Hırs bürümüş karanlığı
Algılı yarasa Aydınlığı
İki kıvrım, bitmiş feneri
Güya yer gösterici
Öpülmemiş ki azgınlığı
Cezmilerin doğuş vakti… “Onu öptün, bak fenerimle gördüm, beni de öp”
Yer göstericiliği rafa kaldırıp, kuru gırtlağında yapışık balgamı çevire, çevire yutamamış çok eksik etekli, pala bıyıklı dönmeler var en heyecanlı yerinde öpüşme sahnesinin, eline tüküren.
İzEdebiyat Teknik
24 görüntülenme · 210 ileti
doğaldır pelin hanım...her yazarın bir fetret dönemi olması...meraklanmayın
lale devri yakında bahçenize vuracaktır...
)From: "akalin_pelin" To: izedebiyat@yahoogroups.com
)Subject: [izedebiyat] izedebiyat@yahoogroups.com
)Date: Thu, 20 Apr 2006 08:15:17 -0000
)
)Herkese merhaba,
)
)Bir süredir yeni yazılar yazamıyorum, sanıyorum dönem dönem yaşıyorum
)bunu..
)Ama geçici olduğunu düşündüğüm için çok endişelenmiyorum :)
)
)Sevgiler
)
)Pelin
)
)
)
)
)
)
)
)
)Yahoo! Groups Links
)
)
)
kelam ehli susunca şom ağıza iş düşer
hayın bir gülüş ile diller gonuşur ula
aş dediğin bir sözdür şair elinde pişer
kağıt kalem olunca eller konuşlur ula...
yaban sokaklar sonu kuytu bir aldanıştır
umutlar kesilince boşluklara kanıştır
laf ola beri gele alev alev yanıştır
köz olmuş sözün bağı küller gonuşur ula...
diken tarlası gibi sözün çıkış zamanı
dudak kuru olunca ıslakla söyler anı
ağaç inlese bile kara toprak mekanı
yaprakları dökülmüş dallar gonuşur ula...
hele devran bir döne söz ehline verile
hele divan kurula gül bağından derile
kılıç kınından çıka ok yayından gerile
ırmaklar çağlamazsa sallar gonuşur ula...
imdat
Sayın imdatcan; Uzun bir süredir eklentilerime yanıtınız salya, sümük akıtmamla alakalı, yaptığınız yorumlar. Ki, likit çok şey var… Teşhisim ki (tamamen kişisel) okuduğunuz mektubu anlamıyorsunuz. Beni anlamanız için, içmeniz şart değil… Beni okurken, kafayı bulmanız geleneksel. Beni okumadığınız süreç içinde, farenin duvar kenarlarından gitmesi kadar olağan bir düşünüz yok… Zira fare miyop.
En güzel şiiri, en güzel denemeyi, en güzel eleştiriyi ben senin gölgenin üzerine itina ile yazarım… Senin bağlı bulunduğun, güzide siteciklerin, beni engelleyemez. Kavun dibini parmaklamaktan başka, sırça köşkün karıncalarına ne sözün yeter, ne kabiliyetin. Ancak bezine işeyen bir bebek kadar var cümrün.
Bir kereliğine bebek olsam ve sen beni güldürmek için havaya kaldırsan, değil sana salya…
Üzerinden asfalt geçse, benim kelimelerime dokunamazsın. Sebebi çok aşikâr, sen acemi bir kalemsin. Üzerime sıçratmaya kalktığın çamurun içinde debelenir, kendini yine , kendini son bıraktığın karede izlersin.
Beni izlemeye devam, ET.
Sevgili CÜCE!
Kakemin ucu keskin olmalı ama çabuk kırılmamalı. "Gömlek düğmesi" konu tırnaklar içinde. İster şiir, ister deneme, adını siz koyun. Bakalım kaç karış boyunuz, yazın bakalım. Salya saklı... Yazmasını beklediğim kişiler bi halt edemez. Yazamadıktan sonra isimlerini yazacağım, keşke ben olsam salya sümük, yalancı.
Buyrun! Kaleminiz sarssın 8,2...
Haydi sen içtin tamam da , kaleme kağıda neden zorla alkol aldırıyorsun. Esrik kafa kuşanmadan eller çığlıklanmıyor mu ?
Derdini bir anlasam...
Siyah perde ardında kalmış figüran gibi işvelerdesin...
Gölgesinden korkan adam , gölgesinin sahibini bilmeyen gölge üzerinde kalem mi oynatır ?
Dev aynasına silüet olmuşsun kendince , ayna kırılgan...
Hele şafak söksün bünyene de boyutlarını gör...
Sağda solda istenmeyen adam olmuşsun , bunun kabahatini kendini gördüğün dev aynasında ara... " ayna ayna söyle bana , benden büyük var mı dünya da " :)
Çamura düşmüş altın sanıyorsun ya kendini , altı üstü sarıya boyanmış giysilerin var...
Yazacağın zaman haber ver de sekiz - on kadeh atayım...
Salyasız zıvana! Sosyal etkinliği noksan makara… Yeşilay tutkunu, mostralık fukara.
İpi bağsız, bağı taşsız, kelamı tıraşsız üç numara çapkını. Telefonumu verdim sana, peyk atarken aramamı istemedin ve iskelede bulaşalım dedim, hatta seni pikniğe davet ettim, korktun. Gelemedin!
Benim satırlarım, senin satırlarını döver. Senin taptığın o site de benim çamurlu ağzımı sildiğim bir peçete olamaz ki orada ve burada sen ve senin tezgâhtar ekürülerin var.
Sanalda ve gerçekte yere bastığım sağlam adımların sesinden kaçar, karyola altına sığınırsın. Senin taptığın o güzide sitenin erdemi daha büyük ise gezme kenar mahallelerde.
Bak, seninle hem fikir olduğum konu; her itle aynı çuvala girilmez… Bir zamanlar bir arkadaşın yaptığı ve hiç onaylamadığım(?) O hatayı asla yapmam. Sadece hatalı ilgi odaklı gördüğüm için seni, sadece uyarmakla yetinirim. Beni, bir başka sitenin mensupları kısıtlamış olabilir… Çoğunuzun yaptığı farklı, alakasız isimle tapınağınıza girebilir, putlarınızı yeniden kırabilirdim. Ki gerek yok, sen dâhil iki veya üç kişinin zırva hâkimiyeti kurmuş bir çöplükte işim olmaz.
Yine kafanda kask ile gezdiğin belli… Irk, din, dil ayrımı yapmamış olmam yazmak için yazanların farkına varamayacağım, anlamına gelmez.
Kahır meselesi bu, senin anlamaya gücün yetmez.
Bu siteyi ve bu site kurucularını çok sevmeme rağmen, dayanamamış cami duvarına…
Lakin donunun lastiğini bağlamayı beceremeyen, ülke odaklı, ganyan ağırlıklı çok travma geçiren saksı orkidesi gördüm ki, sen özel hazırlanmış numunesin.
Ip numaraları farklı beş PC var elimin altında. Engelli olmama rağmen girer, pamuk kıvamında sizleri tavlar, logar içinde duş aldırırım. Hele, adımı, Aslı yapar seni fare maskarası yaparım.
Yineliyorum, kimse benim yazdığım şiirin daha güzelini yazamaz. Benim yazdığım şiirciğin en uzun düşünme vakti, 2 dakika…
Kalemine güvenen, değirmen savaşçılarına itina ile duyurulur.
Beş kere avans verilir…
İmdatkere......,?;=:
Marifet gibi sunuyorsun değil mi beş kişilik riyakarlığını...
Hala ayna karşısında böbürlenip duruyorsun elinde buzbağ şişesi...
Ne kadar büyük yazarsın ki sen , hiçbirşeyden korkmadın güneşe çıkmaktan korktuğun kadar...
Ağzın çamurdan daha ziyade kirlenmiş , temizlemeye imkan yok zaten...
O site bu site diye bahsedip duruyorsun da yaran ne , bir yazarın kalemini farklı yerlerde de kullanması sana neden dokunuyor ?
İzedebiyat ilk göz ağrım ve kendimi soyutlayamayacağım bir ortam , dikkat ettim diyorsun ama kim nerde ne kadar zaman harcıyor onun bile farkında değilsin ?
Kendince çizgi çizmişsin o çizgide bile yürüyemiyorsun esrikliğinden...
İz edebiyatta rahat at oynatıyorsun kimse ses çıkarmıyor ama başka yerlerden kovuluyorsun diye zoruna mı gidiyor ?
5 kişilik yüzsüzlüğün var işte , 5 yüzün , 5 masken...
Daha ne kelam edem sana ?
Nereye gidersen git tek İMDAT ÖZCAN var , tek isim , tek ad , tek gerçek ve GERÇEK...
Bilen bilir maskem yok , alnım ak...
Kadıköy - İskele diyorsun ama ben iskele kenarında çay-sigara içerken sen hangi adınla nerde ne saçmalıklar yapıyordun acaba ?
Aslı olma ihtimalin yok , suretler kuşanmışsın...
Fotokopi mamülü...
5 kez çoğaltılmış ağzın var , 5 kez çoğaltılmış ses veriyorsun...
Hele tek ol , hele adam ol , hele gerçek ol da ondan sonra telefonla konuşma hakkına eriş...
Bir sonu olacak mı "Yalnızlık olmaz artık"ların?
Fısıltıların?
Fısıltı değil haykırışların,
Ey insan yalnız değilsin buna inan,
Kalbinde sonu olmayan muhabbetin,
Seni senden alıp ASLI'ya götüren,
Seven ve sevilen, sevgisi tükenmeyen,
Hala yalnızım deme,
Varlıkta ve yoklukta isyan etme,
Sabır ve şükür de,
Yönel öteye,
Bir sonu olmayacak mı?Bu dünyanın...
İzlenecek yol şöyle:
1) Yazılarınızı yazacaksınız.
2) İzedebiyat'ta bir yazar sayfası edineceksiniz.
3) Yazılarınızı "Yeni bir yazı ekleyeceğim" bölümünü kullanarak sisteme göndereceksiniz.
4) Onay bekleyeceksiniz.
5) Editörlerce onaylanan yazılarınız güncellenecek.
6) Güncellenen yazılarınız, ana sayfada ve seçtiğiniz küme bölümünde başlık olarak belirli bir süre, yazar sayfanızda ise sürekli görünecek.
7) Yazılarınız okunacak.
8) Okuyucular arasında, yazılarınızı kütüphanelerine almak isteyenler olursa, yazılarınızı kütüphanelerde göreceksiniz.
9) Kendi oluşturduğunuz kütüphaneye, yine kendi yazılarınızı alabilirsiniz. Ama bu, önerilen bir seçim değil.