"Sabahın dokuzu ve hala hayattayız. Bir mucize mi, yoksa sadece kahve mi?" – Dorothy Parker"

Benim İse Boynuzsuzluğum, Bir Geyiğin Boynuzları Kadar Büyüktü

Bir çok şehirler kurdum beynimde. Köprüleri sağlam, nehirleri kuruydu. Kuru derelerinde insanlar boğuldu. Çok gezdim, beynimde. Yoruldum düşüncemin hızıyla. Kimsenin olmadığı bu şehirde, ağaçkakanlar beynimi deldi. Bir kuş sesi bile duymadım. İnsan sesleri girince beynimin yollarına, metrolar döşedim şehrime.

yazı resim

Bir çok şehirler kurdum beynimde. Köprüleri sağlam, nehirleri kuruydu. Kuru derelerinde insanlar boğuldu. Çok gezdim, beynimde. Yoruldum düşüncemin hızıyla. Kimsenin olmadığı bu şehirde, ağaçkakanlar beynimi deldi. Bir kuş sesi bile duymadım. İnsan sesleri girince beynimin yollarına, metrolar döşedim şehrime. Çünkü tüm insan sesleri bir köstebek kadar kördü. Tüm cümleler şehrin duvarlarına yapışmış afişti. Herkes kendini tanımlarken, bir başkasına kördüğümdü. Sözleri kulaklar algıladığı için, kimse görerek, bilerek yaşamadı. Kulaktan dolma bilgilerle herkes bildi bir başkasını. Kimse anlamadı bir başkasını. Bilgi körse, akıl kör bastonudur. Daha çok bu baston bir başkasına kötek içindir. Birine destek olan, diğerine kötektir. Beynimin şehirlerinde, kimse yaşamadı. Koca şehir, bir tek karınca gibi yalnız kalmıştı. Beynim yalnızdı. Yüreğim o şehirde koca bir dağdı.
Bütün bildiklerim kapı numarasıydı. Gidecek bir kapım ise yoktu. Tüm adlar zamire dönüştü. Ahmet, Ayşe o, şu, bu oldu.
Bir öküzün iki boynuzu vardı. Benim ise boynuzsuzluğum, bir geyiğin boynuzları kadar büyüktü.
Avuçlarım yağmur dualarına çıktığımdan beri kuruydu. Bulutlar orospular gibi hep başkalarının oluyordu.

KİTAP İZLERİ

Eşekli Kütüphaneci

Fakir Baykurt

Fakir Baykurt’un Vasiyeti: Kapadokya’da Bir Umut Destanı Bir yazarın son eseri, genellikle edebi bir vasiyetname niteliği taşır; kelimelerin ardında bir ömrün birikimi, son bir mesaj
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön