"Yarın, erteleme sanatının dünkü halidir." - Unknown"

yazı resim

Hangi kapıyı açsam bir karanlık giriyor içeri
Hangi cama çıksam güneş yok penceremde
Nezaman aynaya baksam o berduş yüzüm
Kendimden ve hayattan geçeli çok olmuş
Sokağa çıkıyorum çocuklar görüyorum
Elleri kir içinde oyun oynayan
Çoğu zaman çocuk olmalı diyorum
Umursamadan yaşamalı bu hayatı
İlerliyorum avre bir şekilde
Yollar aşıyorum caddeler geçiyorum
Bazen bir sahil kenarı,bazen salaş bir meyhane
Bedenimdeki yorgunluğu alıyor
Ya yüreğimdeki yorgunluk işte o hiç geçmedi geçmiyor
Sevgililer görüyorum sonra el ele yürüyen
Gözlerinin içi mutlulukla parlayan
Bir yaşma sevinci alıyor beni anlık bile olsa
Sonra kendime geliyorum
Üşüyen ellerimi cebime koyup
Ynlızlığıma bir sigara yakıp uzaklaşıyorum
Derken gece çöküyor
Yine sabaha uzak,yine uykuya düşman
Ve yine gözyaşına dost bir gece çöküyor
Ben ise yine sensiz ama seninle yaşıyorum
Acaba diyorum acaba şu anda ne yapıyor
Sonra acı bir tebessümle hatırlamayacağın aklıma geliyor
Ama biliyor musun hiç ışığım sönmüyor benim odamda
Ben karanlıktan korkarım da
Sen olsan bana sarılsan
Nefesin nefesimde olsa
Değil karanlık ölümden bile korkmam
Ama yoksun ve ben değil ölüm nefes lmaktan bile korkuyorum
İşte böyle gözümün nuru İstanbul gözlüm vazgeçilmezim
Son günlerde bunları yaşayarak ölüyorum
Ve hala içimden suskun çığlıklar atıyorum
Seni seviyorum
Seni seviyorum
Seni seviyorum......

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön