SORUN YARATAN KISIM ASAGIDA BULUNAN KISIM CEVAP BEKLIYORUM...
MUMKUNSE.BAĞLANTI ILE ILGILI BIR SORUN OLDUGUNUDA DUSUNMUYORUM
CUNKU BAGLANTILARIM HER ZAMAN HIZLI VE SAGLAM....
YARDIMLARINIZI BEKLERIM...
Yazı Yükleme Formu
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
YAZDIĞIM YAZILARI SİTENIZDE BULUNAN KISIMDAN UYE OLDUGUM HALDE
ILETEMIYORUM....NE YAPMAM GEREKIYOR?????
YAZI EKLE KISMINA GELIYORUM.YAZIYI AKTARIYORUM KAYDET DIYORUM...
KARSIMA CIKAN BOMBOS BIR BEYAZ SAYFA ??????
SEBEBINI OGRENMEK VE YAZILARIMI SIZLERE BASKA NE SEKILDE ILETEBILIRIMIN
CEVAPLARINI MUMKUNSE MAIL ADRESIM VAR ORAYA BEKLIYORUM...
SAYGILARIMLA
CANIM SIKILDI.
gece. ben de en azından birilerini eleştireyim dedim.
kuralımı çiğniyorum. oysa uslu çocuk olacaktım.
televizyon kanallarında 20 yaşında bir kız geziyor. 16 yaşında çıktığı seks maceralarını anlatıyormuş.
bağıra bağıra söylüyorlar.
ana haber bülteninde üstelik.
peki bizim 16 yaşında bir kızımız böyle bişey yapsa.
yapamaz.
keserler.
yok. kesmezler...
bilen bilir, şimdinin çok ünlü bir kadın yazarı, 18 yaşında bir kitapta çıkmıştı. içinde ensest bir ilişki anlatılıyormuş. yayıncı bu kitabı belli hileler yaparak yayınlamış.
izde bir metin okudum. bir genç arkadaş yazmış. ilk okurken gülme krizine tutuldum, o öyküleyü okuyanlar hatırlar. içinde kaba bir cinsellik vardı...
burda o öyküyü eleştiriyor değilim. o metni yazdığı için yazar adayını kutlamak gerek.
diyeceğim şu, kimi yazarlar belli söyleşilerinde cinselliğin iyi anlatılmasından dem vura dursun, elin 20 yaşındaki kızı gelip burda olay yapsın.
eh, yayıncının abisi televizyoncu.
yoksa koyarlar mı ana haber bültenine...
CANIM SIKILDI DEDİM YA ARKADAŞLAR, BENİ CİDDİYE ALMAYIN.
evet, gayet açık, cinsel ya da cinsel çağırışımlı şeyler yazmak epey iyi.
aslında bunun benzeri bizde çok.
yani.
bilmem hangi dansöz,
bilmem hangi genel ev kadını,
bilmem hangi porno yıldızı da kitap bastırıyor,
macerasını anlatıyor...
neyse.
BEN RAHATLADIM.
TAMAM.
ŞİMDİ USLU ÇOCUK OLUP KİMSEYİ ELEŞTİRMEYECEĞİM.
bu arada, teomana kafayı taktım.
şarkıcı.
ceket kıravat giymekle liselileri tavlayacağını sanıyor.
bu insan oğlu o kadar değişiyor ki.
yani öyle güzel oyun oynuyor ki çıkarı için.
öyle güzel maske takıyor ki.
bir gün ben de öyle olacağım.
tabiki.
ohhhhhhhhhhhh, rahatladım, ne iyiymiş eleştirmek...
isa kantarcı.
iyi günler. Benim sorunum yazılarımın "son eklenen düzyazılar" bölümünde görünmemesiyle ilgili... 2. yazım ve 5 gün önce yazmış ve yollamış olduğum yazılarımı "son eklenen düzyazılar" kısmında göremedim. bu benim için bir sorundur ve bu sorunun ilgililerin düzeltmesi gerekmez mi?
Saygılar...
Tebrikler. Cesaretini alkışlıyor ve imreniyorum.
Kolay gelsin. Bir çocuğun var artık.
Saygılar.
Tebrikler. Cesaretini alkışlıyor ve imreniyorum.
Kolay gelsin. Bir çocuğun var artık.
Saygılar.
KİTABIN ADI BELİRLENDİ: KARMA
AY SONUNDA ÇIKMASI DA KESİNLEŞTİ
İÇERİĞİNDE ŞİİR/ÖYKÜ VAR
DAĞITIMA GİDECEĞİ İÇİN ONU KİTAPÇILARDA BULABİLİRSİNİZ
E DERGİSİ’NDE YANILANAN BİR ÖYKÜM VAR İÇİNDE.
BAŞKA YERDE YAYINLANAN ÖYKÜLER VAR.
YAŞAR DOĞAN’LA YAZDIĞIM BİR ŞİİR
KİTABA EN İYİ METİNLERİ KOYDUK
YÜZLERCESİNDEN EN İYİLERİ
METİNLER BİRÇOK EDEBİYAT DERGİSNDE KOLAYLIKLA YAYINLANABİLECEK BİR NİTELİKTE
EH, BEN DE ON SENEDİR BOŞUNA UĞRAŞMADIM.
BU ARADA KİTABINI BASTIRMAK İSTEYENLER VARSA, ONLARA ELİMDEN GELEN YARDIMI YAPARIM.
İSA KANTARCI
"Bir varmış bir yokmuş"la başlayan masallar, çizgi filmlere, bilgisayar oyunlarına yenik düşmüş gibi görünse de, bir kez daha uyku saatlerine konuk olmaya hazırlanıyor. Türkiye Yazarlar Birliği (TYB), Polatlı Belediyesi ile gerçekleştireceği yarışmada, edebiyatla ilk tanışıklığı kuran masala, itibarını iade etmeye hazırlanıyor. TYB genel merkezinde, Polatlı Belediye Başkanı Yakup Çelik ile bir basın toplantısı düzenleyen TYB Genel Başkanı Yakup Deliömeroğlu, gayretlerini, pop kültürüne karşı bir ilaç olarak niteledi. Pop kültürünü fast food'a benzeten Deliömeroğlu, "Bu kültür, ruhlarda obeziteye yol açıyor." diye konuştu. Polatlı Belediye Başkanı Yakup Çelik de modernleşmenin sorunlarıyla kültürel değerleri yaşatarak mücadele etmek gerektiğini belirtti. "Hâlâ Anlatacak Masallarımız Var" başlıklı yarışmaya katılmak isteyenlerin masallarını, 1 Nisan 2005'e kadar Polatlı Belediyesi Kültür Müdürlüğü adresine ulaştırmaları gerekiyor. Yarışmada birinciye 3 bin, ikinciye 2 bin, üçüncüye bin YTL, 3 kişiye de 500 YTL'lik mansiyon ödülü verilecek. Yarışma ödül töreni, 23 Nisan 2005'te, Polatlı Belediyesi 13 Eylül Kültür Merkezi'nde yapılacak.
Geçenlerde çok sevdiğim bir arkadaşım elime bir kağıt tutuşturdu ve "bu yarışmaya öykülerinden gönder" dedi, sevimli bir emirle. Kağıda ilk bakışta hemen gözüm aramadığını buldu; "30 yaşın altındakilere açıktır" Bastım kahkahayı. Arkadaşım hayli şaşkın. Gülme krizim non-stop devam. "Ne gülüyorsun gıcık gıcık" dediğinde, biraz kendimi toparladım ve "30 yaşın üstüne yasakmış bu yarışma" dedim. Sevimli bir şaşkınlık ve ardından "sen 30 yaşını geçtin mi?" sorusu. İyice koptum. "30 yaşını geçeli tam 10 yıl oldu yahu. Ama yine de teşekkürler sana, beni 30'unda bile görmediğin için" dedim. Gülüştük.
Bir şeylerin sınırlandırılmasına oldum olası karşıyımdır ama bazen gerekmiyor da değil hani!.. Çocuklar arasında düzenlenen yarışmalarda da karşılaşırız sınırlarla. gayet de doğrudur. Her yaşın becerisi, yeteneği, kavrama düzeyi farklıdır.
Eğitimci arkadaşlar iyi bilirler, ilkokul öğrencileriyle, lise öğrencileri aynı binada ders görmezler. Bunun çok çeşitli sakıncaları vardır. Buna uzun uzun girmek istemiyorum.
Burada tartışılan konuya gelince, çok gereksiz buluyorum. Söz konusu olan bir dergide olabilir, bir yarışma da. Yaş sınırı konulması, ilgili kişilerin tercihidir ve saygı duyulması gerekir. Aksini savunan kişiler de, "çıkarırlar bir dergi, 30 yaşın altındakilere yasak" derler, olur biter.
Gençlik adına, bir şey yapılacaksa bunu en iyi yine gençler yapacaktır. Kaldı ki bu onların en doğal haklarıdır. "Ulusların Kendi Kaderini tayin Hakkını" benimseyip de, iş bireye gelince, "Olmaz" demek "çelişki" değil midir?..
16 yaşındaki "Duygu Ergun" isimli gencimizin yazdığı yazıları okuyunca, gençliğe "yolunuz hep açık olsun" demekten başka bir şeye gerek olmadığını düşünüyorum.
Saygılarımla
Orkun
Eleştiri, tayfuna denk gelir poyraz olur, lodosun sıcağı bozar balıkları. Üç gün ömrü olan b alıklar, misafirlerle bir kokar. Muşka nın dışında tüm köpekler kemiğe koşar. Muşka havayı koklar. Kedileri sever, rutubete dayanamaz…Rahmetliyi saygı ve sevgilerimle anıyorum.
Hiç aranmıyor değilsin.
Hey Girl, Blue Jean, Miço... hepsinin yaş sınırları var. Onların olabiliyorsa, bunların niye olmasın? Bazen televizyona genç bir yazar, genç bir ressam ya da genç bir müzisyen çıkar ve "bakın neler yapabiliyorum üstelik ben hâlâ 13 yaşındayım!" der. O ana kadar merakla izlediğim bu genç çocuk, bir anda o 'ufacık' yaşına rağmen, ucuzluk yapmış gibi gelir bana.
Benden söylemesi, yaşlarınızın arkasına saklanmayınız. Siz kurun, siz yönetin ama "büyükler giremez!" gibi 'çocukça' bir prensiple hareket etmeyin. Nitekim sanatla uğraşıyorsunuz, derginizin amacı, ilkeleri, yolu yordamı içerikte olsun, dilde olsun, şekilde olsun ama insanların edebiyat ve sanatla ilgisiz özelliklerinde olmasın. Yoksa farkına varmadan bir Miço olarak çıkarsınız karşımıza.
Saygılarımla,
M. Doğan
CİNSEL ÇIĞLIK
Üşümüş
Yalnız
Hastalıkların en belalısı yakasında
Kaplamış dudaklarını
Gözlerinin esrarengiz dehlizlerini
Kahverengi gözlerinde siyah bir gelinlik
Onu avutacak bir ses bir kıvılcım arıyor küçük
Sessiz
Uzun tırnaklı
Soğuk elleri
İçinde bir çıyan
Çıyan sonra kelebek oluyor
Kadının ruhunun engin mavisinde kanat sallıyor
Isıran
Ilık
Nemli
Bir karanlık dolanıyor içerde
Ürperten notaları usul usul çöküyor odanın çehresine
Dudakları bir şey arıyor kadının
Ruhu tıngır mıngır bir şey
Elleri bir tutam sıcaklık
Zarafet dalında birinci olmalarına gerek yok
Yalın
Düz bir sıcaklık
Arıyor
Titriyor
Dudakları bir şey arıyor kadının
Bilmiyor
Arıyor
Sağa sola bakıyor
İniltiye benzeyen
Dudakları bir şey arıyor öptükçe güzelleşen
Öpücük yağmurları pırıltılar saça saça dökülüyor ruhundan
aşağı
Hoş ayaklarında bir dudak gezmeye başlıyor
Uyduruk bir dudak ama
Karanlık ruhunda bir bıçak geziyor
Canı bin beter sıkılıyor
Öptüğü adamları düşünüyor
Kalbinin kırmızı buğusunda yeni hayatlar beliriyor
Dudakları bir şey arıyor
Bir şarkı mıydı
Bir söz müydü
Yoksa birine hoşça kal demeyi mi unutmuştu
Yoksa
Neydi o
Hatırladı birden
Sigara paketine yöneldi
Sigara yanarken düşüncelerini de yakmaya başladı
İçindeki akrep
Peşine bir orduyu takmış şarkılı türkülü geliyordu
Nırınay nırınay nırınay nırınay nırınay
Rap rap rap rap rap rap rap
Terliyor
Terliyor
Yeşil eteğini çıkardı
oturdu
Bir ileri bir geri sallanıyor
Sanki içinde bir ateş var
Önüne ne gelirse yaka yıka gidiyor
Siyah iç çamaşırlarını çıkardı
Ruhundaki bıçaklar çoğalıyor
Ruhunda akrepler ordusu cızırtılar çıkarıyor
Mutfaktan armut aldı
Bıçakla dilimleyip yemeye başladı
Bıçakla karnını deldiğini düşündü
Armut bitmişti
Can sıkıntısı gitmemişti
Makarna aldı yedi
Beş tabak
Zaten kilo sorunu hiçbir zaman olmamıştı
Ne var ki doymamıştı
Açtı
Ama neye
Ayaklarında bir dudak duydu
Sanki gerçek bir dudak
Bir nefes
Dudaklar göğüslerinde dolaşmaya başladı
Zevkle iniltileri havaya titrek titrek yükselmeye başladı
Cinsel organıyla oynamaya başladı
Çığlıklar başladı
Nihayet aradığı şeyi bulmuştu
Ruhundaki bütün akrepler gebermişti.
Kapı çaldı
Giyinmenin g’si yoktu
Haz dumanı tüten beyninin yeşil ormanlarında
Az evel sanki uçmuştu
Sarı çiçekler döküyordu yüzü
Belki de sevdalanacağı adam vardı kapı ardında
İki kütüğe benzeyen adam içeri hücum etti kapı açılır
açılmaz
AYNISINI BİZLE YAPMAYA NE DERSİN BEBEK!?
Sevgili Ronay Savaşer, size teşekkür ediyorum. Bizi anlayan köşeden bakabildiğiniz için, inanın bazı arkadaşların şiirlerine dergilerde yer verilmiyor. Ben bir kaç bilindik usta şairle aynı ortamdayken onların hazımsız tavırlarıyla karşılaştım. Hep zorluklar çıkıyor önümüze ve kendimiz çaba sarf etmek zorunda kalıyoruz. Bunu kimse anlamıyor çünkü bizim yaşadıklarımızı yaşamıyorlar. Bizi anlamanız bile yeterli, eleştiri bile alsam şu durumda memnun olurdum. Ama görüyorsunuz, hakaret ve aşağılayıcı ifadelerle gelindiğinde sadece üzülüyoruz. Gençlere herkes köstek oluyor, herkeste bir kapris, hazımsızlık var ne yazık ki. Ama edebiyat bu değil. Olmamalı. En azından gençler olarak daha farklı bakmalıyız bizler edebiyata... Tekrar teşekkür ediyorum.
Saygılarımla...
S.Aylin Antmen
AŞK YARATIĞI
Yere düştü çırılçıplak
Gözleri fal taşı gibi açıktı ebemkuşakları dans ediyordu
ölünesi gözlerinde
Işıyordu büyük bedeni
Kavuniçi bir yalnızlık gibi fırıl fırıl bir aydınlatma
yayıyordu geceye
Geceyarısıydı gıcır gıcır
Birkaç yorgun yıldız vardı kadife siyahı gökyüzünün
vadilerinde
Issızdı sokak
Bir kadının çığlığı sokağı yalaya yalaya geçti gitti
sonsuzluğa
Öldüren hüzünler sarmıştı yalnızları
Uyuyamayanlar kırık hayatlarıyla hesaplaşıyordu
Evlerden birinde bir kadın yeni düşler icat etmeye
çalışıyordu
Eli yüzü geçmişin hayaletleriyle kirlenmişti
Kaçmak kurtulmak istiyordu
Sokağa çıkıp yüz kilometre hızla koşmak istiyordu
Direniyordu
Yeni düşler büyük çatırlar yaratmaya başlamıştı ruhunun
akasyasında
Sokak karanlığa gömülüydü
Yaratık kadına baktı pencereden
Onu uygun bulmadı
Bir ıslık çaldı
Kadın pencere yanaştı
Hiçbir şey göremedi
Geri döndüğünde gördü
Masa üstündeki düşleri karmakarışık olmuştu
Ağlamaya başladı gece usulca eğildi çöktü kadının yanına
Kırk yaşındaydı
Düş kurmak için çok mu geç
Sil baştan yaptı
İlk cümlesi ne olmalıydı
Yaratık sansar gibi ilerliyordu kavuniçi aydınlık yayıyordu
Birden ışığı fark etti
Usulca bitiverdi pencerenin önünde
İçerde yaşlı bir kadın hesap kitap yapıyordu
Biriken hüzünlerini bozdurmayı düşünüyordu
Mezar taşına gül resimleri yaptırmayı düşünüyordu
Kırılgan yüzünde bir keman coşmuştu
Gece usulca eğildi yaklaştı bir kibar çiçek bıraktı kadının
önüne
Çekip gitti
Yaratık manzaraya alaylı baktıktan sonra uzaklaştı
Gücü azalmıştı
Zamanı kısıtlıydı
Ona uygun insanı bulmalıydı
Altınsı kaygılar davul çalmaya başladı çevresinde
Tükürüyorlar küfrediyorlar şamar atıp kaçıyorlardı
Koşmaya başladı
Evlerin camlarında kristal bir vızıltı bitmeye başladı
Kristal bir ışık uzuyordu arkasında
Tüylüydü
Tırnakları uzundu
Kafası kocamandı
Keskin dişleri vardı
Kabusuna bıçak çekerek uyandı adam
Nefes nefeseydi
Hemen bir sigara aradı ışığı yakmadan
Düştü
Sövdü şansın damarına
Sonra buldu sigarayı çaktı kibriti
Allah kahretsin
Her türlü korkudan ve kabustan geçebilecek umut
yaratamamıştı
Kızdı kendine
Otuz beş yaşındaydı
Artık bundan sonra karakterini vermeliydi hayatına
Yoksa çok mu geç olmuştu
Bir vınıltı duydu birden
Durdu
Kendinden geldiğini sandı
Delirdim diye düşündü
Vınıltı kurşun vınlamasını andırıyordu
Hiç duymamıştı böyle bir şey
Sanki bir piyano fısıltısıydı
Çok garip
Onun bir eşi benzerini duymamıştı şu garip kulakları
İlahi bir mesaj aldığını düşünmeye başladı
Bir ıslık duydu
Kapıya koştu
Sokağa baktı
Yaratık keyifle onu izliyordu gülümsüyordu
Kim var orda diye bağırdı adam
Yaratık kahkaha attı
Adamı ensesinden yakaladı
Adamın beynindeki uru gördü
Onu ileri fırlattı
Adam korkudan ne yapacağını bilemez haldeydi
Yaratık ordan uzaklaştı
Bir koku duydu yaratık
Bir genç kız kokusu
Büyülü derinlikleri olan koku
Yaratığın ruhunda büyük patlamalar yapıyordu
Yaratığın ayaklarını yerden kesiyordu
Koşarak eve yanaştı yaratık
Gül bahçesini aştı
Bir sıçrayışta çatı katındaki odaya yükseldi
Kız çıplaktı
Ayna önünde kendini seyrediyordu
Bir mırıltı vardı taze
Elektromanyetik dalgalar yayan kalın
Eşsiz
Hiç kaybetmemiş dudaklarında
Beyazdı
Dikti göğüsleri
Kalçaları
Garip bir ıslık çalıyordu
Dudaklarını yaladı yaratık
Titredi
Vınıltı başladı yine
Genç kızın dağdan bakan duygulu gözleri tedirgin oldu
Vınıltıyı dinledi
Yaratık keyiflenmişti
Bir ıslık çaldı efkara çok uzak
Alabildiğine deniz coşkulu
Kız pencereyi açtı
Yaratık saçlarından yapıştı
Kız bağıramadı
Ama kendini güçlü pençeden kurtarabilmişti
Yaratık ona dokunduğunda görmüştü
Bu kız tam ona göreydi
Aşka karşı bir kız
İç odaları pembe sadece
Pencereye yumruk attı
Hiç ses çıkmadı
Dağılan cam parçaları önce havada süzüldü
Süzüldü
Sonra sanki kanatları varmış gibi
Yere düştü
En ufak bir ses çıkarmadan
Kız karşısında yaratığı gördü birden
Yaratık nefes nefeseydi
Kız kilitlenmişti korkuyla
Yaratık ışık haline girdi birden
Kızın kalbine sonra ruhuna doğru aktı
Kız birden kendine geldi
DEV BİR AKREP PARLIYORDU YÜREĞİNDE
AŞK
AŞIK OLMALIYIM
Diyordu kendine
Garip parıltılar sarmıştı yüzünü
Bedeninde şimşeğe benzeyen bir enerji kıpırdıyordu
KİM KİM KİM KİM KİM KİM KİM KİM KİM
Yaratık kızın ruhunda bir rakı sofrası kurmuş, kahkahalar
patlatıyordu
sevgili aylin ve onun gibilerin amaçları ve çalışmalarını son derece gerekli buluyorum. "yer verilmiyor" dediği bir kesim olduğunu hepimiz biliyoruz.. o bu kesimi "gençler" diye adlandırıp işe koyulan bir destekçi anladığım kadarıyla. "çok satan" romancılardan birinin son çıkan romanı üzerine söylediklerini özetleyeyim size; "bu kurguyu ödüllerimi almadan, isim yapmadan önce yayınevine götürdüğümde, bununla hiç kimse ilgilenmez, kimse okumaz denip geri çevrilmiştim. ama şimdi aynı ürün yayınevini ihya eden bir yapıt oldu." sevgili nida, biliyoruz ki aynı ürün virgülü değişmeden bir süre sonra kıymet kazanabiliyor, onu yazanın kıymetlenmesi paralelinde. bir dergiye öykü gönderirsin öykündeki imgeler saçma bulunur, sonra günün birinde bir yarışma kazanırsın döndüğünde aynı öyküdeki imgeler bu kez çok çarpıcı bulunur, bu ne yaman kaypaklık... böyle bir ortamda karamsarca yazmaktan soğumak bile mümkünken, bazılarının çıkıp ürettiklerine değer verip kaleme daha fazla sarılmaya teşvik etmesi kösteklenmemesi gereken bir örgütlenme. bu noktada olan bitenden en çok muzdarip kesimlerden biri gençler olduğu için onlara yardımcı olmaya çalışan duyarlıların olması bence çok normal. bu bir görev dağılımı gibi.. bir atölye ya da dergi yaşı gençlerle, bir atölye yazısı gençlerle; bir atölye ideolojik yazanlarla, bir atölye soyut yazanlarla ilgilidir.. genel olarak amaç ortak, "yer verilmeyenlere" kapı açmak...