İzEdebiyat Teknik
26 görüntülenme · 210 ileti
merhaba sayın kenan şahin
Editor sunu soyluyor lütfen bir şiiri bir defadan fazla yollamayınız.işimizi zorlaştırmayınız.
Birde şu ibareyi oraya eklerseniz sevinirim'' yolladığınız şiirler (1.3.5.v.s) gun içinde yazar sayfanıza eklenecektir''
Ben varsa diğerleride zannediyoruzki yolladığımız şiirler editörlere ulaşmadı, veya bir başka sorunla karşılaşıldı.sizdende bu yonde bir açıklama gelmediği için dolayısıyla tekrar yolluyorum bu konuda bir çok yazı yazdım forma fakat hiç bir cevap okumadım.
Bu nedendemdirki sizde bizim işimizi zorlaştırmış oluyorsunuz..
Saygılarımla kolay gelsin....
Forum köşesinin alt başlığı olan “Yaratıcı Yazarlık” bölümüne şiir, öykü, deneme, inceleme, roman ve diğer ana başlıkları taşıyan odacıklar açılsa “nasılsa anında görüntü oluyor” ve daha sonra editörler bunları burada değerlendirse… Bununla süre gelen bir sorun ortadan kalkar, hatalarımızı görür ve bu hatalarımızdan ders alarak daha yapıcı eserlere imza atarız ve niye eserim gösterilmedi, düşüncesinden kurtulmuş mu oluruz? Acaba!
Kimin tavrı bu…
Yazdığımın arkasına yazılanları engelliyenlerin mi, basit bir katar travması mı bu?
Bir kırmızı kalmıştı beni inkâr eden
Ten rengi kayıp köy resimlerinden
Her ne varsa ıskaladığım seni yok eden
Aslında bir şehirdin beni senden var eden
Benim bu siteye yazmamı istemeyenler parmak kaldırsın, umarım parmakları Kenan sayar…
Tövbe sabirin!
Tam anlamış değilim sorunu, ama yorumlayabileceğim ancak şu kadar: ilettiğiniz "anında görüntü" adlı yazıya bir yanıt gelmediği için kızgınsınız. Ben kendi adıma şunu diyebilirim: böyle (kanımca yapıcı) öneriye bir yanıt verme veya düşünce dahi belirtme ehliyetine sahip olmadığım(a inandığım) için bir şey yazmadım; fakat iletinizi okuduğumda çok çok sevinmiş ve tutumunuzu büyük bir takdir duygusu içinde karşılamıştım. Diğer arkadaşların da (onlar adına konuşmak elbette ki bana düşmez) bir şey yazmamalarında mutlaka bir "mazareti" vardır, kastı olduklarını düşünmek, yanlış olurdu diye düşünüyorum.
Somut sorunuza yanıt olarak özetle şunu belirtmek isterim: bu siteye yazıp yazmamanız konusunda sizden başka kimsenin bir tasarrufu olmayacağı kanaatine dayanarak, şahsen ben yazmanız yönünde, zor ve karmaşık duruşlarınızla katkınızı sürdürmeniz yönünde israrcıyım; ama benim şahsi görüşümün bir anlamı olmayabilir de. Sonuçta ben sadece arada bir (maalesef gitgide daha az oranda yazınsal konulara dönük) genel görüş belirten bir katılımcıyım burada.
Umarım, kendinizi korumakta başarılı olursunuz.
Suyel
Nida 10 parmağımı birden kaldırdım fakat senin yazmana engel olamıyorum, ilginçtir yazmamanada, :)
Bize bırakılan tek irade yazılarımızı eklemek stres atmak içinde burada bir kaç satır yazmak. Bizim burada harcadığımız efor kadarın yarısınıda sayın yetkililerde harcasa belki hiçbu tur yazışmalar gerçekleşmeyecek,yerine tekniğe dayalı daha başka yazılar ( daha iyiyi nasılyaparız) gibi yazışmalar olurdu.
Nida fakat unutma yalnız değilsin...
Merhabalar,
İşlem Merkezinde, gelen şikayetler doğrultusunda, dört yenilik yaptık.
1) Yazıların onaylanmamasına neden olan hataları çıkardık, ve bu hataların yapılması durumunda artık yazar sistem tarafından anında bilgilendiriliyor, ve geri dönüp hatayı giderme şansına sahip oluyor.
2) Gönderilen ve henüz onaylanmamış yazılar İşlem Merkezi'nde açtığımız yeni bir kutunun içerisinde anında görüntüleniyor. Bu sayede "yazım acaba gitti?" mi diye merak etmeye gerek kalmıyor.
3) Bundan böyle henüz onaylanmamış yazılarınız üzerinde de gerekli görmeniz durumunda değişiklik yapabilirsiniz. Eskiden ancak editörler tarafından onaylandıktan sonra, İşlem Merkezinde görünen yazılar artık yazıyı gönderdiğiniz anda, hem silmeye, hem üzerinde değişiklik yapmaya açılıyor.
4) Ufak da bir tasarım yeniliği yaptık. Yazı ve tanıtım yazısı formlarındaki alanları büyüttük. Bu sayede son gözden geçirmeyi bu alanlarda yapan yazarlar, biraz daha rahat eder diye düşündük.
Önerileriniz ve eleştirileriniz için teşekkürler. Devamını bekliyoruz.
Diren Yardımlı
İzEdebiyat
Bir düşününüz… Sizden önce onlarca ileti yapılmış, siz iletinizi gönderdiğinizin akşamı, forum köşesine bir yazı dahi eklenmiyor. Daha çok İstanbul sahil balıkçıları bilir sanırım, sıyırtmanın ne olduğunu. Tek balık tutmak için atılan, kösteği uzun kara tuzağı. Ne denklemli bir kurguysa hep bana denk geldiği için, art niyet aramaya başladım. Gerçekten mi kimse düşüncelerini yazmıyor veya yazanlara engel mi var… Şimdi isim vererek sizlere başka bir sunum yapacağım. Site adı; Merihli. Aktif ve pasif üye sayısı kırk veya altı. En ince uçlu, efendi kalemimi kullanmama rağmen iki kez attılar beni siteden. Gerekçe belirtmeden. İki uyarı almamın dışında, iki ayrı kişiden özür dilememi talep ettiler. Neyin özrü! Aldatılmış kıraçalardan, dudaklarıyla baloncuk yapmayı beceren akvaryum balıklarından. Sonra aynı site mensubu bir yardakçı, forum köşelerine yazdığı iletilerin, izedebiyatta silinmesinden şikâyetçi… Adama sormazlar mı sen Küba’da kaç puro sardın… Satılık mantıklar derneği koyunları… Altı ay önce, bazı yeniliklerin lazım olduğunu, gerekçelerimle sunduğum halde, aldığım cevap üzerine hala körebe oynamaya devam ediyorum… Vizyonları, hızlı giden bir arabanın camında ölen sinekleri, bagajında sırf bu iş için sakladığı sünger tarağıyla kazırken, PES, dememin ötesine geçemiyorum. Peki, Sayın Diren, madem büyümeden ürkeksiniz, bu sosyal mesajlar, yenilikler niye? Sen kaldırımlardan düşmekten korkuyorsun. Kaç karış ki çemberimde gül oyası… Okuyanlar yeterli diyorsun amma, eylül de söktü A, B, C’ yi. Çocuğunu büyütmek istemeyen tek adam sen olmalısın, bu izedebiyat senin yavrun değil mi… Hiç mi farkın yok ayın denizi höpürtetdiğinden?
Sevgili Nida,
Büyümekten ürktüğümüzü nereden çıkardın? Dengeli beslenelim, dengeli büyüyelim. "Nicelik saplantılı" bir site olmayalım. Gözünden kaçmamıştır, başka siteler gibi "şu kadar şiirimiz var, şu kadar öykümüz var" diye sayılar vermeyi bıraktık. Bıraktık çünkü edebiyatın değerini, gücünü sayılarla ölçmek tuhaf geldi. Bir nicelik yarışına girseydik, sanırım hâlâ en tepelerde olurduk, ama yazalarımızı yarış atları gibi kullandığımız için eninde sonunda utanırdık. "En çok şiiri olan site, en güzel site" anlayışıyla yola çıkıp, sitelerini 'büyütmek' peşinde olanların edebiyattan ne kadar anladıklarını merak ediyorsanız, bu siteleri yapanların üsluplarına, kullandıkları Türkçeye bakınız. Bataklıkta çıkan güneş gülleri gibi güzel yazılar elbette onlarda da vardır, ama ulaşmak için önce bataklıkta batmanız gerekir.
Geri kafalılığımızı bağışla, ama yüz tane çürük domates sergileyen bir manav olmaktansa, on tane afiyetle yenebilir domates sergileyen küçük bir mahalle manavı olmak daha büyük bir erdem. Ama manavın en güzel domateslerinden biri manavı "büyümekten ürkmekle" suçluyorsa, manav ne yapsın?
Diren
Dometesin ne olduğunu bilmeyen müşteriler de uğruyorsa çürüğünü görmeden iyisinin iyi olduğunu nereden anlayacak ? ( Bu soruda art niyet aranmasın lütfen )
ve Diren Yardımlı
Teşekkür ederim...
Demek ki konuşulan sorunların çözümleri varmış ve tamamı değilse de bir kısmı giderilebiliyormuş...
Hepimizin istediği de bu değil mi zaten ?
Madem daha işlevsel ve daha güzel olabilecekken neden daha durgun ve dha sorunlu olsun ki ?
Hepimiz burada birşeyler paylaşıyoruz...
Hiç değilse yürek...
Ben de Diren'e (ve arkadaşlarına) teşekkür etmek isterim. Böyle bir aşamanın içine girildiğini görünce, bütün (gereksiz diye o vakit düşünülen) sorun ve tartışmaların bir anlamı olduğu şimdi ortaya çıkmış oluyor. Bundan sonra galiba asıl sorun, "nicelik saplantılı" bir site olmamanın yolları en makul, kalıcı ve değer oluşturucu yönde nasıl açılabilir, genişletilebilir, gidilebilir kılınabilir konusunda odaklanıyordur. Nitelik nedir? Bence bu soruya tekil ve mutlakçı ve salt yanıt verilmeye çalışılmadığı sürece, ilgili tartışma mutlaka bir yerlere doğru gidecektir.
Kaldı ki: günümüz şartlarda (zihinsel duyu, çağcıl hayat, bilinç kırılmaları) çok verimli ve sağlıklı bir toprak var, tam "domates" yetişmeye müsait bir toprak kanımca.
Domates bitkisinin özelliği -yetiştirmiş olanlar bilir- çiçeğinin, hatta yapraklarının bile tuhaf bir biçimde unutulmaz bir kokuya sahip olmasıdır. Ürünün kendisi bu kadar kokmuyor, ya da özlü kokusunu çok iyi gizliyor. Dileyenler bir domates bitkisinin yaprağını eline alıp bir parmakla yaprağın üzerinde gezsin, burnuna tutsun: başka hiçbir kokuyla kıyaslanamaz bir koku. Yaprağı kokmayan domatesler de var elbette...
Suyel
Talihsiz yazını okudum.
Sayın Diren’i de…
Buraya yazmamdaki sebebi (sebep-sonuç ilişkisini…) anlayan anlar. Gerisi pek bağlamıyor açıkçası beni.
Yalnızca sana cevap vermek amacı ile yazıyorum.
Niye atıldın siteden?
Bir başka şahsın maneviyatına istediğin yerde istediğin gibi davranamazsın. Burada böyle bir özgürlüğün varsa, bu sitenin sorunudur.
Bahsettiğin site İzEdebiyat değil.
Belki ufku çok geniş bir yerde birlikteyiz. (Bulunduğumuz yeri kastediyorum.) Burada talepler istendiği gibi değerlendiriliyor. (Yani şahıs-tekel bazında…)
Mesela ben; Tüm yazı ve şiirlerimi geri çektim. Ve lâkin forumlarda yazdıklarım duruyor. Defaten bunların silinmesini talep ettiysem de kesinlikle bir çözüm getirilmedi benim isteklerime…
Ha bu da artık önemli değil…
Zira ara ara önceki yazdıklarımdan faydalandığım da olmuyor değil…
Hamiş: Yakup Suphi Yel beyfendi ile sohbet etmek istiyorum. Fakat; adresini bilmiyorum. Kendisine saygılarımla hürmetimi gönderiyor, sitedeki adresimden bana ulaşmasını bekliyorum.
Bu konuları site çatışması haline sokar gibi görünen ilk ben olduğum için,
hatalı algılandığımı belirtir ve aynı zamanda özürlerimi sunarım. Maksadım birilerini karalamak değil, bakış açısının farkını yansıtmaktı…
Ne mutlu ki bizlere, böylesine sanal bir okyanusta işe yarar girişimlerin yapılmış olması. Alternatif siteler kurma seçenekleri varken, kişileri edebiyatla ekranda buluşturmaları bence yüce bir seçim.
Bu seçim ne kadar doğruysa, ifade özgürlüğü de aynı paralelde eşittir dik üçgenin açısına.
Başbakanın dava ettiği mizah dergisini hatırlarsınız. Gerekçesi kendi sıfatını, maymuna, file, akbabaya benzetmelerinin hatalı olduğu kansıydı. Ama yargı açılan bu tazminat davasını kabul etmedi ve sonuç ortada…
“Şahsın maneviyatı”… Yani anlaşılan bu karar doğrultusundan, maymun deme lüksüm yok ama çizgi becerim varsa maymuna benzer şeklini, “o kişinin” karikatürize etme hakkım var.
Ki kişileri aptal yerine koyarak mikrofon tarifinin yapıldığı bir sitede “elinizde tuttuğunuz aygıt” ve bunu yapan bir kişinin de site yöneticisi olması, KOMİK.
Hem kişilerden niye saksı olamasın ki, içlerinde güzel çiçekleri barındıran bir metadır, o.
15 gün sonra denize karpuz kabuğu atar bir ayı ve biz denize girmeye başlarız. Denize karpuz kabuğunu atan, ayıdan başkası olamaz değil mi…
Olgun Bey; gel paçalarımızı sıvayıp, nasırlarımızı tuzlu suya çalalım. Belki midye seslerinden lirik bir şiir doğar.
Not; gezegen savaşları adresi www.ogame.com.tr
Arkadaşlar,
Onu savunmak bana düşmez, kendisi de buna itiraz edecektir ama söylemeden de edemiyorum: Nida'yı anlamak (tıpkı bütün doğru olanları anlamak gibi) kolay değil, ama bir aşamadan geçildi mi insana neşe veriyor onu anlamak. Keşke kendisini anlamak için daha çok şiir ve artık yazmaya başladığı ve ismini koyamadığım o sahici ara-metinlerinden sunsa diyorum. Çok açıkça söylüyorum: onu (özellikle yeni katılan arkadaşları ürkütüp fıtık ettiği için) boğazlamak istediğim aşamalarda nedense hep kendimden utanç da duydum aynı anda. Şimdi o aşamaları geçtim; onu anladığıma inandığım için utanmıyorum, neşe duyuyorum.
Değerli Olgun,
sitede aradım, adresinizi bulamadım (belki de ben o konularda teknik bakımdan çok aciz olduğum için). Bana suphiyel@yahoo.de adresinden ulaşabilirsiniz.
Herkese sevgiler dilerken, artık yine yazınsal konulara büyük hasret duyduğumu belirtmek istiyorum.
Suyel
Nida’yı anlamak mı? Ne mümkün :-)) Sanırım 2002 yılıydı, İzedebiyat ve Nida ile tanışma tarihim. Dönüp baktığımda üzüldüğüm, kızdığım anların yanında öğrendiğim, paylaştığım nice olayı anımsıyorum. Bir süre sonra ayrıldım siteden. Ama bugüne kadar fırsat buldukça takip ettim eski dostları. Bir iki kere dayanamayıp şimdi olduğu gibi forumlarda boy gösterdiğim oldu. Bazı eski dostların yapıtlarını takip etmek ,vazgeçemediğim bir alışkanlık oldu benim için. Bu süreçte kendilerindeki değişimleri, gelişimleri de takip etme şansım oldu. Bunların içinde ilk sıralarda yer alanlardan biri de Nida’dır. Onun gizemli ve özgün tekniği benim ilgi alanıma giriyor. Bir gün onun eserlerini kitapçıların vitrininde görmek isterim, bu onun yazın sürecini uzaktan takip eden biri için oldukça haz verici bir durum olacaktır.
Nida ile paralel düşünmediğim birçok konu var. Bazı tavırlarını onayladığımı da söyleyemem ama bana göre İzedebiyat ailesinin yazınsal açıdan en değerli üyelerinden birisidir o. Gerek farklı algılayış ve anlatış yeteneği, gerek fütursuz tavırları, aşırı şüpheci ve güvensiz duruşu, gerekse ukalalık olarak görülebilecek farklılığının bilincinde olması onu takip etme ihtiyacını ateşlemiştir bende. Nida’nın birçoğumuz için anlaşılmaz ve içinden çıkılmaz cümleleri başlangıçta bilinçli bir ilgi çekme yöntemi, aykırı olma içgüdüsü olarak algılanıp tepki toplayabilmektedir. Ben Nida’nın böyle kaygılar taşıdığını sanmıyorum. O içinde kopan fırtınaları başı boş bırakıyor şiirlerinde, yazılarında. Hayattan öyle kesitler yakalıyor ve bunları öyle doğal bir haylazlıkla dile getiriyor ki tam bir usta işi dersiniz. Ama bu onda var olan temel bir dürtü, ustalık adına çok emek harcaması, çok yol alması gerekecek kanımca. Ona yöneltebileceğim kişiliğinden bağımsız temel eleştiri kendini geliştirme konusunda yeterli gayreti göstermediği noktasındadır. Kısır ve önemsiz konularda, tartışmalarda kendini ve etrafını hırpalamasını gördükçe üzülüyorum açıkcası. Oysa daha çok yazılarına odaklansa, enerjisini ve kalemini gözardı edilemeyecek derecede zengin zihinsel fotoğraflamalarını canlandırmak için kullansa, diyorum, yanlış mı diyorum Nida? Sen yıldız olmaktansa ateş böceği olmayı tercih ediyorsun belki, belki böyle besleniyorsun, belki bu yeterli geliyor sana, belki bünyen bunu kaldırıyor bilemiyorum. Ama benim dileğim ateş böceği olarak çıktığın bu yolu bir yıldız olarak noktalaman.
Birilerini sevmek ve saygı duymak için her konuda uzlaşma gereği olmadığını herkes biliyor sanırım. Bu çerçevede Nida’yı seviyorum, bunu bildiğini ya da anımsayacağını sanıyorum, eğer unuttuysa da bunu anımsatmak isterim.
Herkese saygılarımla,
Bülent...
Özgür irademle seçtim ben bunu
Yürek paylaşıyoruz
Yüreğine sağlık
Kendine iyi bak
Seni anlıyorum
Demokrasiye inanıyorum ama...
Eleştirileriniz için teşekkürler
Benim amacım edebiyatta...
Bu forumda asla gereksiz tartışmalar olmaz...
Çok teşekkür ederiz yeni düzenlemeler harika...
Biz ordumuzun arkasındayız
Bizim için nitelik önemli
Türkiye'nin yüzde doksan dokuzu müslüman
Ve bunun gibi bir sürü cümle; sahiplerinin dikkatine....
Paylaşım!
2002, 2006…
Hafızam beni yanıltmıyorsa, şiirin ne olmadığı veya neye benzetilemeyeceği ikileminde kopan bir fırtınaydı.
Nasıl ve neden bu forum illetinin bağımlısı olduğum, hala
kendimle tartışılır.
Aslında Rüzgâr haklı.
Belki daha yeniydi, forum köşesi izedebiyattan kaldırılalı.
Israrlı tavırları beni, onu okumaya sevk etmişti.
Ve okunan Kenan… Kendisi sevmez ama “ağır abi” tavrı,
çok şeyler kazandırdı bu siteye “bir tembel olmayıp, iletileri zamanında tuşlasaydı…”
Rüzgâr esintin gitti, cıbıl kaldım…
Kanıma eroin gibi işledi bu forum illeti.
Senden sonra çok cengâverler oldu da, yarısı şortluydu.
Bu satırları yazarken aklıma Fahriye Abla geldi, ne hikmetse…
Seninle şenlik, şendi.
Tespitlerinde haklısın.
Suphi de haklı.
2/24 forum, %100 yazı olmalı.
Ama eskiden formatı daha güzeldi izin, son eklenenler branşlarının altında ve daha çok okunuyordu yazılanlar.
Hani maden bulmuşum gibi 24’dü geçe yüklenenler daha
Kalıcı veya okunanları fazla oluyormuş gibi, kendilerince olumlu ama genele yansıyan bir olumsuzluk ile bilmeden de olsa okunmalara sekte vurdular.
Deneme tuşuna bastığım zaman ilk yirmiyi, şiir butonuna
bastığımda ilk yirmiyi, inceleme düğmesine bastığım zaman ilk yirmiyi görmek yerine, son eklenenleri görmek isterim.
Editörün sunduklarını değil, yazılanların alemimi… Kaç kişi biliyor yeni eklenen yapıtlara ulaşmayı…
Sevgili rüzgar; seni okumak bana çoklu parti yönetimine geçme arzusu anını yaşattı. Eleştirilerin ve övgülerin yerli ama ben eleştirilerini baş tacı yaptım, teşekkürler sana, bana zaman yolculuğu yaşattığın için.
Hepimiz hemen hergün onlarca yüzlerce şeyler yaparız... Bunların içinde, doğru da vardır yanlış da...
Bir de bunların içinde yapıdığında "yanlış" yargısına vardığımız ama sonradan "doğru" olduğuna karar verdiklerimiz vardır...
Bu sitedeki "Olgun" insanlardan birisi, şöyle yazmış"
[[B]]Tüm yazı ve şiirlerimi geri çektim. Ve lâkin forumlarda yazdıklarım duruyor. Defaten bunların silinmesini talep ettiysem de kesinlikle bir çözüm getirilmedi benim isteklerime…
Ha bu da artık önemli değil…
Zira ara ara önceki yazdıklarımdan faydalandığım da olmuyor değil… [[/B]]
Benim acilen şapkacı aramam lazım ki, şapka alıp onu çıkarabileyim bu sözler karşısında... Özellikle de son satırı için...
Kim bilir belki de vardır ama ben teknoloji özürlü olduğum için yok varsayımıyla önerilerimi aktarayım....
Şimdi site yöneticileri şöyle bir şey yapsa... foruma yazı yükleyen kişi kendi isim ve şifresiyle girdiğinde, karşısına bir seçenek çıksa, üstünde [[B]]"yaptığım tüm yorumlar"[[/B]] yazan...
Ve; canı isteyen kişi o seçeneği tıkladığında daha önce yazdıklarının tamamı karşısına, ekrana beliriverse... ne olur?
Ama bu seçenek herkese açık olmalı... olmalı ki, uluorta ahkam kesen, adına methiyeler düzülen kişiler de ne menen birisi olduklarını geçmişte yazdıklarından bizzat kendisi okuyarak anlama şansına sahip olabilsin...
olabilsin ki, terbiyesizliğin, saygısızlığın ve dahası; ahlaksızlığın adının "açık sözlülük", "dürüstlük" olmadığını bizzat kendisi görsün...
görsün ki "bukalemun istifa etsin"...