"Yazmak, bir hayaletle güreşmek gibidir; kazansan bile, elinde kalan sadece soğuk bir boşluktur." Franz Kafka"

?

???

July 2026 tarihinde katıldı

Son forum iletileri

?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Arkadaşlar, Yazılarımızın kümesini belirtirken lütfen biraz daha dikkatli olalım. Lakin bazı arkadaşlarımız şiir kümesine düzyazı göndermektedir. Şiir diye tıklıyorum, düzyazı çıkıyor. Işık ve sevgiyle...
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
buluşma düşüncesini iyi buldum. geç bile kalındı.... bir mekan ayarlansın..... sanat evi falan kurulsun... hatta dergi çıkarılsın... bu siteyi kuranlara diyorum.......... şu yazıların beklemesi hiç iyi değil. buna iyi bir çözüm bulunmalı......... on beş gün önce yolladığım öyküler çıkmadı bir türlü. işleyiş iyi değil............ ben bu siteyi kuranlardan olsam, çoktan bir dergi çıkarmıştım.... her ay çıkan bir edebiyat dergisi................................. piyasada KÖTÜ dergiler bile ilgi görürken, dergi........... iz neden yapmasın böyle bir şey. burdaki arkadaşlar iyi şeyler yapar....................... bu sanat evi fikrini de düşünün. büyümek gerek.... durmadan büyümek....................... İSA KANTARCI................
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Ben bu filmi gördüm… Cengiz han ve filler.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Her il de kişiler haberleşip toplanabilirler, elbette yurdun her kesiminden insanların gelmesi mümkün değil. Aslında ben sitelerde yazarların buluşma fikrinden pek hoşlanmam, çünkü evvelinde bir site yazarlarının oluşturduğu toplantılardan dolayı yaşadıklarımın üzerimde bıraktığı olumsuz etkiler var. Ancak, Sayın Diren Yardımlı'nın yazısında bir detay vardı; "kitapçı-cafe" ne kadar harika bir fikir, yani şatafatsız etkinlikler, tamamen şiir için gerçekleşen bir buluşma, kaynaşma... Olumlu karşıladım bu yüzden. Beyoğlu'nda bir kitapçı-cafe ne kadar harika bir fikir... Bizim yazın evimiz var, Beyoğlu'nda, bir edebiyat dergisine ait, lakin çok küçük, bu yüzden öneremiyorum ama öyle bir yerde görüşüldüğünü düşünmek bile oldukça güzel.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Buluşma fikri benim de son birkaç gündür düşündüğüm bir fikirdi. Ancak İstanbul'a uzak şehirlerde olan arkadaşlarımız var. Onlar nasıl gelecekler? Misal ben Ankara'dayım.Altı saat sürüyor yol. Fakat Mardin'de, Muğla'da vs yerlerde olanlar var. Bu konuda bir fikri olan var mı? İz şubeleri mi açılsa:) Sevgiyle...
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Merhabalar; Şu "buluşma" sözcüğünü sevdim.Geç bile kaldık...Haydi davranalım!........Ama bize bir stadyum gerekli....:).......Sevgiyle kalın.
?
Kurgu Sanatı
Yaratıcı Yazarlık
kurgu; bizim, şiir alanında "şiirin iskeleti" dediğimiz şeydir. ayakta durması için bu iskelet , yapı kaçınılmazdır. zaten şiir "biçim" dir de biraz. edebiyatta, özellikle şiirde söylenmemiş söz, işlenmemiş konu hemen hemen kalmadığından neyi , nasıl yazdığımzı önemlidir diye düşünüyorum. kurguda kaybolmak konusuna gelince...hele roman söz konusuysa çok kolaydır kurguda kaybolma tuzağına düşmek..belki de bu nedenle bir türlü cesaret edemedim roman yazmaya...kısa öyküler ve şiiri seçişim belki de bu yüzden. Bir de bu yazı türlerinin dillerinin çok farklı oluşu- böyle olması gerekliliği var ki işimi iyice güçleştiriyor. Çünkü şiir en az sözle, damıtık bir dille yazılmazsa uçamaz... Öyküye düşme tehlikesi hep vardır şiir için...Oysa roman uzun uzun betimlemeler ister. Konu edebiyat olunca konu çok genişliyor:) kurgudan yola çıkıp nerelere geldiğime bakarsak kurguda kaybolduğum söylenebilir:) dostlukla. aslı.
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Merhabalar, Yazı akışı fazla olduğunda yazıların onaylanması istenilenden uzun sürebiliyor. Ancak yazarlar yazılarını hemen görebilsinler diye yakında bir 'ön-izleme' bölümü açacağız. O zaman bahsettiğiniz sorun bir nebze olsun, giderilmiş olur. Haftalık buluşmalar düzenlemeyi biz de istiyoruz. Bunun için uygun bir kitapçı-cafe en iyisi olur diye düşündük; aynı zamanda İzEdebiyatçıların indirimli kitap da alabilecekleri bir yer olması için çalışıyoruz. Gelişmeleri duyuracağız. (Elbette bu arada başka buluşmalar da yapılabilir, biz de seve seve duyurusunu yaparız.) Saygılarımla, Diren Yardımlı
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Sevgili arkadaşlar, gelin bu güzel sitemize nacizane bir armağan verelim. Sevgili okuyucu ve yazar arkadaşlarımızın hiç birini maalesef tanımıyoruz. Kaynaşalım toplanalım, şiir dinletileri, müzik etkinlikleri, ya biz burada oturduğumuz sürece pop star, türk star, köy star devam edecektir. Yetkili arkadaşlar duyun sesimizi, ya bu işi yapın ya da bu yönetimi bize bırakın gidin...:))) şaka tabii saygısızlık ne haddimize, evet arkadaşlar form odalarıda çok kullanışsız. Bir seferde istediğin yere ulaşmayabiliyorsun. Sohbet odalarımız olsun. Ve bu sohbet odalarına sadece üyeler girsin demeyeceğim.genel olsun.ama diğer bildiğimiz chat kanallarından ayrı olması gerekiyor. çapsız çapsız insanlarla uğraşmayalım. sadece izcilerin gireceği dışarıdan bağımsız olsun. lütfen rica ediyorum umuyorum ki diğer arkadaşlarımda bana katılacaklardır... maksadımız izedebiyatımız büyüsün dört dörtlük olsun. 7. yıldızlı site konumunda olsun.. teşekkürler saygılar
?
İzEdebiyat
Açık Büfe
Sayın yetkililer, bu sitenin sorunu neden bitmiyor acaba, merak ediyorum. Yazılar bu kadar geç yükleniyor sebebi nedir. Ya sizden kaynaklanıyor ya da sitenizin bu kadar yazı resim alacak kapasitesi yok. Yazımız yazıldığı zaman yanlışlar oluyor. Ve o yanlışı ya da fikiri bir hafta bekleyip düzenlememiz gerekiyor. Böylelikle o anki hevesimizden eser kalmıyor ve okuyucularımızda yanlış yazılar okuyorlar. Gereğinin yapılmasını hususunu arz ederim. Saygılar
? Kitap Dünyası
evet, gerçekçi olursak herşey pazarlamadır. bunu görmene sevindim kardeşim. necat bak yanlış yazmadım. beni azarlayamazsın. ya niye necat. nüfus memuru mu yanlış yazdı yoksa sen böyle mi seçtin, bu gerçek adın mı sana hayatta zorluk çıkarıyor mu kardeşim. ben burda içimden gelenleri filan yazıyorum. konuşuyorum. hepsi bu. birilerini madara edeyim diye değil. elbette her yazar bilinmek ister. ben burada sırf bu amaç için bulunmuyorum kardeşim. ama ben keskin biriyim. girdiğim her yerde olay yaratırım. bir ara gemideydim, kaptan hariç herkezle kavga etmiştim.................. insanlar benim gibilerini sevmez. çünkü ben keskinim. çekinmeden konuşuyorum. hem benim hikayem insanların alabileceği şeyler barındırıyor. sen bana ters açıdan bakıyorsun. bak kardeşim. ne diyeyim. burda yaptıklarım hiç. bunlara güvenmiyorum. yani pazarlamayı düşünürsek. güvendiğim başka. necat, dostane biçimde gülüyorum sana. aşağılama anlamında değil ama. sevgiler........
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Dil bilinci ve dile dil uzatmak. Sevgili Orkun Levent, İçtenlikle yazdığınız mesajınızı ilgiyle okudum. Yazdıklarınızın birçoğuna katıldım. Bu sitenin editörleri olarak bizler, tam olarak bahsettiğiniz durum ortaya çıkmasın diye, mümkün olduğunca geri planda durmaya özen gösterdik. Kültürümüz, doğası ve kimliği gereği hoşgörü üzerine inşa edilmiş bir kültürdür, (başka türlü olamazdı) ama ilginç bir ironiyi de içinde barındırır. Hoşgörümüzün yanısıra sert ve otoriter olmak gibi iki ilginç sevdamız var. Sanıyorum bahsettiğiniz 'editörlük' anlayışı da bunu içeriyor. Önce "kim olursan ol, gel" deniliyor, ardından "gel ama burada benim borum öter!" deniliyor. Katılmadığım nokta ise dil konusundaki yaklaşımınız ve vermiş olduğunuz örnek. Bu siteye gelen bazı yazılarda dil öylesine kötü kullanılmış ki bir yayınevinin eline geçmiş olsa, bırakın okunup reddedilmeyi, birkaç paragrafı okunduktan sonra doğruca çöp kutusunu boylardı. Çünkü "yazıyorum ve insanlar okusun istiyorum" diyen birinden beklenilebilecek en küçük ve uygulanması en kolay incelik 'düzgün bir dil'dir. Kimse amatör bir yazarın her şeyiyle tutarlı ve dengeli bir yapıt ortaya çıkarmasını beklemiyor elbette. Kimse kusursuz bir dille karşılaşmayı da beklemiyor. Öyle ki işin tadı da biraz bu amatörlükten geliyor. Ama dile azami bir saygıyı her okur bekliyor. Çünkü bu her şeyden önce 'okura saygı' anlamına geliyor. Karşınızda konuşan kişi sürekli geveler, lafları yutar, cümlelerini tamamlamadan bırakır, yüklemleri umursamaz, özneleri anladığınızı varsayar, özetle sizin söylediklerini anlayıp anlamamanızı aslında zerre kadar umursamazsa, rahatsız olmaz mısınız? Konu imla hataları ya da aradan kaçan tek tük düşük cümleler değil. Konu edebiyatla uğraşıyorum diyen birinin hayatında bir kez için bile kendine "dil nedir?" sorusunu sormamış olması. Bir kez için bile "bunu buraya koyarsam birileri er geç okuyacak" düşüncesiyle hareket etmemiş olması. İzEdebiyat dünyadaki birçok edebiyat sitesi gibi, yazmaya olduğu kadar okunmaya yönelik de bir sitedir. Malzemesi ticarileşmeşmiş sanat, ziyaretçileri de sanat-severlerdir. Sizin de sözünü ettiğiniz bir "aşk" sitesi ya da bir "itiraf" sitesi değildir. Cep telefonları için SMS mesajları üreten bir site de değildir. Bunlarda bile temiz bir dil beklemek hakkımızken, bir edebiyat sitesinden niçin bunu beklemek ayıp oluyor? Ne hikmetse edebiyat sanat dalının elindeki malzeme, notalar, boyalar değil, sözcükler ve dildir. Sözcüklerde ve dildeki ustalıkla gelişen bir sanattır edebiyat. "Dil mi? Bana ne..." diyen biri, buradaki varlığını herkesten önce, kendisi sorgulamalıdır. Bu işi dil bilmeden yapabileceğini düşünüyorsa, kendini bir kez daha sorgulamalıdır. Edebiyatın yarısı dildir çünkü. Kalan yarısı da bu dili gizleme ustalığıdır. Dil okurun karşısında bir engel olmamalı, öylesine doğal ve akışkan olmalı ki okur onu orada hissetmemeli bile. Karşınıza küt diye yamru yumru olmuş bir cümle çıktığında, her cümlede birkaç imla hatasıyla karşılaştığınızda kızabilmelisiniz, yazan kişiye 'Niye dikkat etmiyorsun bunlara? Çok mu zor geliyor?' diyebilmelisiniz. Hayatın bütününde olduğu gibi burada da savunacağınız taraf hatayı yapan taraf değil, hataya maruz kalan taraf olmalıdır. Son olarak, burası amatör müzisyenlere yönelik bir platform olsaydı, katılan müzisyenlerden en basitinden nota bilgisi bekliyor olurduk, çünkü notasız müzik olmaz ve nota bilmeden "ben müzisyenim" diye gezen biri en başta kendini gülünç bir duruma düşürür, ardından da onunla aynı ortamda bulunan gerçek müzisyenleri. Size bu konuda ufak bir önerim de olacak. Toplumdaki duyarsızlıklara karşı isyan ediyorsanız, dildeki duyarsızlığa karşı da isyan edebilirsiniz. Toplum dil sayesinde toplumdur çünkü. Kendime sık sık şu soruyu sorarım: Niçin dil duyarsızlığı konusundaki rahatsızlıklarını dile getirenlere kimse arka çıkıp, "Ya siz de şu dilinizi adam edin artık!" diyemiyor bir türlü? Bazen unutuyoruz sanki, ama burası amatör de olsa bir edebiyat sitesi. En içten saygılarıma, Mustafa Diren Yardımlı İzEdebiyat
? Kitap Dünyası
Günümüzde herşey pazarlama teknikleri üzerine kurulu. Savaşlar, aşklar, ölümler, edebiyat. Hepsi birer araç, kimse sadece bunlarla mutlu olamıyor. Örneğin kimse sadece aşık olduğu için mutlu olamıyor. Yine örneğin kimse sadece yazdığı için mutlu olamıyor. Bu yazdıklarını paraya çevirmek istiyor. Sayın Kantarcı'da bu çoğunluğun içinde. O aşağıladığı çoğunluğun içinde. Yazdıkları genel geçer şeyler. Onun kadar herkes yazıyor - ben iyi yazıyorum demiyorum- Örneğin Ahmet Selçuk İlkan'dan daha güzel Sayın Kantarcı'nın yazdıkları. Ama fark Ahmet Selçuk İlkan'ın pazarlama alanının geniş olması. Sayın Kantarcı'nın ise yok. Bu kavgalar falan kendine bir yer açma çabası, o kadar. Ama sorun şu bu sitede öyle büyük kitleler yok. Sayın Kantarcı'ya tavsiyem daha popüler bir şeyler yapması, örneğin şarkı yarışmalarına falan katılabilir. Sayın Kantarcı'ya cevap verenlere tavsiyem de boş verin. Gelip geçer bunlar....
?
Genel Tartışma
Açık Büfe
Daha önce, izedebiyatla birlikte, 2 farklı sitede de yazılarımı yayınlıyordum. diğer İkisinden de ayrıldım sonra. İlkinden, kendini "editör" sanan bir "editkör" yüzünden, ikincisinden ise, siteyi "sevgili arıyorum" sitesi sanan, "sanal döküntüler" yüzünden. iki siteden ayrılırken de bir şey dikkatimi çekmişti. her iki sitenin sahibi de, eleştirilmeye tahammül gösteremeyen bir yapıdaydılar. hem de, gayet samimi uyarılara bile tahammül edemeyecek kadar. kafalarını kuma sokma değildi onların ki. Halkımızın genel yapısından kaynaklanan bir davranış biçiminden başka bir şey değildi, yaptıkları. Mizah dergisine savaş açan liderler tarafından yönetilen bir ülkede, hoşgörü mümkün mü ki, ben kalkıp adamın kurduğu site hakkında eleştiri yapacağım!.. "yüzüne gülüp, arkasından konuşmak" en sevilen şey değil midir, bu ülkede? Yalaklık ve salaklık, hangi ülkede bu kadar prim yapıyor? Bunların hepsini görmüş ve yaşamış biri olarak, o sitelerle bağımı koparırken, kendime, izedebiyat'ta hiç bir yazarın yazısına yorum yazmama kararı da almıştım. daha önceden yazdığım yorumlar, son yazdıklarım olacaktı ve öyle de olacak. Herkesin yazdığı her şeye sonsuz saygı duyuyor ve tüm yazarları yazabildiklerinden dolayı tebrik ediyorum. Ama burada da üzülerek görüyorum ki, yazan arkadaşları polemiğe çekme çabaları yazarlığın önüne geçme eğiliminde. Eleştiriye açık olmak başka, hakareti kabullenmek başka. Eleştiri; yergi değildir, aşağılama değildir. Hakaret, hiç değildir. Bir yazarın yazılarını beğenmeyebilirsiniz. Bu size, o yazarı aşağılama hakkı vermez. Kimsenin kimseden akıl almaya ihtiyacı yoktur. Hele hele bu sitedeki yazanların, asla. Tamamı, düşüncenin emekle işbirliğinden doğan yazıları yazan kişileri, yerden yere vurmaya kimsenin hakkı yoktur. Gencecik, pırıl-pırıl insanları, yıldırmak, incitmek yazarlık mıdır? İmla hatalarının peşinde koşanlara küçük bir tavsiyem olacak, lütfen çok ünlü olarak bildiğiniz herhangi bir yazarın elyazmalarından birini okuyun, bakalım neler göreceksiniz!.. Bir yayınevinde redaktör olarak çalışan biriyle, lütfen 3-5 dakikalığına bir konuşma fırsatı yaratın kendinize, bakalım neler duyacaksınız!.. Seviye, olmayan bir şeyin, yani seviyesizliğin karşıtıdır. Hayatın her alanında olduğu gibi, tartışmada da seviye çok önemlidir. Aksi takdirde, tartışırken tartışılır duruma düşülebilir. Aynı, yargılayanların da, bir gün yargılanacağı gibi!.. Ben Ahmet Altan'ın bir kitabını okudum ve bir daha hiç bir kitabını okumama kararı aldım. Bana göre, bir yazar değildir Ahmet Altan. Tribünlere oynayan biridir. Artık, dünyanın en çok satan kitabını bile yazmış olsa, asla onu alıp okumam. Eğer sizin de, yazılarını beğenmediğiniz, yanlışlarla dolu yazılar yazdığına inandığınız bir yazar varsa, bir daha onu okumayın. size garanti veriyorum, hayatınız daha da güzelleşecektir. Bir yazımda "Nedir ölüm bilir misin? Ölüm: Hayattan vazgeçmektir!... Bize hiçbir zararı olmadığı halde o tatlı hayattan bile vazgeçebiliyorsak, bize zarar veren şeylerden de vazgeçmeliyiz!.. Eğer onlardan vazgeçmezsek hayatımızdan zamansızca vazgeçeriz" demiştim... Beğenmediklerinize lütfen bir kez daha sevgiyle bakın, mutlaka beğenilecek bir yönün bulacaksınızdır. Yok, eğer hala bulamıyorsanız, beğenmediğinizden artık vazgeçin...
?
Şiirhane
Edebiyat Tartışmaları
ONUR DA AĞLAR Gözlerinin pınarında Bir bulut, Boşandı boşanacak Nerdeyse. Aklımdan geçenleri Okuyorsun su gibi. Dünya gördü Bizi boğazladılar... Tutma gözyaşlarını Onur da ağlar... Bırak yıkansın gökyüzü, Lacivert, yeşil, altın Işıkları günbatının. İşte şafaktayız gene Çırılçıplak Ve mavi. İşte sanki dağ yeli Ve işte sanki meltem... Kimse toz konduramaz Kesip attığımız tırnağa bile Sen en güzel kızısın Bütün galaksilerin Bense tozuyum artık Akkor tozuyum Prometheus'u yakan Kara sevdanın... Ne alnımızda bir ayıp Ne koltuk altında Saklı haçımız Biz bu halkı sevdik Ve bu ülkeyi. İşte bağışlanmaz Korkunç suçumuz... Ahmed ARİF
Başa Dön