Hala çevrende bulabileceğin güzellikleri bir düşün ve mutlu ol. -Anne Frank |
|
||||||||||
|
Kayıp kent Atlantis, 2500 yılı aşan süredir, pek çok insanın hayal dünyasını süslemekte ve gizemini korumaktadır. İlk defa, Platon(M.Ö.427-347)’un iki diyalogunda ( Timeaus ve Critias) dile getirmiştir. Atlantis, o çağdan bugüne hep tartışılmıştır. Aşağı yukarı her yıl Atlantis bulundu haberleri yayınlanır. Yeri hakkında pek çok varsayım ortaya atılır. Bunlardan biri de: ‘Akdeniz’de Kıbrıs ve Suriye arasındaki bir bölge’dir. Bu yer, ilgili uzmanlarca, Myriandikos (İskenderun)körfezi olarak tanımlanmaktadır. Atlantis bir efsane bile olsa, bir isimlendirme yapılacaksa bugünkü Karaağaç ve çevresi, tam anlatıldığı gibi, Atlantis batık kentinin pek çok özelliğini taşımaktadır.. Bilge Umar, Türkiye’deki Tarihsel Adlar kitabında; Myriandos, der; “Kilikia’nın güneydoğu ucunda, İskenderun’un 5 km. kadar güneydoğusunda, deniz kıyısında ilkçağ kenti” ve ekler: Kelimenin aslının “Mura” sözcüğünden geldiğini, bunu da “Kutlu yüce ana ülkesi” olarak açıklar ve Smyrna(İzmir) adıyla kıyaslar. Ayrıca, Myriandos’un aslında Mura-wand, “Mura’lı, Mura’ya (Yüce ana’ya) tapan halk” olduğunu ifade eder.. Ayrıca Myrrha ağacıyla ve Marina ile de ilişkilendirir. ” Tarihçi Herodotos (M.Ö: 490 -425), ‘Herodot Tarih’inde( s: 210): (…kıyı çemberi, Fenike’den Myriandikos körfezinden Triopion burnuna kadar uzanır. Bu deniz kıyısı boyunca otuz insan soyu oturur.” demektedir. Ksenophan, Onbinlerin ‘Dönüşü(Anabasis)’nde (M.Ö.421) Pers prensi Kyros’un ordusuyla seferini anlatır. Zamanın bu en güçlü ordusu, Myriandos şehrinde yedi gün kalır. Anabasis’te (s.26’) Ksenophan şöyle başlar cümlesine: ”Kyros ordan, Suriye içinde beş fersenk ilerleyip(yaklaşık 5.5 km) Fenikelilerin oturduğu kıyı şehri Myriandos’a vardı. Burası birçok ticaret gemisinin demir atmış beklediği bir ticaret limanıydı.” Buradan şöyle bir kanıya varmak mümkün: Myriandos’un, Büyük İskender’in,Issos zaferiyle ( M.Ö. 333) Issos kurulduğu öne sürülen İskenderun’dan önce varolduğu; kısaca ‘İskenderun yokken Karaağaç vardı’ denilirse, yanlış bir ifade olmaz.. Bu konuda başka varsayımlar da vardır;İskenderun’un antik Myriandos’ın adının değiştirilerek, Büyük İskender tarafından Alexandreia (İskenderun) adının verildiğini dair açıklamaları… pek inandırıcı değildir. Ve bölgenin coğrafi konumuyla pek bağdaşmayan bir yaklaşım tarzıdır. Karaağaç’da yapacağımız bir araştırmada; anlatılan o antik kente ait hiçbir iz görülmeyecektir. Bunun nedeni o döneme ait kalıntıların deprem, toprak kayması, deniz yükselmesi gibi benzeri nedenlerle, denizin içinde kaldığı, kalan yapı taşlarının da gemilerle teknelerle yeni yapılarda kullanılmak üzere, başka kentlere taşındığı araştırmacılar tarafından ifade edilmektedir. 30 km’lik bir uzunluğa sahip olan körfezin önemli bir dönemecinde yer alan Karaağaç, 8 km. bir sahile sahiptir. Karaağaç, deniz ticareti için uygun bir konuma sahiptir. İlk uygarlıkların Doğu Akdeniz de, Yakındoğu’da ortaya çıktığı bilinen bir gerçektir. Bölgede Akadlar, Fenikeliler, Hititler, Mısırlılar, Huriler, Büyük İskender’den önce Asur, Pers, Selevkos sonrası ise Roma sayılabilir. Milattan sonra Hırıstiyanlığın etkisi altına giren bölgeye, dönem dönem Bizanslılar, Abbasiler Fatimiler, Haçlılar, Memluklar, Selçuklular egemen olur. Moğol akımları derken Osmanlılar... Haklarında çok da yeterli bilgiye sahip olduğumuz, Haçlılar bile 150 yıl kalmışlar bu topraklarda. Bir uygarlıklar köprüsü olan bu toprakların bugün kü sürdürülen kültürü, o günlerden bugünlere süzüle süzüle damıtılmış; yaşanılan barış, kardeşlik ve hoşgörü ortamı, ülkenin her yerine örnek oluşturmuştur. “Akdeniz’e bir kısrak başı gibi uzanan” bu topraklar; farklı halklara yurt, türlü çeşitli medeniyetlere de yuva olmuştur. “Uzak Asya’dan dörtnala gelen” Türkler bu topraklarda yaşayanlarla kaynaşmışlar. Onları etkilemişler etkilenmişlerdir. Getirdikleri kültür ile karşılaştıkları kültürü harman etmişlerdir Akdeniz kültürü kozmopolit bir kültüre sahiptir. Fernand Braudel, ” Akdeniz ülkesinin zenginliklerine denizin katkısı büyüktür ama ona günlük yaşamında bolluk sağlamaz.” der. Deniz ürünleri az çıkmakta ve gün geçtikçe azalmakta. Balıkçı tekneleri eski neşesini kaybetmiş. Taşımacılık, yük dışında sıfır düzeyindedir. Günümüzde, Akdeniz faydasız, kullanılmayan bir eşya gibidir.… Antik çağın bu önemli liman kentini bugün nasıl bir yerleşim yeri: Benim onbeş yıllık Karaağaç gözlemim şöyle: Karaağaç denince ilk aklıma gelenler; maydanoz ve kabak tarlaları geliyor. Daha sonra, sahilinde sıra sıra lüks lokantalar. Ziyaret yerleri, asri mezarlık, yollarında çok miktarda motorsikletler. Hep okuyan, iyi eğitimli, ümit veren gençler. Gelecek yıllar; Karaağaç ve Nardüzü beldelerinin altın çağları olacağını gösteriyor. Hastane, adliye binası, postane, üniversite, gibi kamusal binalarının dışında, büyük alışveriş merkezleri, eğlence merkezleri, özel hastaneler ve okullar… Karaağaç mıntıkasına veya yakınına taşınmakta. Yörenin İskenderun’dan sonra yeni ve ikinci çekim merkezi Karaağaç olacaktır. Bunu şimdiden söylemek mümkün. Anadolu’nun güneyinde bulunan Hatay, üzüm salkımı gibi, İskenderun körfezi balık ağı gibi serpilmiş izlenimi vermektedir. Tarihte olduğu gibi, Karaağaç’ta bölgenin sağlık, kültür ve turizm ataklarıyla tüm Çukurova’ya örnek olacaktır.
İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.
|
|
| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık | Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi | |
Book Cover Zone
Premade Book Covers
İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim
Yapım, 2024 | © kemal düz, 2024
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz. |