..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşamak ne güzel şey be kardeşim. -Nâzım Hikmet
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Modern > Hasan Fehmi Türkmenci




3 Ekim 2021
Otogar  
Hasan Fehmi Türkmenci
Her gün Otogara giden bir adam


:BCC:
Yine bir otogar yine bir sabah yine bir koşturmaca. Herkes bir yere gidiyor çünkü gitmek zorundalar. Bütün insanlar gitmek zorunda, durdukları yerde beklemek çok zor onlar için. Hele de mutlularsa. İnsanlar mutlularsa daha çok gidiyorlar onları üzmek için. Belki de kendi içlerinde tutturdukları bir ying yang felsefesi vardır. Her mutluluğun içine bir mutsuzluk yaratıyorlar. Kim bilir?
Her gün sabah aynı otogara geliyorum. Aynı saatte aynı yere oturuyorum. Tam karşımdaki istasyon berberi sabah saatlerinde pek bir yoğun. İşe gidecek olan memurlar disipline uymak için fazlalık tüylerinden kurtuluyor. Hemen yanında çay ocağı. Az çayını içmedim oranın. Eskiden Ahmet abi bakardı oraya ama şimdilerde pek görünmüyor. Belki de otogarın kargaşası onu da yakaladı ve bir otobüse bindirdi. Sabah, ilk ışıklarını yolluyor üzerimize ve gün boyu süren koşturmaca başlıyor. Her zamanki yerimdeyim elimde bastonum kafamda siyah fötr şapkam ve sanki düğünüme gidiyormuş gibi özenle giydiğim takımımla her zamanki yerimdeyim. Oturdum ve dinliyorum. Homurdanmalar, bağırmalar, sevinçler, anons yapan tatlı kızın sesi... Sabahın bu saatinde bunlar hakim otogara. Halen ağlamalar başlamamış, vedaların yürek burkan sesi dolanmıyor otogarda. Günün her saatinde gevrek ve taze olan simitleri satmaya çalışıyor 10 yaşlarında bir çocuk. Onu ilk kez görüyorum. Hem bu diğerleri gibi değil. Gözlerinin parıltısı bile ayırıyor onu diğerlerinden. Üstündeki öylesine alınıp üstüne geçirilmiş gibi değil. Bir tarzı var belli. Yavaş bir el hareketi ile yanıma çağırıyorum. Çocuklar böyledir bütün kargaşanın içinde elinizi görür ve yanınıza gelir. Hiç sorgulamaz bu adam kim niye çağırıyor hele birde simit satan bir çocuksa hiç sorgulamaz. O da sorgulamadı ve yanıma geldi. Şaşırtıcı derecede düzgün bir Türkçe ile “Buyur Bey amca” dedi. Değil yaşıtları İstanbul’daki en beyefendi kişi gelse bu kadar düzgün konuşamazdı. Yaş kaç, dedim. 11, dedi sakince. Ver bakalım şu simitlerden birini, dedim. Normalde simit sevmem hatta nefret ederim ama bu küçük beyle biraz konuşmak istiyorsam bir şey almak gerekirdi. Parayı uzatırken tam okul nasıl gidiyor diyecektim ki sanki sahibinin sesini duymuş bir tazı gibi parayı alıp uzaklaştı. Bende elimde simidimle yüzlerce kişinin arasında yalnızlığımla baş başa kalmaya devam ettim. Belki de otogarlar bu yüzden güzeldi herkes o kadar hedefine odaklanmıştı ki senin ne yaptığını önemsemiyorlardı. Tam karşımda iki liseli genç vardı. Ya da benim tahminim oydu. Oturmuş birbirleri ile konuşuyor arada gelen otobüslere bakıp geri yerlerine dönüyorlardı. Tam karşılarındaydım onların ama o an için görünmezdim. Ben ve diğer bütün insanlar görünmezdi.
Öğleden sonra. Günün kalabalık saati. Otobüsle yolculuk eden birisi olsaydım tam cehennemdi burası ama benim için tam bir cennetten. Vedalar, ağlamalar, gözyaşları, güle güle gitler; kavuşmalar, gülüşmeler, bağrışmalar, hoşgeldinler hepsi bir arada muhteşem bir ahenk ile dolanıyor otogarda. Sanki bir şef ile yönlendirilen orkestra gibi birbirlerini tamamlıyorlar. Hangi perondan hangi aracın çıktığını haber veren tatlı kız ve akabininde artan bavul sürüklenme sesi ve yürüme sesi. Tek bir parça gibi. Otogarda kulaklığını takıp müzik dinleyenleri hiç anlamamışımdır. Yasak olmasına rağmen yanımdaki adam kırmızı Marlboro paketinden bir sigra çıkarıp yaktı. Onu o dakikaya kadar fark etmemiştim. Galiba oda benim gibi kargaşayı izlemekten zevk alan biriydi. Yavaşça içine çekti dumanı ve iki dudağının arasından sakince üfledi. Kapının önünde yığılmış kalabalık homurtularını ritim tutarak üflüyordu dumanı.
Kalabalık iyice kaynamaya başladığında kapıyı kapatan bir şey olduğunu gördüm. Bütün çıkışlar kapalıydı anlamadığım bir biçimde. Sonra onu gördüm simitti çocuğu. Belki de hayattın da onunla konuşan ilk insandım o yüzden bana bakıp gülümsedi. Bende gülümsedim. Ve belki de biraz olacakları sezmiş gibi yanımdaki adam kalktı ve gitti. Gülümsemeye devam etti ve korkunç bir patlama yaşandı. Kalabalığın homurtusunu sonlandıran ve acı ile dolu yeni bir bestenin başlamasını sağladı simitti çocuk. Canım acımıyordu şanslıydım ki ölmüştüm. Ama orada oturmaya devam ettim. Benim kadar şanslı olmayan diğer insanların parçalanmış bedenlerine bağrışmalarına şahit oldum. Bu yeni bestede güzeldi ama otogara yakışmadığı kesindi.

Yanımda sigara içen adam tekrar yanıma geldi ve oturdu. Sakince sigarasını çıkardı ve yaktı. Bir tanede bana uzattı. Bu hoş teklifi geri çevirmedim ve bir tanede ben yaktım. Halen hayatta olan yolcularını alan otobüsler yola çıkmışlardı bile çünkü otogar böyleydi. Sizin dışınızda kimse yoktu size bir şey olmadığı sürece sorunda yoktu.



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Saat Dört
Kokain Yok
Born To Die


Hasan Fehmi Türkmenci kimdir?

16 yaşında bir lise öğrencisiyim. Sayısalcı olmama rağmen yeraltı edebiyatına ve deneme yazılarına yoğun ilgi duymaktayım.

Etkilendiği Yazarlar:
Hakan Günday, Charles Bukowski, Chuck Palahniuk


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Hasan Fehmi Türkmenci, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.