..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sanat hem bir coşma, hem bir yadsıma işidir. -Camus
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumsal Olaylar > Ahmet Zeytinci




1 Mayıs 2021
Muhabbetlerimizin Katili Televizyon  
Ahmet Zeytinci
Değerli dostum Zekeriya Efiloğlu'nun bir konferansında ki konuşmasından cımbızladığım bu cümle üzerine biraz kafa yorayım dedim. Bu tespit gerçekten çok vahim sonuçlar doğurmuş ve bundan sonrada doğuracaktır toplumumuzda. İsimleri şimdi aklımda değil bir çok değişik ülke de televizyona ''Aptal Kutusu'' da denmektedir. Bizim çocukluğumuzda tek kanallı televizyon TRT bize yetiyor da artıyordu. Şimdilerde yüzlerce kanalın içinden, istediğinizi seçebiliyorsunuz. İnsanlar, hele de bizim insanımız televizyon seyretmek ile bilgi ve kültür sahibi olacaklarını zannediyorlar ki bu aslında büyük de bir yanılgıdır. Kültür programları da var zaman zaman televizyonlarda lakin bir saatlik bir kültür sanat programını izlemek ile çok da fazla bilgi, kültür sahibi olamazsınız. Bir saat kitap okumak size onun üç beş katı daha fazla katkı sağlar. Bilgi ve kültürün en başta araçları kitaplar, gazeteler ve dergilerdir.


:AIF:
''Dünya da en çok televizyon izleyen ikinci ülkeyiz biz.'' Zekeriya Efiloğlu

Değerli dostum Zekeriya Efiloğlu'nun bir konferansında ki konuşmasından cımbızladığım bu cümle üzerine biraz kafa yorayım dedim. Bu tespit gerçekten çok vahim sonuçlar doğurmuş ve bundan sonrada doğuracaktır toplumumuzda. İsimleri şimdi aklımda değil bir çok değişik ülke de televizyona ''Aptal Kutusu'' da denmektedir. Bizim çocukluğumuzda tek kanallı televizyon TRT bize yetiyor da artıyordu. Şimdilerde yüzlerce kanalın içinden, istediğinizi seçebiliyorsunuz. İnsanlar, hele de bizim insanımız televizyon seyretmek ile bilgi ve kültür sahibi olacaklarını zannediyorlar ki bu aslında büyük de bir yanılgıdır. Kültür programları da var zaman zaman televizyonlarda lakin bir saatlik bir kültür sanat programını izlemek ile çok da fazla bilgi, kültür sahibi olamazsınız. Bir saat kitap okumak size onun üç beş katı daha fazla katkı sağlar. Bilgi ve kültürün en başta araçları kitaplar, gazeteler ve dergilerdir.


20. Yüzyılın ünlü düşünürlerinden Albert Einstein ''Korkarım ki bir gün teknoloji, insan etkileşiminin önüne geçecek ve aptal bir nesil ortaya çıkacak.'' demiştir. Gittiğim yerlerde, çoğu zaman dikkat ile bakarım gençlere ve diğer insanlara... Ellerinde birer akıllı telefon, nasıl akıllı telefon ise artık, adının tam tersi insanları aptallaştırıyor bence de, birbirlerinin yüzlerine bakmaktan, iki kelam etmekten bile acizler yeni nesil arkadaşlar.


İşten yorgun argın insan evine gittiği zaman eskiden ne olurdu, şimdilerde ne oluyor, hiç anlayabilen var mı? Cep telefonu ve bilgisayar yokken hanım kapıda karşılardı, kız gelir ayağına terlik verir ''Buyur giy babacığım derdi.'' oğlan gelir ''Hoş geldin baba nasıl geçti günün?'' derdi. Şimdilerde öyle mi? Zile basıyorsun basıyorsun kapıyı açan yok. Kapıda cepten hanımı arıyorsun. ''Hanım kapıyı açsana uyuyor musun yoksa?'' diye. Hanım da ''Anahtarın ile açıver dizimin çok önemli bir yerindeyim.'' diyor. Hasbinallah diyorsun içeri giriyorsun. Ne kız terliklerini getiriyor, ne oğlan hoş geldin diyor. O an da kendi küçük televizyonlarında her ikisi de kendi dizilerini seyrediyor.


Allah aşkına bir ülke de her hafta üç tane beş tane ayrı ayrı yeni başlayan dizi yayına girer mi? Bu nasıl bir mantıktır. İçimiz dışımız dizi oldu. Kimse de buna dur demiyor. Artık televizyon seyretmiyorum. Çok ender de olsa bir oda da oturduğumuzda beyazcama çivilenmiş gibi, birbirimiz ile konuşmadan, ruh gibi televizyona bakıyoruz. Tarihi dizileri ki aslında içinde gerçeklerden uzak bir dolu sahne var, gerçek tarih diye algılıyoruz. Kendini komedyen sanan bir dolu zibidi beş para etmez espriler ile bizlere hayatı zindan etme gayretinde. İnsan metabolizmasını zorlayan yine bir dolu saçma sapan yabancı televizyonlardan araklanmış düzeysiz yarışmalar. O yarışmalarda bir dolu sahte davranış kalıpları. Yeter artık yeter, yemeyin bunları.


''Gelin televizyonun zararlarını maddeler halinde inceleyelim;''
''– Bütün günü televizyon başında geçirmek insanın bağışıklık sistemine zarar vermektedir, ayrıca televizyondan yayılan ışığın melatonini azaltması nedeniyle hormanol dengesizliklerin yanı sıra kansere bile yol açmaktadır.
– Çok televizyon izleyen çocukların ruhsal dengesizlik yaşaması, ayrıca erken ergenlikle karşı karşıya kalması da yabana atılmamalı.
– Günümüzde artık çok rahat etkisini gösteren, şiddet, cinsellik, uygunsuz haber ve seviyesiz programlar insanların psikolojik rahatsızlıklara itmektedir. Bu ise bilinçsiz ve geri kalmış bir topluma hazırız demek anlamına gelmektedir.
– Bir çok programcı kendi reytingleri uğruna insanların zaaflarını kullanarak bizleri bir nevi 'aptal' durumuna düşürmektedirler.
– Çok televizyon başında durmak, imsomnia gibi uyku problemine yol açmaktadır.
– Televizyon görsel içerik olduğundan, insanlara izlerken düşünme imkanı vermez. Beyinin tek lob'unu çalıştırdığı için, zeka gelişimine katkıda bulunmaz. (Belgesel tarzı bilgi içerikli yayınlar hariç.)
– Göz bozulmalarına neden olur.
– Dikkat dağınıklığı ve unutkanlığa yol açar.
– Çocuklarda televizyon karakterini örnek alarak, suç oranı artabilir. (Örnekleri vardır.)
– İnsanları gerçekten koparma ve hayalciliğe yönelik yaşam oluşturur. Bu ise büyük bir pisikolojik rahatsızlık haline gelebilmektedir.
– Kendi kültürünü unutma.''


''Evet, televizyon aslında bilinçli kullanıldığında, insan hayatını oldukça kolaylaştıran bir iletişim aracı olabilir. Ne yazık ki insanlarımız artık televizyonun esiri haline gelmişken, bilinçli bir kullanım söz konusu değildir.''


Gelin bu kısır döngüyü, bu zinciri kıralım artık. Günde dört saat beş saat televizyon izliyorsanız, bunu kademeli olarak azaltma yoluna gidin. Azalttığınız saatlerde ya gazete okuyun ya bulmaca çözün ya da çocuklarınız ile ilgilenin. Ayrıca biliyorsunuz ki bulmaca çözmek ve kitap okumak ileri ki yaşlarda başınıza gelme ihtimali hayli yüksek olan alzheimer hastalığını da önleyici bir etkiye sahiptir. Şunu da akıldan çıkartmayalım, çok televizyon izleyen insanlar değil, çok okuyan ve araştıran insanlar kendi toplumlarını daha da ileri seviyeye taşıyacaklardır 21. yüzyılda... Hepinize en derin sevgi ve saygılar yine...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumsal olaylar kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kişi Başına Düşen Milli Gelinimiz Hayli Arttı
Veresiye Defterleri Ölmesin
Ağaçta Kalan Kedileri Kurtarma Operasyonları
Hangi Duruma Göre Neler Yapılır - 4 -
Araziye Uyma Üzerine Düşünceler
Bankalar ile Teşriki Mesaimiz
Hadi Leynn Oradan Deme Hakkımız Her Zaman Vardır
Kumar Ha Kumar
Yeter Artık Gına Geldi Televizyon Programlarından
Bundan Sonra Çekilmez Olacak

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Bu Patagonya'nın Patagonyalı'ların Bizden Çektiği Nedir
Eskiden Başımıza Sadece Taş Yağardı
Yırttık Billahi Köşe Oluruz Artık
Yüzlerce Kelebek Sabah Sabah
Akıl Tutulması Nasıl Oluyor
Hey Gidi Gençlik Parkı
Babanın Gölgesi Ananın Duası
B Li Bir Yazı
Hangi Duruma Göre Neler Yapılır - 6 -
Daha Öncede Söyledik Gazla Olmuyor Bu İşler

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ben Beton Yığınıyım Bundan Sonra [Şiir]
Benim Canım Gönlümün Baharı [Şiir]
Artık Şiirler Yazmakla Kalmayacağım [Şiir]
Afedilmek [Şiir]
Allah'ım Güzel Bir Rüya Göster [Şiir]
Sudur Benim Özüm [Şiir]
Aşk Böyle Bir Şey İşte [Şiir]
Sapanlarınızı Hazırlayın Ey İnsanlar [Şiir]
Bahar Kokan İnsan Kokan Sokaklarımız Vardı [Şiir]
Zor Zanaat [Şiir]


Ahmet Zeytinci kimdir?

1961 Ankara'da başlayıp devam eden bir hayat. İlk ortaokul, lise ve iki yıllık bir üniversite deneyimi, ticaret hayatı Ankara'da iki tane aslan gibi evlat biri dişi biri erkek aslan olmak üzere hayat mutlu bir şekilde akıp gidiyor. Biraz şiir, biraz öykü ve denemelerin sıcaklığında. . .

Etkilendiği Yazarlar:
Nazım Hikmet, Aziz Nesin, Erich Fromm


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Ahmet Zeytinci, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.