..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Çocukların eğitimi, zaman kazanmak için nasıl zaman yitireceğimizi bilmemiz gereken bir meslektir. -Rousseau
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Toplumbilim > Yûşa Irmak




3 Şubat 2012
Türk Erkeği Mevzusu Üzerine  
Yûşa Irmak
Çok sevdiğim bir kardeşim ile gündelik işlerden hasbihal ediyoruz. Nasıl oldu anlamadım laf geldi dolaştı “erkeklerimiz-bayanlarımız” olayında düğüm oldu kaldı... Ahmet Bey kardeşim bu düğümü az da olsa gevşetmek ve çözmek için konuşmasının devamında bana dönerek; “yahu üstadım hanımları anladık da sen nasıl bilirsin Türk erkeklerini” deyince kem-küm ettim. Evet, kem-küm ettim çünkü söyleyecek çok söz olduğunu düşündüm… Hem mevzuu “saatlerce konuşulsa bitmez!”e de benziyordu! Sonra, olayın, neresinden konuşursan konuş hem çok “su götürecek” hem de her eleştiri oklarının ucu biraz da biz erkeklere değecekti...


:AHAE:
Çok sevdiğim bir kardeşim ile gündelik işlerden hasbihal ediyoruz. Nasıl oldu anlamadım laf geldi dolaştı “erkeklerimiz-bayanlarımız” olayında düğüm oldu kaldı... Ahmet Bey kardeşim bu düğümü az da olsa gevşetmek ve çözmek için konuşmasının devamında bana dönerek; “yahu üstadım hanımları anladık da sen nasıl bilirsin Türk erkeklerini” deyince kem-küm ettim. Evet, kem-küm ettim çünkü söyleyecek çok söz olduğunu düşündüm… Hem mevzuu “saatlerce konuşulsa bitmez!”e de benziyordu! Sonra, olayın, neresinden konuşursan konuş hem çok “su götürecek” hem de her eleştiri oklarının ucu biraz da biz erkeklere değecekti…

Bana insanın kendisini ya da hem cinsini eleştirmesi gayet zevkli geliyor. Ancak herkes aynı fikirde mi? Sorusuna: “mümkün değil!” demek kafi gelir sanıyorum. Onun için bir başkası bu konuda başka birinin tecrübelerini tecrübe ederek, aynı hataya düşmesin diye, çıkması muhtemel potansiyel hatazedeleri karınca kararınca uyarmaya çalışmak niyetiyle “Türk Erkeği”nin genel profiline bir bakış açısı kazandırmak için fikirlerinize bu makalemle mini bir çıra yakmak istiyorum…

Sevgili hemcinsim, sen, sen ol böyle bir sohbet ortamında erkeklerin kötü yanları eleştirilecekse şayet Ahmedin, Mehmedin de olaya senin pencerenden bakma şartını mutlaka ama mutlaka ara diyorum! Zira mevzu ile ilgili konular konuşulup acımasız tenkitler, cüretkâr sözler sarf edilince bazı kişiler sanki olayın tek kahramanları kendilerimiymiş gibi kızmaya, sinirlenmeye, hakaret etmeye daha da kötüsü işin ucunu düşmanlığa kadar götürebiliyor... Bu durumda sen, kendi özgür fikirlerini faş ederken “BEN DÜŞÜNCEMDE ÖZGÜRÜM” nidaları atıp her fikri, umum toplumun içinde ya da dost sandıklarının yanında söylemeyeceksin ki başın ağrımasın… Çünkü potansiyel katil ruhlu kişiler üstlerine sinek dahi kondurmaya tahammül edemedikleri için, Alim Allah hemen oracıkta cevval bir elin; “kelebek gibi uçan arı gibi sokan” kroşesini gözünün ya da burnunun tam ortasına yiyebilirsin…

Efendim, öyle ya da böyle adı ne olursa olsun Fransız kadını, Amerikan kızı, gibi bütün bir toplumu kapsayan değerlendirmeler yapılabiliyor da ya “Türk Erkeği hakkında birisi bir değerlendirme yapsın!” dense neler konuşulur ki? Hem Türk Erkeği’nin gerçekten kendine has belirgin kalın bir çizgisi, yeşil alanlarını çevrelemiş korunaklı birer çiti var mı? Ve bu çitler onun penceresinden ne denli korunaklı? Şayet bu konular konuşuluyorsa ve konuşulacaksa, bu durumun varlığına inanan insanların önce “Türk Erkeği” diye dile gelen bu numune tipin varlığını kesinlikle ispatlamalıdır öyleyse. –yani bu mefhumu hiçbir ırktan erkek yapamaz ancak ve ancak bir Türk Erkeği yapar, o da filanca kişidir demelidir!- Yoksa bunlar uydurulmuş, hemen dile gelen anlık sözlerden ibaret bir çift kuru sözden ibaret kalabilir elbette.

İşte böyle sevgili dostlarım, kardeşim Ahmet sorunca bende âcizane Türk, Yunan, İngiliz, Fransız, Amerikan, İtalyan erkeklerinin değil de her erkeğin, hatta her canlının, her nevi şahsına münhasır insanların ayrı ayrı, kendine has özellikleri, karakterleri vardır dedim. Zira, takdir edersiniz ki insanları böyle standartlaştırma çabaları kişinin zihninde kolay hükümler vermeye yönlendiriyor ve bu durum insanın insan olma özelliklerinin göz ardı edilmesine, yanılmasına neden olacağından bir milletin erkeği şöyle olur böyle olur diyemedim... Ben böyle düşündüğümü söyleyince sohbet meclisindeki hiçbir kardeşim benim bu fikrime katılmadı elbette! Yani ben mi düşüncemde bir ütopya içindeyim diye kendimi sorgulamaya başladım naçizane… Onun için “Türk erkeği” sohbetimizin sonunda konuşulan mevzulardan ve atıflardan bir derleme yapıp size mevzuuyla ilgili şöyle bir özet çıkartabilirim.

“Türk erkeği kesinlikle bencildir” denildi!
Dostlarımın görüşüne göre; hiçbir milletin erkeği kendini önemsediği kadar bir başka yerliyi (insanı) bu kadar önemsemez-miş…

“Türk erkeği meydana gelen olaylar karşısında ya duyarsız tavırlı ya da suskun bir kaya parçasıdır” denildi!

“Türk erkeği, genel itibariyle yakın ilişkisi bulunan birinci dereceden akraba, eş, dost ve sevdiklerine, tatlı sözler söylemez, nedense hep kızdığını söyler...” denildi!

“Türk erkeği gaz’a alışkındır! Ver gazı ya da pohpohu yaptırtamayacağın şey yok!” denildi!

“Türk erkeği, hastalanmaya görsün, onun bu nekahet (istirahat) dönemi tam bir baş belasıdır, insan evladı bu mızmızlığı çekemez” denildi!

“Türk erkeği bizim demez de benim eserim der hep” denildi!

“Türk erkeğinin haremi olsa kendini Don Juan sandığından gözü hep elin karısında kızındadır” denildi!

“Türk erkeği eşine gaddar, fakat anne ve babasının da ağzına bakarak onların her türlü isteğini öncelikle yapar.” denildi!

“Türk erkeği, herhangi bir olay karşısında; heyecan verici, belki üzücü yahut sevindirici herhangi bir mevzu hakkında panik ataktır! Hemen dumura uğrar” denildi!

İlgisiz, kıskanç, delikanlı, korkusuz, acımasız, gibi yakıştırmalar da çabası…

Evet dostlar, olay kısaca böyle diyelim! Fakat ben görüşümde sabit ve statik duruyorum halen. Benim için hangi milletten olursa olsun erkek erkektir, kadın da kadındır! Ve bir ayrım yapmam söz konusu kesinlikle değildir!

Aslında asıl önemli olan Türk Kadını’nın, Türk Erkekleri hakkında ne düşündüğüdür… Kalemi keskinleri yazmaya davet ediyorum… Bu bilgi sadaka-i cariyesini hep birlikte biz yerlilerin ilgisine sunsunlar...




http://twitter.com/yusairmak
https://www.facebook.com/yusairmak
yusairmak@hotmail.com



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın toplumbilim kümesinde bulunan diğer yazıları...
Nesli Dijital’in Ortadoğu Devrimi…
Para, Din, Kitap, Allah, Kelam…
İdeolojilerin Dostluk ve Düşmanlık Anlayışı

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Portrait Of May Sartoris Tablosu'nun Düşündürdükleri
Müteradif (Eş Mânâlı) Kelimeler
Şiir Üzerine Lakırdılar
Değişen Dünya ve Teoriler Üzerine
Cihan Harbi Yahudiler ve Türkler
Kültür ve Medeniyet
Güzel Düşünce Güzel Sözün Etkisi
Söz, Aşk ve Edebiyat Üzerine Lakırdılar
Aydın ve Politikacıların Savaşı Neden Bitmez?
Dilin Düşündürdükleri

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Güle Ağıt [Şiir]
Gül, Gülümse Ne Olur [Şiir]
Değildir [Şiir]
Senli Düşler [Şiir]
Benimle Ölür Müsün? [Şiir]
Beste-i Nigar [Şiir]
İnanmaktır Yaşamak [Şiir]
Hasretimin Adresi: Sen [Şiir]
Soğuksu [Şiir]
Yüreğin Beni Bulsun [Şiir]


Yûşa Irmak kimdir?

Felsefe ve edebiyat aşığı! Yayıncı, gazeteci ve kitapsever. . .


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Yûşa Irmak, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.