bile bilmediğiniz binlerce yazınız varsa,
Yazdığınız yazıların hepsini her okumanızda beğenmiyorsanız,
Herhangi iki yazınızda aynı cümle tekrarlanmıyorsa
YAZMA EDİMİNİZİ SÜRDÜREBİLMEK İÇİN KİTAP OKUMANIZA GEREK YOK.ZEVK İÇİN OKUYABİLİRSİNİZ.
:)))))))))))))))
BİR ROMANIMI ÖNCEDEN KURGULAMADAN YAZMAYA BAŞLADIM, KURGUSU SEZGİSEL OLARAK, KENDİLİĞİNDEN ORTAYA ÇIKTI, BEN SADECE İÇİMDEKİ SESLERİ PC YE DÖKTÜM, BİR GECE, KURGUSU NETLEŞTİ KAFAMDA, BİTİRDİM, AMA BUNUN ÜSTÜNDE ÇALIŞMAM LAZIM, 40 SAYFALIK ÖZÜNÜ YAZDIM, DİĞER AŞAMADA İÇİNİ DOLDURMAM, BÖLÜM BÖLÜM ÜSTÜNDE ÇALIŞMAM LAZIM,
BÜTÜN MESELE, BİR YAPI ÇIKARMAK ORTAYA, EN ZORU BU, BUNDAN SONRASI ÇOCUK OYUNCAĞI,
ORTADA BİR İSKELET OLUNCA, GERİSİ KOLAY, O İSKELETİ ETLENDİRMEKTİR GERİSİ,
BAZEN SONUNU YAZARIM, BAZEN ORTASINI, DÜZENSİZ ÇALIŞRIM, ROMAN BİTMEYE YAKIN DÜZENLİ ÇALIŞIRIM, BU SIRADA DA DÜZELTMELERİ YAPARIM,
KİMİ ROMAN DERİN ARAŞTIRMAYI GEREKTİRİR, YANİ KAHRAMANIN BİR GEMİ ADAMISA, GEMİ ADAMLIĞIYLA İLGİLİ, GEMİLERLE İLGİLİ BİLGİNİN OLMASI ŞART, BİLGİNİN OLMADIĞI YERDE DE YAZARIN UYDURUKÇULUĞU GİRER DEVREYE, YANİ BİLGİ YARATIR, BU ROMAN ZATEN BİLGİ YIĞINI BİR ŞEY DEĞİLDİR, BİLGİ ÇOK AZIDIR,
AMAN BİLGİ VERMEK DEĞİL, ROMAN YAZMAK,
DÜŞÜNMEK DEDİN DE, BEN DÜŞÜNÜRÜM AMA ONDAN ÖNEMLİSİ HİSSEDERİM, HİSSEDİNCE, ROMAN KAFADA CANLANMAYA BAŞLIYOR, BENCE SİZ HİSSETMİYORSUNUZ, SANKİ, BİR ŞEYİ CİDDEN HİSSEDİNCE, ONUN DÜŞÜNCESİ, ONUN KIVRIMLARI, ONA AİT HER ŞEY ZİHİNDE ŞAHANE BİR GERÇEKLİK KAZANIR, BU GERÇEKLİK İSE SİZE ROMANI YAZDIRAN GÜÇTÜR, ŞENLİKTİR,
ŞİMDİKİ YAZDIĞIM ROMANLARI YAZMAM, KARIŞIK BİR SÜREÇ, AMA HEDEFİM GENÇLİK, EN BAŞTA BUNU TASARLIYORUM, AMA YAZININ BAŞINDA YENİ ŞEYLER ORTAYA ÇIKAR, ÖNCEDEN YAZILANLARDAN DA FAYDALANIYORUM, BİR SÜRÜ METİN, YANİ, BİR KAYNAYAN KAZANA, O MALZEMELERİ PARÇA PARÇA EKİYORUM,
Firsat buldukca kucuk kucuk hikayeler yazmaya calisiyorum. Birkac tane yazdim da. Soyle 6-7 sayfalik hikayeler. Hikayede denmez aslinda basit denemeler. Yazar degilim. Degilim dedimse hem sizler gibi oyku/roman yazari degilim. Hemde sizler kadar usta degilim. Sair hic degilim. Bir ara guncel konularda makaleler yaziyordum haftalik kucuk bir gazeteye. Hepsi o kadar.
Hikayeler cogunlukla kahramanini anlatsa yazar (herhalde) kendinden de birseyler katiyor ister istemez. Duygularindan, insanlara, hayata bakisindan vs. Dogal olarak benim yazdiklarimda da birazcik ben varim, herne kadar, ornegin, Samoa'li Calvo'nun hikayesini anlatmaya calissamda. Fakat ben tuhaf bir sekilde utangacimda ayni zamanda. Hani su dugun salonlarinda, oyuna kaldirmasinlar diye en dipte oturan tipler vardir ya. Okuyanlar okuduklarinda gulebilirler diye yazdiklarimi kimseye okutamiyorum. Ayrica hic yapmamam gereken bir seyi yapip, kendi yazdiklarimi ustalarinki ile karsilastiriyor, ve tabi ki begenmiyor ve 'ulan inek yazarlik senin neyine' diye kendime kiziyorum.
Size de oluyor mu?
sevgiyle,
Merhabalar,
Ben yazmaya yeni yeni başlayan bir gencim. Evet, yazmak ilk zamanlarda bana çok güzel gelmişti. Hatta okulun edebiyat dergisinde de yayın kuruluna girdim. Yazılarımı da yayınlatıyorum. İzEdebiyatta da yayınlattım.
Fakat nedense şu anda, çok istememe rağmen, özgün bir fikir bulamamaktan mı, eski heyecanımı kaybetmekten mi bilmiyorum ama, yazamıyorum.
Sizce nedendir, ve nasıl aşılır?
Sevgiyle..
Genelde yazmak için insan kendini zorlarsa tıkanır.. Rahat bırakmak gerekir. Hatta belki biraz ara vermek daha iyi. Ne zaman yine yazma dürtüsü oluşursa o zaman yazmana devam edersin. Bu iki gün de olabilir, altı ay da. *-ben de henüz içinden yeni çıktığım bir tutukluk dönemi geçirdim altı ay kadar-* Sadece sabretmek gerekir.
Yazma konusunda daralanlar… Yeniden ve yeni yazmak istiyorsanız, âşık olun. Bir tahtakurusuna, bir tatile, yıldıza, televizyona, futbol takımına, arabaya, vatana, manzaraya, güneşe, aynaya, bayrağa, çime, denize, geçmişe, inanca ve özellikle bir insana âşık olun. Gerisi çığ olacaktır, kendiniz bile sesinden ürkeceksiniz Kocaman yüreğinizde atan bu sesten.
Saygılar.
Birazdan okullar açılacak. Belki öğretmenim yolda vurulacak… Önlüğüm olmayacak. Kitap koklayamayacağım. Tarla ve kardeşlerim. “Sizleri kendi çocuğum olduğunda yine bu kadar sevecek miyim? “
Değişik bir şeyler yapalım, yarın geç olmadan. İz ailesi olarak biz de bir kitap toplama kampanyası başlatalım. Değişik bir pencere açalım tarlalara. Okyanus olsun düşlerinde. Katre olsa da içimizde bir deniz yanmaz mı?
Saygılar.
Güzel bir düşünce. Uygulamaya nasıl geçirebiliriz peki? Bir yer belirleyip herkes vereceği kitapları oraya götürse ya da gönderse. Tabi bir de sonrası var. Okullara nasıl ulaştıracağız ve acaba bizim vereceğimiz kitapları göndereceğimiz okullar kabul edecekler mi? Ama bir kere başladıktan sonra bunları çözeriz bence.
[[I]]Aslında benim yazılarım yada yazmak istediklerim asla içimdekiler olmuyor saçma ve komik gercekten ben asıl içimdekileri tarif edemiyorum. Beni müzik yada parmağımdaki bir yuzuk sürekli yazı yazmaya itiyor. İçimdekilerle bire bir kelimeler aynı anlamları taşıyamasada deniyorum yazı sürecim çok kısa sürüyor ama onun etkisinde kalışım belki gunler her gun okuduklarımda oluyor bir kere okuyup sildiklerim de....
Bu benim gibi çömezler için heralde en anlamlı acıklama olurdu ...[[/I]]
Gazete kağıdı ile ceset poşetleme sanatı... Korucu çekirgeler ve köy yangınları. Pamauk! Pamuk gibi adam. Öncekiler, askerler, Miralay Sıdkı Bey... Taşların gediği ve şölenler. "Ey Vatanın uğrunda canını veren mÜCA Hitler."
Türk zencileri size selam olsun... Belediyelerin zehirlediği köpekler hala manşet Liberation da...
neden yazıyorum?
geçenlerde bir edebiyat programında Oya Hanım yazmakla ilgiliyim ben, dedi. Yazmasam olmayacaktı. Onun ne kadar sattığı, ne kadar okunduğu ile ilgili değilim çok. Yazdığım zaman içimdeki huzursuzluk bitiyor. Buna benzer şeylerdi söyledikleri. Ben de bu şekilde düşünüyorum. İlk amacım belki de okunmak, satmak değil. Zaten tüm bunlar şimdilik hayal! Dünya üstünde kimse okumasa da yazabilirim.Başladığım ilk romanımın bende yarattığı karın ağrılarına, sıkıntılarını anlatamam size. yine de en iyi siz anlarsınız belki de. Fakat yine de, yazıp bitirdiğimde(şimdilik bu en ulaşılmaz hayal) ben kendimi rahatlamış hissedeceğim, bunu biliyorum.
bu nedenle yazdığını düşünürüm hep insanların, başka türlü olması imkansızmış gibi gelir. Bu söylediklerimden fikirleri, eleştirileri umursamıyorum değerlendirmesi elbette ki çıkmamalı.
sanki içimde bir şey var ve onu dışarı çıkarmadan rahatlamıyacağım. İşte bu yüzden yazıyorum.
ya siz?
evet, hani şu vıcık vıcık gerilim filmlerindeki gibi bir şey bu. Yaratık bedenin içinde kıvranır, derinin altında dolaşır, adam acıyla bağırır, ve yaratık bir delik açıp çıkar. Ona benziyor benim ki. Tuhaf oldu biraz ama sanırım demek istediğimi anladınız.
İçimde güzel bir öykü dolanıyor, hissediyorum gücünü ve anlatmak için elime kalemi aldığımda, sancılı dönem başlıyor. Aslında bir kere hızlıca yazınca aklımdakileri, sonradan düzeltmek daha kolay oluyor. Ben garip bir şekilde doğaçlama yapıyorum bazen. Hiç kurgu düşünmeden yazıyorum. Anlamış değilim daha aslında. Boş sayfanın önüne geçiyorum, bir süre bakıyorum. Daha sonra ilk cümleyi yazıyorum. Uyduruyorum. Gerisi geliyor. Aklımda planladığım birşey varsa, onu sayfa üstüne aktarmaya çalışmak, biraz daha uğraştırıcı oluyor. Ve her zaman yazdığım şeyleri bir süre sonra tekrar okuyup düzeltme ihtiyacı duyuyorum. Tek istediğim birgün kitabımı yayınlatmak, kısa öykülerimi okutmak. Sanırım dönüp baktığımda düzeltecek birşey bulamadığımda, bu mümkün olabilecek.