üslubuna hayranım. yazdıklarını okuyunca şizofreni tanısı koymama yol açıyor. sen gerçekten ilginç bir insansın isa... ama her ilginç iyi değildir. örnek vermek istemiyorum...!
seni yüzyüze tanımak istiyorum. keşke yakın bir yerlerde olsaydın da görüşme şansımız olsaydı. sık rastlanmayacak bir vakasın...!
sapla samanı hep karıştırıyorsun. överken bile antipatik yapıyorsun bahsettiğin şeyi. takdire şayan bir durum.
farkınsa mısın acaba: hep sert laflar ediyor sonra vınnnnnn tavrını değiştiriyorsun. tükürdüğünü yalamak mı diyorlardı buna.
ne senin bahsettiğin dergiyle ne de başkasıyla sorunum yok. problem tamamen kişiliğinle ve üslubunla ilgili.
dergiyi çıkaranlar bile hoşnut değil tarzından göremiyor musun?
dansöz gibi kıvırmıyorsun evet. dansözün kıvırmasında bir zerafet vardır. seninki pavyon şarkıcısı kıvırtamamasına benziyor.
senin neyini karalayacagım. her sitede adının yanına kitap çıkardım diye yazmana ragmen satmayan ve okunmayan parasını arkadaşının cebinden verip bastırdığın bir kitabın var. yazdığın ve adına skeç dediğin yazılar bir rezalet. eleştiri/inceleme dediklerin kitap tanıtım yazısı bile olmaz. forumdaki yazdıkların açıklamaya mahal bırakmıyor...
"karatahtaya kara kalemle yazı yazılmaz!"
söz verdiğim gibi. sen yazdıkça ben sana cevap vereceğim. hiç ondan bundan yardım isteme.
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Yaş muhabbetiniz konusundaki aksaklığın siz de altını çizdiğiniz için inanın, fazlasıyla müteşekkirim. Onun dışında bir görüş ayrılığımız yok gibi benim açımdan. Umarım sizin için de yoktur…
Söz anlamazlığın bir yana şu hakaretini ne şekilde iade edeceğim, ya da edip etmeyeceğim benim için bir muamma. Şimdilik bunu bir kenara bırakıyorum. Ortalık karıştırmakta nadanın üzerine yoktur dememişler boş yere. Gelmiş geçmiş bir olayın küllerini deşmekle nereye varmak istiyorsun. Pek çok olumsuzluğu (sence olumsuzluk elbette) bir kişiye hitapla yazmak hangi tür bir ahlakla bağdaşıyor? Kimi ne için sorumlu tutuyorsun? Senin bu çizgiden çıkmışlığın da inan beni hiç ırgalamıyor, istediğin kadar gürültü çıkar, sonuçta bayırdan yuvarlanan sensin! Kapatırım kulaklarımı, olur biter… Diyemiyorum… Elbet sonunda bir duvara çarparsın! Buna sevineceğimi sanmıyorsun umarım! Bu kadar sinirlerimi bozmayı başaran bir sen varsın, bunu da bil! Çünkü güven duyuyorum, anlayış bekliyorum… Şiir atölyesi diye bir oda var, tamam yazın orada, yazalım! Yazmayın mı dedik? Yeri geldi ben de yazdım. Ama şu aşağıda senin de görebileceğin bir ileti var ki ne diyeceğim, onu da bilmiyorum… Senle işim bitmedi Nida, öyle ben bırakın kendi haline konuşsun demem! Durduğum yerin karşısındasın, tamam, ama ayakların yere bassın! Bir yapıcı olumlu söz et de görelim! Hakaret etmeyin diyor dostların! Duyuyor musun?
Ağır Abi: Daha geçen gün sen değil miydin bizleri şiire davet eden? Sen de bunalmıştın değil mi? Burası forum köşesi ise ve bu köşenin dalları içinde “şiir atölyesi” diye bir bölüm varsa neden yazmayalım.
Katılır veya tenkit edebilirsin. Ama yazmamızı kınayamazsın. Tarafını sormuşsun; senin tarafının tam karşısındayım, tarafsızım. Zira o kadar taraflısın ki susmanın anlamını karıştırıyor ve karıştırıyorsunuz.
Nedense her hata teknik… Bu işe soyunmuşsanız işin tekniği beni ırgalamaz. On günde bir şiir onaylanmaz. Irkçılık var, diye bir yazı silinmez. Tarafsızlık… İşine geldiğinde mangalda kül bırakmayan külhan, bir bakmışsın edebiyat deniline başını veren serdengeçti… Tarafsızlık!
Ortak Yaratıcılık ( şiir atölyesi ) bu bölümün açılma sebebini hepimiz çok iyi biliyoruz değil mi ?
Evet dediğinizi duydum sorun yok o halde...Yapılan çalışmayı taktir edenlerden birisi de siz sayın büyüğümüzdünüz...
Gelelim genel foruma...
"Çünkü burası forum! Ve forumun ana özelliği tartışmak, fikir alışverişinde bulunmak ve yeni şeyler öğrenmek… Herkesin yanlışının ve doğrusunun cesurca konuşulabildiği bir yer olmalıydı burası! Yoksa yalnızca toplu şiir değil işlevi, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi "
Yeni çalışmayı başlatmamın en büyük sebebi ne biliyor musun ? O hoşnut olunmayan h.karet ve iğrançlik dolu ortamı farklı kulvara çekmek için.Kısmen oldu da bu.Tabii siz o ara yoktunuz...Sonra fıght dedim ben tekrar başladı geçmişi takip ederseniz görürsünüz.
Forumun amacının ne olduğunu da çok iyi biliyorum.Kesinlikle h.karet etmek değil.Büyüklük taslamak değil , ahkam kesmek değil.Bilgi alış-verişi.Son zamanlarda o kadar bilgi aldık ki forumdan dağarcığım doldu taştı.
İstediğiniz zaman istediğiniz konu hakkında tartışabiliriz ama bu ortamda nasıl olacak bu buyrun siz önden efendim.Eğer şu ortam alt edilecekse , kellem bu yolda...
Şiir ortam yumuşasın diye ortaya atılmış bir kurban sadece.Forumun ana hedefi olmadığını en iyi bilenlerdenim.
Yaş muhebbeti ise.Biliyorum belki haddini aştı ama misket kavgası gibi tartışmaya başka türlü yaklaşamadım...
Nice alış - verişlerde buluşmak ümidimdir , bilgi noktasında.Yoksa verin misketlerini sussunlar...
Saygılarımla...
Sevgili Orkun Levent, evet, haklısınız, kakalamak kelimesini yanlış kullanmışım. "Zorla gözümüze sokmak" anlamında kullandım, meğerse anlamı "kötü malı iyi malmış gibi satmak"mış. Oysa anlamından o kadar emindim ki sözlük açıklamasını buraya yazacaktım. Ama yanlış bildiğimi gördüm. Türk Dil Kurumunun sitesi maalesef açılmıyor, o yüzden anlamını buraya kopyalayamıyorum şimdi ama doğrusunu başka kaynaklardan öğrenmiş oldum. Yanlış anlama için özür diliyorum, mamafih mesajımdan derginizi kötülemek gibi bir niyetim olmadığı anlaşılmış olmalıdır diye düşünüyorum.
Yine de beni haksız bazı şeylerle suçladığınızı da belirteyim. Ben "karşılıksız iş yapılmaz" gibi bir iddiada hiçbir zaman bulunmadım. Edebiyat alanında kendi faaliyetlerimden de en ufak bir çıkar beklentisi içinde değilim. İlaveten hiçkimseye hiçbir zaman birşey 'kakalamadım'; (zaman zaman kendi yazdığım, ve sonradan çok kötü olduklarını fark ettiğim yazılarımı eş dosta zorla okutmayı saymazsam).
Bunun dışında Lacivert dergisinin başarıya ulaşması, bunu da İzedebiyat'tan bir nebze de olsa destek alarak yapması, en samimi temennim. İsa Kantarcı gibi bir sivrinin dergi hakkında sitede böyle olumsuz bir tartışmaya imza atmış olmasını kınıyorum, kendim bunun bir parçası olduğum için de özür diliyorum.
Bu arada İsa Kantarcıya yapıcı olmasını ümid ettiğim bir iki laf söylemek istiyorum. İsa bey, lütfen dönüp geçmiş mesajlardaki üslubunuza ve içeriğe bir göz atın. Ben yaptım. Merak ettim, oturdum okudum. Ve inanır mısınız, dostça yazılmış tek bir satıra rastlamadım. Ya nefret kustunuz, ya dalga geçtiniz, sık sık hakaret ettiniz, her zaman için tepeden baktınız ve kimseye sevindirici bir laf etmediniz. Bunu rica ediyorum bir kavga konusu olarak almayınız. Sadece belki sitedeki duruşunuz, insanların size bakış açısı hakkında size de bir fikir verir diye yazıyorum. Bunca zamandır insanlar sizinle tartışıyor, sohbet ediyor ve hatta ve hatta size arka çıkmaya çabalıyorsa, bu onların iyi niyetindedir. Göründüğünüz kadar kötü değilsiniz diye ümid ediyorlardır. Ben de sizden bir kere için dostça, agresif olmayan, kendi kişiliğinizi ön plana çıkarmadığınız bir mesaj, kişiliğinizin sakin ve sağ duyulu tarafını yansıtacak ufak bir tebessüm görebilmeyi umuyorum.
e hocam yanlışlık olur,
açıklayacaksın o zaman,
ben de anlamam gerekeni anlarım elbet,
susmak da çözüm değil ki,
yazdığım kimi metinler hoşuna gitmeyebilir, dansöz gibi kıvırmadan konuşuyorum çünkü, tabi çoğu insanı da rahatsız eden bu,
gelelim senin içinde adının geçtiği metinlere,
ya hocam bu kadar titiz olma,
bu siteki arkadaşlarımız o kadar ince düşünmüyor, hemen unuturlar, zaten onca lafa cevap veren de yok, vurdumduymazlar, en iyisi hocam, gül, ben gülüyorum inan, yusuf adlı bey, onca karaladı durdu beni, birkaç şey yazdım, eridi gitti,
yani ancak konuşuyorlar, sen benim yaptığım olumlu şeyleri bilirsin, vurdumduymaz da değilim, bu yüzden diğerleriyle kıyaslanamaz yerdeyim ben,
gördün arkadaşların hasetliğini, inanılmaz çirkinleşmelerini, ben bu insanlara gülüyorum, kızdıramıyorlar beni artık, hatırlarsın, beni linç etmeye kalktılar, siteden attırmak için çabalardılar, şimdi sorarım sana nerde o kuru kalabalık,
bak ben halen budayım ve kitap çıkardım ve LACİVERT DERGİSİ için bir şeyler diyorum, izdekiler duysun diye, bu insanlar sağır, vurdumduymaz, samimi değiller, bunlar hakaret değil, basit ama gerçek şeyler, bunları düşün bence,
her insanın hatası, kaba sözleri, çirkinlikleri vardır, elbette bende de bunlar mevcuttur,bu sitedeki arkadaşlar hep kendine yontuyor, adaletle bakmıyorlar yazarlara, ben bir yazar iyi yazmışşsa, iyi yazmış derim, ama bunun bu sitede açıkça, delikanlıca yazan, birkaç kişi başka yok, SEN BUNLARI ÇOK İYİ BİLİRSİN ARKADAŞIM,
Sustum, sustum; artık birkaç söz etmezsem olmayacak. Öncelikle Sevgili İsa Kantarcı; iletilerinin pek çoğundan, ama pek çoğundan hiç hoşnut değilim. Yanlış bilgilerle dolu ve bu yanlış bilgilerin bir kısmı benimle ilgililer. Bir kere ben ne site yöneticisiyim, ne de site sahibi… İzedebiyat’ın kendi öyküsü, yıllığımız önsözünde var. Şiir editörlüğünün durumuyla ilgili açıklama da söz konusu yere ait köşede ve bundan başka bir iki yerde yapıldı. Hesapta benimle ilgili güzel sözler söylediğin düşünülebilecek bir iletini ele alalım, başlığı ne? Hatırlamıyorum şimdi, ama “Kadınların canı cehenneme,” gibi bir şey… Sence ben adımı böyle bir iletinin içinde görmek istiyor muyum? Ayrıca başka iletilerinde gözüme çarpan kimi kaba sözcükler ve küfürler de ilginç doğrusu… Merak ediyor musun bilmiyorum ama söz konusu edebiyat olunca ben epeyce eski kafa bir insanım. Maalesef bunu burada pek çok kişi bilir ve sevmez. Bir şeyler yazarsın, yayıncıya götürürsün, beğenilir ya da beğenilmez… İstanbul dışındasın ve yayıncılarla ilgili bilip bilmeden konuşuyorsun bence. (Yayın dünyasının İstanbul’da olması kimsenin suçu değil, ne yapalım…) Bunu eleştiri olarak alma, sen herkese araştır öğren dersin ya, ben de sana diyorum… Bu satırları yazmak benim için çok güç. Ne söylesem bir tarafa çekiliyor. Kâh şunun yalakası, kâh bunun şakşakçısı… Ne kaba sözler bunlar… Şimdi ne taraftayım acaba?
Birkaç söz de İmdat Özcan’a
Epeyce iyi niyetli iletileriniz var, görmüyor değilim. Ama kaş yapacağım derken göz çıkardığınızı fark etmiyorsunuz kaç zamandır. Hiç kimsenin kalp altın kalbinden gelen seslerle sağa sola laf geçirmesine gerek yok! On iki yaşındaki pek çok çocuğunkinden daha kötü bir Türkçe’nin yer yer kullanıldığı toplu şiirinizin düzeyinden konuşalım mı bir ara? Hep birlikte bir şeyler yazmak çok güzel. Hafızanızı zorlarsanız pek çok değerli kalem bu işin başında girişimin içindeydiler, şimdi niye yoklar? Çünkü burası forum! Ve forumun ana özelliği tartışmak, fikir alışverişinde bulunmak ve yeni şeyler öğrenmek… Herkesin yanlışının ve doğrusunun cesurca konuşulabildiği bir yer olmalıydı burası! Yoksa yalnızca toplu şiir değil işlevi, sizin de tahmin edebileceğiniz gibi…
Anlıyorum Sevgili İmdat,
Peki şiir zamanında, şiir ağacında tekrar buluşmak dileğiyle
sağlıcakla...
seninle işim var isa efendi...!
sabit fikirli ve yaşlıyım demek....
yaşlı olmak için kaç yaşında olmak gerekiyor sence?
sen yazdıkça ben yazacagım isa... bütün site sakinlerinden şimdiden özür dilerim.
nida,
papağan adam,
sevgili EŞKİYA,
yahu şu yusuf'u al başımdan, adamın işi gücü yok benle uğraşıyor,
NİDA,
verdiğin e postaya mesaj atıyorum ama geri geliyor,
benim e postam izde kayıtlı,
ordan bana ulaşırsın.
yusuf, hemen su kaynattın ya,
eeeeeeeeeeeee,
konuş bakalım,
ben konuştum,
sıra sende,
SEN SABİT FİKİRLİ YAŞLI BİR ADAMSIN
ANLADIM HOCAM
İYİ GÜNLER
yarım sayfalık A4 kadar olamayacak bu yazılara sen eleştiri mi diyorsun? bunlar reklam için yapılan tanıtım yazısı bile olamaz.
dil yanlışlarına hiç girmeyecegim bu sıcak havada.
anladım demek senaryo değil sikeç...!
Merhaba İzedebiyatta bir yazar sayfam var ve gönderdiğim öyküler bir türlü sayfama geçmiyor. Editörler tarafından kontrol edildiğini biliyorum ama çok uzun zaman oldu.. Bu konuda bir bilgisi olan var mı?