..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Bir klasik herkesin okumuş olmayı istediği ancak kimsenin okumayı istemediği eserdir. -Mark Twain
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Anı > ömer akşahan




21 Ocak 2003
Bir Yudum Su  
ömer akşahan
Elif’se o güne kadar hep hayalini süsleyen üniversite sınavıyla haşır neşirdi. Evin tek kızıydı. Ailesi onun liseyi bitirip, üniversiteye gitmesine itiraz etmemişti. Ancak o, aynı zamanda ailesiyle tütün kırmak zorundaydı.


:BFAB:
Ömer AKŞAHAN

Mayıs’ın bitmek tükenmek bilmeyen günleri gelip çatmıştı. Tütün fideleri boy vermiş, yapraklarda damarlar belirmeye başlamıştı. Babası, denkleri toplama zamanı geldi, sabaha hareket var, diyordu. Elif’se o güne kadar hep hayalini süsleyen üniversite sınavıyla haşır neşirdi. Evin tek kızıydı. Ailesi onun liseyi bitirip, üniversiteye gitmesine itiraz etmemişti. Ancak o, aynı zamanda ailesiyle tütün kırmak zorundaydı.

O geceyi zor geçirdi Elif. Sabah, çaresizliği yüzünden okunuyordu. Annesi kızının asık suratını görünce, teselli için birkaç laf etmiş, ancak başaramamıştı. Oysa onun da kızı için ne hayalleri vardı. Ama işte tütün gelip çatmıştı kapıya. Tütün hiç beklemeye gelmezdi. Eğer zamanında kırım yapılmazsa yapraklar birden gelişir ve tohuma kaçardı. Tütün kırımı akşam serinliğinden sabahın ilk ışıklarına dek sürerdi. Lisenin ilk yıllarında ‘Acı Tütün’ romanını okuduğunda, tütün işinde çalışan insanların ne denli ortak yönleri olduğunu anlamış ve şaşırmıştı.

Tütün tarlasına vardıklarında güneş iki mızrak boyu yükselmişti. Çevrede sinekler vızıldıyor, aşağıda akan derede güneşten kaçan birkaç eşek ve köpek serinlemeye çalışıyorlardı. Makilikler arasında tek tük gördüğü ahlat ağaçları yaşadığı coğrafyanın kaderini yansıtan birer simgeydi onun için. Yaşadığı insanları, bu tarlada geçireceği o uzun tütün gecelerini seviyordu. Her tütün zamanı, komşu Hacı Ahmetlerin Hüseyin’le gizli gizli buluşurlardı, özlem giderirlerdi. Hüseyin’i düşününce içini birden ter bastı. Annesinin bohçaya koyduğu Nazilli basması donunu bir koşuda kuytuda üstüne geçirdi. Rahatlamıştı. Ilık bir meltem esintisi dolmuştu içine. Toprak testiden içtiği bir bardak su içindeki bu coşkuyu tamamlamıştı.

Akşamın ilk alacası çöker çökmez tütün kırımına başlıyorlardı. Sivrisinek vızıltılarına karışan kurbağa sesleri gece senfonisinin gönüllü koro elemanlarıydı. Bu koronun diğer oyuncusu ise, pilli radyoydu. Radyodaki ezgiler, şarkılar gecenin içinden ovaya yayılırken derin düşlere kapılıyordu Elif. Beklenen güne çok az zaman kalmıştı. O tütün kırarken, arkadaşları harıl harıl üniversite sınavına hazırlanıyor, bir çoğu da dershaneye gidiyordu. Elif’in ailesinin maddi gücü yetse bile, onun dershaneye gitme olanağı yoktu. Babası ısrarla, “Kızım, tütün asla beklemez!” diyor, başka bir şey, söylemiyordu. Annesi içten içe üzülse de bunu kızına hissettirmemeye çalışıyordu. Elif’in en büyük ideali İngilizce öğretmeni olmaktı. Ortaokuldaki öğretmeni Osman bey sayesinde ingilizceyi sevmiş ve öğretmen olmayı kafasına koymuştu. Tütün işinin onu bu idealinden uzaklaştırdığını biliyor, bu durumsa kendini yiyip bitirmesine neden oluyordu.

O akşamın öncekilerden bir farkı yoktu. Lüks lambası eşliğinde tütün kırılırken radyonun sesi sonuna dek açılmış, yayılan nağmelerle elleri durmadan tütün yapraklarına gidip geliyordu. Radyoda arada bir telefon bağlantısı yapılıyor, eşe dosta selam yollanıyordu. Elif de, keşke yanımda telefon olsa diye iç geçirdi.

Önce her zamanki canlı bağlantılardan biri diye düşündü; fakat konuşanın ses tonu onu etkilemiş, konuşmaya konsantre olmuştu. Telefonda konuşan bir kızdı. Hastaneden arıyordu. On yıldır yatalaktı. Ve ilk kez böyle bir canlı bağlantıyla radyoda konuşuyordu. Heyecandan sesi çatallaşıyordu. Sunucu, kızın heyecanını yatıştırmak için yeni sorular soruyordu. Elif’in can kulağıyla radyoyu dinlemesi annesinin de gözünden kaçmamış, kocasının öfkeli bakışlarına aldırmadan, o da konuşmaya kulak kabartmıştı.

Sunucu, “Hayattaki en büyük dileğin nedir?”diye sorunca, kız bir an duraksamış; ”En büyük dileğim, bir bardak suyu hiç dökmeden ağzıma kadar götürüp, içebilmek!” demişti. Sesindeki müthiş kırılganlık açıkça anlaşılıyordu. O an, Elif’in içinden büyük bir buzdağı kopmuştu. Yere birden çöktü. O güne dek hiç düşünmediği acı bir gerçek suratına adeta bir tokat gibi inmişti. Annesi de bu dilekten etkilenmiş, kızıyla konuşma gereği duymuştu. Elif’se hiçbir şey duymak istemiyordu artık. Bir koşuda çardağa kaçmış, gece boyu, yatalak bir kızın bir bardak suyu içememesinin, onda bıraktığı izleri anlamaya çalışmıştı.

Gün ışıdığında artık bambaşka bir Elif vardı. Kendine güvenen ve inandığını başaracak bir insan. Günler hızla akmış, sınav günü gelip çatmıştı. O, en büyük ideali olan İngilizce öğretmenliğine gidecek yolun ilk basamağı olan ÖSS sınavına hazırdı. Ege sıcağında ter dökerken sınavı yarıladığını ancak saatine bakınca anlayabilmişti. Heyecandan dudakları kurumuştu. Hemen bir bardak su istemişti, salon görevlisinden. Suyu yudumlarken başarmanın verdiği keyif Elif’in
gözlerinden okunuyordu.
11.05.2002 / Ömer AKŞAHAN /Ödemiş / Bir Bardak Su


.Eleştiriler & Yorumlar

:: keşke
Gönderen: özden akşahan / afyon
9 Mart 2004
keşke bizlerde elif kadar azimli ve güçlü olabilseydik.geçmişe baktığımda ne kadarda sorumsuzca geçirmişim yılları.ama her şey için geç olmasa gerek.içimi sızlattığı gibi her şeyin aşılabileceğini düşüncesi uyandırdı yüreğimde.sevgiyle kal babacım...iyi ki varsın ve iyi ki yazıyorsun...

:: Keşke tütün toplayabilseydim.
Gönderen: Dilara / İstanbul,Türkiye
27 Ocak 2003
Çok güzel tebrikler.Keşke Karadeniz\'de bir köyüm olsaydı da bende arada bir gidip o muhteşem doğayla bütünleşebilseydim.Elifin şartlarını,isteklerini,heyecanını,tutkusunu hissedebildim bu yazıda.Keşke o da benimkileri hissedebilse..




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın anı kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bir Kalkınma Öyküsü
Bir Bağışın Öyküsü
Ödemiş Hamamköy Atatürk Çocukları Kütüphanesi
Bir Bayram Günü

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sözünü Tutmayan Öğretmen
Sıpa
Arkadaşsız Kemal
Benimle Evlenir misin?
Emanetçi Dede
Noel Ağacı
Tokat ve Cüzdan
Salvador Şimdi Nerede?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Hiçliğe Övgü [Şiir]
Kayıtdışı Şiir [Şiir]
Gece Dokunuşları [Şiir]
kalem [Şiir]
Meğer [Şiir]
Güz Yağmurları [Şiir]
Küçük Mariya İçin Kar Senfonisi [Şiir]
Giderken Düşürdünüz 'Ben'i Çantanızdan [Şiir]
Issız Sokak [Şiir]
ayrılıklar [Şiir]


ömer akşahan kimdir?

Kendini nasıl anlatır ki insan… Oturup yazılmaya kalkılsa, her edebiyat işçisinin yaşamı kalın bir roman olur. Ben bunu zaman zaman yazdığım denemelerde ve şiirlerimde yansıtmaya çalışıyorum. Yapıtlarımı izleyenlere küçük birer ipucudur; söylenen her bir sözcüğümüz, tümcemiz. . Kendimi şiirde ilk keşfedişim beni aynı zamanda büyük bir hayal kırıklığı yaşattı ve düzene yenik düştüm. Yol göstericim de yoktu yanımda; düzene isyan edeceğime, şiire küsüp öyküye yöneldim. Bütün bu yaşananlar ortaokul dönemime rastlar. Yine bir gün düzen beni aldı, bir sonbahar yaprağı gibi Aydın Dağlarının zirvesine fırlattı. Yıl 1981. Ve beni yeniden hayata bağlayan sihirli gücün şiir olduğunu orada anladım. O gün bugündür, can yoldaşım, arkadaşım, sırdaşım ve en büyük sığınağımdır ŞİİR! İnanıyor ve haykırıyorum; şiir mabedinde yanmayan hiç kimse, ben buyum, ben şuyum diyemez. Tek inancım, ömrüm oldukça yazmaya, gerekirse yazdırarak da olsa şiire ihanet etmeyeceğim. Aydın’ın İncirliova ilçesinde, ‘53 yılının Ocak ayında, bir Kova erkeği ve sevgili annemin tek eşinden 14. yavrusu olarak dünyaya gelmişim. Babam ve annem ümmiydi. Okul yüzü görmemiş bir ailenin ilk üniversite mezunu olarak kutsal öğretmenlik uğraşımı resmi düzeyde ‘99 yılına dek sürdürdüm. Halen özel sektörde işimden arta kalan zamanlarda, öğrencilere Türkiye’nin hemen her noktasında şiir dersleri veriyorum, gönüllü. Yeni Türk şiirini mevcut Türkçe ve Edebiyat kitaplarından öğrenemeyen gençlere yeni Türk şiirinin kapısını aralamaya çalışıyorum. İnanın bu çalışmalarda şiir adına öyle ilginç olaylara tanık oluyorum ki, gözyaşlarınızı inanın tutamazsınız. Tüm uğraşlarımdan edindiğim çok önemli bir gerçeğin altını kalınca çizmek istiyorum: ŞİİR ÖYLESİNE SİHİRLİ BİR ANAHTAR Kİ, AÇMADIĞI BİR KAPIYI GÖSTEREN HENÜZ ÇIKMAMIŞTIR! Bugüne dek, bir çok edebiyat dergilerinde şiir, deneme, öykü, inceleme, gezi , anı yazılarımla yer aldım. ‘90’da Ödemiş EFE dergisi yöneticiliği, Almanya’da Almanca yayımlanan GEMEİNSAM adlı yayının sorumluluğunu yaptım. Almanca şiir, öykü denemelerinin yanı sıra yurda döndükten sonra da Almancadan Türkçeye şiir kazandırma çalışmalarımı yayımladım. ‘90’da “Nasıl Çalışalım? Nasıl başaralım?” adlı çalışmam M. E. B. ca tavsiye edildi. Egebank tarafından 3000 adet basıldı. ‘98’de ilk şiir kitabımı Sivas’ta yakılan 37 güzel insana adadığım için yalnızca 37 şiir içermektedir. Evliyim. Eşim de emekli sınıf öğretmeni olup, bir oğlum ve bir kızımla beraber yaşamımızı renklendirmeye çalışmaktayız.

Etkilendiği Yazarlar:
Mayakovski, Cemal Süreya, Sabahattin Ali, Cahit Tanyol


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © ömer akşahan, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.