..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sorularla dolu bir kitap... hiçbir zaman eksiksiz olamaz. -Robert Hamilton
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Roman > Oluşum Romanı > Kamil Erbil




19 Mayıs 2022
Baytar  
Kamil Erbil
Bir rivayete göre köy, dere kenarında kurulan bir çiflik ve müştemalatı olarak başlamış,daha sonra burada çalışanların ve dışarıdan gelip buraya yerleşmesindan sonra köy haline dönüşmüş.


:IH:

Bir rivayete göre köy, dere kenarında kurulan bir çiflik ve müştemalatı olarak başlamış,daha sonra burada çalışanların ve dışarıdan gelip buraya yerleşmesindan sonra köy haline dönüşmüş.



Köyün güneyinde İNGÖL den doğup birleşen Kocasu deresi akmaktadır. Köylü içme suyuda dahil olmak üzere her türlü su ihtiyacını Kocasu deresinden sağlar. Çocukların ve gençlerin en büyük eğlencesi gün batımına kadar Kocasu da yüzmek.. Erkekelerin suya gireceği yer ayrı,kadın ve kızların yeri ise ayrıydı. Kızların dereye girdiği yere kızlar deresi denirdi. Kocasu o kadar berrak ve gür akar ki, yazın dahi suyu azalmadan akar. Köyde koca suda boğulan olmadı.

Kuzeyinde bayır denilen,İnegöl tarafından şehre uzanan kısa dağ uzanır. Bundan dolayı buraya bayır denmektedir . Yazın bayır mis gibi kekik kokar. Tarlalarında kırmızı laleler açar .Bayırın ardında ise Hacıömer ile.Osmaniye köyü bulunur . Yazın, gençler ve çocuklar yuvarlak odundan teker kesip ortalarından delik açılır, arabanın arkası sabit ağac tan yapılan dingile iki tekerlek geçirilerek çıkmamaları için tekerleklerin önüne birer enseri çakılır. Arka dingilden ortadan öntarafa yine sağlam ağaçtan bir ok yapılır. Bu ok oturulacak yerden kırk santime yakın uzun olur. İşte bu okun ucunada sağlam ağaçtan tek enseri ile oynar bir dingil konur. Bu oynar dingile de iki tekerlek konur onlarında birer enseri ile çikması önlenir. Bu arabayı kullanacak olan kişi ayaklarını oynar dingile koyarak ayaklarını direksiyon gibi kullanıp arabayı idare eder. Tekerleklerini, ağızda çiğnenen çev izler tekerlere sürülerek yağlanıp arabanın hïzlı gitmesi sağlanır.

Kışın kar yağdığında ise , köylü bayırın tepesinden köy içine kadar, kimi kızakla kimide altına kaymak için ne bulduysa gece geç vakilere kadar kayarak eğlenirdi.



Köyde pek adli vaka olmaz. Herkes bir birine saygılıdır .

Eğer halledilemiyecek bir şey olursa köy muhtarı işi tatlıya bağlar.



Vakit Herne kadar ikindiye yaklaşmış olsada harman sıcakları iyice bastırmıştı.

Yaşlı adam akasya ağacının altındaki masaya oturmuş bir tarftan da cebinden çıkardığı büyükce mendili şöyle bir salladıktan sonra yüzünü,kafasını ve ensesinin terlerini sildi, mendili kuruması için önündaki sandalyenin arkasına astı.

Baytar amca,işini erken bitirmişin...

Adam kafasını çevirdiğinde köy kahvesinin garsonunu gördü.

Öyle oldu yeğenim... Bu gün harman azdı bitti ama akşam üstü rüzgar çıktığında savuracağım. Hem onu beklerim hemde bir yorgunluk çayı içerim diye geldim ama...

Ortalık çok sıcak...

Dedikya yiğenim,harman sıcağı...

Öyle dayi.. Buda lazım.

Hayırlısı..

Hayırlısı..

Ne verem dayı?

Çayın tazemi?

Taze ya..

Hadi madem şöyle bir tavşan kanı verde yorgunluğumuzu keselim.

Hemen dayım.

Yaşlı adam sandelye arkalına astığı mendili aldı tekrar yüzünü ve terleyen Yerlerini tekrar sildikten sonra mendili ensesine koyup her iki ucunuda boynuna hafifce bağladı.

Buyur baytar dayı çayın.

Eyvalla yiğenim.

Tabağinın kenarındaki sert kesme şekerini ağzında kırtladıktan sonra yarısinıda çayın içine atıp karıştırırken,

Bu zamanda şeker bulmakta bir dert. Köylü şeker bulamadığından bulursa kaba mevlüt şekerlerini , bulamayınca kuru üzümü şeker niyetine kullanıyor diye mırıldandı. Köyde bir tek hükümet ebesi devlet memuru olduğundan bizlerde bulunmayan erzaklar onda bulunurdu. Lazım oldumu sağ olsun ebe hanım bize kendinde varsa yardımcı olurdu.Çayından bir yudum çekince

Ohhh.. Tazeymiş ,bu yorgunluğun üstüne deydi hani...

Kıbrıs buhranı vardı. Hükümet gaz yağını,şekeri, ekmeği bile karneye bağlamıştı...

Baytar amca tazeleyem mi?

Çayın tazeymiş. Tazele ,tazele... Haa ...Yiğenin, şeker koyma emi...

Tamam dayı...



Çayını bitirmişti ki ikindi ezanı okunmaya başladı . Yaşlı adam ensesindeki mendille yüzünü sildikten sonra mendili omuzun astı.

Aptest alıp hocanın davetine icabet edelim dedi masadan kalktı.

Kahvenin kapısında dikilen kahveciye

Yiğenim eline sağlık,ciziktiriver . nasipse...

Ayıp ettin baytar amca,emrin başım üstü...

Estafurullaf yiğenim...

Allah kabul etsin

Amiiin yigenim,amin.







Harman yerine vardığında karısı harmanı ,sığırgaçla toplamış yabayla atılması kalmıştı. Yaşlı adam çardağın altında setresini,mintanını çikarıp yabayı aldı yığının yanına yürüdü.

Namazını kıldinmı?

He ya.. Kıldım,kıldım...

Allah kabul etsin...

Amin,amiiiin... Rüzgarda iyi maşallah...

Hadi kolay gelsin sana. Ben şu çuvallara bakayım. Nasıl olsa az sonrda lazım olacak...

Yaşlı adam savurup bitirdikten sonra samanı ve buğdayları ayrı ayrı öbek yaptı.

Hatun,çuvalları getirde dolduralım.



Ezan okunmasına az kala, iki ineğin koşulu olduğu Arabayla harmandan yükledikleri çuvallanmış buğdaylarla eve doğru yol çıktılar. Adam arabanın önüne oturmuş,ayaklarını arabanin okuna koymuştu. Elindeki çekelle hayvanları idare ediyordu. Eşi ise eşeğin üzerinde arabanın arkasından gidiyordu. Arabanın yaninda da üç aylık ineğin yavrusu buzağı kafasını iki tarafaSallaya sallaya anasına ayak uydurmaya çalışıyordu. Akşam ezanı okunurken eve vardılar

Çuvalları ambara bıraktıktan sonra hayvanları ahıra bağladı. Kepekle samanı karıştırıp yemlerini hazırlayıp hayvanların önüne koyup,sularıni verdikten sonra avluyu geçerek eve çıkacaktıki eşi seslendi:





Bey,dün akşam kuyuya iki karpuz saldimdı birini alıverde yemekte yiyelim.

Tamam..



Hatçe Abla, Hatçe abla..

Kim bu hanım?

Ebe ellehem... Ebenin sesine benziyor... Geliyom ebe,geliyom..

Hayır ola ebe..?

Hatçe abla süt varmı?

Bugün sağmadık ama tel dolapta dünden biraz var galiba. Kime lazım kız?

Sorma bizim oğlana lazım. Köyde bulamadimda...

Bizimde ineği buzağısı emdiği için sağsakta pek süt çıkmıyor.Feride ana nasıl?

İyi,iyi.. Oda yarın şehrin pazarı ya hayvan pazarından bir inek almayı düşünüyor. Yaramazın sütü sorun oluyorda..

Ras gelsin inşallah..

Tel dolaptan aldığı sütü ebeye verdi

Borcumuz ne abla?

Ne borcu ebe?

Olurmu?

Oldu bile... Hadi çocuğu bekletme ebe hadi iyi akşamlar.

İyi akşamlar abla,saol.

Feride anaya çok selam söyle

Aleyküm selam,söylerim. Oda sana selam söylemişti

Aleykümselam,aleküm selam.

Ebeyi geçirdikten sonra kapıyı kapatmıştıki,

Hatçe aba ,Hatçe aba...

Tekrar kapıyı açtığında kapının önünde ellerinde fenerlerle ve sopalarla komşu kadinları vardı. Sopalar, köy içinde başı boş köpeklerden korunmak içindi.

Ne bağırıyon kız?

Aba, biz Hacıhasanlara gidiyoruz. Hadi sayanı alda gidelim. Bu akşam orada aydın kafalarını silkeleyeceğiz. Hep tarla,hep Tarla. Birazda biz eğlenip efkar dağıtalım kız... Hem kızlar oyun çıkaracaklarmış...

Ben gelmiyem,bugün çok yoruldum da...

Lafı bırakta sayan al gidelim. Bekletme bizi. Zaten geceler kısa ...

Beye bir sorayım

İçeri girdikten sonra sayasını alarak dışarıdaki kadınlara elindeki fenerle katıldı.







Kolay gelsin abla

Eyvallah,hoşgeldin

Baytar dayım yokmu?

Bu gün şehrin pazarı işleri vardı gitti. Sabahtan demetleri arabayla getirdi yaydı bende o gelene kadar dönecem. Hayırdır hısım?

Hayır,hayır... Benim inek doğuracakta...

Hayırlısı ile kurtulur inşallah

Amin.. Hani bir bakıverseydi dediydim de...

Bakşu eseğin üstündeki o değelmi?

O,o...

Hoş geldin. ..

Hoşbulduk..

Hoş geldin dayı..

Hoş bulduk hısım. Hayırdır?

Hayır dayı..Benim inek yavrulayacak da

Eeeee...

Hani bir göz atıversen...

Tamam hısım... Sen git. Ben azcık soluklanam bakarım

Tamam dayı. Hadi size kolay gelsin..

Hanım se ne yaptın?

Sabahtan beri dönüyorum..

İyi,iyi... Bu gün zaten harmanımızın sonu.. Seneye hayırlısı inşallah.

Amin,sağ olursak inşallah.. Sen ne yaptın?

Eşegi hana bağlayıp pazara indim. Ismarladıklarını aldım. Hayvanların nallarını da değiştirmek lazım. Nallarıda nalcıdan aldım. Ha.. Senin tahan helvasınıda hacıdan almayı unutmadım

Allah razı olsun...

Şehrin pazarı her hafta Salı günü olduğundan her yerden ihtiyaçlarını tamamlamak isteyenlerle,ürettiklerini satmak isteyenler pazara inerlerdi. Pazara gelenler hayvanlarını hanlardaki ahırlara işleri bitinceye kadar bağlarlar,işleri bitincede ücreti öderler giderler. Uzak yerlerden gelenler bir gün önce gelir hanların ahırları nın üstündeki yere serilmiş yataklarda yatarlar. İşleri bitincede ertesi günü dönerler.

Hanım bizim gübreye talip çıktı.

Hepsine mi?

Hepsi olmaz yarısını biz kullanacağız kalan yarısı satılık dedim. Gelip bakacak ona göre parayı konuşacağız

Sen bilisin bey.. Sen öyle diyorsan öyledir. Hayırlısı

Hayırlısı... Haaa... Söylemeyi unuttum... Bu gün pazarda muttara rastladım.

Eeeee....

Eeeee... Si,muttara köylüden alınacak haktan bizim hakkımıza kaç kile düşüyorsa kahyayı gönderde verelim dedim.

Eyi demişsin bey,hak haktır. Boynumuzun borcudur, verelimde halalleşelim .

He ya.. Borcun iyisi ödemek...



Yatsı okunurken işleri anca toparlandi. Sofraya oturduklarında yatsı ezanı okunuyordu.

Eline sağlık hatun. Çorbada mis gibi. Bu yorgunluğa iyi gider.

Hem akşam yemeklerini yiyorlar hemde laflıyorlardı.

Bey,çok şükür bu senenin mahsulünüde ambara attık. Seneye allah kerim.

Mollaların inek doğurdumu?

He ya. Sağlıklı .bir buzagı, disi.

Maşallah..

Buzağı doğunca mollanın oğlu borcum ne diye tutturdu. Almam olmaz ne parası dediysem de dinletemedim.. And verdi cebime bırakırken,dayı az ama kusura kalma dedi. Bak bakalım cebime ne bırakmış.

Hatçe,kapının arkasındaki enseriye asılı setrenin cebine elini soktu

Bey, beş kayme bırakmış.

Deli oğlan.. Hanım sen alda lazım olunca kullanırsın.

Allah bereket versin.

Amin hanım amiiin.

Haa.. gelirken de ebe hanım ünledi. Feride ana bu gün hayvan pazarından bir inek almış

Geçen gece söylüyordu. Oğluna köyde süt bulmakta zorlanıyoirmuş. Feride anada,ben Salı günü pazardan inek alacam demiş.

Almış,almış.. Birde yeni doğmuş buzağısı var. Baktım inek biraz sayıf ama bakıldığında çabuk toparlar kendini. Hayırlı olsun dedim. Gelip gecerken ben ilgilenirim dedim. Yem lazım olunca da habarım olsun dedim.

Eyi demişsin bey. Hayırlı olur inşallah.

İnşallah,inşallah...





Ebe hanım Balıkkesir ebe okolundan mezun olunca ilk görev yeri Söylemiş köyü oldu. Aslında Ayaz köyün den, Katırcılar sülalesinden. Babası köyün mutarıydı. Yunanlılar köyü defalarca basıp haraç için Feride ananın kocası götürmüşler. Her seferinde para karşalığı kurtarılmış. Bir gün yine almışlar fakat para bulunamayınca köyün dışında öldürmüşler. Feride ana ebeye altı aylık gebeymiş. Yunanlılar tarafından kocası öldürülen Feride ana İnegöle ,ilk eşinden olan oğlu ve yakınlarının yanına göçtü. Burada Gazipaşa okuluna hizmetli olarak girmiş. Buradan da emekli olmuş. Bu okulun müdürü nün ön ayak olmasıyla ebe hanımı ebe okuluna göndermişler. Ebe nin tayini Söylemiş köyüne çıkınca Feride anada emekli olduğundan kızıyla beraber gelmiş.

Ebe köye gelince bekardı. Burada yine kendi gibi sağlıkçı olan Salih bey kendisine talip oluyor. Ebenin karşı koymasına rağmen annesi,kadın halimizdeyiz başımızda bir erkek olur iyi olur diye diye ebeyi baskıyla evlenmeye razı etmiş. Zamanla kavgalar başlamış. Ebe annesinin bu evliliğe zorladığını günahı mı annem çeksin derdi . Anneside yaptığına pişman olmuş ama artık yapaçak bir şey yoktu. Hatta ilk çocukları olduğunda ebe boşanma davası açmıştı. İlçe hakimi durumu biliyordu. Salih efendiyi makamına çağırıp, “bana bak Salih kurban arifesi al cocugunu al bayramlık erzakını doğru köye. Bir daha ebeden senin için birşey duymayacağım. Hadi al aileni doğru köyüne benim canımı sıkma.Ben buradan camdan sizi gderken izleyeceğim “ diyor,boşanma davasını düşürüyor.

Ebenin ilk çocuğu erkekti. Çocuk nedendir bilinmez ama, çok yaramazdı. Ne uyur ne uyuturdu. Ebe yide Feride anayı sızırıyordu Salih efendi çocuğu sakinken severdi. Bağırmaya başlayınca köy kahvesine arkadaşlarının yanına kaçardı.

Konu komşu, ebe sen bu oğlanı Karacaahmet dedesine götür. Mezarının üzerine sen yatır ve al hırçını de,annende,ver benim sakinimi desin alsın. Bunuda yapmışlar ama sakinleşeceğine fenalığı dahada artmış, Bu seferde haşhaş kabuklarıni kaynat suyunu içir sakinler demişler ama sonuç gene aynı..

Anne !

Burdayım kızım, ahırdayım ineği sağıyorum

Belli oluyor zaten. Kenan ahırın kapısında seni bekliyor…

Bitiyor,bitiyor…

Anne birazda ineğin yavrusuna kalsa iyi olur

Tamam kızım

Ebe hanım terliklerini giyip ahırın kapısında bekleyen oğlu Kenan ın yanına geldi. Feride anne sağma işini bitirip süt dolu tasla torununun yanına geldi.

Al bakalım yaramaz

Anne sen sutü kaynatmadan iç iriyorsun ama...

Ebe, bir şey omaz inekten çıktığı ılıklıkta Kenan da içiyor. Korkma... Bizde böyle içtik..

Kaynatıpta versek daha iyi olur diyorumda,yinede sen bilirsin..

Ebe iyi akşamlar ..

İyi akşamlar Hatçe abla gel.

Hacıhasan bakkala gidiyorum. Şeker gelecek diyordu. Geldiyse biraz alacam.

GelseneHatçe..

Nasılsın Feride ana?

İyiyim kızım..

Hatçe abla bakkaldan şeker bulamazsan gel. Salı günü memurlara verdiler, biraz vereyim..

Tamam,sağol ebe. Hele bir gidip bakayımda..

Hayrola hatun nereye?

Senmisin bey? Bakkala şeker için varacaktım da.

Ben baktım. biraz varmış onuda azar azar dağıtmış kalmamış.

Hatçe abla biraz bekleyin...

Ebe içeri girip bir küçük kese kağıdını uzatarak

Hatçe abla şimdilik idare et..

Kemal efendi nasılsın?

Sağol Feride ana iyiyim. Sen nasılsın?

İyi,iyiyim..

İnek nasıl oldu?

Bakıversen?

Kemal ahırın kapısında içeri girerken kü çük oğlan sütü bitirmiş elinde tasla bekliyordu. Adam içeri girerken Kenan ın başını okşayarak

Nasılsın delikanlı?

Ahıra girip hem ineği hem buzasını kontrol etti. Çıkarken

Feride ana,hem anası hem buzası kendini toplamış maşallah.iyiler,iyiler.. Beni herzaman arayabilirsin Feride ana hiç çekinme..

Tamam, gerekirse ararım.

Feride ana Kenan ın elinden tutup içeri girerken ebe

Hatçe abla akşama muhtarların Saniye ye gideceğiz. Sende gel.

Kime ebe..



muhtarların Saniye ye



Hadi bey gidelim. Ebe şeker için saol.

Afiyet olsun abla,iyi akşamlar. Gene gel..

Size de,sizde oturmaya gelin kı.. Çoktantandır gelmediniz..

Geliriz abla,geliriz..



Ebenin kocası Salih beyin kırmızı deriyle kaplı bir çanta radyosu vardı. Büyükçe bataryayla çalışıyordu. Bataryayı bulmak mümkün olmadığında Sağlıkçı 5-6 boş şişenin boyun kısmından ip bağlayıp ipi yakıp üzerine su döküp şişeyi boyun kısmından kopardıktan sonra şişelerin içine koyduğu bazı sıvıların içine de uzun iki adet kömür koyup bunları birbirlerin telle bağlayıp kalan iki ucunuda radyonun batarya girişine sokardı.

Kıbrıs buhranının en hararetli zamanlarıydı. Her akşam radyoda okunan haberleri,haber saati yaklaştımı hemen hemen köyün meraklıları toplanır Salih efendinin radyoyu açmasını beklerlerdi. Radyonun topraklama telininda bir ucunu radyoya, bir ucunuda enseriye bağlanıp yaş toprağa sokulurdu. Yoksa cızırtıdan bir şey anlaşılmazdı.

Acans tan sonrada gece köy kahvesinde şöyle olmuş,böyle olmuş. İnönü rumlara, “bana çizmelerimi giydirmeyin,ne olacağını siz iyi bilisiniz ha... “Herkes kendine göre yorum yapardı. Taki ertesi günü yeni acansa kadar...





Baytar dayı,baytar dayı..

Bey bu ünleyen kimki?

Sesinden anladığım kadarıyla,marangoz Cemil...

Marangoz Cemil, köylünün ve cıvar köylülerin ağaç işlerini yapar. Aynı zamanda kara sabanları da tamir eder.

Buyur Cemil,hayrola?..

Benim hayvanların birinin nallarının değişmesi lazımda. Demem o ki...

Anladım Cemil,anladım. Salı gunü benim hayvanlar için birer çift nal aldıydım. Benim ineklerin birinin nalı bir hafta daha idare eder. Ben şehre tekrar indiğimde yeniden alırım. Sen mi çakacan?

Bende çakarımda..

Yarın getir de ben mantarlıktaki tarladaki kışlık ağaçları almaya gitmeden vakitlice gelirsen Çakarım. Ha unutmadan marangoz benimde sana işim düşecek..

Buyur baytar..

Benim sabanın oku değişecekte.. Tarlaların sürülme zamanıda geldi de..

Hallederim. Yarın nal işini halletmeye gelince senin emektarıda alır hallederim. Vakitlice geliriz. Hadi iyi akşamlar.





Hatçe kız lambayı yaksana.

Bey işlerden lamba nın şişesini silmeyi unuttumdu. Onu siliyom. Az sonbra biter

O zamana kadar idareyi yakaydın.. Onuda silemedim,az sonra biter..

Bende Ahıra kadar gidip hayvanlara bir bakayım. Sende ben gelene kadar sofrayıda kurarsın artık.

Tamam kurarım. Ha gelirken kuyudaki bostanı da getiriver.

Tamam. Hadi kolay gelsin.

Dama girerken damın kapısının arkasındaki lambayı aldı

Bununda silinmesi gerekiyor. Yahu bu kadın hangi birine yetişsin garibim...

Yeleğin cebinden gazyağı ile yanan çakmağı çıkardı çaktı. Lambanın fitilini biraz daha çıkardı ,yaktı.

Lambayı hayvanlara yakın, yüksek bir yere koydu. Az ileriki raftan kaşağıyı aldı

Gel bakalım senden başlayalım..Diye eşeğin yanına gidip ondan başladı.



Ne kadar vakit geçti hiç anlamadı. Hatce nin ünlemesi duyuldu

Bey hadi nerde kaldın kı?

Geliyom,Hatçem işim bitti. Geliyom. Turşu çıkarmayı unutma ha.

Unutmadım. Sen kuyudaki bostanı unutma.

Tamam Hatçem..





Gocuğunu çıkarıp üstündeki karları silkeledikten sonra sofadaki enseriye astı.

Bey,setrenide çıkarda onuda asayım...

Hatun, kar kaç günden beri yağıyor. Mubarek neredeyse yarım metreye yakın yığmış.

Adam odaya girdiğinde ocaklığın başında ellerini bir birine sürterek,ağzıyla avuçlarına hohladıktan sonra önündeki mindere oturup ellerini yanan ateşe uzatıp ısınmaya calıştı.

Bey , sıcacık süt var koyamda sıcak,sıcak iç. İçin ısınsın..

Ya... Hatun ben senin hakını nasıl öderim?

Ne hakkı bey?

Hasta hasta bana hzmet ediyon. Bir dediğimi iki etmiyon..

Hak mak yok. Biz evlenirken bu günler için söz vermedik mi?

Adam karısının verdiği sıcak sütü içince

Valla iyi geldi..

Gene veremmi?

Az sonra,az sonra.

Ocağın kenarındaki küçük toprak tan yapılma küpün kapağını açıp baktı.

Oooo.. Bu havada iyi gider. Hemde arnavut acısı biberi de içinde.

Köyde pek soba kullanmazlardı kullananlarda tenekeden yapılma kurba soba kullanırdı. Köyde her evde odalarda ocaklık var . Burada odun,çalı çırpı yakılırdı. Bu ocaklıklar da ateşin üstüne sacayağı denilen üç ayaklı demirden,üzerine yemek yapmak için konulan tencere ve güğümle konulan suyu ısıtma için kullanılırdı. Yani bu ocaklarda ekmek pişirmek de dahil hertürlü şey pişirilir.

Genellikle ocaklığın üst tarafı yarım daire şeklinde dumanların toplayıp bacaya gitmesi için bir muhafaza yapılırdı. Ocaklığın üzerine ise küçük bir kaç sıra raf yapılır. Buralara el altında olması gerekenler, hemen bulunması için buraya konur. Ekseride burada aydınlatma için kullanılan gaz lambaları ile gece leri kullanılan idare lambaları bulunur.

Aydınlatma için beş numara gaz lambası kulanılır. Her evde birkaç tane bulunurdu. İdare lambaları ise gece yatak odalarında az aydılatma için kullanılırdı.



Sofra bezini ocaklığın önüne seren kadın üstüne de yaslağacı koyup,üzerin de ortaya büyükçe ve derince bir kap koydu. İki adet şimşir kaşığıda üzerine koydu. Ocakta pişirilmiş tandır ekmeğini kocasına bıçakla beraber uzatarak

Sen ekmeği keserken bende turşuyu çıkarayım.

Adam önce sıcacık ekmeği ortadan ikiye böldü. Sonrada dilimliyerek birkaç dilim kesti. Bu arada kadında turşuyu çıkarmış,toprak küpte pişen kuru fasulyeyi kabın çine boşalttı. Odayı mis gibi bi koku doldurdu. Ortadaki tasın içine boşaltılan kuru fasulyenin içinde,tavuk eti,acı arnavut biberiyle birlikte muhtesem bir görüntü oluştu.

Hadi hanım,bismillah..

Deyip ortadaki kuru fasulyeyi tahta şimşir kaşıklarla hem yiyor hemde ordan burada konşuyorlardı.

Bey bugün ketelerin mehmetin karısı geldi. Kangalların kizı için yarın akşam yağlık alacaklarmış.

Bu kışta ha ?

Bu işin yazı kışı olurmuymuş?

Bende öylesine söyledim. Nasipse katilırız. Allah hayırlısıyla etsin inşallah. Aslında Memet de bana ayak üstü accık çıtlattı da, doğrusunu sen deyi verdin.

Amin...

Hatun ketelerin oğlan daha askerliğini yapmadı galba?

Oğlanın askerliğine bir buçuk yıl var.

Bir buçuk yılın üstüne 24 ay daha koy, hatt birde candarma olursa üç sene koy...

Ketelerin Memet, adını koyalım düğün askerden sonra inşallah ama bakalım rabbim ne gösterir... Hayırlısı demiş.

Bana kalirsa pek beklenmez. Nasıl olsa iki tarafında hali vakti yerinde.. Bu iş öyle başlarda oğlan tarafı bir müddet sonra düğün demeye başlar.

Olacağı o bey.

,Amiiiin..

Hatun bizim köyün kazıkları bir kaç uzun kızak yapmışlar, bayırın tepesinden. 2-3 kişi biniyorlar, taaa kangalların evin önüne kadar gidiyorlar. Kızak bulamayan ne bulduysa onun üstünde kayıyor

Gençlik..

Hanım sana bişey diyem ama kızma

De bakam

Çörekçi ben birde mollaların herif bizde bi kızağa birlikte bindik..

Eeeee !...

Kaydık.. Kayıkta, çörekçi dümendeydi.

Eeeee.!

Bayırdan okulun yanına geldiğimizde çörekçi hepimizi karların içine yuvarladi.

Maşallah.. Köyün kaymadık bir muttarı kalmış..

Biz bir kızakta ,muttar iki kişiyle diğer kızakta. Şöför muttardı. Biz yuvarlaninca onlarda düştüler. Herbirimiz bir tarafta. Şükür kimseye bi şey olmadı.

Ya adacağızım yakıştımı size?

Kurtlarımızı döktük...

Onun için,geldiğinde gocuk adamakıllı karlanmıştı.? Bi yerinde bişey yoktur inşallah..

Yok,yok.. da galiba olan ,muttarla çörekçinin poturlarına oldu galiba...

Koca çocuklar,başkaları sizin yaptığınızı yapsa..? Töbe,töbe...



Hatçem vakit epeyi geç oldu. Yatsıyı kılalım sonrada cuup döşek..

Yatsı namazları bitmiş yatmaya hazırlanıyorlardıki..

Hatçe.. kız Hatçe..

Kimbu vakitteki ?

Çörekçi Nesibe nin sesi ellehem

Hatçe kapıyı açtığında

HayırdırNesibe ?

Baytar evdemi?

Bu vakite evde ..!

Kocasını göstererek

Koca koca herifler.. Töbe,töbe..

Gelin içeri,hadi..

Çörekçi yaramazlık yapmış çocuklar gibi sarılı elini tutuyordu.

Hayrola çörekçi?

Nesibe lafa karıştı

Nolacak baytar ? Kızaktan düşünce poturun parçalanmasıyla kalmamışız.. Bu parmak eve gidince şişti, . Sana bir gösterelim dedik.

Ya karı, bu adam baytar,baytar... İnsanın kırığından,çıkığından. anlamaz..

Lan çörekçi, sen kendini ne sanıyon lan.. Sen değilmisin gayfede ,hadi baytar bayırdan bizde kayalım diye tutturan sen değilmisin lan ? İstersen hadi şehre git madem. Canımı sıkmada uzat bakam kırığını.

Közün kör olsun herif.. Hani seni kaymaya baytar zorladıydı?

Ya karı, sen baytara bakma . Olan oldu, bırak artık ta şu işi bitirelim ... Töbe,töbe.. Hadi baytar yap işini..

Eline sarılı olan bezi açınca, sağ elini orta parmağının şiş ve morardığını gördü

Hısım senin parmak kırılmış..

Eeeee... Baytar..

Nesibe bacı, şu kocanı sıkı tutacan

Eeeee!

Hatçe benim çubuklardan 2 tane getiriver. Birde sargı için temiz bez bakıver.

Şimdi ben senin parmağındaki kırık ları birleştirip,iki çubukla sağlamlaştırıp bağlacam. Hatçe, benim merhemi de ver bana .. Sen kafanı öte yana çevir hısım. Nesibe sende çok sıkı tut, tutki hısım .... İsersen istediğin kadar anır ama elini çekme..

İki kadının tuttuğu adamın kırık parmağı bir iki yoklamadan sonra kadınlara sıkı tut işareti yaptı ve çanhıraş bir bağırma...



Tamam baytar senişine bak...

Kırık parmagı yerine otutturduktan ,kırık parmağı merhemle hafif hafif oğduktan sonra parmaın iki tarafına tahta koyup iyice sardı.

Geçmiş olsun hısım... Maşallah,iyi haykırıyon. Bak şimdi hïsım eline dikkat et yoksa tekrar kırıp tekrar bakmak zorundayım.

Borcumuz hısım ?

Bana bak benim tepemi attırma. .. Geçmiş olsun.. Nesibe, al kocanıda, evde dinlensin. Ha, elini suya değdirmecen çörekçi..

Çörekçi hiç bi sey demeden baytara ters ters baktı..

Hadi karı gidelim.

Çörekçi ile karısı lapa lapa yağan karın altında gidiyorlardıki.. Baytar çörekçiye bağırdı.

La çörekçi, yarın akşam yine kayalımmı?

Nesibe geri döndü

Hatçe,Hatçe... zevzek kocanı içeri sokta.. Töbe , töbe..

Kıkır kıkır gülen baytara karısı

İllaki takılacan. Yahu herif, Nesibe nin bayramlık ağzını açtırma.. Hadi gir içeri.. Hadiii...

Baytar,kıskıs gülerek içeri girdi.





Mayıs ayı tarla işlerinin fazlalaştığı ay... Sabahleyin erken kalk dam, tarla ,bağ ,bahçe, ev işleri derken akşam yorgunluğu köy kahvesindeki konu komşu ile muhabbet ile günün yorgunluğu atılıyordu..





Feride ana,Feride ana...

Kahya

Ana,muhtar ebe hanım ile seni muhtarlığa geliversinler dedi..

Hayırdır Ahmet abi?



Ebe hanım,muhtar seni ve Feride anaya haber verde geliversinler dedi..

Hayırdır..

Şey... Muhtarlıkta Abin var..

Başka?

Başka... Sıhhıye bey de var..

Tamam kahya sen git biz konuşalım geliriz

Kızım anlaşılan,abin yine bu tarla meselesi için gelmiş... Sen git ben gelmiyecem. Sen ne yaparsan kabulüm..

Ebe hanımın babası muhtarken komşu köyde mutarken Yunanlılar para almak için kaçırıyorlar ama bu defa para yetiştiremyorlar ve ebe henım an a karninda 6 aylik kalıyor. İşte katırcı Mehmet siyaseti öne sürerek arazilere konmak istiyor.

Ebe hanım muhtarlığa girerken yassı ezanı okunuyordu. Odaya girdiğinde,odada muhtar,azalar,abisi Katırcı Mehmet ve eşi Salih efendi oturmuşlxar neşeli çaylarını yudumluyorlardı.

Buyur ebe hanım gel buyur..

Ebe hanım muhtarın masasının yanındaki sandalyeye oturdu

Birşey içermisin ebe hanım?

Sağol muhtar,sağ ol.

Kız abine bir hoş geldin yokmu?

Yılanlara hoş geldin denildiği nerede görülmüş?

Senin dilin epey uzamış.

Laf ebeliğini bırak ta sadede gel. Yine arazi meselesimi?

He ya arazi meselesi.. Bak ben köy senedleri ni hazırladım imzalada bu iş bitsin.

İmzalamazsam?

İmzalamazsan sen doğununda doğusuna tayinnin çıkacak.. Tabi kocan başka yere.

Bak abi,sen ne kadar o babanın oğluysan bende kızıyım. Benim ve anamın hakkı ne olacak?

Hakkınız makkınız yok.. Bizde böyle. Kızlara değil erkeklere miras kalır.

Sen şimdi Demokrat Partiden ilgenel meclisi üyesi olduğuna güveniyorsun?

Bal tutan parmağını yalarmış kızım..İstesende istemesende Bu işler böyle yürüyor.

Sana abi bile denmez.., Se hiç Allahtan korkmuyormusun?

Korkuyorum tabide... Hani sende benden korksan diyorum..Bak kocanın sesi çıkıyormu? O işin vehametini anlıyor. Birde sen anlayabilsen?

Ebe hanım odada bulunanların hepsine teker teker baktı.. Sanki herkes eşide dahil inat etme ebe imzala der gibiydiler.

Abi,allahın değirmeni geç öğütür ama çok ince öğütür bunu unutma..

Hadi imzalada ben gideyim..



Ebe eve döndüğünde anası onu bahçede karşıladı.

Tamam ana senin dediğin gibi yaptım,imzaladım

İyi yapmışın kızım. Sen işi benim gibi rabbime havalet gerisini o halleder..

Anne herzamanki gibi beni doğuya tayin ettirmekle tehdit etti.

İyi yapmışsın kızım. Bundan sonrası rabbimin işi. Anadan çekinmeyen... Töbe töbe... Kızım kocan yokmuydu ? Kahya kocanında orada olduğunu söylemişti..

Vardı ana... Ordaydı...

Eeeee!...

Eee si.. Dut yemiş bülbül gibi ydi dersem,bülbüllere ayıp olur... Hakret olur !... Onun adamlığı bize anne... Artık bu işi fazla deşmeyelim... Olan oldu,, yapacak birşey yok. Dediğim gibi imzaladım ve bu iş nasıl bittiyse...

Feride ana kızının lafını kesti..

Evet kızım bu iş in bittiği gibi benim içinde oğlum da bitti. Bu zamana kadar varmıydıki diyecen... Bu dünyanın üstü varsa altıda var. Bir anne için enzor olan nedir bilirmisin?

Nedir anne?

9 ay boyunca karnında taşı,canından can ver,yeme içme yedir giydir,her türlü zorluğa kaztlan sonrada... Evet,sonrada.. Kendi canından can verdiğin oğluna beddua et... Hasbin allah velimenvekil...

Boş ver anne,boş ver.. Elbet hak bir gün yerini bulkur..

İnşallah kızım,inşallah...



Her ne kadar Mayıs ay gelsede geceleri ocağın yanması gerekiyor du. Sabahlarıda serin oluyordu.

Bey,kaç çuval buğday götürecen değirmene?

Üç hatun.

Hangisine gidecen?

İki degirmen var. Biri köyün dışındaki ana dere üzerindeki kösenin ki,diğeride İnegöl yolu üzerinde delikli kayanın altında çırçırdaki. Köseninki kalablık olur ama o yakın. Digeri ise uzak un yapıp gelmek enaz üç gün sürer. Ben kösenin değirmenine gidecem..

Öküz arabasıylamı gidecen?

Yok hatun eşek arabasıyla.. Hem yeni doğan sıpada hava alır.

Üç çuval buğdayı eşek arabasına yüklediler ve yola çıktı.

Rast gelsin bey.. Allaha emanet ol...

Sağol hatun,sağol..



Ana yoldan değirmenin yoluna sapıp patika gibi yolda eşegi yedekleyip değirmene vardığında değirmenin önünde buğdalarının un yapılmasını,sıralarıni bekliyenler meşe ağacının altındaki derme çatma tahtalardan yapılmış sedirde hem muhabbet ediyorlar hemde cigara içiyorlardı.

Selamünaleyküm..

Aleyküm selam.. Gel baytar gel sende sıran gelene kadar dinlen,lafla..

Köse içerdemi?

He ya içerde..

Ben hele köseyi bir görem..

Değirmenin önüne eşeğini bağladı cuvalları indirdi. Değirmenin kapısına doğru yürüdü. Değirmenin içine girdiginde köse una bulanmış uğraşıyordu.

Selamünaleyküm köse.. Kolay gelsin...

Aleyküm selam baytar,hoş geldin.

Üç cuval getirdim..

Sen bırakta ben olunca haber ederim. Bekleme.. Gitde başka işlerini hallet.

Dişarıya bıraktım

Hani göreyim..

Degirmenin kapısısına çıkıp

İşte oradaki üc çuval..

Baytar,hadi onları şuraya taşıyalim. Ha baytar bizim kıza selam söyle

Söylerim köse.. Hadi kolay gelsin..

Sağol baytar.. Ullar olsun. Haber ederim.

Tamam köse..

Eşek arabasına bindi köye doğru yola çıktı. Yeni doğan sıpada anasın yanında ona ayak uydurmaya

Çalışıyordu.. Öğlene yakın eve geldiklerinde karısı bahçede ta vukları yemliyordu.

Hayırdır bey?

Değirmen kalababılktı. Köse sen git ben haber ederim dedi. Selamı var.

Aleykümselam.

Hatun bizim tavuğun altina koyduğumuz yumurtalardan çıkanlarmı bu civcivler?

He ya,onlar.. Sadece üç tanesinden çıkmadı.

Nasip neyse o olur. Nasibimiz bu kadarmış. Ne kadar sevimliler dimi?

Masallah...maşallah... Az kalsın unutuyordum, kahya geldi . Muhtar göndermiş akşama muhtarlıkta toplantı varmış. Dayı mutlaka gelsin demiş. Bu kadar önemli ne olaki?

Nasip olursa gideriz inşallah.. Gidincede öğreniriz. İyi dir... İyidir... İyi düşünelimde iyi olsun. Hatun sen eşşeği ve sıpasını ahıra bağlayıver.. Yemlesen iyi olur. Ben nasip olursa namaza gidecem gelincede allah ne verdiyse yeriz..

Tamam bey,hadi sen git. Allah kabul etsin inşallah.

Amin,amin...





Öğle namazından çıkışta muhtar

Dayı,dayı...

Buyur muhtar

Akşama gelecen ha..

Tamam muhtar gelecemde,ne iş..?

Dayı önümüzdeki hafta cumhurbaşkanımiz Celal Bayarla başbakanımız Adnan Menderes İnegöl den Yenişehir e giderken köyümüzden geçecekmiş. Ne yapabilkir diye konuşacaz.

İyi olur,iyi düşünmüşsun ... Akşama görüşürüz muhtar...

Eve doğru yürümeye başladı.

Baytar dayı.. Dayı...

Donünce bağıran cami hocasıydı.

Hayrola hoca !

Valla,hayırmı şermi sen karar ver..

Gel şöyle şuraya oturalımda anlat bakalım, muhtar sana zahmet gay feye bizim icin. İki çay dermisin?

Tamam dayı.

Gel şöyle otur bakalım hoca,oturda derdin neymiş de hele..

Dayı bizim oğlan var ya

Eeeee...

Bizim oğlanın taşakları şismiş.

İkisidemi?

Heya dayı ikiside şişmiş.

Sebep ne olaki?

Bizim oğlan arkadaşları ile oynarken çocuklardan biri francala ekmeği yiyormuş. Bizim ki, sen bana yediğinden ver bende sana köy ekmeğinden vereyim demiş.

Eeeee...

Çocuk işte olmaz demiş. Sabah kalkınca baktık oğlanın taşakları şişmiş.

Ebeye dedinizmi?

Yok dayı..

Gel benlen..

Dayı çayları getirdimdi.

Oğlum bizim çayları ver başkasına.bana yaz..

Tamam dayı.

Ebenin evinin önüne geldiklertinde ebe alet çantasıyla evden çıkıyordu..

Ebe hanım kızım..

Buyur baytar dayı

Kızım bizim bir derdimiz var. Aslında dert hocaın sen bir ilgileniversen diyorum..

Tamam dayı hele bir deyiverinde ne yapacağımıza bakalım...





Hatçe ana..Hatçe ana...

Salonda ekmek yoğuran Hatçe hamurlu ellerini unla bir birine oğuşturup hamurları kısmen temizledi. Kalktı kapıyı açtı.

Ne bağırıyon evlat?

Baytar amca evdemi?

Tarlaları dolaşmaya gitti. Napacan amcanı?

Hatce ana,muhtar bu gün şehre inmiş size mektup varmış onu getirdimde.

Ne dedin sen?

Ver bakayım kimdenmiş? Yoğsam onlardanmı? Evlat hele şu zarfın üzerindekileri oku bakam..

Mektubu çocuğa uzattı

Oku hadi,oku..

Hatçe ana bu mektubu gönderen Ahmet miş,öyle yazıyor

Ne..ne.? Bekle oğlum ver onu bana sen biraz bekle..

Hatçe mektubu koynuna koydu hızla içeri girerken

Bekle sakın gitme..

Hatçe az sonra elinde ki parayı oğlana uzattı.

Al evlat al.. Gel bakayım seni öpecem.

Hatçe mutluydu.. Sevincinden gözleri nemlenmişti.

Hatçe ana ben gideyim gari..

Güle güle evlat anana çok selam...

Söylerim...



Hatçe kapının önünde unlu elleriyle bir aşağı bir yukarı gidip geliyordu

Nerdesin be baytar?

Hatçe içerde ekmek yapacağını unutmuş, yola bakıyordu. Sonunda duvarın dibindeki tarladan kestikleri Ahlat ağacının üstüne oturdu.

Hadi ama baytar.. Gel artık.. Bunun gelmeyeceği tuttu. En iyisimi ben işime bakayım.



Baytar avluya girdiğinde Hatçe bahçede kastrada ekmeğin pişmesini bekliyordu. Hatçe sıpanın bahçeye girdiğini görünce kastranın başında kalkıp ,

Nerde kaldın bey?

Nerede olduğumu biliyon tarlaları dolaşmaya gittim ya.. Hayrola kız ne bu hal?

Gel hele gel,şuraya bi otur..

Eşekten inen baytar eşeği bağlamadan avluya bıraktı.

Söyle bakam Hatçe ne var?

Hatçe koynundan mektubu çıkardı

Bak...

Ver bakalım kız... Hatçe bu bizim çocuklardan..

He ya... Aç hadi aç bakayım ne var?

Baytar aceleyle mektubu açti

Kız bunda birde resim var..

Ver bakayım

Resmi Hatçeye uzatan baytar..

Ver..ver.. Aaaa bunlar bizimkilerin resimleri..

Hani bakayım kız

Birlikte resme bakmaya başladılar.

Kız Hatçe bizim yaramazlar maşallah buyumüşler be..

Baksana Mehmetim büyümüşte adam olmuş kerata.. Gülsümüm benim koca kız olmuş maşallah..

Kız Hatçe ağlıyonmu?

Boş boğazlığı bırakta mektupta ne yazıyo onu de hele.

Hatçe,doğudan bu tarafa tayinleri çıkmış . İnegöl'de Gazipaşa okulna tayini çıkmış bizim oğlanın orada okullar erken kapandığından Mayıs sonunda trenle Bileciğe , oradanda buraya geleceklermiş.

Hatçe durmadan resmi koklayıp

Çok şükür rabbim,Yavrularım benim deyîp hem öpüyor hemde ağlıyordu.

Gözümüz aydın hatun,geçmiş olsun . Hasretlik bitti artık..

Öyle bey öyle.. Çok şükür sana rabbim,çok şukür... Ver şu mektubu koynuma koyaçağım

Al Hatçem al.. Artık seni tut tutbilirsen...

Gel otur bakam yanımada taze ekmeğin yanında tereyağ da var.. Hadi bu iyi gider..

Gider Hatçem gider.. Sen bu sevinci hakketin. Cok şukür..

Ekmği böldüler tereyağını sıcacık ekmeğe sürüp yerlerken her iki sininde gözlerinden akan yaşları saklamaya gerek duymuyorlardı.

Eline sağlık Hatçem güzel olmuş..

Afiyet bal şeker olsun bey,afiyet olsun.

Dayı,bereketli olsun..

Gelen muhtarla çörekçiydi.

Buyurun,buyurun..

Gözün aydın diyelimmi dayı?

De muhtar de..

Hatçe abla seninde gözün aydın..

Sağol muhtar,sağol..

La muhtar bu bizim baytar ağlamış ellehem?

Ulan çörekçi,geçen sefer parmağın kırıldı dua et yenge yanındaydı. Bak bir daha bir tarafına birşey olursa öte tarafınıda düzelteceğime ben kıracağım,görürsün sen..

Muhtar,bu baytarda hiç acımak yok.. Adamın gözünün yaşına bakmaz...

Koca bebekler bıktık sizin kapışmanızdan. Bırakın dırdırıda çökün.. Taze ekmek,tereyağı var hadi çökün,çökün. İsterseniz taze sağılmış sütte var. Cökün hadi..

Muhtarla çörekçi yere serilmiş kilimin üzerine çöktüler. Hatice ananın sıcacık ekmeğe sürdüğü tereyağıni iştahla yemeğe başladılar.

Muhtar bu ikisini aynı mezarlığa bile gömmeyin. Bunlar mezardan kalkıp atışırlar.



Töbe, töbe..

Eeee..dayı ne yazıyor..

Bizim oğlanın tayini İnegöl'de Gazipaşa okuluna çıkmış. Okullar tatil olunca trenle Bileciğe oradanda buraya gelecekl!ermiş.

Gözünüz aydın..!

Gözünüz aydın..!

Sağol muhtar,sağol Çörekçi sağol...

Hatçe ana reisicumhurla başbakan önümüzdeki Cumartesi günü köyümüzden geçecekler.

Öyleymiş muhtar,baytar dediydi. Hayırlısı.. Bakın birer daha yağlayammı? Yermisiniz,yersiniz,yersiniz...

Yok hatçe ana ben doydum.

Bende doydum..

Ulan çörekçi yatamda beni ye bali..

Senin etin serttir çiğneren dişlerim kırılır neme lazım.

Kalk amca kalk.. Hadi Hatçe ana,dayı tekrar gözünüz aydın.

Bak baytar,akşama çaylar senden unutma!..?

Tamam.. Çörekçi dediğin gibi olsun..

Kalın saglıcakla..

Ullar olsun,karılarınıza çok selam..

Olsun,aleyküm selam Hatçe ana...



Tüm köy halkı çoluk, çocuk ,kadın,erkek okulun önündeki cumhurbaşkaını ve başbakanın gececeği yolun iki tarafına toplanmış bekliyorlardı. Talebeler önlükleri ile sıralanmışlardı. Talebelerin ellerinde kartonlkara yazılmış hoş geldiniz , gibi pankartlar vardı. Kahya yolun hemen kenarında büyük süslenmiş bir koçla bekliyordu.

Kahya ,konuklar gelince araba durunca sen hemen koçu arabanın önüne yatır benim işaretimle vur bıcağı

Tamam muhtarım.

Vakit ikindiye yaklaşmış ,bekleyenlerde bir yorgunluk ve bıkkınlık başlamıştı.

Muhtar,bunların geleceklkerinden eminmisin?

Gelirler,gelirler... Bekleyceğiz.

Mezarlık tarafından koşarak gelen delikanlı geliyorlar,geliyorlar...

Diye bağırarak geldi.

Muhtar,



Tepeden göründüler.Komşular tamam ,tamam sakin olun..



Mezarlık tarafından toz bulutu ile siyah üstü açık bir araba bekleyenlere doğru geldi. Tam okulun önünde durdu. Üstü açık arabanın arka koltuğunun sağında Cumhurbaşkanı Celal Bayar,sol tarafında ise başbakan Adnan Menderes oturuyordu. Araba durunca her ikiside ayağa kalkıp başlarındaki şapkaları ellerine alarak halkı selamlkadılar. Beklkeyenlerden,

Yaşa varol....



Gibi sevgi seslenişleri...

Bu arada kahya muhtarın işareti ile koçu arabanın önünde kesti.

Cumhurbaşkanı bekleyen halka,

Sevgili kardeşlerim,herşey için hepinize çok teşekkür ederiz. Muhtar bizden bi talebiniz varmı?

Sağlınız sayın Cumhurbaşkanım...

Cumhurbaşkanı ve başbakan yerlerine oturunca şöför aldığı işaretle arabayı hareket ettirip giderlerken, Cumhurbaşkanının ve basbakanın ellerindeki şapkalarla halkı selamlıyorlkardı. Halkta alkışlarla sevgi gösterisinde bulunurken araba homurtuyla arkasında toz bulutu bırakarak gözden kayboldu.

Muhtar,o kadar hazırlık yap,hazırlan sonundanbir iki dakikalık bir kaç kelam,ardında toz bulutu bırakarak gözden kaybol..



Dayı,bunlar büyük adam!ar. Ne yapoacakları belli olmaz. Biz misafir perverliğimizi yapalımda, gerisi onlarda..

Öyle muhtar,öyle..

Tüm köy halkı dağılırkan.. Hepsi kızgın ve öfkeliydiler.

Muhtar,bu işler için bir daha bizi buraya dizme,töbe,töbe... Bu kadar kalabaığın değeri sadece şapkayla selamlamakmı? Töbe...töbe..

Esma abla,bırak artık. Olan oldu... Hadi sessizce dağılalım komşular... Töbe... Töbe...

Muhtarım, kestiğim koçu napam?

Muhtar geri döndü kahyaya baktı,baktı ..

Kahya, dağıt ihtiyacı olanlara..

Muhtar, muhtarlık binasına doğru hızlı hızlı giderken,her iki elinide iki yana açarak sanki bir şeyler mırıldandı...



Güneş ortalığı ısıtırken eşek ve sıpası bahçede yeni yeni yeşeren otları yemekle meşguldüler.

İnekleride salsaymıdın bey ?

Doğru diyon..

Ahıra girmeden sokak kapısını sürgüledi. Ahıra girdiginde ineklerin yeni doğmuş buzağıları annelerini emiyorlardi. Bu sene hem eşek hemde iki inek doğum yapmışlardı. Eşşeğin yavrusu erkek,ineklerin buzağısının biri dişi biri erkekti.

Ahırın kapısını açıp hayvanları çözünce önce buzağılar,arkalarından da inekler avluya çıktılar. Buzağılar avluda bir oraya bir buraya koştuktan sonra çimenlerde otlayan annelerinin yanına gelip onları emmeye başladılar.

Ey maşallah !..rabbim bu yıl hayırlısı ile çok şükür sağlıklı yavrular nasip etti.

Hayırli olurlar inşallah...

Amiiin,amiin hatun... Amiiin...

Bey,birkaç demet yonca çıkarsanda bu sıcak ve güzel günde hayvanlar doya doya yeseler...

Tamam,hatun...

Damın üzerindeki yem deposundan iki adet ot demetini bahçeye açılan kapıdan bahçeye attı. Hayvanlar ot demetinin haşına toplanırken Hatçe ot demetlerini dağıtmaya başladi.

Fazla dağıtmayalım hatun







Tamam bey şu duvarın dibinde rahat rahat yesinler diye yayacam.

Karı koca eşeklerle inekler ve yavrularının yem yiyişlerini sevinçle seyrediyorlardı.

Buyur bey...

Hatçe elindeki tepsinin içindeki bardaklardaki sütü getirmişti.

Bey bu sabah sağdığım süt... Afiyet olsun...

Adam sevgi dolu gözlerle karısına bakarak..

Sağol hatun,sağol.. Sen olmasan ben ne yapardım?

Ya sen olmasan ben yapardım ? Hadi gelde otur şuraya da sıcacık içiverelim..

İki büyük dut ağacının gölgeliği altındaki sedire oturup bahçede oynaşan sıpa ve buzağıları seyrederken sıcacık sütlerini yudumluyorlardı...

Hatun bu arada,yarın ayçiçeklerini tekleme ve kazma için geleceklere haber verdinmi?

Tamam... Sekiz kişi gelecek... Üçü değişik için gelecek...

Tamam... zaten dört dönüm kadar bir yer... Bu kadar kişiyle bir günde biter herhalde...

Sıkı çalışılïrsa biter,biter...

Tütünleride küflenmemeleri için denkleri havalandırmak lazım..

İstersen az sonra yukarı çıkıp denkleri havalandıralımmı?

İyi olur... Yapsak iyi olur..

Hele şu sütü içelimde kalkalım.

Hadi ben hayvanlar dama bağlayayımda yukarı çıkalım.

Sen çık...Bende şurayı toparlayayımda gelirim.

Karıkoca butün gün damın üstündeki depoda tütün denklerini havalandırdılar.

Çokşükür küflenme olmamış. Tütünleri de teslim etmenin de zamanı geldi artık. On gün içinde bizimkilere sıra gelir.

Hayırlısı olsun bey. Kaç kilo taahüt ettik?

Beşyüz kilo cıvarında.. Tütün defterin bakmak lazım. Ortalama her tütün dengi 20-25 kilo gelse yirmiiki denk var... Buda taahütümüzü karşılar.

Hayırlısı olsun bey. Hadi artık burada işimiz bitti. Eve geçip de yemeğimizi yiyelim.

Eline sağlık hatun. Yemekten sonrada gayfeye çıkam diyom.

Çık bey... Çoktan beri gayfeye çıkmadın. Bir iki insan görürsün. Bizde Nesibe ile kösenin Neclaya gidelim diyoz.

İyi olur hatun iyi olur.







Ne o dayı pek dalgınsın?

Seslenen ebe hanımdı.

Gece karanlık,pilli fener var ama hem köpeklerden hemde takılıp düşmemek için ebe hanım. Feride ana yokmu?

Evde.. Torunuyla. Ben de Hatice ablamlarla köselere gidecem de...

Hadi öyleyse iyi akşamlar ebe hanım seni tutmayam.

Ebe hanım elindeki gemicî feneri ile giderken

Sanada iyi akşamlar dayı..



Kahveye yaklaşmıştıki muhtar seslendi

Dayı bu akşam tütün kolcuları gayfeye baskın yapacaklarmış. Öyle haber aldım. Hani haberin olsun dayı sen gerçi tütün içmessin ama haberin olsun istedim.

İyi olmuş muhtar. Komşularada haber verileydi.

Verildi verildi dayı..

Tütün ekimi karneye bağlı olduğundan tekel kolcuları kaçak tütün içmeyi önlemek için zaman zaman kahvelere baskın yapıp tabakalar içinde kıyılmış tutun ararlardı. Yakalarlarsa bu işin sonu hapse girmeye kadar giderdi. Bu yüzden kaç kişi hapse girmişti.

Selamünaleyküm komşular.

Aleyküm selam baytar. Nerdesin dayı ? Senin...

Bana bak çörekçi geldik ve selam verdik, sağımki geldik. Bırak gavurluğuda...

Gel dayı gel...

Muhtar baytarın kolundan tutup kenardaki tahta masadaki sandalyeye oturdular.

Kayveci yeğenim, tüm komşulara benden çay yap..

Dayının öğretmen olan oğlu,yeğenimizin tayini İnegöl e çıktı.

Kayfede bulunanlar teker teker Hayırlı olsun dediler. Baytar da topluca

Sağ olun komşular sağ olun... Hayırlısı ile orada okullar kapansın gelecekler inşallah..

İnşallah dayı,inşallah...

Baytar, ben okkalı bir gayfe içecem...

İç ulan iç... Ulan çörekçi zikkımın kökünü iç... Yegenim, bak kim ne içerse benden...

Selamünaleyküm...

Aleykümselam hoca. Gel,gel buyur.

Gel hoca gel.. Hoca çocuğun durumu nasıl oldu?

İyi,dayı iyi.. Sağolsun ebe hanım halletti. Birde büyük şehir ekmeği francala verdi.

Gelmiş geçmiş olsun..

Sağolun,sağ olun..

Yeğenim bak bakalım hoca ne içer...?

Muhtar bize yok mu?

Tütün kolcuları gelmişti.

Sait bey gel,gel.. Size olmaz olurmu ? Bak yeğenim misafirler ne içerler?



Ne var ne yok mutar ?

Ne olsunSait bey iyilik sağlık.. Sen gece vakti pek hayra gelmezsin?

Görev muhtar..

Doğru,görev Sait... Hadi kolay gelsin...

Kolcu Sait masada ayağa kalkıp...

Arkadaşlar kaçak tütün için arama yapacağız. Gerçi sizin köyde bu zamana kadar kaçak tütün yakalamadık... Ama görev.. Yapacak birşey yok...

Kolcular üstün körü üstbaş aramasından sonra yine muhtarın masasına gelip oturdular.

Temizsiniz muhtrar... Görev işte...

Öyle Sait öyle,görev..

Haaa... Muhtar önümüzdeki hafta başından itibaren tütünlerinizi teslim etmek için getirebilirsiniz..

Sait bir gün yine bu kahvenin arkasındaki odada yaptığımız o çilingir sofrasını kuralımmı?

Muhtar, bu sefer kerpçi kafamızamı yiyelim? Ben yokum muhtar...

Muhtar,ben böyle birşey duydum ama şunu tam olarak bir anlatsanızda ben de öğrensem...?

Dayı bir alem yapalım dedik neredeyse kerpiçi kafamıza yiyorduk.

Eeeee....

Ben,ebenin kocası,Mehmet,öğretmen Ziya,Sabri,Refik birkaç kişi daha vardı. Fikir kimden çıktiysa,gelin bu akşam kahve kapandıktan sonr arka odada çilingir sofrası kuralım dedi. Refik,nede güzel olur,stres atarız diye atlamazmı? Birkaç kişi daha evet deyince karar verildi.

Eeeeeee...

Eeeee. Si dayı... Kahve kapandıktan sonra arka odaya geçip cilingir sofrasını kurduk. Basladık ufak ufak demlenmye...

Eeeeee..

Ne kadar zaman geçti bilmem ama arada sırada kahveci gelip Mehmet in kulağına bir şeyler söylüyor Mehmet. De amaaan be boşver...gitsin gelecekmiş de… sav gitsin. Diye haber gönderiyor. Biz kim bu bilmiyoruz. Meğer bizim Mehmetin karısı Mehmeti çağırıyormuş..Kadıncağız dışarıda soğukta çok üşümüş. Canına tak etmiş. Bulduğu kocaman toprak kerpiçi kucaklayıp daldı bizim alem yaptığımız odaya.. Ulan kart papaz kaç oldu çağırdım,hep boşver yolla gitsin dedin. Bu karı beni çağïrıyo demedin dedi. Kimseden çıt yok. Mehmet karısını karşısında görünce tavuğun butunu ısıramadı.

Eeeee...

Eeeee..si dayı Mehmet in karïsı getirdiği koca toprak kerfpici kaldırıp çilingir sofrasının ortasına öyla bir vurduki sininin üstünde ne varsa rakılarda dahil darmaduman... Bana bak Mehmet efendi sakın bu akşam eve gelme. Damda hayvanlarla bekar odasında yat. Eğer ge!irsen bak şu taarayı görüyonmu? Aha bunu o beyinsiz kafana bir indiririm ikiye şak ederim. Hadi afiyet olsun deyip döndü gitti.

Gece Mehmet ahırdamı yatmış?

He ya dayı. Karısı eve almnamış. Ertesi günü bu olayı duyan karılar Mehmetlere gidip Mehmetin karısına, kız niye bize haber etmedin. Bizde birer kerpiç atardık demişler.

Bu arada kenarda sessiz sessiz çayını içen Mehmeti gören muhtar

Mehet aga bu gelen senin karı değilmi?

Deyince mehmet elindeki çay bardağını fırlatıp atarak ayağa kalktı

Nerde,nerde muhtar ?

Helal olsun yengeme. Adını duyunca Memet ağa hazır ola geçiyor...

Yahu muhtar yaptığın şakamı? Nasıl kalkmam muhtar benim belim toprak üzerinde yatmaktan kaç hafta ağrıdı..

Mehmet ağa hadi bir kere daha kuralım sofrayı ?

Deyince Mehmet hışımla kalkarak..

Benim işim var muhtar,size afiyet olsun diyerek hızlıca yürüdü gitti.





Şehrin pazarından dönüyorlardı. Salı günleri şehrin pazarıydı. İlçenin köylerinden ve cıvar il ve ilçelerden alışveriş yapmak için gelen tüccar ve halk pazara Pazar işini bitirdikten sonra geri dönerlerdi. Baytar ve eşi de hem pazardan alışveriş yapmak hem de daha önce teslim ettikleri pancar ve tütün paralarını almak hem de ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla şehre gelmişlerdi. Vakit ikindiyi geçtiğinden namazını da kıldığı n dan Rıza Çavuşun hanına bıraktığı hayvanları arabasına koşup aldıklarında arabaya koyup ılık bir rüzgar eşliğinde yavaş yavaş köyün yolunu tutmuşlardı.

Bey,pancar parasıyla tütün paralarını aldınmı?

Tamam hatun. Her ikisinide tahsil edip bankaya kodum. Allah bin bereket versin.

Amin bey..

Amin hatun.

Hatun bundan sonra kendimize kadar birkaç dönüm arazi bırakıp kalanını icara vercem

İyi olur bey

Artık meşaketli işlerle uğraşacak yaşı geçtik.

Öyle efendi..

Bundan sonra pancar ve tütün yapmayacağım.

Çok uğraşmak lazım bey. Bundan sonra bize fazla uğraşmadan buğday,arpa, yonca gibi şeyler ekmek niyetindeyim

İyi olur bey. Bey iki çuval şeker almışsın ?

Almadım hatun. Onu pancar şirketinden pancarırımıza karşılık verdiler. Bir miktar ilave parada verdim iki çuval şeker aldım.

İyi olmuş bey iyi olmuş. Bak bizim çocuklarda artık dönüyorlar..

He ya. Hem onlarada lazım olur. Hatun bak ben ne düşündüm. Bütün hayvanları satıp beygir almak niyetindeyim.

Bir inek bırakırsan iyi olur. Süt, yoğurt,peynir için başkanlarından süt almayız.

Hatun bizim buzağı dişi onu bırakıp kalanını da satacağım.

Eşekleridemi?

He ya

Olur bey..

Bu arabayıda at arabasına döndüreceğim. Bize baygir hem gidip gelmeye hem yük taşımaya hem tarla sürmeye yeter. Bak sende hayvanlara bakacağım diye helak oluyorsun.



İyi düşünmüş sün bey

Konuşa konuşa köye vardılar.

Baytar arabayı avluya çekip hayvanları bahçeye saldı. Buzağı larla eşek ve sıpasınıda bahçeye saldıktan sonra onları yemledi.

Arabadaki eşyaları eve taşıdılar.

Bir müddet karı koca bir kütüğün üzerine oturarak yorgunluk giderdiler.



Kemal hışımla muhtarın odasına daldı

Ya mutar bu ne biçim iştir. Mehmet Ağa'nın oğlu ile bizim kızı sözledik....

Gel Kemal,gel.. Hele bir oturda soluklan..

Hah işte Mehmet ağada buradaymış.

Ya..

.Kemal gel hele bi otur hele yav..

Ya muhtar...

Bak Kemal şimdi başlayacam muhtarın dan da…

. Gel otur ve oturda bı anlayıp dinleyelim. Ne olmuş.. otur be birader. Tammam kızgınsın ama gel bir oturda kıçın yer görsün be...

Kahya,

Buyur muhtar ım

Bak hepimize aşağıdan soğuk birşeyler söyle. Ha Kahya birde baytar dayıyada ünleyiverde muhtarlığa geliversin.

Tamam muhtarın. Ne içersiniz?

Ya muhtar sen...

Kemal'in sözünü kese muhtar ayağa kalktı. Kemal in yanına geldi.

Bak komşu,adam gibi oturcakmısın? Oturmayacaksan hadi çık dışarı. Hakkını jandarmada ara karar senin.

Tamam muhtarınm,Ama..

Sus lan adamı dinden imandan çıkarma ve.. otur oturduğun yere sakın kalkma

Muhtar dönüp sandalyesine oturdu



Mehmet Ağa hele bir anlatsan şu olayı.

Muhtarım kemal İn kızla benim oğlanı sözled. Oğlan askerden gelinceye kadar nişanlı kalacaklar. Askerden sonra da nasipse everecektik. Bizim velet,eşşoğlusu. Jandarma olmuşmu? 36ay askerlik beklenmez nişanlımı başkasıyla baş göz ederler deyip kızla anlaşıyorlar.. sonrası da malüm.

Mehmet Ağa biz seninle nasıl konuştuk.?

Kemal ağa ben başka birşey mi söyledim.

Bakın komşular bu iş o kadar kötü bir şey değil. İki nişanlı bir olup tüymüşler. Ne yapalım bulup ta ... Ya Mehmet Ağa senin oğlun ne zan askere gidiyo

Valla muhtarım galiba iki ayı varmış..

Kemal ağa bu iş olmuş artık bunlar nişanlı. Oğlan askere gitmeden düğün lerini yapsak?

Ya muhtar sende...

Bana bak Kemal sen yengeyi nişanlıyken kaçırmadı mı?

O başkauhtar

Nasıl başka Kemal. Senin hanımda başkasının kızı değilmiydi?

Ama mutar..

Şimdi başlayacağım muhtarından da sendende. Ulan sen kaçırınca oluyorda kızın nişanlısı ile kaçınca neden o başka oluyor?

Ama muhtar...

Kes de dinle . Sizler komşusunuz yüz yüze bakacanız. Şimdi işi sarıp sarmayalım. Tamamı?

Tamamı Kemal

Eh madem muhtar..

Sen Mehmet..

Sen ne dersen öyle olsun muhtar.

Bakın şimdi kızı getirip babasına teslim edeceğiz. Ondan sonrada kadınlar en kısa sürede anlaşıp düğün günü nü koyacaklar. Oğlan askere gitmeden bu iş hallolacak.

Tamamı Kemal, tamamı Mehmet

Öyle diyon madem öyle olsun madem.

Senin kayınpederi n sizi affetmedide kaç sene sonra torununu kucağına aldı?

Ya mutar sende hep eski şeyleri eşeliyon yav..

Sen kaçırdın kendine karı yaptın. Bu oğlanda nişanlısı mı kaçırdı o da kendine karı yapacak. Bunda ters bir durum yok. Anlaştınızmı?

Tamam..

Tamam

Selamünaleyküm komşular.

Gel dayı gel. Otur Hele.. olayı az çok duymuşundur.

Karılardan ne saklanırki? İçeri girmeden kapıdan olan biteni dinledim. Kemal, Mehmet muhtar çok iyi dedi. Hadi şimdi evlerinize hanımlarla konuşun iki dünür düğün günunü koysunlar. Bu iş hanımların işi. Olay kapandı. Siz komşunuz dünürsünüz başınıza iş alıpta ömür boyu pişmanlık duymayın

Kız muhtar..?

Kal sen merak etme kız bu akşam evinde olacak. Eğer bir fiske vurursan benden çekeceğin var. Hadi ikinize da iyi akşamlar.

İyi akşamlar

İyi akşamlar.

İkisi de muhtarlıktan çıktılar. Bir müddet kimsede ses çıkmadı.

Kahya bak bakalım gitmişlerdi?

Gittiler gittiler muhtarın.

Dayı sen ne dlyon?

Bu işlerde kızın ve oğlanın analarının haberleri olmadan bu işler olmaz. Ya kızın yada oğlanın anasının haberi mutlaka vardır. Hele Hele kızın anasının haberi mutlaka vardır.

Ya dayı. Zaten kızda oğlanda Kemal'in aşağı tarla daki evdelermiş..

Gördün mü? Her neyse bu iş tatlıya bağlandı ya ..

Öyle dayı öyle...

Kahya Dayı ya...

Sade kahve deyiver Kahya..

Tamam baytar dayı

Ha Kahya odadakilere de sor ne içerlerse şöyle. Benden.

Hangi dağda...

Bana bak Çörekçi kaldırma beni. Şart olsun hastanelik yaparım seni.

Ya muhtar nerden çağırdınız bu uyumsuzu allasen?

Ufak at da civcivler yesin baytar..





Koskoca adamlarsınız hala didişiyorsunuz. Yahu artık yaşınızdan başınızdan utanın be... Kıcınızdaki kıllar ...

Töbe tövbe.. Refik şuna bir şeyler söylesene. Benim söylediğim kar etmiyor.

Valla bana kalırsa muhtar bu Çörekçi yi dışarı daki çınar a bağlayıp iyice bir kötek atmak lazım. Bak alıma ne geldi.

Ne...

Muhtar biz bu çörek çiyi Nesibe yengeme havale edelim derim.

Kahya..

Buyur muhtarın

Koş Nesibe yengeye git muhtar bir zahmet muhtarlığa geliversin diyor de

Muhtar daha lafını bitirmeden Çörekçi hışımla kalktı gitti.

Ya Refik iyi akıl ettin Nesibe yengeyi..

Odayı bir gülüşmedir aldı

Hadi Kahya bize aşağı dan bir şeyler söylede içelim..

Selamünaleyküm komşular.

Gel Süleyman abi gel..

Hayrola muhtar bu toplantı ?

Duymuşu ndur Süleyman abi..

Ha.. şu Kemal le Mehmet in çocukları meselesimi?

He o. Tatlıya bağlandı. Hayrola senin de derdinmi var?

Yok muhtar. Ben baytar dayı için geldim burada olduğunu duydum da..

Gel Süleyman otur bakalım derdini dinleyelim. Kahya bizim. Süleyman abiye de bir şeyler söyleyiver.

Baytar dayı at alacağını duydumda bende bir yaşında dişi tay var. Bilirsin sen doğurttun.

Arabaya koştunmu,?

He ya...Binek olarakta kullandım

Bakalım. . Ondan sonra inşallah.

Tamam dayı hayvan damda. Sence Uygun bir zamanda görürsün.

Tamam Süleyman ..

Cemil, benim öküz akrabasını at arabasına döndüreceğim de tek at koşumluk hale getirmek lazım.

Hallederiz baytar. Sıkıntı olmaz. Ne zaman lazım?

Valla Süleyman ın atı alırsak... Ama pek de acelem yok

Neden?

Salı günü hayvanları pazara götürecek. Yanlız dişi buzağı y ı bırakacağim.. Hayvanları satıp Süleymanla beygir için anlaşamazsak uygu,iş görebilecek beygir de bakacağım.

Tarla bağ bahçe işleri dayı?

Muhtar, bundan sonra artık öyle zorlu yacak Ziraat yapmayacak

Ya dayı?

Valla Refik, birkaç parça küçük tarlayı işlemek için bırakıp kalanını ya yarıcılıkla yada parayla icara verecem. Artık karıyla benim pek uğraşacak gücümüz kalmadı.

İyi düşünmüşsün baytar

Öyle Süleyman . Artık güç kuvvet... ıhh..

Öküz akrabasını at arabasına çevirinceyee kadarda

benim eşek arabası işimi görecek.

Kısa zamanda hallederiz baytar.. sadece tek oku çıkarıp tek at koşulacağında iki ok konacak. Sonrada gerekli düzeltmeler i yaparım.

Sağol Cemil...

Ya Ziya hoca bu akşam hiç tınmadın?

Muhtar siz işi iyi hallettiniz. Bize söz düşmedi.

Hayırdır bu akşam dalgınsın ?

Eh...

Hadi de bakalım da köylü buradayken belki bi çare buluruz.

Neyi?

Ebe hanım tutturmuş illaki benim oğlanı okula al diye.

Sende alıver hoca…

Muhtar orası okul çocuk yuvası değil.. hem sınıflar dolu

Sıkıştıran olmaz mı hoca?

Ebe hanımda bak çocuk okulda okul diye ağlıyor. Yer yoksa ben bir sıra yaptırayım sıkıştırsın diyor.

Ebe hanım eyi demiş hoca. Bu Allah kelamı değilki yap bir şeyler çocuğu ağlatma.

Olmaz muhtar olmaz

Nede olmaz canım?

Muhtar çocuk küçük. Çocukları n dersleri ni de etkiler.

Ya hoca sende inatlaşma ebe hanımı darıltmayalım uyar oğlu ol işi halldiver. Salih bey sen diyon?

Valla muhtar o iş ebe hanımın ben olayın dışında kalmaya çalışıyor um.

Neden?

Muhtar olaya ben karışırsam Ziya hocayla aramız bozulacak.

Ebe bir işe başladımı o işi bırakmaz. Muhtar.

Ama Salih efendi kırgınlık olmasın.

Ya Ziya hoca artık orta yol bulman lazım. İki hükümet adamı bir birine düşmesin..

Bakalım baytar dayı.. pek olacağa benzemiyor ama... Hayırlı sı

Ziya hoca ben muhtar olarak bu işi kırgınlık olmadan hallet diyorum.

Hayırlı sı muhtar...

Hallet. Hoca. Hallet... Hadi komşular geç oldu. Kalkalım. Hepinize iyi geceler.

Salih efendi motor almışsın Hayırlı olsun…

Ne motoru ? Traktörmü aldın ?

Yok yok sadece motorsiklet aldım. Alışık olmadığımızdan şehre gidip gelirken at üzerinde anamız ağlıyordu da…

Hayırlı olsun,hayırlı olsun… Kutlayalım ama dimi ?

Tabi muhtar tabi.. Bak yeğenim tüm komşular ne içer ?

Bu sırada Z,iya öğretmenin eşi ile ebe hanım kahvenin öünden koşar gibi hızlıca okula doğru gidiyorlardı..

Hayırdır inşallah..

Muhtar kalkıp kadınların ardından gitmeye başladı.

Mektebin arkasında iki âdet öğretmen ler için yapılmış ev vardı. Kadınlar hızlıca evin kapısını açıp, kapıdan içeri girdiler.

Muhtar bir müddet dışarıda olan biteni anlamaya çalıştı ve oda odaya daldı.

Öğretmen Ziya sırt üstü yatmış yaka bağır açık..

Hayrola ebe hanım?

Sen misin muhtar? Ziya öğretmen kalp krizi geçiriyor. Bu ikinci.. muhtar sen muhtarlıktan denk getirebilirsen belediyeyi arada cankurtraranla doktoru acilen göndersinler. Benim söylediğim i de şöyle. Kalp krizi geçiren var çok acil de çabuk olsunlar.

Tamam ebe hanım, hemen...

Doktor bey hastamızı görebilirmiyiz?

Maalesef.. hastamız şu an kendine geldi ama çok yorgun. Yanında eşi var. Daha sonra inşallah.

Hocam durumu nasıl?

Ebe hanımın anlattığı na göre bu ikinci kalp krizi imiş. Dua etsinki o anda yanında bir sağlıkçı varmış,zorda olsa atlattı. Eğer kendine dikkat etmezse üçüncü kriz, Allah korusun artık götürür.

Ünzile bacı. Ziya hoca nasıl?

İyi muhtar iyi de . O iki zıkkımı bırakmadan artık benim onunla uğraşacak halim kalmadı.

Ne zıkkımı Bacı?

Sigara. Ve içki

Mubareğe yerli rakı yetmedi Bulgar rakısı mastıka getirtti. Zıkkımın kökünü içsin.

Aman Ünzile bacı...

Muhtar,sende zaman zaman Ziyaya çanak tutuyorsunuz. Mehmet Ağa nın karısı koca kerpiç i içki masasının ortasına vuracağını keşke

Oradakilerin kafasına vursaydı daha iyi olurdu.

Ama Ünzile bacı...

Muhtar içeride yatan kişi nın bu hale düşmesine arkadaşlarınında suçu var.

Tamam Ünzile yenge tamam.. hoca nasıl?

Kusura bakma muhtar.. çok yoruldum. Galiba sana patladım. Kusura bakma muhtar

Ne kusuru Ünzile bacı.. rahat ol.. hatta seni dahada rahatlatacaksa bana bağırabilirsin.

Kusura bakma muhtar...

Hocanın yanına gidebilecek miyiz?

Şu anda yanında ebe ve Salih efendi var. Az sonra inşallah.

Dışarıda bekliyeyim o zaman.

Ben haber veririm muhtar...

Tamam Ünzile bacı..

Geçmiş olsun Ziya hoca..

Sağol muhtar gel gel...

Nasıl sın Ziya hoca?



İyi iyi…

Bizi epey korkuttun

Öyle olmuş..

Senin hanımla ebeyi hızlı hızlı okula doğru gittiklerini görünce bende arkalarına takıldım. Sizin eve girince ebe hemen belediye cankurtaranına haber ver muhtar Ziya hoca kalp krizi geçiriyor deyince dışarı çıktığımda Salih efendi kapıdaydı. Durumu anlattım. Salih efendi,muhtar sen muhtarlıktan belediyeyi telefonla ara bende her ihtimale karşı. Motosiklet le şehre gidip belediyeye haber vereyim dedi. İyide yapmış. Ben telefonu düşürünceye kadar Salıh efendi belediye cankurtaranı ve doktoruyla gelmişti. Ebenin önerisiyle İnegöl hastanesi ne götürdüler. İşte sonuç bu.

Herneyse iş tatlıya bağlandı.

Allah razı olsun hepinizden.

Estağfurullah hoca.. vala Ziya hoca yengeyi çok kızdırmışsın.

Ünzile haklı muhtar..

Valla yenge bana bir ...

Kusura kalma muhtar... Bende karar verdim. Nasıl olsa okulların kapanmasına çok az zaman var. Emekliliğimi kazandım. Okullar lapanınınca emekliliğe ayrılacağım.

Sonra hoca?

Mutar ben İznik liyim. İzniğin Sansarak köyündenim.

Şu İzniğin un uzak dağ köyü?

Evet muhtar. Orada birkaç parça arazimiz var. Oraya yerleşip tabiatla başbaşa kalacağım. Hanımın sözünden de hiç çıkmayacağım.

Hayırlısı hoca.. hele bir düzelde..

Muhtar ben ebe nin çocuğunu...

Bırak bunları hoca.. iş tatlıya bağlandı..

Onlar beni hayata bağladılar..

Bırak bunları hoca... Rahatla artık..

Salih efendi ,motosikleti kutlama Ziya hoca nın hastalanması nedeniyle yarım kaldı.

Tamam komşular ... Kahveci bak bakalım komşular ne alırlar?

Bana yokmu Salıh efendi?

Oooo... Ziya hoca gel gel.. olmaz olurmu.. bak yeğenim hocaya da bakıver..

Geçmiş olsun hoca...

Sağolun komşular. Sağ olun.. hepinize çok teşekkür ederim.. çok ilgilendiniz benimle..

Ne demek hoca..

Öyle muhtar. Hepinize. Ayrı ayrı teşekkür ederim.

Gelmiş geçmiş olsun hoca.. gel şöyle yanıma..

Salih efendi ebenin ve senin hakkını nasıl öderim. Birde ben...

Ziya hoca geçmiş geçmişte kaldı. Unut gitsin. Şuan sağlık ,önemli olan bu... Kalanını unut gitsin. Aramıza hoş geldin hoca...

Sağol Salih efendi. Sağol...

Gelinin yaslağaçta açtığı ve içini doldurduğu börekleri kocası Ahmet de saçta pişiriyordu.

Tertip nasıl buldun bizimkileri?

Eeeee... Tertip sen daha beni tanımamışsın.

Hani bir anlatıversen diyorum. Hadi adamı çatl atmadan anlatacakmısın

Yahu tertip gelin kızımın elindende bir gözleme daha yiyeydim.

Yahu Keçeçi hadi anlat ne birader.

Keçeci elindeki gözlemeden kalan son yudumuda ağzına atıp ayranıda dipledikten sonra ağzını şöyle bir sildi ve başladı anlatmaya.:

Tertip, Bilecik e işe çıktı. Biz böyle zamanlarda geri dönüşü yolcusuz yapacaksak oranın garajına uğrarız olmazsa bize iş çıkacak yerlere uğrar boş dönmemeye çalışırız. Garajda iş çıkmadı. Tren garına uğrayayım dedim. Baktım garın önünde bizimkiler. Hayrola Ahmet dedim. Öğretmen lik yaptığı yerden tayini çıkmış temelli dönüyorlar mış. Babanın haberi varmı deyince haberi varda bu gün geleceğinden yok dedi

Hadi durmayın atlayın dedim. Valla Mustafa abi seni Allah gönderdi dedi.

Sonrası konuşa konuşa geldik işte.

Hay Allah razı olsun tertip. Borcumuz ne?

Bana bak baytar senin oğlanda durmadan bunu sordu. Borç morç yok..

Bilecik ten buraya su mu yaktın?

Sana ne ne tertip . Yeğenim ve ailesi için şu yaktım varmı diyeceğin?

Artık ben gideyim Baytar geç oldu.

Ben seni geçireyim tertip.

Hadi cümleten Allah'a ısmarladık hoşça kalın.

Arabanın yanına gelince baytar Keçeçi nın elini tuttu ve

Bak tertip şart olsun bunu almazsan merhabayı keserim.

Yahu baytar senin yaptığın işmi şimdi.

Keçeçi eline sıkıştılana baktı.

Tertip bu çok fazla..

Olsun az bile.. fazlasını yengeme ver o ne yapacağını bilir. Hadi uğurlar ola yengemede çok selam..

Mustafa abi dur bekle

Gelen Hatçe idi.

Bunları kardeşliğime hazırladım

Çok değilmi?

Sen ver ona o bilir ne yapacağını. Çok çok da selam söyle. Onuda en kısa zamanda bekliyorum. Hadi hayırlı yolculuklar. Güle güle...

Eyvallah yengem söylerim. Hadi hoşçakal in.

Hatçe nın çocuklarının geldiğini duyan tüm köylü kadını erkeği avluya doluştu.

Gözünüz aydın Hatçe aba...

Gözünüz aydın Baytar..

Akşam ezanı okunurken ancak yalnız kaldılar.

Maşallah ana ne sevenin varmış

Sağolsun lar. Köylü sever bizi Güzel kızım.

Belli anam belli..

Ebe hanım ebe hanım...

Hayrola Ziya hoca ?

Ebe hanım ben emekliliğimi istedim kabul oldu

Hayırlı olsun Ziya hoca

Sağol ebe hanım. Birkaç gün içinde ayrılacağım da sizinle vedalaşayım dedim

İyi düşünmüşsün Ziya hoca

Ebe hanım bana çok hakkınız geçti.

Hakkınızı helal edermisiniz?

Nedemek tabiki helal olsun. Bizim görevimiz. Helal olsun.

Ebe hanım ben sizin oğ....

Bunlar geçmişte kaldı hocam. Zaten İnegöl den ev aldık annem başlarında duracak oğlum ve kızım ı orada okutacağız. Hakkım varsa helal olsun sizde helal edin.

Ne demek ebe hanım sonuna kadar helal olsun. Salih efendi yokmu?

Şehre indi.

Onu kahvede görürüm inşallah, göremezsem çok selam söyleyin oda hakkını helal etsin.

Söylerim hocam. Emekiliğiniz tekrar hayırlı olsun sağlığınıza dikkat edin hocam.

Sağol ebe hanım hadi hoşça kalın.

Hocam eşinizede çok selam..

O sizinle vadalaşmaya gelecek.

Tamam hocam Ünzile ye çok selam...

Aleyküm selam ebe hanım..

Kolay gelsin Kıymet..

Buyur ebe hanım gel buyur

Hemen alışmış sın buraya maşallah..

Doğuda bizde köyde uzun yıllar öğretmen lik yaptık alışığız yani. Gel otur iki lafın belini kıralım.

Selamünaleyküm..

Aleyküm selam.. gel şöyle çök.. hoşgeldin.

Kıymet bahçeyi toparlıyordu. Doğruldu elindeki süpürge yi dut ağacına dayadı. Ebenin yanına çöktü.

Nasıl alışabildinmi?

Gerçi benim için şu anda yabancı çevre ama memur karısı olduğumuzdan böyle durumlara çabuk alışıyoriz. Sen nasıl zorluk çektinmi ilk geldiğinde?

Çekmedim desem yalaln olur. Allah razı olsun kayınnandan,muhtardan ve Nesibe abladan. Köylü çok yardımcı oldu.

İlk tayinin galiba?

Evet öyle

İlk doğum un nasıldı? Zorlandınmı?

İlk doğumumu Hacı Ömer köyünde yaptırdım. Hemde diz boyu karda geldiler almaya.

Nerede o köy?

Ben bu etraftaki yaklaşık on köyden sorumluyum.

Ebe hoş geldin

Hoş bulduk Hatçe abla

Size taze çayla börek getirdim. Hem laflayın hem yiyin. Çaydanlığı ve şeker ide şöyle bırakayım içersiniz.

Gel sende ana

Benim içerde işim var kızım hadi ben gideyim.

Ebe hanım merak ettim vaktin varsa şunu bir anlatsan?

Sıkılmazmısın?

Peki...

Dur önce çayları tazeliyelim.

Ebe hanım ilk yaptırdığı doğumunu anlatmaya başladı:

Köye yeni atanmıştım. Birkaç günden beri devamlı yağan kar hertarafı kaplamıştı. Annem öğle namazını kılmış ,birlikte teneke sobamızın ısıttığı odamızda camın kenarında oturuyorduk. O zamanlar elektrik pek yoktu. Hatta bırakın köyleri her ilçede bile yoktu. Gaz lambaları vardı. Ben elimde örgüm,annemde gaz lambasını almış bir çomağa doladığı bir bezle lamba şişesini silmeye çalışıyordu. Lamba gece boyunca sabaha kadar devamlı yandığından is yapardı. Her gün öğleden sonra silinirdi. En iyi en çok ışık veren lamba ise 5 numara lamba idi.

Kar hala yağmaya devam ediyordu.

-Ebe hanım,ebe hanım..

Annem gözlüklerinin üstünden bahçeye baktı,

-Bak kızım muhtar bağırıyor galiba dedi.

Kalktım pencerenin perdesini aralayıp dışarı baktığımda köyümüzün muhtarı ile yanında tanımadığım bir köy korucusuyla bir adam duruyordu. Bahçeye çıktım,

-Buyur muhtar hayrola dedim.

-Hayır hayır da bu havada da nasıl hayır.

-Buyurun içeri gelinde konuşalım dedim.

İçeri girdiler. Köy korucusuyla yanındaki adam yanmakta olan sobanın yanına sokulup ellerini oğuşturmaya başlamışlardı.Belliki çok üşümüşlerdi.

Muhtar ;

-Ebe hanım bu korucu arkadaş şu tepenin arkasındaki köyün korucusu,şu arkadaşta hastanın eşi,

-Hayırdır ?..

Korucu söze girdi,

-Ebe hanım, bu arkadaşın eşi doğum yapmak üzere. Akşamdan beri köyde kadınlar uğraştılar ama beceremediler.Hani canım bilirsin ya her köyde yaşlı köy kadınların dan köy ebesi vardır ya o işte.

- Eeeeee!..

-Baktık ki olmuyor seni almıya geldik.

Hastanın sahibi lafa karıştı,

-Aman ebe hanım yardım edin nolur karım çok acı çekiyor..

Muhtar,

-Havada kötü ama..

-Muhtar, sen tamam dersen beni devlet bu günler için okuttu,görevlendirdi. Kar , kış,tufan fark etmez. Görev görevdir.

Hani galiba birazda cahilliğin ataklığı vardı bende. Aneme baktım sen bilirsin der gibi ellerini iki tarafa açtı.



-Sen bu arkadaşlardan çekinme ebe hanım,bunlar sağlam arkadaşlardır.Seni aldıkları gibi işin bitince buraya getirirler inşallah,sen orasını takma kafana dedi muhtar.

Giyindim çantamı aldım dışarı çıkarken annem usulca,

-Kızım silahını aldın mı ?dedi,

Devlet bize silah da vermişti.

-Tamam anne sen merak etme çantamda dedim.

Üç at getirmişlerdi. Birine ben diğer ikisine de korucuyla hasta sahibi bindi ,beni ortalarına aldılar. Atımın da yularının birini korucu tutuyordu. Karda bata çıka başladık yol almıya.

Köyümüzün çıkışına kadar muhtarımız ve bizim korucumuz bizi uğurladı.

Yaklaşık gideceğimiz köy dört kilometre kadardı.Ama o zamanlar şimdiki gibi yollar neredeee. Köyler arası yollar patika gibiydi.

-Ebe hanım,daha kısa dan gitmek için şu tepeyi aşmaya ne dersin ?dedi korucu.

-Sen bilirsin,neresi daha yakın ve emniyetli ise olur dedim.

Başladık benim atım ortada bayırı tırmanmaya. Ama kar sanki hızını dahada artırmış iri iri atıyordu. Karla birlikte de kavurucu bir soğuk vardı. Galiba o zamanların soğuğu da daha soğuktu sanki.

Tepeye vardığımızda arkama baktım bizim köyün muhtarı ile korucusu hayal meyal görünüyordu.

Atlar tipiden etkilenmiş olacaklardı ki huysuzlanmaya başladılar. Atımın yularının diğer ucunu ise hasta sahibi tuttu. Hani at huysuzluk yaparsa ata sahip olacaklar.

Karlara bata çıka ilerliyoruz. Zaman zaman atlarımız karınlarına kadar kara batıyor,zorla yol alıyoruz.

-Bu havada kurtlarda vardır dedim.

-Vardır ebe hanım dedi korucu. Vardır da bak hem bende hemde arkadaşta tüfek var,evvelallah hiç korkma sen dedi.

Ne kadar yol aldık bilemiyorum uzaktan hayal meyal köyü görür gibi oldum.

-Vardık galiba dedim

-Daha yolumuz var ebe hanım dedi korucu.

Bir ara atlarımız huysuzlandı. Etrafa bakındık,yaklaşık 150 metre kadar sağ tarafımızda ağaçlığın kenarında sanki köpekler toplanmış ta bize bakıyorlar gibi geldi bana.

-Köpekleri gördün mü? diye korucuya seslendim,

Korucu gülerek,

-Onlar köpek değil ebe hanım onlar kurt dedi. Ama sen korkma diye de ilave etti.

Ben hemen çantamdaki silahımı çıkarıp emniyetini açtım.

-Oooo..! ebe hanım sizde boş değilmişsiniz dedi hasta sahibi.

-Eeeee..! ne yaparsın böyle zor durumlar için devlet verdi onu dedim.

Korucu atından indi,atının yularını hasta sahibine verdi. Birkaç adım kurtlara doğru yürüdü ve silahını doğrultarak kurtlara doğru birkaç el ateş etti. Kurtlar gözden kaybolmuşlardı. Tekrar yola koyulduk. Silahımın emniyetini kapatıp mantomun cebine koydum.

Köye yaklaşmıştık. Artık köyün evleri tipiye rağmen görünüyordu. Köye iyice yaklaştığımızda köyün dışında elinde silahlarla birkaç adamın bize doğru geldiğini gördüm.

-Silah sesini duydular ya ondan yardıma geliyorlar dedi korucu.

Gelenler,

-Silah sesini duyunca koştuk dediler

-Kurtlardı dedi korucu,birkaç el ateş edince gittiler dedi.

Köyün diğer kıyısındaki eve geldiğimizde ,

-Burası dedi hasta sahibi,

At dan indim.

-Ebe hanım biz şu karşıki kahvede bekliyoruz eğer bize ihtiyaç olursa haber verecekler dedi.

-Tamam dedim.

Ev o zamanın şartlarına göre kerpiçten yapılmıştı. Odaya girdiğimde odada iki orta yaşlı hanım birde yer yükseği sedirde yatan ama inleyen bir genç kadın vardı. Odada soba yoktu. Kapının tam karşısındaki duvarda bir ocaklık vardı. Kalın meşe odunları çatır çatır ses çıkararak yanıyordu. Odayı da çok güzel ısıtıyordu. Ateşin üstünde de kocaman bakır bir güğüm vardı.

-Hoş geldin ebe hanım dedi

-Hoş bulduk teyze,durum nasıl ?

Biri kızın annesi diğeri de doğum yapacak olan kızın kayınnasıymış.

-Akşamdan beri uğraşıyoruz ama bir türlü olmadı dedi kızın annesi

-Kaçıncı doğumu,

-İlki dedi hastanın kayınnası.

-Bir de ben bakayım,sıcak suyu hazırlayın dedim.

Doğum yapacak olanı sedirden aşağı aldık. Muayene ettim, su kesesi boşalmıştı, doğum çoktan başlamıştı.Bebek ters geliyordu.

En zor doğum buydu. Normalde bebek başı ile gelir ama bu ayakları üzerine geliyordu. İşte doğum ondan bir türlü yapılamamıştı.

- Korkmayın ama bebek ters geliyor ben bebeği içeride çevirmeye çalışacağım dedim.

Kızın annesine,

-Kızının başını hafif kaldır ve şu yastığı başının altına koy, kızının kollarını sıkı sıkı tut, gelin hanım sende bacaklarının yarım kır ve aç bakalım dedim.

Hastanın bacaklarının arasına girip rahimde ters durumda olan bebeği çevirmeye çalıştım. Uzun uğraşlardan sonra bebeği kısmende olsa normal hale getirmeyi başardım.

Bu arada doğum yapacak hasta can havliyle bağırıyordu. Kayınnası ile annesi de zaman zaman bana bağırıyorlardı.

-Ebe!.. ebe!.. kızımızı öldüreceksin be!… gibi şaşkınlığın ve korkunun verdiği telaşla bana ver yansın ediyorlardı ama ben hiç birini duymuyor işimi yapıyordum. Kurtarmalıydım gelini.Sadece gelini değil bebeği de.

Bebeğin başı artık rahim ağzına iyice oturtmayı başarmıştım. Bu seferde ben bağırdım.

-Bırakın cazgırlığı da işinizi sıkı yapın,sen kızının kollarını sıkı tut ,sen de ben hadi deyince kızın karnını yukarıdan aşağıya doğru hafif hafif bastıracaksın,tamam mı? diye bağırdım.

Herkes sus pus olmuştu. Tekrar ayaklarının arasına girdim ve bebeğin başını görünce,

-Ikın ıkın .. Hadi derin derin nefes al ver ve ıkın hadi. Sıkı tut ,kızın kollarını bırakma, sende hafif hafif ovalar gibi aşağıya doğru bastır.

Bebeğin başını iyice yakalamıştım,

-Ikın ıkın hadi hadi ıkın…

Derken bebeği çıkardım ve elime aldım, ayaklarından tutup baş aşağı ters çevirdim ve keratanın kıçına bir şaplak vurduğumda odayı bebek ağlaması sardı. Baktım herkes ağlıyordu.

-Hadi geçmiş olsun nurtopu gibi bir kızın oldu,gözün aydın dedim.

-Göbek adını ne koyacaksanız söyleyinde göbek bağını keseyim dedim.

Kızın kayınnası

-Senin emeğin çok senin adını koy dediler

-Olmaz! dedim.

-Öyleyse hem babaannesinin hemde anneannesinin adını koyalım dediler. Bebeği sardım ve annesinin yanına yer yümseği sekideki yerine koydum.



Haber kahveye ulaşmıştı. Kapının önündeki seslerden köyün yarısının orada olduğunu anladım.

-Babasını çağırın dedim. Kapı açıldı babası içeri girdi.

-Gözün aydın kardeşim nurtopu gibi eli ayağı düzgün bir kızın oldu Allah analı babalı büyütsün dedim.

Adamcağız benim elimi öpmek için atıldı.

-Oooo!. o kadarda uzun değil, hadi git karına ve kızına bak..

Köyün kadınları gecenin geç olmasına rağmen odayı doldurdular. Baktım kimsenin kalkacağı yok.

-Hanımlar bebek de anneside,herkes yorgun artık evlerinize gidinde yarın gelirsiniz dedim. Herkes dağıldı. Bende bana hazırlanan yağda yumurta yı biber tuşusu ile ocaklığın yanında yanan odunların çıtırtısının çıkardığı sesler arasında kayifle yedim.

-Geç oldu ebe hanım hani şöyle bir kıvrılsan,çok yoruldun dedi. Bir de sana bağırdık artık kusura kalma ne yaparsın..

-Boş verin benim bütün yorgunluğum geçti. Alışacağız bunlara..

Biraz temiz hava almak istiyordum,odanın dışına çıktım.Hasta sahibi sofadaymış ayağa kalktı,

-Hayrola ebe hanım ?,

-Yok bir şey yok, hava alayım dedim de

-Eyi madem al al.. Allah razı olsun ,sana da epey zorluk verdik..

-Bizim görevimiz kardeşim biz bunun için varız.

-Sağol ebe hanım hakkını nasıl öderiz bilmem

-Kızını elime alınca hepsi ödendi ödenecek bir şey kalmadı..

Kar hala yağıyordu. Havanın soğuğu beni kendime getirmişti.

-Üşüyeceksin ebe hanım ..

İçeri girdim. Ocaklığın üzerindeki çaydanlık gözüme ilişti.

-Bak bu çay iyi gelir işte dedim. Kaç bardak çay içtiğimi hatırlamıyorum. Bebekle annesi yan yana yatıyor,kızın anneside kızının başının ucunda, kayınnada odada hizmetleniyor.

Benim için bundan daha büyük bir gurur yoktu.

Bir ara ocaklığın yanında ateşin verdiği rehavetle dalmışım. Halbuki bana yer yapmışlardı ama ben ocaklığı başında oturmayı tercih etmiştim. Üzerime bir yorgan örterlerken uyandım..

-Uyandırdım ebe hanım galiba dedi kayınna

-Boş ver ben iyiyim dedim.

Sabahleyin kar akşamki kadar yağmıyordu. Köyün korucusu ve hasta sahibi olan kişi atları hazırlamışlar ben bekliyorlardı. Kızın annesi,

-Borcumuz ne dedi

-Ne borcu teyze, borç morç yok, sizin borcunuz o annesinin yanında yatan küçük hanıma var,bana yok,

-Olurmu kızım dedi kayınna,

-Olur ,olur dedim.

Kayınna gel kızım gel bakalım diye beni kolumdan çekti odaya götürdü. Ocaklığın yanındaki yüklüğün perdesini açtı ve içinden bir çıkın çıkardı. Çıkının içinde kenarları oyalanmış bir sürü yemeni (çember) vardı

-Beğen dedi,

-Olurmu öyle teyze, olmaz dedim.

-Valla salmam seni, beğen dedi.

Olmaz dediysemde kenarları oyalanmış kırmızı bir çemberi elime tutuşturarak,

-Almazsan valla darılırım dedi.

Aldım çantama koydum. İşte ilk doğumum ve ilk verilen hediyeydi.

Korucu,hasta sahibi adamla birlikte köyüme döndüğümde öğle ezanı okunuyordu.

Çocuklarıma da ilk doğumumda verilen bu hediye kırmızı çemberi ben ölünce yüzüme örteceksiniz diye

vasiyet edicem.

Ne macera ama...Bayağı heyecanlanmışsındır.?

Olmaz mı hemde ne kadar bana sor tarifi yok.

Ebe hanım bizde köydeydik. Köyün hem terzisi,hem iğnecisi,hem örgücü sü. Velhasıl her şeyiydik.

İğne dedin?

Bizim beyin ilçede doktor bir arkadaşı vardı. O öğretti. Köy ilçeye çok uzak kışında birkaç ay yollar kapalı köylü ye yardımcı olursun dedi. Azmi portakala şırınga lı iğneyi batırıp çıkardım. Bir onbeş tatil öyle geçti. Hatta ilk iğneyide o doktora yaptım.

Ne iğnesiydi?

Penisilin... Yanlız,bana damardan yapma çok tehlikeli dediydi. Bende hiç damardan yapmadım.

Sonra?

Sonra,doktor icazet verdi köyde yapmaya başladım. Hatta inanır mısın doğum bile yaptırdığım oldu

Hadi canım ..

Köyde yaşlı kadınlar doğum yaptırıyordu. Bende onlara yardım ediyordum.

Maşallah Kıymet..

Eeee... Zor oyunu bozar mış ebe hanım mecbur kalınca oluyormuş.

Kıymet ben artık kalkayım. Sende işine bak.

Oturaydın..

Gideyim anam çocuklar la ne yaptı bakayım.

Gene beklerim ebe hanım.

Sende gel ama.

Olur gelmeye çalışırım. Malüm İnegöl'de ev bakma meselesi var da

Bizde İnegöl den Orhaniye mahhallasi Kelmehmet sokakta ev aldık. Annem kızla oğlanın başında firscak Gazipaşa okulun kaydettireceğiz. Bizimde bazı eşyaları oraya taşımamız lazım. Yani iş cok.

Bizim beyde aynı okula yakın olsun istiyor.

Ne güzel sevindim. Sizede Allah rast getirsin. İnşallah uygun bir ev bulursunuz. Sizede Allah rast getirsin... Hadi hoşçakal..

Güle güle ebe hanım..

Güzel kızım ebe gittimi?

He ana gitti. Sana da çok selam söyledi

Aleyküm selam, aleyküm selam..

Salih efendi biraz gelirmisin?

Kahvenin dışı çıktılar.

Hayrola muhtar?

Pek hayır değil sağlıkçı bey.

Birşey mi oldu?

Olduya.. oldu..

Ya muhtar adamı çatlatma da anlat..

Salih efendi olayki ne olay...

Anlatsana ne birader..

Hani Bizim domatesci Ali varya..

Eeeee...

Onun oğlu fakirin torunuyla oturmuşlar silahla oynarken Ali'nin oğlu Sami Yakubu vurmuş.

Ne diyon muhtar? Sonuç?

O kadar fene değil. Kurşun kaba etinden girmiş içeride kalmış.

Eeeeee....

Eee... şu... şu... hani diyorum sessizce sen bu mermiyi çıkarıp yarayı bir şeyler...

Muhtar ben sağlıkçı yım ama bu güne kadar tek bir iğne bile yapmadım.

Yani?

Yanısı bunu yaparsa bizim hanım yapar ...mı acaba sormak lazım.

Ebe hanım..ebe hanım..

Buyur muhtar... Hayırdır Salih ?

Muhtar ayak üstü olanı biteni anlattı.

Sen ne diyon muhtar? Jandarmaya kuvvetleri ne haber verildi mi ?

Yok ebe...

Yanı bu kendi aramızda mı kalsın diyorsun?

Muhtar ellerini iki yana açıp

sen bilirsin ebe hanım.

Muhtar hele bir bakalım ne olmuş ondan sonra ... Hadi gidelim...

Odaya girdiklerinde odada yaralı ve yaralayan la beraber birkaç kadın daha vardı.

Yakup kenarda yüzü koyun yatmış inliyordu. Kaba eti kan içindeydi. Yaranın üzerine bir yastık bastırmış tı

Yakup geçmiş olsun.

Sağol ebe hanım sağol..

Bir makas verin

Ebe makasla Yakibun pantolonu kesti baktı..

Mermi kaba etine girmiş ama çıkmamış.

Yani ebe hanım?

Yanisi muhtar...?

Ebe hanım sen bilirsin artık. Yapabileceğiniz bir şey...

Bak muhtar bu adli vaka. Şakası yok bunun.. ama açildir diyelim mermiyi çıkaralım sonrasına sonra bakarız.



Şimdi bana evden benim çantamı aldırıver muhtar. Sizde bana şu ısıtın birde temiz bezler lazım. Kolonya,ispirto varsa onları da getirin.

Yakup,mermi neredeyse kalça kemiği ne zarar verecekmiş. Poturun kurtarmış. Pansumanı ını yaptım,ilaçladım...

Sağol ebe abla..

Yakup,ben her gün,daha sonrada günaşırı gelip pansumanı mı yapacağım. Oturmak kesin yasak. Yüzü koyun yatacaksın. En az on gün... Sonrasına o zaman bakaçağız.

Sami deydimi ?

Sami muhtara cevap veremedi.

Sana söylüyorum Sami?

Çok özür dilerim mutarım çok pişmanım.

Ah ulan ben siz yapacağımı bilirdim a... Siz ebe ablanıza dua edin. Haaa.. kurtulmuş satmayın kendinizi. Yakupla seni iyi olunca muhtarlığa geleceksiniz. Son olarakta ağzını zı sıkı tutacaksınız. Unutmayın. Bu işin sonu nda içeri girmek te var.

Tamam muhtarım...

Tamam muhtarım...

Muhtar çıkan kurşun u al lazım olabilir.

İyi diyon ebe hanım.. artık geri kalanı bız Salih efendi ile birlikte halledeceğiz. Gidelim..

Gidelim muhtarım...

İkindi serinliği n de büyük dut ağaçlarının altında yemeklerini yemişler sohbet ediyorlardı.

Dede sana birşey sorabilir miyim?

Sor torunum.

Dede sana herkes baytar diyor?

Bu uzun hikaye ama ben sana anlatayım istersen?

Torunlar Mehmet ve Gülsüm dedelerinin dizlerinin yanına çöktü ler

Çocuklar dedeniz tarladan yeni geldi...

Bırak kızım sorun yok ben yorgun değilim.

Hadi dede. Anlat..

Benim baban yani sizin büyük dedemiz askerliğini harada yapmış..

Hara ne dede?

Hara askeriyede hayvanların bakımını n yapıldığı yer. Atlar daha çoktur. Çünkü jandarma olan erler atla gelirlerse 24 ay atsız gelilerse 36 ay askerlik yaparlar. Burada mektep mezunu baytar efendi varmış.

Baytar ne dede?

İnsanları hastalanınca tedavi ede kişiye ne denir?

İki çocuk birlikte

Doktooor.

Aferin. Hayvanları tedavi edenede baytar denir. Yani hayvan doktoru.



Bu adcağız babama hayvanlarla ilgili bildiği ne varsa babama öğretmiş. Babada askerlik bitince köye döndüğünde o baytartan ne öğrendiyse köylüler e yardımcı olmuş.

Eeeee... Dede...

Köylüler ve etraf köylerden duyulmuş bu. Herkes babama hayvan doktoru manasına gelen baytar demeye başlamış.

Sana neden baytar diyorlar dede?

Rahmetli babam da hayvan hastalıkları hakkında ne biliyorsa bana öğretti. Anam sağken onunla beraber gider hayvanlara bakardık. Baban ölünce ben hayvanlarla ilgilendiğim den bu sefer baytarın oğlu derlerken sonra sonra baytar demeye başladılar.

Yani dede sen şimdi doktormusun.?

Yok canım babamızdan öğrendiklerimla birşeyler yapmaya çalışıyor um. Ha birde etrafta kırığı çıkığı. Olan olursa onada bakıyorum.

Desene dede elinden her iş geliyor.

Öyle delikanlı.

Çocuklar , sizle birlikte yarın eşek arabasıyla hem tarlaları dolaşıp hemde değirmendeki un çuvallarını almaya, dolaşmaya ne derseniz. Tabi anneniz izin verirse

Aslan dedem tabi..tabi..

Çocuklar yaramazlık yapmazsanız yarın dedenızle gide bilirsiniz

Aslan annem.

Tamam...

Kıymet inde tepsi ile çaydanlık,bardak,ve şeker i getirdi.

Çay zamanı..

Çaydanlığı maltızın üzerine koydu. Çay bardaklarını tabaklara koyup maltız ın üzerindeki çaydanlık tan bardaklara çay koyduktan sonra çaydanlığı n suyunu tamamlayıp tekrar maltıza koyup çayları dağıttı.

Afiyet olsun..

Sağol kızım.. sağol kızım..

Hem çaylarını içiyorlar hem de torunlarla laflıyordu .

Gel Hatçe gel..

Oğlan,gelin ve torunlar akşamın serinliğinde hem çaylarını içiyorlar hem de laflıyorlardı.

Bakın ben düşündüm

Ne düşündüm bey?

Pazarı pazartesiye bağlayan gece kandil akşamı. Diyorum ki o gece evde veya camide mevlit okutalım diyorum. Sizler ne dersiniz?

İyi olur bey iyi düşünmüş sün.

Sizler ne dersiniz çocuklar?

Sizin için Uygun olan bizim içinde uygundur baba..

Sizde mevlit den sonra İnegöl e gider

Ev bakarsınız.

Uygun dur baba..

O zaman yarın şehre gider lazım olanları alırız. Hemde Keçeçi leri de davet ederiz.

Tamam bey. Hem keçeci nın eşi Neriman da güzel mevlit okur...

Artık orasını siz bilirsiniz. Neriman a mevlit okutacağınıza göre mevlit i evde yapmaya karar verdiniz.

Bey biz gelin kızım la az önce bunu fısıldaştık evde yapalım diyoruz.

Siz bilirsiniz hanım artık top sizde.

Tamam babacığım sen merak etme. Anamla bu iş bizde...

Tamam

Sabah kahvaltısı nda sonra ebe hanım eşini uğurlarken

Salih, bak ben ne düşündüm. İnegöl deki ev de hem Badana ,hem temizlik yapılacak

Ayazlı arabacı Emin abiye haber versekte annem ben ve çocuklarla birkaç eşya ve temizlik malzemeleri görürsek diyorum.

İzin işini ne yapacaksın?

Konuştum bir hafta izin verecekler.

Tamam ben şehir de Emin efendiyi görürsem söylerim. Göremezsem köylülerin le haber gönderirim.

Tamam.. hayırlı yolcuk, hayırlı işler sana . Güle. Güle...

Kalın sağlıcakla...

Muhtar kahvenin önünde oturan Refik e seslendi,

Refik, gel muhtarlığa gidelim sana birşeyler söyliyeceğim .

Hayırdır muhtar?

Hayır,hayır.. hadi gel.

Beraber muhtarlığa doğru gidiyorlardı.

Hayır dır muhtar Refik le nereye böyle?

Mehmet Ağa idi.

Hayır.. hayır Dayı.. beraber muhtarlığa gidiyoruz. Musaitsen buyur...



Yok muhtar, yok.. telaşemiz var..

Hatun demişti.

Muhtar şu davetiyeleri Kahya Mustafa ya verip dağıttıracağımda onu arıyorum.

Gün koydunuz demek..

Eeeee...yapacak birşey yok.

Dayı , davetiyeleri n üstü yazılı ise ver ben Mustafa kahyaya verip dağıttırayım.

Hay Allah razı olsun. Buyur muhtar.

Cebinden çıkardığı zarfı muhtara uzatırken.

Bununda Mustafa'ya verirsen iyi olur.

Mehmet Ağa elindeki davetiyeleri muhtara verdi.

Bende bunları her ihtimale karşı kahvelere asacam..

İyi olur dayı. Hadi Allah kolaylık versin. Rabbim tamamına kazasız belasız tamamlamayı nasıp etsin. Ha ..dayı, düğün de silah yok..

Tamam yiğenim. Tamam... Sen merak etme..

Mehmet Ağa cebinden çıkardığı zarfı muhtara uzatırken,

Ha muhtar bu zarfında kahyaya veriver.

Tamam dayı..

Muhtarla Refik muhtarlığa girerken Kahya çıkıyor du.

Ha..Mustafa Kahya bu davetiyeler Mehmet Ağa nın. Düğün leri varmış. Dağıtıversin diye sana yolladı. Bu zarfta seninmiş. Kahya giderken bize iki sade kahve söyleyiver aşağıda n.

Lazım olmammı muhtarım?

Yok...yok... Bizim biraz işimiz var o kadar. Hadi sana kolay gelsin

Sağol muhtarım..

Gel Refik.

Muhtarlık odasına girip masanın önünde ki sandalyeye oturdular.

Hayrola muhtar?

Hem hayır.... Valla hayır mi nedir birlikte ne yapılacağına karar verelim. Gerekirse. Aklı başında birinden de yardım alırız.

Hadi muhtar..

Kahveleriniz geldi..

Şuraya koyu ver yiğenim.

Afiyet olsun abiler

Sağol yiğenim. Çıkarken de kapıyı çekiver.

Muhtar kahveden bir yudum aldı. Fincan ı tabağına koyup sandalye nin arkasına dayanıp ayak ayak üstüne attı.

Eeee.... Muhtar hadi ama...

Hanı bizim baytar dayının bir oğlu daha vardı da evlendikten bir bucuk yıl sonra karıyı da alıp Seymen e kayın pederinin yanına gitmiştide birdaha köye ne bayramda nede seyranda gelmemişti.

He muhtar adı Nuri ydi neden gittiği ne olduğunu hala kimse çözemedi,bilmiyoruz.

Eeee.

Eee..sı. Nuri Pazartesi günü şehir de beni gördü. Bir gayfede uzun uzun konuştuk.

Eeee...

Babası ıyla barışmak , bizimde aracı olmamızı istiyor.

Neden küsmüş ler dedimi?

O açmadı bende sormadım.

Ne yapacağız muhtar. Baytar dayı iyi adamdır ama inatmı inattır..

Düşünüp bir çare bulalım diye seni kahveden aldım getirdim. Köye laf vermeyelim önce biz bir hal yol bulabilirmiyiz dedimdi.

İyi demişsin muhtar. Hadi gazamız mübarek olsun.

Refik, kahveleri soğutmayalım..



Bak aklıma geldi.. muhtar, baytar ı çağıralım sadece ikimiz onunla bu konuyu konuşsak diyorum?



Refik,bende aynı şeyi düşünüyorum. Ama, dayı dellenmezmi?

Herşeyi göze alarak bu nu yapalım derim. Bizim samimiyet imize inanır..

Şu baytarın mevlid i ile Mehmet Ağa nın düğününü bir savalım derim.

Doğru diyon muhtar. Benim işim var dı kalkayım. Yine bu işi konuşalım. Hoşçakal muhtar,kolay gelsin..

Tamam,güle güle Refik..

Hayır dır Mehmet Ağa ne asıyorsun?

Düğün ümüz var. Hem kahvelere davetiyeleri asıyorum,hemde Kahya köye davetiyeleri dağıtacak.

Dayı çalgıları tuttunmu?

Tuttum.

İyi takım tutaydın da oyunumuza renk versin. Kimi tuttun?

Kılarnetçi gogu Mustafa ile ekibini tuttum. Silah yok. Muhtar özellikle tembih etti.

Valla dayı çalgıların kralını tutmuşsun.

Gogu kılarnetle bir taksim yapsın...öfff.. ki ne öf..

İçki?

İçki var, varda adam gibi içilecek. Yoksa benim karı; ebenin, sünnet düğünün de yaptığı gibi içki tepsisini ikinci kat penceresinden avluya atmaz, adam gibi içilmezse koca bir kerpiç bulur artık Allah yardımcınız olsun. Yaptıda.

Yaparmı yapar..

Eeeee..ona göre ağzınïza içinde kerpiçi yemeyin. Hadi eyvallah.

Kolay gelsin dayı .

Kalın sağlıcakla..



Hatçem, çocuk ları toplada geliverin.

Hayırdır bey?

Bizim mevlit bitti,Mehmet Ağa nın düğününü bitti. Çocuklar İnegöl e gidecekler ev bakacaklar dimi?

Tamam.. Torunları damı?

He hanım . Onlarsız olur mu?

Baytar odanın camından bakarken yolda geçen dolmacı Şakir le selamlaştı.

Camdan karşı bayırları seyrediyordu.

Buyur baba..

Geldiniz mi? Gelin bakalım benim tomurcuklarım şöyle yanıma çökün.

Şimdi sıra sizde artık İnegöl'de ev işiniz var. Ne yapmayı düşünüyorsunuz? Ha oğlum mevlitde Keçeciyle konuştum. Pazar günü gideceğiz demiştiniz. Sizi götürecek.

Tamam baba. Biz ilk önce çocuklarla bacanaklara gideceğiz. Sonrada ev bakmaya başlayacağız.

Kiralık mı ?

Yok baba ilk önce satılık evlere bakacağız.

Birikmiş iniz varmı?

Baba bizim öğretmen lik yaptığımız yerde mahrumiyet bölgesiydi. Birköhne dikiş makinası elde ettik. Kıymet onu çalışır hale getirdi. Etrafa dikiş yaparken,iğne yaparken biraz da ekip biçerken biraz birşeyler topladık çok şükür.

Çok iyi. Bak evlat bende size onu diyecektim . Biz ananla konuştuk. Siz satılıklara bakın beğendiğiniz olursa alın. Paranız yetmezse ananız üstünü tamamlamakta kalmayacak evi A dan Z ye düzecekmiş.

Sağol babacığım sağol anacığım.

Kıymet hem kayınvalidesine hem de kayınpederi ne sarıldı.

Kızım siz ne sandınız? Anan sizi düşünmek den geceleri hiç uyumadı.

Sağolun babacığım anacığım.

Sizde sağolun evlatlar. Bu İşi hallettik. Çocuklar hadi ikinizle yeni at arabasıyla şöyle etrafı dolaşalımmı?

Hadi.. hadi..

Ama önce ana babamızdan izin alın

Tamam babacığım tamam. Gideblilrler. Sıkıldılar. Açılırlar.

Dede eşek arabasıyla gitsek?

Niye beygir değilde eşek arabası gelinciğim?

Dede ,arabada giderken arkadan sallana sallana gelen sıpayla biz konuşuyoruz da.

Tamam..Tamam.. Dedğiniz gibi olsun. Hanım bize müsade.. hafı kumrularım gidelim.

Aslan dede. Gidelim, gidelim..

Çocuklar fırlayıp ahırın kapısına varmış lardı bile...



Muhtar dalgın dalgın yürüyordu.

Harola muhtar?

Senmisin Cemil?

Çok dalgınsın muhtar..

Sana rasladığım iyi oldu. Hadi gelde muhtarlık ta beraber bir şeyler içer , iki lafın belini kırarız.

Muhtar sende...

Cemil,kimseye belli etme . Gel gidelim diyorsam gel..

Birlikte muhtarlığa girerken

Muhtar, muhtar..

Ne var Sülman? Çokmu önemli?

Eh işte..

Beklermi?

Olur ,olur..

Hadi ullar olsun Sülman

Sizede muhtarım.

Mustafa Kahya sen bize içecek birşey ler söyleyiver.

Ne olsun Cemil abi?

Çay olsun Mustafa..

Ha Mustafa, beni soran olursa muhtarın işi var sonra dersin

Tamam muhtarım. Lazım olur muyum? Araziyi dolaşacağımda..

Sen işine bak Kahya. Hadi kolay gelsin.

Sağol muhtarım.

Muhtarlık odasına girdiler. Masanın önünde ki iki sandalyeye karşılıklı oturdular.

Eeeee...

Eeee si Cemil dayı, iş biraz çetrefilli..

Kimle ilgili? Bizim Baytar dayıyla..

Hayrola kötü...?

Yok Cemil dayı yok. Hatta iyi...

Oh ne yüreğime su serpildi. Anlatsana şunu..

Bak şimdi Cemil dayı iyi dinle:

Bizim baytar dayının bir oğlu daha varya.

He.. Nuri.. Eeee..

Baytar ın oğluyla neden küstü,oğlan neden evlendikten iki yıl sonra eşini alıp çekip gitti. Bir daha hiç gelmedi.



Seymen den hali vakti yerinde birinin tek çocuğu ,kızıyla evlenmişti.



He ee. Kimsede cesaret edip ne baytar a nede eşine ne oldu diye soramamıştı bu güne kadar. Eeeee..



Cemil dayı, Nuri Salı günü pazarda gördü.

Eeee...

Eeeee.. sı dayı babamla bizim aramızı buluverin dedi.

Dedi de küsmelerini sebebi ?

Çaylar muhtarın. Biraz geç oldu ama taze demledim

Koyuver şuraya. Giderken de kapıyı çekiver.

Sordum dayı demedi. Babam size anlatmadıysa benim anlatmam yakışık almaz dedi. Sizden ricam bu işe el atıverin dedi.

Hadi buyurun cenaze namazına. Er kişi niyetine...

Öyle dayı. Ama bize bu cenazeyi usulüne uygun olarak defnetmek düşer. Çayda iyi geldi ha..

Muhtar bu işi açabileçegimiz, güvenli bir iki kişi daha bulalım. Bulamım ki bizlerin hanımlarıda bu işe girsin vede ağızları sıkı olsun.

Doğru diyon dayı. Şimdi sende bende düşünelim bunları en uygununu bulnaya çalışmalıyız.

Tamam dayı

Muhtar ben kalkayım işim var şehre inecem. Sonra görüşelim.

Tamam dayı. Sana ullar olsun

Sagol yeğenim. Sana da iyi günler.

Yiğenim bı demli çay yapıver..

Kahveci Mustafa getirdiği çayı tahta masaya koydu.

Hayırdır Kahya?

Sağlıkçı Salih efendi ile karısı kaza geçirmiş.

Hayırdır ?

Karı koca motorla şehre gidiyorlarmış. Subaş köy altına geldiklerinde köyün sürüsü birden karşıya geçmeye başlamış. Salih efendi de duramamış dalmış süruye. Ebeyle birlikte tepe taklak.

Bişey olmuş mu?

Yerde epey sürünmüşler. Salih Efendi'nin bacağı kırılmış,ebeninde her tarafı yuzülmüş



Bu kadarla geçmiş olsun. Mubarek hayvanların biri gitmeye başladımı arkasından tüm sürü gider. Muhtar haberi varmı?

Heya.. muhtar şehirde az sonra ebeyle kocasını getirecek. Hah bak taksici Çerkes Yaşar ın arabasıyla geldiler. Gidem.

Çayını içeydin

Sonra..

Dur Kahya bende geleyim.

Ebenin evinin önünde ki taksiden ebe ve muhtarın kollarına girmesiyle Salih efendiyi indiriyorlardı.

Ebe hanım dur bırak sen gir içeri ben yaparım.

Sağol Kahya

Bu arada Feride ana ile ebenin çocuklar ı da dışarı çıkmışlardı. Feride ana

Gel kızım geçmiş olsun

Deyip ebenin koluna girip içeri götürdü.Kazazedeleri içeri soktuktan sonra

Muhtar:

Hadi size geçmiş olsun. Biz gidelim de sizde dinlenin.

Sağol muhtar oğlum.

Ne demek Feride ana.. Hadi tekrar geçmiş olsun . Birşeye ihtiyaç olması halinde haberleyin. Ben sık sık uğrarım.Hadi kalın sağlıcakla. Hadi Kahya..

Tamam muhtarım. Hepinize gelmiş geçmiş olsun

Sağol Kahya oğlum, sağol.

Geçmiş olsun Feride ana

Sağol Mustafa sağol.

Kalın sağlıcakla.

Güle güle .. Mustafa bak bı oğlum.

Buyur ana..

Kavhveci Mustafa'ya seslendim Kahya.

Buyur ana..

Evlat bütün kahveye ne içerlerse ver. Kaç para ise ödeyeyim

Tamam ana tamam.

Hepinize ullar olsun..

Selamünaleyküm ..

Aleyküm selam baytar efendi buyur...

Feride ana geçmiş olsun. Nasıllar?

Sağol evlat , sağol. Buyur geç .

Baytar ayakkabıları mı çıkararak içeri girdi

Odaya girdiğinde Salh efendy yarıyor,ebe de sedire uzanmış tı.

Cümleten gelmiş geçmiş olsun..

Sağol dayı sağol. Hoşgeldin.

Rahatsız olmayın. Ben şöyle geçerken bir bakayım dedim.

Bacağı na bir bakayım ..

Salih efendi yataktan doğrulmaya çalışıyordu.

Dur ,dur yat, yay..

Yorganı kenara koyan baytar ayağındaki sargıya baktı.



İyi, iyi.. Mazallah ,ayak bileğinden aşağıdan kırılsaydı ... Bu kadarla geçmiş olsun. Hadi ben gideyim de sizde dinlenin. Yine ugrar sararım.

Gidiyonmu baytar efendi?

He ana. Sonra yine sık sık uğrar ım.

Allah'a ısmarladık ana.

Ullar olsun evlat gene gel..

Kolay gelsin dayı

Gel muhtar gel

Napıyosun dayı?



Kış geliyor mantarlıktaki tarladaki kurumuş ağacı kesip getirmiştim. Onu parçalıyor um.



Öyle kış yüzünü gösterdi.

Hayırlısıyla muhtar...

Bende değirmenci köse dayının yanından geliyorum.

Hayrola?

Hayır, hayır dayı. Birkaç çuval buğday götürdüm. Kışlık un yaptırıyorum. Bu zaman oldu maşallah köse dayının değirmeni de hâlâ kuyruğa girmek gerekiyor.

Baytar ın yüzünde belli belirsiz tebessüm belirdi.

Aman Rabbim hayırlı bol işler versin. Köse de olmasa köylü İnegöl yolunda çır çıra gidecekti. Allah köseden razı olsun. Bırak sıraya girelim,oda kazansın bizde.

Öyle baytar dayı öyle. Dayı akşama muhtarlığa gelsende sıcacık sobanın başında eş dostla hem çayımızı yudumlar hemde laflarız.

İyi olur muhtar. Birkaç gündür gayfeye de çıkıp eş dostu göremedim. İyi olur.

İyi o zaman baytar dayı akşama görüşürüz inşallah. Hadi sana kolay gelsin.

Ullar olsun muhtar.

Muhtar akşam yemeğini yedikten sonra torunlarla şakalaştı. Biraz hasbihalden sonra

Bana müsade bu akşam muhtarlık ta işim var.

Paltonu almayı unutma.

Havada iyice soğudu. Kahyaya bu akşam sobayı yakmasını söyledim.

Kahveci Mustafa ya da muhtarlığa çay için 8-10 kişilik demlik ve sıcak su hazırlamasını söyledim.

Hayırdır bey?

Baytar dayıyla,Salih efendi,Cemildayı ve Refik de orada olacak. İnşallah başka gelen olmazsa işi hallederiz.

Ne olduğunu demedin ama kolay gelsin bey.

Hayırlı sıyla bitsin anlatırım. Sende sevineceksin.

Hadi kolay gelsin

Allaha ısmarladık hatun.

Ullar olsun bey. Allaha emanet ol.

Muhtar evden çıktığında yağmur ciselemeye başlamıştı.

Hava sahada soğumuş

Diye mırıldandı.

Muhtarlığa doğru hızlı hızlı yürümeye başladı.

Hayrola muhtar hızlı hızlı nereye böyle?

Nereye olacak muhtarlığa tabi.

Gayfeye gelde çay söyleyeyim.

Daha sonra Şakir. Senin çayını her zaman içiyoruz. Başka zaman inşallah.

Konuşa konuşa kahveye gelmişlerdi.

Hadi sana kolay gelsin muhtarım.

Sağol Şakir , sağol. İyi akşam sana.

Ebenin evinin önünde ki taksiden ebe ve muhtarın kollarına girmesiyle Salih efendiyi indiriyorlardı.

Ebe hanım dur bırak sen gir içeri ben yaparım.

Sağol Kahya

Bu arada Feride ana ile ebenin çocuklar ı da dışarı çıkmışlardı. Feride ana

Gel kızım geçmiş olsun

Deyip ebenin koluna girip içeri götürdü.

Kazazedeleri içeri soktuktan sonra

Muhtar:

Hadi size geçmiş olsun. Biz gidelim de sizde dinlenin.

Sağol muhtar oğlum.

Ne demek Feride ana.. Hadi tekrar geçmiş olsun . Birşeye ihtiyaç olması halinde haberleyin. Ben sık sık uğrarım.Hadi kalın sağlıcakla. Hadi Kahya..

Tamam muhtarım. Hepinize gelmiş geçmiş olsun

Sağol Kahya oğlum, sağol.

Geçmiş olsun Feride ana

Sağol Mustafa sağol.

Kalın sağlıcakla.

Güle güle .. Mustafa bak bı oğlum.

Buyur ana..

Kavhveci Mustafa'ya seslendim Kahya.

Buyur ana..

Evlat bütün kahveye ne içerlerse ver. Kaç para ise ödeyeyim .

Tamam ana tamam.

Hepinize ullar olsun..

Selamünaleyküm ..

Aleyküm selam baytar efendi buyur...

Feride ana geçmiş olsun. Nasıl llar?

Sağol evlat , sağol. Buyur geç .

Baytar ayakkabıları mı çıkararak içeri girdi

Odaya girdiğinde Salh efendy yarıyor,ebe de sedire uzanmış tı.

Cümleten gelmiş geçmiş olsun..

Sağol dayı sağol. Hoşgeldin.

Rahatsız olmayın. Ben şöyle geçerken bir bakayım dedim.

Bacağı na bir bakayım ..

Salih efendi yataktan doğrulmaya çalışıyordu.

Dur ,dur yat, yay..

Yorganı kenara koyan baytar ayağındaki sargıya baktı.

İyi, iyi.. Mazallah ,ayak bileğinden aşağıdan kırılsaydı ... Bı kadarla geçmiş y. Hadi ben gideyim de sizde dinlenin. Yine ugrarsrım.

Gidiyonmu baytar efendi?

He ana. Sonra yine sık sık uğrar ım.

Allah'a ısmarladık anne

Ullar olsun evlat gene gel..

Kolay gelsin dayı

Gel muhtar gel

Napıyosun dayı?

Kış geliyor mantarlıktaki tarladaki kurumuş ağacı kesip getirmiştim. Onu parçalıyor um.

Öyle kış yüzünü gösterdi.

Hayırlısıyla muhtar...

Bende değirmenci köşe dayının yanından geliyorum.

Hayrola?

Hayır, hayır dayı. Birkaç çuval buğday götürdüm. Kışlık un yaptırıyorum. Bu zaman oldu maşallah köşe dayının değirmeni de hâlâ kuyruğa girmek gerekiyor.

Baytar ın yüzünde belli belirsiz tebessüm belirdi.

Aman Rabbim hayırlı bol işler versin. Köşe de olmasa köylü İnegöl yolunda çır çıra gidecekti. Allah köşeden razı olsun. Bırak sıraya girelim,oda kazansın bizde.

Öyle baytar dayı öyle. Dayı akşama muhtarlığa gelsende sıcacık sobanın başında eş dostla hem çayımızı yudumlar hemde laflarız.

İyi olur muhtar. Birkaç gündür gayfeye çıkıp eş dostu göreyim. İyi olur.

İyi ozaman baytar dayı akşama görüşürüz inşallah. Hadi sana kolay gelsin.

Ullar olsun muhtar.

Muhtar akşam yemeğini yedikten sonra torunlarla şakalaştı. Biraz hasbihalden sonr

Bana müsade bu akşam muhtarlık ta işim var.

Paltonu almayı unutma.

Havada iyice soğudu. Kahyaya bu akşam sobayı yakmasını söyledim.

Kahveci Mustafa ya da muhtarlığa çay için 8-10 kişilik demlik ve sıcak su hazırlamasını söyledim.

Hayırdır bey?

Baytar dayı yla,Salih efendi,Cemildayı ve Refik de orada olacak. İnşallah başka gelen olmazsa işi hallederiz.



Ne olduğunu demedin ama kolay gelsin bey.

Hayırlı sıyla bitsin anlatırım. Sende sevineceksin.

Hadi kolay gelsi.

Allaha ısmarladık hatun.

Ullar olsun bey. Allaha emanet ol.

Muhtar evden çıktığında yağmur ciselemeye başlamıştı.

Hava sahada soğumuş

Diye mırıldandı

Muhtarlığa doğru hızlı hızlı yürümeye başladı.

Hayrola muhtar hızlı hızlı nereye böyle?

Nereye olacak muhtarlığa tabi.

Gayfeye gelde çay söyleyeyim.

Daha sonra Şakir. Senin çayını her zaman içiyoruz. Başka zaman inşallah.

Konuşa konuşa kahveye gelmişlerdi.

Hadi sana kolay gelsin muhtarım.

Sağol Şakir , sağol. İyi akşam sana.

Muhtarlıktan girdiğinde sobanın başında Refik ve Cemil ısınıyor lardı.

Selamünaleyküm.

Aleyküm selam muhtar gel. Sıcak iyi geldi.

Zamanı Refik. Artık zamanı.

Öyle muhtar..

Muhtarım bana bir emrin varmı?

Kahya, kahveciye az sonra söylede söylediklerimi getirsin.

Hayırdır muhtar.

Cemil dayı 10 kişilik kadar demlikle sıcak su hazırlamasını söyledim.

Çok değilmi?

Az bile ikişer üçer içeriz. Yetmez bile yetmezse isteriz.

Selamünaleyküm..

Gel Salih efendi buyur. Geç sobanın yanında ısın.

Baytar dayı gelecekmi?

Valla Refik gelirim dediydi.

İnşallah gelirde şu işi iyi bir sonuca bağlarız.

İnşallah Salih inşallah..

Maşallah keyifler iyi..

Gel baytar dayı hoşgeldin sobaya sokulda ısın.

Muhtar,koca varilden soba yapmayı iyi akıl ettin

Dayı bu koca oda başka türlü nasıl ısınır?

Doğru diyon muhtar..

Çaylar geldi..ustaca elindeki leri sobanın üzerine koyda sonrada bize birer çay döküver. Sonrasını biz hallederiz.

Tamam muhtarım.

Kahveci çayları bardaklara doldurdu. Tabak içinde ki şekerleri masaya koydu.

Sağol Mustafa. Gerekirse seni ararız

Tamam muhtarım.Kolay gelsin..

Eyvallah,eyvallah..

Çaylar ı alıp masaya geçtiler.

Muhtarım,bu kadar insanı buraya boşuna toplamadın herhalde?

Evet.. Baytar dayı bir konu var... Varda..

Benimle mi ilgili ?

Muhtar başını sallarken,

Evet dayı öyle gibi

Öylemi öyle gibi mi?

Öyle dayı ..

Meraklandım muhtar.

Bak dayı sen bu köyün ileri gelenlerinin başında gelirsin. Sözün sohbet in dinlenir.

Derinden girdin muhtar

Yok be dayı. Lafın gelişi o..

Hadi muhtar anlatacağını de.Söyliyeceğin aileyle ilgili galiba?

Eh..ama iyi bir şey olur inşallah.

İnşallah muhtar.. hadi artık başla.

Affına sığınarak anlatayım.

Estağfurullah muhtar. Hadi de bakalım sıkıntı neymiş öğrenelim. Daha doğrusu buradakilerin hepsinin bildiğini anlıyorum. Hadi anlatta bende bileyim.

Tamam dayı dinle o zaman:

Salı günü ilçe pazarından Nuri buldu beni.

Tam tahmin ettiğim gibi.

Dayı müsade edersen sözümü bitireyim.

Muhtar,bu iş çeşitli yollarla defalarca tekrarlandı. Bu seferde sıra size geldi anlaşılan.

Dayı, daha önce de bu iş için konuştuk. Ama ..

Aması hepsi sonuçsuz kaldı.

Baytar bir müsade ette muhtar bir bitirsin.

Peki. Dinliyorum muhtar.

Nuri,biz bir hata ettik. Suçluyuz ama bu dargınlık çok uzun sürdü. Artık bir araya gelmek istiyoruz dedi. Bende sizin aranızda ne olup bittiğini hala bilmiyoruz. Babana da soramadık. Biz bir konuşalım dedik. Onun için buradayız dayı.

Muhtar,bu iş düzelmez.

Neden dayı? Bak torunların oldu göremedin belki.

Baytar bir anda geçmişe daldı.

Dayı,ta Seymen den nasıl gelini buldun?

Dinleyin öyleyse:

Seymen deki asker arkadaşıma gidip gelirken onun ısrarlı tavsiyesi üzerine istedik nasıpmış oldu. Bildiğiniz gibi düğün yaptık. Altı ay sonra gelin hanım benim hanımla kavgalara başladı. Zavallım bana belli etmemek için içine atmış. Gelinde hamile. Bende zaman zaman bazı şeyleri duyuyorum ama düzelir diye sabrediyorum. Meğer gelin oğlanın aklına girmiş,Seymen e taşınmak istiyormuş. Bunu bana söyleseler iş hallolacak. Bir gün öğlen vakti bir iş için eve döndüğümde,gelin hatunmu mutfakta sıkıştırmış. Ver yansın ediyor. Kapıyı açıp içeri girdiğimde bizim oğlan odanın ortasında olanlara seyirci. İçeri girince duruldular. Sebebini sorduğumda hanım,ufak bir atışma dedi ama saçı başı darmadağınık. Oğlana,evlat topla aileni ve hemen bu gün bu evi ve köyü terk et. Bundan sonra senin anan baban yok. Dedim. Bunu demem gerekiyormuş. Yani herşey hazırmış. Sadece benim burayı terk et demem gerekiyormuş. Her şey bu.

Bunlardan haberimiz yoktu baytar.

Nereden olacak Cemil..

Eeeee.. dayı.. sonuca gelirsek?

Bak muhtar bu iş mümkünatı yok düzelmez.

Yani baytar?

Nuri nın salı günleri pazarda görüştüklerini biliyorum. Onların benim bildiğim den haberleri yok.

Eeeee.. baytar?

Ahmet in de abisiyle konuşup görüştüğünü biliyorum. Hatta Ahmet İnegöl'de de ev alırken Ahmet'e para yardımı yaptığını biliyorum.

Eeeee..

Cemil, eee sı şu; babalık bazı şeyleri bildiği halde içine gömmek. Her tür şeyi bilmek ama ailesini üzmemek için içine atmak.

Odada bir an sessizlik oldu.

Peki dayı bu olaylar nedeniyle dün üründen ses seda çıktımı?

İşin garip tarafı da bu. Çocuklar gittikten sonra bu güne kadar dünürüm den hiç ses yok. İnsan bir arada ne oldu diye sorar. Bu güne kadar ses yok.

Refik,çaylar bitti. Camı açta kahveciye bize bir şeyler söyle.

Tamam muhtar.

Sonuç dayı?

Sonuç şu,bu iş böyle kalsın. Daha kötüsü olmaması için böyle olması şart.

Çaylar geldi muhtarım.

Sağol Mustafa. Çıkarken de Kahya ya söylese sobaya bakıversin.

Tamam muhtarım.

Sizden ricam bu anlattıklarının buradakilerin dışında kimsenin bilmemesi. Sizden tek ricam bu.

Tamam baytar merak etme.

Tamam dayı.

Tamam baytar dayı

Tamam.

Eyvallah dayı bundan emin olabilirsin.

Hepiniz sağolun. Size güveneceğimi biliyordum.

Eyvallah Baytar. Bu iş burada kalır.

Sağolun arkadaşlar, sağolun.

Bir müddet oradan buradan lafladıkta sonra dağıldılar.

Muhtar yanlız başına bir müddet daha muhtarlık ta kaldı. Uzun uzun düşündükten sonra dışarı çıktı.

Herkes için hayırlı olur inşallah..

Dedi...

Yağmur biraz daha hızını arttırmıştı.

Paltosu nün yakalarını kaldırıp hızlı hızlı eve doğru yürüdü. Gecenin karanlığında kayboldu.



İkindi vakti eşekle tarlaları dolaşıp eve geldiğinde bahçede torunların ı gördü.

Hoşgeldin iz...

Hoş bulduk dede.

Çocuklar Sıpa'nın peşinde n koşmaya başladılar. Sıpada oyundan hoşlanmış olacak ki oda çocuklarla oynuyordu.

Baba hoşgeldin..

Sizde hoşgeldiniz oğlum.

Hoşbulduk baba. Çocuklar,sıpa büyümüş. Hiç anlamazsınız Çifteler

Yok evlat uysaldır. Hadi ben eşekle sıpasını dama bağlıyayım,yemleyim giyorum. Hava soğuk üşütmeyin.

Tamam baba. Hadi çocuklar içeri . Üşürsünüz. Hadi,hadi...

Baytar damdaki işini bitirip içeri girdi.

Oooo... Sıcak güzel geldi.

Hoşgeldin baba

Hoşbulduk kızım. Sizde hoşgeldiniz nasıl sınız?

Sağol baba iyiyiz çok şükür. Baba paltonu alayım sende ocaklığın yanına sokulda ısın baba.

Baytar paltosunu çıkardıktan sonra ocaklığın yanındaki mindere oturdu.

Gelin bakalım çocuklar,dedenizi özlemedinizmi?

Çocuklar dedelerinin boynuna atılıp biri bı dizine diğeri öteki dizine oturdular.

Bey hoşgeldin?

Hoşbulduk

Yüzün gülüyor hatun

Nasıl gülmesin evlatlarım gelmişler nasıl sevinmem.

Bu akşam sofrada ne var,?

Bu akşam sofrada ne var,?

Aaaa..bey bu sefer sofraya gelinceye kadar bekleyecen.

Hadi anacığım ben sana yardım edeyim.

Sen misafirsin kızım

Evin kızı misafirim olurmuş anacığım.

Sağol kızım. Sağol..

Kahveleriniz, buyurun..

Sağol kızım. Eline sağlık. Annenizin o muhteşem kuru ve pilavı nın üstüne kahve iyi gider.

Gelin bakalım ninenize çocuklar.

Çocuklar babaannelerinin biri bir dizine diğer i öteki dizine oturdular.

Ahmet, hayırlı olsun. Yerleşti mi eve?

Yerleştim baba.

Hayırlı olsun, iyi günlerde kullanın.

Amin baba. Sağol. Sayenizde baba.

Ben pek birşey yapamadım. Sadece

İçinin ıvır zıvır ını almak nasip oldu.

Oda yetti baba..

Paranız eve yetmiş ...

Yetti baba.

Doğuda epey para birikiminiz olmuş?

Ehhh. İşte...

Bu kadar parayı nasıl bir araya getirdiniz?

Biraz yetmedi ama hallettik baba.

Yetmediği yerde yetiririm demiştim?

Sağol baba.. bu yaşa kadar hem maddi hem manevi destekleriniz. Allah razı olsun. Artık kendi kendimize yetmeyi öğrenmeliyiz baba..

Öyledir, öyledir evlat.

Yani borçsuz hallettiniz,?

Öyle baba.

İyi,iyi...

Giderken bizim at arabasıyla giderizde,un, şeker ve kışlık yiyeceğiniz ne varsa annen hazırladı onlarıda götürürüz. Hem de evinizi görürüm. Tabii sizce sıkıntı yoksa?

Ne demek,başımın üstünde yeriniz var babacığım.

Babacığım o nasıl söz tabiki başımızın üstünde yeriniz var.

Sağol kızım, sağol.. Hatun, kızımız dikiş makinası ile etrafa dikiş dikebildiğini söylemişti. Dikiş makinası da alaydınız?

Aldık bey aldık. Söylemeyi unuttum herhal.

Sağol babacığım annem iyi bir makine aldı. Allah razı olsun babacığım.

iyi günlerde kullan kızım. Hayırlı bol kazançlar dilerim.

Sağol babacığım sağol.

Kusura bakmazsanız ben yorgunum. Yatayım.

Baba sen keyfine bak. Biz annemle sohbet ederiz.

İyi geceler çocuklar

İyi geceler..

İyi geceler.

Baytar odanın kapısını örtüp odasına gitti.

Ana, babam abimden para aldığımızı biliyor galiba?

Bence de öyle Ahmet. Baban biliyor galiba.

Neden sessiz kaldı?

Onun huyudur. Zamanını bekler .

Hayırlısı olsun ana. Abim bana bir miktar karşılıksız maddi yardım etti. Bunda kötü birşey varmı ana?

Kötü değil Ahmet, iyi.. baban da iyi olduğu için ,kardeş kardeş e yardım ettiği için sevinmiştir.

Öyle mi dersin ana?

Siz bana güvenin. Ben bunca yıllık kocamı bilmez miyim. ?

Doğru dersin anne

Geç oldu yorgunsunuz yatalım mı?

İyi olur anam iyi olur.

Arabaya un, şeker ve diğer kışlık erzakları yükleyip atı arabaya koşup yola çıktılar.

Büyük baş hayvanları sattıktan sonra marangoz Cemil e , aldığı yaylı at arabasını korunaklı bir hale sokturmuştu.

Arabanın üstü yarım yay şeklinde kapatılmıştı. Sağda ve solda birer inip binmek için birer pencere vardı. Bu pencereler birer muşamba ile gerektiğinde kapatılıyor di. Arkada bazı yükleri koymak için büyük çe yayvan sepet gibi asılı depo vardı. Burasıda yukarıya kıvrılmış muşamba yla gerektiğinde kapanıyordu. Ön tarafta ise yine sürücü ile arkada oturanları ayıran genişçe bir giriş vardı. Burasıda gerektiğinde yukarıya kıvrılan muşamba indirilerek önle ilişkisi kesiliyordu. Bu şekilde arabanın her tarafı kapanınca içi sıcak oluyordu. Hatta çok soğuk karda Arabanın içine mangal içinde sönmüş ateş koyularak Arabanın ıçi ısıtılırdı.

Yola çıkmadan önce Hatçe ana torunları üşümesin diye mangala kor halinde odun ateşi koymuştu.

Boğaz köyü geçip delikli kayadan sonraki değirmenin önündeki akarsu çeşmesindeki oluktan hayvanı suladıktan sonra İnegöl e doğru yola devam ettiler. Yol boyunca baytar araba sürdüğü den Hatçe ana torunlarıyla hasret gideriyordu.

Hamzabey köyü tepenin altında dönüş te gözüktü. Tepeyi dönerken yamaçta ki jandarma karakolu nun nöbetteki askerlere çocuklar, araladıkları arabanın penceresinden el salladılar. Jandarmalarda onlara el salladı.

Hamzabey in içinde geçip yokuştan sonra Alanyurt tuda geçtiler.

Bakın çocuklar İnegöl göründü.



Çocuklar ön tarfta oturan dedelerinin yanından İnegöl e baktılar.

Evin önüne geldiklerinde vakit ikindiyi geçmişti. Arabadaki eşyaları içeri aldılar.



Ahmet,ben arabayı ve atları düvencilerin hanına bırakayım gelirim.

Baba,bende geleyim mi?

Yok ben hallederim oğlum.

Sokak kapıdan girince taşlıkta hemen sağda tuvalet vardı.

Kanalizasyon varmı?

Var baba..

Girişin hemen solunda da bodrum üstü oda vardı. Birkaç basamak merdivenle çıkılıyordu.



Bodrum boşmu?

Bodrumu annemle birlikte temizledik baba. Boş şimdi.

İyi,iyi...

Taşlığın sonuna doğru merdivenlerden üst kata çıkilıyordu.



Baytar yavaş Yavaş merdivenlerden yukarı çıkarken Ahmet de peşinden geliyordu.



Yukarı çıkıldığında sol taraftaki salon önü kapatılarak bir oda yapılmıştı. Bitişiğinde başka bir oda vardı.



Salondaki pecerelerden bahçeye baktılar.



Bahçenin sonunda büyükçe bir kuruluk vardı. Bahçede ayrıca birkaç meyve ağacı vardı.



Hep birlikte aşağıya indiler. Bahçeye çıkarken sol tarafta yer yükseği büyükçe bir sundurma vardı.



Bahçeye çıkışta sağ tarafta Küçük bir havuz ve havuzun başında da artezyen çeşmesi vardı. Çok ince akıyordu.

Burası açılmazmı Ahmet?

Boru saldırdım baba. Ama içine ne doldurdularsa açılmıyor.

Neyse başka çeşme var. Güle güle oturun,Allah kıvandırsın oğlum

Ahmet bir anda baba sının eline sarıp öptü.



Allah seni başımızdan eksik etmesin baba.

Sizide evlat,sizide. Ahmet kışlık yakacağınız varmı?



Bacanak uzun yıllar İnegöl'de ya onun tanıdığı oduncu varmış oradan alacağım. Şimdilik birkaç çuval tahta parçası var. Nasipse yarın

alacağım baba.

Soban varmı?

Oturma odasına maşınga soba aldım. Yukarıya da kurbağa soba aldım.

Tamam oğlum . Kışlık yakacağınızı yarın hallederiz evlat.

Sağol baba, sağol.

Sabah ola hayrola. Hadi içeri geçelim

Geçelim baba.

Akşam yemeğinden sonra geç vakte kadar oturup , sobanın üzerinde hazırladıkları kestaneleri yediler. Torunlarla şakalaştı kar. Geç vakit yattılar.

Ertesi günü sabah kahvaltısında n sonra öğle namazını kıldıktan sonra Baytar ve eşi arabaları ile yola çıktılar.

İnegöl de çıktıktan sonra :

Hatun oğlana yakacak parasını verdinmi?

Parayı, gelin ve oğlan birlikte iken verdim.

İyi olmuş..

Gelin,ne zahmet ediyorsunuz dedi. Bende ne zahmeti kızım siz bizim evlatları mızsınız zahmet ne kelim yavrum dedim.

İyi demişsin Hatçem..

Oğlum bu para fazla dedi. Bende fazlası da size lazım olur yavrum. Kalsın dedim. Her ikisinde Allah razı olsun deyip elimi öptüler.

İyi demişsin Hatçem iyi demişsin. Sen olmasaydın ben ne yapardım.?

Ya sen olmasaydın ben ne yapardım bey..

Gülüştüler.

Yavaş yavaş evlerine doğru yola devam ettiler.



Bey, komşu söyledi: köy meydanına deveci gelmiş. Bir baksanda çamaşır kar için kil lazım. Birde bak bakalım büyücek Toprak tencere varsa uygunsa bir tane alıver.

Az sonra gayfeye doğru gideceğim deveciye de uğrarım.

Köye senede bir veya iki kere birkaç deve ile kil, toprak tencere ve daha satılacak mallarla deveci gelir. Develer muhtarlık binasının karşısında ki köy meydanına develerle gelir,satış yapılırdı. Develerin gelişi çocuklar için de eğlence hâline dönüşürdü.

Baytar evden çıkıp yavaş yavaş kahveye doğru yürüdü.



Kahveye az kala önünde Kahya ile ebe hanımın hızlı hızlı yürüdüğünü gördü.

Kahya hayrola?

Dayı Refik abi rahatsız landı da

Ne olmuş?

Karın ağrısı nda duramıyormuş. Ebe hanım bir bakacak.

Ben gayfedeyim beni haberdar et.

Tamam dayı. Gidelim ebe hanım.

Baytar kahveye yaklaştığında yan taraf ta taksici Keçeci nın taksisini gördü.

O sırada da Keçeci kahveden çıkıyor şu.

Tertip,buraya gelecende bana uğramıyacan ha?

Ya tertip daha yeni geldim. Müşteri yi indirdim. Sana uğramadan gidermiyim?

Gel ,hava soğuk. Girelimde birer sıcak çayla ısınalım.

Ya tertip...

Hadi gir içeriye keçeçi.

İçeriye girdiler. Sobanın yanında ki masaya oturup çaylarını yudumluyorlardı ki Kahya hızlı içeri girdi.



Dayı, Refik abimin galiba apandisti patlamış. Ebe hanım hemen hastaneye gitmesi gerekir dedi.

Hadi tertip sana iş çıktı. Arabayı Refik in evinin önüne al.

Tamam tertip.

Hızlıca Refiğ i taksiye atıp ebe hanım ve Refiğin karısı ile birlikte hızlıca İnegöl e doğru gittiler.

Akşam baytar doğruca ebe hanımın evine gitti.

Ebe hanım,ebe hanım.

Buyur dayı..

Refiği soracaktım.

Refik iyi dayı,iyi. Apandisti patlamış ama hastaneye yetiştirdik. Ameliyat edildi. Durumu iyi. Karısı yanında. Bir iki güne hastaneden çıkar.

İyi, iyi sevindim. Gelmiş geçmiş olsun.

Amin dayı amin..

Havalar iyice soğutmaya başladı. Kuru soğuk dışarıda olanları çok üşütüyordu.

Selamın aleyküm ..

Aleyküm selam dayı gel şöyle sobaya sokulda ısın. Dayı ufak ufak ta olsa kar atıştırıyor galiba..

Öyle yeğenim öyle.

Paltosunu çıkarıp sobanın yanında ki sandalyeye oturdu. Ellerini sobaya doğru uzatıp iki elinin avuçlarını bir birine sürterek ısındı.

Dayı, hoşgeldin. Ne alırsın?

Yeğenim bana bir sıcak çay verirsen sevinirim. Mustafa,sade bana değil komşular ada Sor ne içer ler.

Biz içmiş tık dayı..

Olsun, herkese yap oğlum.

Hemen dayı..

Yahu, komşular gayfedeki bu sigara dumanı ne? Mustafa,aç oğlum kapının üstünde ki pencereyi de içerisi havalandı.

Hem dayı..

Kahveci camı açıp kapıyı da araladı.

İçerisi havalansın kapıyı kapatırım.

Çaylar iştahla içildi.

İştahı olan varsa isteyene tekrar yap Mustafa.

Tamam dayı..

Dayı Refik nasıl? Gittinmi?

Gayfeye gelirken uğradım. Hatta ebe hanım da oradaydı. Pansuman yalıyordu. Maşallah İyi,iyi..

Aman iyi olsun dayı. Sevindik.

Mustafa, hesap ne etti?

Dayı sen bizim üstümüze geldin..

Kimse karışmasın. Hesaplar benden.

Mustafa al şunu hesabın hepsini al. Yetmezse şöyle.

Artıyor dayı.

Tamam Mustafa

Bir müddet oradan buradan sohbetten sonra baytar:

Bakın isterseniz size yıllar önce bu köyde gayfede yaşanmış bir olayı anlatayım. Dedem anlatmıştı. Nuri dayı nın hikayesi. Sıkılmazsanız anlatayım.

Ne işimiz var dayı anlat. Hem vakit geçer.

Tamam madem.

Dayı başlamadan,Mustafa herkese çay yap.

Tamam abim.

Baytar dedesinden duyduğunu dedesinin kendine anlattığı gibi anlatmaya başladı:

Eskiden kışlar daha sertmi geçerdi ne? Soğuklar daha soğuk karlar daha çok yağardı galiba. Köyde uzun kış geceleri daha bir başka olurdu sanki. Dedemin Babası köy kahvesini çalıştırırmış.



Kış geceleri uzun olduğundan akşam yemeğinden sonra yavaş yavaş kahve dolmaya başlar, yatsı namazından sonra ise kahve hınca hınç dolarmış. Dedem kahvede babasına yardımcı olurmuş. Kahvenin orta yerinde saçtan yapılmış varil büyüklüğündeki soba ,içeri giren çıkan oldukça içine meşe odunu atılırmış. Odunların yanarken çıkardığı çatırtılar sobanın etrafındakileri adeta uykuya davet edermiş. Her gelen kahvenin kapısından girdimi üzerindeki karları silkeler sonra da sobanın yanında ayakta bir müddet ısınırmış. Yaşlılar daha çok kızaran sobanın etrafında muhabbet ederlermiş.



Kahvenin karşılıklı iki duvarında yerden 50-60 santim yüksekte tahtadan yapılmış sedir biçiminde oturulacak genişlikte oturma yeri varmış. Bunun önü ve kahvenin diğer yerlerine tahta masalar sıralanırmış. Masaların etrafına ise tahta sandalyeler konulurmuş. Sandalyelerin bacakları çaprazlama tel gerilip teller bükülerek sağlamlaştırılırdı. Aynen şimdiki gibi İçerisi sigara dumanından göz gözü görmez olunca kahvenin giriş kapısının üzerindeki pencere ile ocağın arkasındaki pencere açılarak dumanın çıkması sağlanırmış. B



Dedemin en çok dikkatini çeken Nuri amcaymış.



Nuri amca, diğerlerine göre hali vakti yerindeymiş. Tüm köylü tarafından sevilir sayılırmış. Kahveden içeri girdimi herkese yüksek sesle selam verir, paltosunu kapının yanındaki çiviye asar ceketini omuzuna atar yanan sobanın yanına tahta sandalyesini çeker, bir müddet ayakta sobada ısıttığı ellerini bir birine sürter sandalyesine otururmuş. Isındıktan sonra hafifçe sandalyesinden kalkar sol ayağını altın alır,sandalyeye sola doğru hafif çapraz otururmuş. Sağ ayağını ise kıvrılı olan sol ayağının dizinin üstüne sağ ayağının bileği gelecek şekilde koyarmış.



Hafifçe sola dönerek sol dirseğini sandalyeye dayarmış. Yeleğinin üst iliğine takılı sarı gösterişli kösteğin ucunda ise Şimendifer marka cep saati varmış.



Cep saati yeleğinin sağ cebine koyarmış.Saatinin kösteği gösterişli biçimde hafif sarkarmış.



Sağ eliyle ceketinin cebinden pırıl pırıl parlayan tütün tabakasını çıkarır, tabakanın kapağı açıldımı kapağında bulunan sigara kağıtlarından birini alır sol baş parmağı ile işaret parmağını bitiştirerek ileri uzatır arasına sigara kağıdını koyarmış. Sağ dizinin üzerindeki tabakadan aldığı tütünleri sigara kağıdının üzerine yeterince koyunca tabakayı kapatıp ceketinin cebine bırakırmış. Sol ve sağ ellerinin baş ve işaret parmaklarıyla tütün koyduğu sigara kağıdını sıkışıncaya kadar bir sağa bir sola yuvarlar, sonunda sigara kağıdının ucunu diliyle ıslatır yapıştırırmış.

Sigaranın her iki ucunu tütün dökülmesin diye kıvırır,cebinden çıkardığı kalın sarı kehribar ağızlığına sigarasını takarmış.Bir de elinden hiç eksik etmediği sarı kehribar tespihi varmış.Yeleğinin cebinden çıkardığı benzinli muhtar çakmağı ile sigarasını yakarak derin bir nefes çeker,sigara dumanını kafasını hafifçe yukarı kaldırarak üflermiş.

O zaman dedem hemen okkalı kahvesini hazır eder götürürmüş. Kahveyi kıvrık olan sağ dizinin üzerine koyar, Sol elinin avucuyla kavradığı ağızlığındaki sigarasını büyük bir zevkle çeker dışarı dumanını üflerken sağ dizinin üzerindeki kahve fincanını alır iştahla bir yudum çeker tekrar dizinin üstüne koyarmış.. Dedem o dizinin üstündeki kahve fincanının nasıl düşmediğini merak edermiş. Hani muhabetide pek tatlı imiş.

Kahvesini götürünce “Bak bakalım evlat komşular ne içer?” dermiş. Onun anlattıklarını etrafındakiler can kulağı ile dinlerlermiş. Onun olduğu masada veya toplulukta kimse elini cebine atmaya cesaret etmezmiş. Yaşı diğerlerine göre büyük olduğundan"Büyükler varken küçükler elini cebine atmaz!" der hesabı ödermiş.

Dedem o yaşta olmasına rağmen o günlerin sigara dumanın dan göz gözü görmeyen o kerpiç büyük saç sobalı kahveyi,Nuri amcayı ve gece boyu uzayıp giden muhabbetleri unutabilmiş değildi.

Allah hepsine gani gani rahmet eylesin...

Dayı, Nuri dayı bu köydenmiymiş?

Evet yeğenim. Bu köydenmiş.

Kimlerdenmiş dayı?

Eskiler belki hatırlarlar. Çık cık lar dan mış.

Neden cık cık demişler?

Nuri dayı nın dedesi birşey sorulduğunda cık cık dediğinden cık cık lar denmiş. Komşular, cık cık lar zamanla buradan Bursa ya göçmüşler. Bursa da ticarete atılmışlar. Bir dahada dönmemişler.

Sağol dayı, geçmişte de köyümüz de güzel insanlar varmış.

Öyle yeğenim öyle.

Mustafa bak komşular a bendende birer çay yap herkese.

Gece iyice ilerlemişti. Kuru soğuk la beraber İnce kar atıştırıyor du.Kahveden çıkan Baytar hızlı hızlı yürümeye başlamıştı.

Dayı, dayı..

Başını çevirip baktığında seslenen Refiğ in oğlu Tarık tı.

Hayırdır evlat?

Dayı, muhtar babamın yanında. Seni istiyorlar.

Gidelim evlat.

Odaya girdiğinde odada Refik ve muhtarla beraber Refiğin eşide vardı.

Selamın aleyküm..

Aleyküm selam dayı. Gel otur.

Hayırdır?

Hayır, hayır...

Nasıl sın Refik?

İyiyim dayı.

Güzel... Hadi söyle bakalım muttar sorun ne?

Sorun yok dayı.

Eeee...

Dayı ben birkaç günlüğüne köyden ayrılacağım. Refik hasta... Bu durumda muhtar vekili sen oluyorsun. İkinci sırada aza olarak sen olduğundan muhtar vekilliği sana kalıyor.

Hayırdır muhtar nereye?

Dayı bildiğin gibi benim oğlan Samsun'da asker. Onun yanına gideceğim.

Hayırdır muhtar?

Hayır hayır dayı. Kısa süre sonra oğlum teskere alacak ona sivil elbise ve birşeyler götüreceğim.

Hayırlı sı olsun muhtar. Güle güle gidip gelirsin i nşallah. Yeğenime çok selam.

Olsun aleyküm selam dayı. Muhtarlık mühürü,buyur dayı.

Geç oldu ben gideyim Hatçe merak eder.

Tamam dayı. İyi geceler.

Tekrar geçmiş olsun Refik. Muhtar sanada hayırlı yolculuk. İyi geceler.

Sağol dayı iyi akşamlar.

Baytar dışarı çıktığında kar daha da hızlanmış tı. Gocuğunun yakalarını kaldırıp hızlı hızlı eve doğru yürüdü.

Tam eve yaklaşmıştı ki

Baytar,baytar

Kar artık iri iri atmaya başlamıştı. Durdu,geriye döndü:

Hayırdır? Kim bu?

Hızlı hızlı kendine doğru gelen karartıdan gelenin kim olduğunu seçmeye çalıştı. Kar dahada hızlanmış tı.

Kimsin ?

Benim baytar, Cemil..

Geçenin bu vakti hayırdır?

Bizim inek doğum yapacakta , zorlanıyor. Hani bakıversen?

Tamam Cemil. Önce Hatçe ye bilgi vereyimde merakta kalmasın.

Baytar karısına haber verdikten sonra Cemil le birlikte hızlı hızlı yürümeye başladılar.

Ya Cemil kış birden bastırdı.

Öyle baytar. Zamanı artık. Kış yapacak ki bizler de iyi ürün alalım.

Öyle öyle...

İri iri atıştıran karda hızlı hızlı yürüyüp gözden kayboldular.

Hatun bizim muhtar oğlunu ziyaretten döndü.

Gözün aydın bey. Hadi geçmiş olsun.

Muhtarlık özenilecek bir şey değil.

Hatçe güldü.

Neye güldün?

Birzamanlar muhtar olman için zorlamışlardı. Neredeyse he diyordun.

Aman hatçem verilmiş sadakam varmış.. Tövbe, tövbe...



Kar yağarken kahveye girdi. Kapının önünde üstündeki karları silkeledi. Üzerindeki paltosunu çıkarıp astı ellerini ovalıyarak sobaya doğrulmuştu ki

Baytar gel,gel..

Muhtarla Refik ve Cemil köşede ki masadaydılar.

Gel dayı gel..

Baytar masaya geldiğinde Kahveci Mustafa hemen bir sandalye getirdi.

Selamın aleyküm ..

Aleyküm selam dayı otur gel.

Yav muhtar gayfede sigarayı yasaklamakmı lazım?

Dayı bir dahaki sefere muhtar ol, sen o işi yaparsın.

Mustafa, oğlum kapının üstünde ki pencereyi aç be evlat.

Hemen dayı.

Eeee..Refik düzeldin maşallah..

Sağol dayı. Çok şükür düzeldim.

Bak muhtar,birdaha gideceğin zamanı iyi ayarla. Refik veya Cemil i vekil bırak.

Ya dayı,ne güzel idare ettin.

Ya Cemil, karıyla kavga eden,kocayla kavga eden hadi muhtara.. Aman muhtar...

Masadakilleri bir gülmedir aldı.

Oğlum Mustafa, bak masaya.

Tamam muhtarım hemen..

Muhtar, Rahim Bursa da hastanedeydi vefat etmiş…

He dayı öyle. Samsun dan dônerken Rahim e uğrayayım dedim. Hastane bahçesinde Emine yi ağlarken gördüm. Meğer Rahim vefat etmiş. Köye götüremeyecek, buraya gömecem dedi. Meğer hastaneden kocan öldü diye haber etmişler.

Eee.. muhtar..?

Kayınnası da biz fakiriz buraya getirmek için varyetimiz yok. Rahmetliyi Pınarbaşı mezarlığı gömüver demiş.

Haklılar muhtar..

Öyle dayı. Yok yoktur.. Düşündük yapacak birşey olmadığına karar verip cenazeyi Pınarbaşı mezarlığı na defnedip,başında tahta dikip kimin yattığını yazdık.

Cemaati?

Refik, ben iki kişi,birde mezarcı.. Hepsi bu.

Allah rahmet eyleye..

Amin amin.

Ya muhtar biz birkaç gün sonra camide mevlüt okutsak. Masraflar benden..



İyi dersin Cemil dayı. Ayşe ablayla konuşalım. .

İyi dersin muhtar. Mustafa çayları tazele yiğenim.

Hemen dayı...

Vakit epey ilerlemişti. Hem çayları mı içiyorlar,hemde sohbet ediyorlardı.

Muhtarım..

Kapıdan hışımla ,telaşla soluk soluğa giren değirmenci köse idi.

Hayrola köse?

Dışarıda konuşsak?

Sizde gelin isterseniz?

Masadakiler hep birlikte dışarıya yağan karın altında beklemeye başladılar.

Ulan köse neredesin? Bizi dışarı çıkardı kendi içeride...

Köşe gayfeden soluk soluğa çıktı.

Bizi dışarı çıkardın...

Dur muhtar dur..

Anlatsana oğlum..

Tamam dayı. Gece değirmeni kapatıp köpekleri besledikten sonra ana derenin kenarında n yola çıkıyordum ki,yola 20-25 metre içeride bir eşşek duruyordu.dereye baktığımda berduş Ali yüzü koyun derenin içinde suda yatıyor. Aşağı indim şöyle bir baktım. Ölmüştü. Dokunmadan öylece bırakıp buraya geldim.

İyi etmişsin köse ..

Hep birlikte hızlı adımlarla iri iri atan karın altında ana dereye doğru gecenin karanlığında kayboldular.

Muhtar bu berbat kış gecesinde nedir bu?

Valla komutan .. Kahya, şurdan bize çay bağır. Mustafa uyumuşsa uyandır.

Muhtarım bak daha yeni kapatıyor.

Kahya camı açtı.

Mustafa gayfeyi kapama.

Hayrola Kahya?

Sen büyük bir demlik çay yapta getir. Bu akşam sabahlayacağız anlaşılan.

Tamam..tamam.

Gece artık çoktan sabaha dönmüştü.Kar, iri iri değilde Keskin soğuk altında tipi halinde atıştırıyordu. Çok soğuk bir geceydi.

Sabah öğleye kadar ifadeler alındı.gören varmı diye araştırıldı. Sonunda savcının talimatıyla ceset kaldırıldı.

Ali aslında bu köyde yaşamıyordu . Cıbıldak Tahir hiç evlenmemişti.kimsesi yoktu. Birgün ansızın öldü. Köy içinde büyükçe avlu içinde iyi bir ev yapmıştı. Birkaç dönümde arazisi vardı. Tahir ölünce mirasçıları da yoktu. Derken günün birinde bir adam mirasçılık belgesiyle çıka geldi. Meğer Tahirin uzaktan tek akrabasıymış. Köyde ikamet etmeye başladı. Ama bir müddet sonra yanlış lar yapmaya başladı. Esrar içiyordu. Hemde sigaraya sarıp aleni yapıyordu. Bir müddet sonra kafayı bulunca köydeki kadınlara sözlü sarkıntılık yapmaya başladı. Muhtarlığa çağrılıp yanlış yaptığı söylediyse de adam,bana posta koyacak adamı zamanından önce mefta ederim diye tehdit etmeyen başladı. Jandarmada bundan bıkmış tı. Öğleye kadar uyur öğleden sonra merkebiyle gece yarısı köye dönerdi.

Köylü bu laf dinlemez adamı bir gece şehirden gece yarısı dönerken sayalar giymiş birkaç kişi merkepten indiriyor. Adam zaten olmuş dut... Yermisin yemezmisin. İki koluyla bir bacağını kırıp bırakıyorlar. Kim bulduysa şehre oradanda Bursa ya millet Hastanesi'ne kaldırılıyor. Bacak diz altından kesiliyor. Kolunun biri yanlış kaynıyor ve sakat kalıyor. Köye dönünce muhtar a şikayette bulunuyor. Muhtarda kim yaptı deyince karı kıyafetin giymiş kişiler diyor. İsim ver diyor muhtar. Adam ben kendi.demiydimki bileyim diyor. Muhtar adama,bundan sonra ne olur bilmem

Ben Olsam bu köyde n çeker giderim diyor. Yoksa olacaklardan artık ben sorumlu değilim. Sen çizmeyi çoktan aştın.

Adam iyide nereye gideyim diyor. .Muhtarda olanı sat o parayla kendine bir hayat kur diyor. Köydeki evi bir araziyi muhtara satıp ana derenin üstünde Hacı Ömer köyüne yakın iki dönümlük tarlanın kıyısına briketten bir baraka yapıyor.Burada eşeğiyle yaşamaya başlıyor. Bir dahada köye hiç gelmiyor. Her gün eşeği ile şehre iniyor gece geç vakit külübesine dönüyordu. Zaman zamanda kafayı bulup köye dönerken çok defa eşek ten düşüp karda kışta sabahladıği çok oldu. Köylü artık ilgilenmiyordu. Barakasının önündeki arazisine haş haş ekiyordu. Haşhaş ları Kafalarını çiziyor , uyuşturucu yapıyordu.

Bu defterde böylece kapanmış oldu. Berduşun barakasının bulunduğu arazide devlete kaldı.

Mustafa,Mustafa...

Buyur muhtarım..

Kahya Sabri yi seslende gelsin bir konuyu görüşecem. Sen birşey deme. Sadece "muhtar seni istiyor bir zahmet gidecekmissin" de.

Hangi Sabri muhtarım?Musa nın babası mı?

Evet…

Tamam muhtarım.

Kar iyi tutmuştu. Köylü bayırdan taaa köyün. Ortasına kadar Harlem gürlem gürültülü, kızaklarla bayırdan kayıyorlardı.

Muhtar muhtarlığın penceresinden olanları izliyordu.

Ulan Çörekçi, koca deyus,bir kaç kış önce senin parmakların kırılmamış miydi? Gene bir yerini kırda bak bakalım Baytar seni nasıl bağırtacak.

Muhtar beni istemişsin.

Gel Sabri gel şöyle masanın yanına otur. Mustafa bize birşeyler söyle yiver.

Ne içersin dayı?

Çay..

Tamam dayı.

Ha Kahya kimseyi içeri alma.

Tamam muhtarım sen merak etme

Hayrola muhtar?

Konuşacağız da hele bir nefeslen..

Hem çay içip hem konuşalım mı muhtar.?

Tamam Sabri..

Sabri hani hatirlarmisın yanlışlıkla silah patlamış tıda Sami Yakup u kaba etinden vurmuştu. Ben bu işi kimseye önemli bir şey olmadı diye kapatmıştım da biri ilçede meyhaneci Mehmet abinin arkasındaki kendin pişir kendin ye de içerken : aslında muhtar yanlışlıkla vurmadı esas vuranYakubu Sami vurdu demiştinde savcı soruşturma başlatmıştı. Gerçi artık konu kapandı ama... Aması var Sabri...

Sabri gözlerini yere dikti. .Bir müddet öylece kaldı.. odayı dışarıdan daha soğuk hava kapladı.

Sabri,biliyorsun ya berduş Ali ana dereye düşüp ölmüştü de olay kapanmış tı.

Sab rinin yüzü sapsarı oldu. Birşeyler söylemek istedi. Söyliycekleri boğazında kaldı.

Şey.. muhtarım..

Dinle Sabri. İyi dinle: biri Mehmet abinin meyhanesinde içerken,berduş Ali eşekten düşüp ölmedi derse ne olur.?

Ben...

Bırak Sabrı ,ben deyemmi? Sabri, oğluna bir sor istersen. Şimdi iyi dinle: biz tüm köy bir aileyiz. Yanlışları ispiyonlamakla sadece etrafımızda zarar veririz . Sende bilirsin ki şehirde kaymakam ne ise köyde de muhtar odur. Bir şey olurda duyulursa önce muhtarla konuşulur. Ne yapılacağına karar verilir. Meyhanelerde aile sırları ortaya dökülmez. Hani bir laf vardır' sevişmek gizlı olur, doğum aşikardır" denir.

Muhtarım ben...

Sus Sabri sus.. Sadece bunları düşün.

Muhtarım...

Sabri bundan sonra gözüm hep üstünde . Sakın yanlış yapmayasın.

Muhtarım...

Sabri, benim işim var. Hadi çıkalım.

Birlikte dışarıya çıktılar.

Sana ullar olsun Sabri..

Sağol muhtarım..

Sabri epeyi uzaklaşmıştır,

Koca deyuş. Berduş Ali nın nasıl öldüğünü kimsenin bilmediği ni sanıyor.



Baytar içeriye girmeden damdaki hayvanları yemlemek için ahıra girdi.

Bey senmisin?

Heee.. hayvanları yemleyim geliyorum.

Hayvanların yemlerini yemliklerine koyup dışarı çıkacaktı ki

Hayvanların altlarını da biraz küreği vereyim dedi.

Zaten bir at ve yavrusu ile süte gelmek üzere olan bir inek vardı. Baytar diğer hayvanları satmıştı.

Damda işini bitiren baytar bahçeden eve girdi.

Hava ayaza çekmiş..

Öyle bey... Gel şöylee ocaklığın yanına sokulda ısın.

Üstünde kileri çıkarıp ocağın yanındaki mindere oturdu.

Bey sen ısına dur ben sıfrayı hazır edem.

Ne yaptı hatun?

Ispanaklı kol böreği..

Oooo..eline sağlık. Çayla iyi gider.

Hem yemeklerini yiyorlar hem sohbet ediyorlardı.

Bey Ali kendimi düşüp ölmüş

Öyle ellehem. Bunun aksini ispatlayacak bir şey yok. Savcı da öye demiş zaten.

Pisliğin biriydi zaten geberdiği iyi du bey..

Tövbe tövbe..

Allah rahmet eylesin mı diyeydim?

Haklısın da...

Haklıyım ya. Nasıl da köyün delikanlı ları bir olup iyice bir dövüp kolunu bacağını kırıp sakat bırakmış lardı.

Rabbim kadınlar ın diline düşürmesin.

Azmı köy kadınları na sözle sarkıntılık yaptı.

Öylede,, dayaktan sonra köyede gelemiyordu pezevenk..

Yahu hatun..

Bizim Sabri'nin gelinine laf atmışta kızcağız ne kadar korkmuştu. Azmı korkuluğnu aldırdı garibim.

İşte o onun sonu oldu. Hatun eline sağlık. Börek müthiş ti.

Afiyet olsun,yarasın bey. Hadi sen şöyle geçte ben sıfrayı kaldırayımda sana okkalı bir gayfe yapayım.

İyi hatun. İyi olur.

Baytar ocaklığın yanındaki mindere oturdu . Hem ısınıyor hem de odunların yanarken çıkardığı sesleri dinliyordu. Bir müddet sonra mindere kıvrıldı uyuya kaldı.





Süleyman...

Buyur Refik abi..

Nasıl sın?

Çok şükür abi Rabbim bu gün leri aratmasın..

Süleyman nereye böyle?

Eve abi..

Birşey desem?

Buyur abi..

Zaten yolunun üzerinde. Dayı ya söylermisin? muhtarlığa yatsıdan sonra geliversin. Refik abimin selamı var. Akşama muhtarlığa gelirse iki lafın belini kıracağız dedi de.

Tamam abi söylerim. İyi akşamlar abi.

İyi akşamlar Süleyman.

Yatsı namazından sonra cemaat camiinden dağılıyordu.

Dayı geliyorsun değilmi?

Gidelim Çörekçi.. Refik bekle yeğenim.

Dayı benim eve uğramam lazım. Ben gelirim.

Tamam yeğenim. Hoca takıl pesimize bizden ayrılma.

Nereye?

Hoca, bu akşam muhtarın örfenesi var. Ha bak muhtarda yetişti.

Hadi dayı gidelim. Yoksa bu soğukta buzdan heykeller e dönecez. Hocam sende takıl bize. Ama izin kağıdı mı almayı unutma.

Var muhtarım var

İyi hocam hadi gidelim.

Muhtarlığa girdiklerinde oda sıcacıktı. Koca soba gürül gürül yanıyordu.

Mustafa, kahveciye söyle de çaydanlıkları getirsin. Sobanın üzerine koyuverin.

Tamam muhtarım.. Kahvecinin haberi var.

Odada: muhtar,Refik, öğretmen, Cemil, Çörekçi, camii hocasï,sağlıkcı Salih birde okulda eğitmen olarak çalışan Ali Rıza vardı.

Sobanın etrafında halka olmuşlar hemuhabbet ediyorlar hemde çay içiyorlardı.

Muhtarım bunları yengem yolladı.

Dumanı tüten kastra ekmeği ile taze sapsarı tereyağı ve büyükçe temiz bir leğen içinde tepeleme patlamış mısır göndermişti .

Kahya sende hakkını al. Senin odanın sobası..

Yanıyor muhtarım. Kahveci banada demlik yapmış.

Tamam Kahya. Afiyet olsun. Lazım olan olursa gel al

Tamam muhtarım. Afiyet olsun.

Sana da kahya.

Uzunkış gecesinde laf lafı açtı. Taaa çocuk luk yılları anılarına kadar gitti.

Hocam, hastalandığı duydum.?

Öyleydi,ama geçti Cemil dayı.

Bak hoca kendine iyi bak. Dayı nın anlattığı olaya benzemeyelim.

Yok muhtarım. Çok şimdi iyiyim.

Dayı anlatta hocada duysun.

Hoca duymuştur Refik.

Olsun hocam duymayanda vardır.

Anlatta dinleyelim dayı.

Tamam öğretmen im. Dinleyin öyleyse. Bunu bana samimi bir arkadaşım anlatmıştı:

Köy bir zamanlar hocasız kalmış. Yeni bir hoca bulmak için yapılan çabalar hep boşa gitmişti. Köyün ileri gelenlerinden Niyazi amca, “Falanca yerde iyi bir hoca varmış bakalım isterseniz ?” diye muhtara söyleyince hep birlikte hocayla konuşmaya giderler. Ücret konusunda anlaştık :Harman zamanı köy halkı toplanacak uzlaşılan kadar her kesten hocanın hakkı alınıp hocaya verilecek. Tamam anlaştık derken hoca efendi “benim bir şartım var ! “ dedi. Niyazi amca “ Hele de bakam hoca !” dedi.. Hoca “ Cenaze olunca ben cenazeyi yıkayıp kefenleyinceye kadar hiç kimseyi gasılhaneye istemem. Tamam alın cenazenizi dediğimde cenazenizi alırısınız gömeriz “ dedi. Biz birbirimiz baktık. Niyazi amca “ Eh madem hoca !” dedi. Hoca göreve başladı. Hani hoca da hoca ha!.. Neyse köyde cenaze olduğunda hocaya haber veriliyor,hoca da “Cenazeyi koyun " teneşire” diyor bizde dediğini yapıyoruz. Hoca işi bitince kapıyı açıyor “alın cenazenizi gömelim diyor” bizde alıp gömüyoruz. Bir böyle iki böyle derken köyde bir merak başlıyor. “Acaba hoca içeride cenazeye ne yapıyor?” diye. Hani derler ya insanın başına ne gelirse meraktan gelirmiş…Mümkünatı yok bu merak peşimizi bırakmadı. Bu işi nasıl öğreniriz diye nihayet köy ihtiyar heyeti ve köyün ileri gelenleri gece köy odasında toplanır.Uzun ,uzun konuşmalardan sonra varılan karar gereğince bir kişi ölü numarası yapacak bizde hocaya ölümüz ver diyeceğiz oda koyun teneşire diyecek ve sonunda gasilhane de ölüyle hocanın ne yaptığını öğreneceğiz. Öğreneceğiz de kim masuscuktan ölecek ? Biri “Niyazi ağa bu işi yaparsan sen yaparsın..” deyince Niyazi amca “ Eyi de yeğenim ya hoca orama burama anlayıp dinleyinceye kadar pamuk tıkıştırırsa ?” “Niyazi amca, sen masuscuktan ölüsün ya, höst bre hööööst dersin” Bir gülüşmedir aldı. Neyse ertesi günü hocaya “ hoca efendi bizim Niyazi amca sizlere ömür” deyince hoca” Eyi adamdı,atın teneşire!” dedi. Ölü taklidi yapan Niyazi amcayı gasılhanedeki Teneşirin üstüne yatırılır. Az sonra hoca geldi içeri girdi,tüm köylüde gasılhanenin dışında olacakları merakla bekliyordu.

Meğer hoca ölüden korkarmış. Teneşirde yatan ölüye su kabağıyla tenekeden aldığı soğuk suyu bir baş tarafından ayaklarına doğru,birde ayaklarında başına doğru döküp,kefenleyip alın ölünüzü diyormuş. Neyse,hoca masuscuktan ölen Niyazi amcanın yanına giriyor tenekeden bir su kabağıyla aldığı soğuk suyu Niyazi amcanın üzerine dökünce Niyazi amca fırlayıp kalkmak istiyor. Hoca bakıyor ki ölü dirildi etrafına bakınırken tabutun sopalarını görüyor. Bu sopalarla Niyazi amcaya yermesin yemezmisin misali,teneşire bu sefer hakikaten mevta olarak iki seksen uzatıyor. Kefenleyip merakla dışarıdakilere kapıyı açıp “ Alın ölünüzü gömelim, Sakın bir daha yarı ölü yarı diri getirmeyin öldüresiye kadar anam ağlıyor” diyor. Millet suspus. İçlerinden gün görmüş biri mırıldanıyor “ Ne şehittir ne gazi bir merak uğruna gitti bizim Niyazi”

Gülüş çümbüş muhabet neredeyse sabah namazına kadar sürdü.

Dağıldiklarında,dışarıda müthiş bir soğuk karşıladı onları.

Herkes birbirine hayırlı geceler dileyerek karanlığın içinde hızlıca yürüyerek kayboldular.



Bey,ebe İnegöl den dönmüş

Dönmüşte, annesini saklışlar galiba?

Öyleymiş.. Baş sağlığı na gitmek lazım.

İyi olur hatun,iyi olur.

Kar kesilmişti ama soğuk, yüzleri örtülü kadınların kamçı gibi suratlarına vuruyordu.

Kim o ?

Biziz ebe...

Tamam Hatçe abla.

Kadınlar içeri girdiklerinde doğru ca ocaklığın yanına gidip ısınmaya çalıştı lar.

Oturun ısının..Hoş geldiniz ...

Hoşbulduk ebe.. Başın sağol sun ebe..

He Hatçe abla annemi kaybettik.

Hasta mıydı?

Nefes darlığı vardı. Bir komşu nohut kadar afyon içince geçer demiş

Eeeee...

Anamda içmiş. Daha beter olmuş. Ölümüne sebep oldu.

İnegöl emi gömdünüz?

Öyle oldu. Orhanıye mahallesi mezarlığı na gömdük.

Çocuklar?

İkinci dönemi köyde okuyacaklar. Gelecek yılda nasipse şehirde okuyacaklar.

Tebarikeyi?

Hatçe abla, bugün döndük. Nasipse yarın başlayacağız.

İnşallah ebe. Rabbim kabul etsin. Mekânı cennet olsun

Amiiin.

Amiiiin..





Atı arabaya koştular. Baytar, öküz arabasını çiftçilik işleri için at arabası na dönüştürmüştü.

Tayıda sal bey, oda hava alsın.

Yavaş yavaş köyün dışına çıkıyorlardı. Taňıdıklar selama veriyor,baytar da selamlar cevap veriyordu.

Baytar ön tarafa oturmuş,bir ayağı arabanın okunun üzerinde,bir bacağını da altına kıvırmıştı.. Sağ eliyle dizginleri tutarken sol elinde ise çok kullanmadığı kamçı vardı. Tayda bir arabanın önüne bir arkası na geçiyordu.

Konuşa konuşa köyün dışına çıktılar.

Bahar tüm canlılığı ile tabiatı kucaklamıştı.

Köyün dışına çıkmışlardı ki nereden geldiği belli olmayan birkaç köpek atı ürküttü. At gemiyi azıya alıp çukurlu yolda ilerken Baytar tutunamayıp Arabanın sağ ön tekerleğin altında kaldı.

Baytarın arabanın tekerleği altında kalan sağ ayağı iki yerden kırılırken sol kolununda ezildi.





Hatçe ananın ısrarları üzerine

Baytar küs olduğu oğlu Nuri ile barıştı. Gelini Kadriye uzun zaman hem tarla işleri için hemde Hatçe anaya yardım etmek üzere sık sık köye gelip gitti. Hatta bir müddet karı koca köyde kaldığı da oldu.

Ebenin abisi Katırcı Mehmet' hızlıca düşmeye başladı. Her şeyi ni kaybetti. Artık Bursa da kızının yanında kalıyordu ama günlerini mezbahada kasapların verdiği et ve sakatat karla karnını doyuruyordu. Ebenin abisinin iki kızı da halalarına özenerek biri ebe,biri hemşire oldu. Ebe olan ailevi nedenlerden dolayı intihar etti. Ebenin abisi ise sefalet içinde öldü. Ölünce Ayaz köyün e gömüldü.

Ebenin tayini ilçeye çıktı. Bir müddet Hükümet Tabipliğinde ebe olarak çalışırken ilçede açılan hastaneye atandı.

Emekli oluncaya kadar hastanede ebe olarak çalıştı.



Kamil ERBİL



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Ayakkabı Tamircisi [Öykü]
Niyazi Amca [Öykü]
Kardeşim... [Öykü]
Yıldızlar Hep Kayarmı? [Öykü]
Miras [Öykü]
Aldın mı Arabadan Ham Bostanı? [Öykü]
Ayakkabı Boyacısı [Öykü]
Kapıcı [Öykü]
Torunum [Öykü]
Keriz [Öykü]


Kamil Erbil kimdir?

Amacım gerçeklerin ana teması olduğu yazılar.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Kamil Erbil, 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.