Evlat tadında bir yaraydı bu aşk,en ücrasına en derinine sıkışmıştı yüreğimin.Isıtmıyordu tenimi devrim kokan o yeşil ceketim,üstelik kaybolmuştu bir karanlıktan diğerine koşarken yıldızlı berem.Solumdan geçiyordu sana giden yollar ve hep çevirme vardı sol şeritte.Mahirdi deniz;tıpkı gece gibi karanlığı örtmede,yüreğimse özgür;bir yanı deniz kokardı bazen bir yanı şarkışla gibi tedirgin.Bize düşerdi her zaman kılıcın keskin tarafı,bıçağın sivri dili,namlunun soğuk dudağı;kan damlardı kalemimizden mendilimizin üstüne.Pusuya sinmişti aç kurtlar karlı tepelerde ve kan kokuyordu hava tanrının azabı inerken gökten.Vurulduk belki adaletin silahıyla ama o mermiler göğsümüzde hep bir madalya.Uyanırken bir sabah başka bir sabaha,ay güneşe devrederken nöbeti taşınıyordu yüreğim başka devrimlere...Okurken son mektubunu gördüm ki kurumamış mürekkebin hala taptaze,toprağın altına uzansa da bedenin,biliyorum;yakamozları barındıran ruhun hep sen gibi düşünenlerin yüreğinde...
KİTAP İZLERİ
Çıplak ve Yalnız
Hamdi Koç
Hamdi Koç’un Hafıza Labirentinde Unutulmaz Bir Yolculuk: "Çıplak ve Yalnız" Hamdi Koç’un "Çıplak ve Yalnız" romanı, okuru daha ilk cümlesiyle yakalayan o nadir eserlerden: "Amcam
İncelemeyi Oku