..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Edebiyat yaşamın öncüsüdür, onu öykünmez, ona istediği biçimi verir. -Oscar Wilde
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > İnceleme > Kültür Çatışmaları > kemal düz




2 Şubat 2015
İskenderun Caddeleri  
kemal düz
“soğukoluk yosması” isimli kitabında ismail varol, iskenderun sokaklarını, mekanlarını adım adım dolaşır tanıtır. olaylar daha sokaklarda geçer. bu roman 1976'da istanbul'da yayınlanmış. yazarı hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadık...


:AGHG:
İSKENDERUN CADDELERİ

Atatürk Bulvarı, İnönü Caddesi, Mareşal Fevzi Çakmak Caddesi, Kazım Karabekir Caddesi, Ziya Gökalp Caddesi, Kanatlı Caddesi, Şehit Pamir Caddesi ve daha pek çok devlet büyüklerinin ve askerlerinin ismi İskenderun'da bulunan caddelere verilmiş. Benzeri cadde adları, pek çok şehirde karşımıza çıkarlar, ancak İskenderun kadar değil. Bunun nedeni şudur: Fransızlar, Hatay'da her caddeye kendi devlet büyüklerinin adlarını vermişler. Hatay, Anavatan'a katılınca, o zamanki yöneticiler, Fransızların vermiş oldukları adları kaldırıp, yerine yukarda belirttiğimiz Türk büyüklerinin ve askerlerinin isimlerini vermişler. İskenderun caddeleri insanı çok etkiler. Bu caddeler pek çok yazar da etkilemiştir. Ve eserlerinde buralara yer vermişlerdir. Mekanlardan çok caddeler, sokaklar romanlara, öykülere konu olmuştur. Çünkü Hatay'da hayat caddedir, sokaktadır. Özellikle iskenderun'da çok hareketli meydanlar yoktur. Bu nedenle caddeler sokaklar çok önem kazanır. İnsanlar evden çok sokaklarda zaman geçirirler. Hele yaz mevsiminde akşamları sandalyesini alan sokaklarda oturur, dertleşir muhabbet eder. İskenderun Caddeleri, Yazar, Bekir Sıtkı Kunt'un,Varlık Yayınları'ndan 1948 yılında çıkan, “Yataklı Vagon Yolcusu” kitabında yer alan, “Yarık Kaya” isimli öyküsünde şöyle anlatılır: “Rıhtımda hayat kaynaşıyor. Caddenin lif bedenli ve yeşil dallı tombul palmiyelerinin altına kareli keten örtülü masalar konulmuş ve hasır iskemleler dizilmiş... Gazinoda radyo çalıyor, havaya şen sesler dağılıyor. Gelen giden, oturan ve dolaşanlar var...” Yalnız kıyı gazinolarının ve rıhtım caddesinin elektrikleri ne kadar daha parlak ne kadar daha canlı... Uzaktan, telgraf tellerine konmuş ışıktan kuşlar gibi, sanki oynaşıp duruyorlar.”,
“Yarıkkaya yine esrarlı sessizliğiyle doğuyu kapatıyor. Rıhtım caddesinde, balığı elbette seven lakayt insanlar geziniyor. Pek az kimseler, bir aşağı bir yukarı, telaşlı adımlarla dolaşan, kocaman şalvarlı, yün kuşaklı balıkçılar kahyasından haber soruyor.”
“Soğukoluk Yosması” isimli kitabında İsmail Varol, İskenderun sokaklarını, mekanlarını adım adım dolaşır tanıtır. Olaylar daha sokaklarda geçer. Bu roman 1976'da İstanbul'da yayınlanmış. Yazarı hakkında hiç bir bilgiye ulaşamadık. Kitabı okuduğumuzda, İsmail Varol'un iyi bir romancı ve yöreyi bilen bir yazar olduğu anlaşılıyor. İstanbul'da bir sahafta karşımıza çıkan kitap, bir dönem romanı. Bu kitap İskenderun sokaklarını ayrıntılı bir biçimde anlatır: “ Sokakta meraklılar toplanmıştı. Üstü başı kir pas içindeki hamallardan, şımarık, zengin çocuklarına kadar, her sınıftan meraklılar... Her köşeden, her sokaktan, bir bir, on on, hatta yüzlercesi çıkıveriyordu.”
“Baç meydanından, Şehit Pamir Caddesine döndü araba. İki tarafı büyükçe vitrinlerle süslü, kalabalık çarşıya gelince indiler. Halil'in koluna girdi Leyla. Birlikte yürüdüler. Onlar geçerken tüm bakışlar üzerlerine çevriliyordu. Genç, ihtiyar, hemen herkes: “İşte Soğukoluk Yosması bu” diye mırıldanıyordu.” Alış veriş yapmak için girdikleri birkaç dükkanın önünde kalabalık meraklılar toplanmıştı. Nereye gitseler, bu topluluk onları takip edecekti. Kurtulamayacaklardı bundan.”
Çok yeni bir kitap: “Sevgi Çemberi - Yaşanmış Öyküler” isimli kitabı Halis Açacak'ın yapıtı. Kitap 2014 yılında İskemderun'da Görüntü Gazetesi'nde basılmış. Yazar kitabında yaşadıklarını akıcı ve sade bir dille anlatmış. Uzun yıllar İskenderun'da yaşayan yazar, şimdilerde Bodrum'da yaşıyor. Kitabındaki öykülerden birinin adı; “Cadde” şöyle başlıyor: ” Güney'in bu güzel kıyı kentini, ne denli çok seviyorsa; kentin bu caddesini, o denli sevmiyordu. Yıllar oldu bu caddeden geçmeyeli. Zorunlu da olsa, yolunu değiştirip, gideceği yere başka caddelerden gitmeyi alışkanlık haline getirmişti. Ama bu kez nasıl olduysa anlayamadı; caddenin içinde buldu kendini. İki yana sıralanmış arabalardan, arabasını park edecek yer bulamayınca, tek yönün zorunlu işareti ile sürükleniverdi. Caddenin başına yakın bir yerde bir yerde bulduğu park yerine, daha arabasını park eder etmez de korktuğu başına geldi. Acılı günlerin film şeridi gibi gözünün önünden geçeceğini düşündüğü an, kalbi sıkıştı. Zayıf kalbi geçmişini yeniden yaşamasına izin vermedi. Dayanamıyordu. Caddenin en başındaki, “O” görüntüleme merkezinin önündeydi. Caddenin sonundaki Devlet Hastanesine doğru baktığında hatırı sayılır bir mesafe vardı.”
Yazar, 'Gömütlükteki Demokrasi' öyküsünde, sokakların resmini çizmiş:” Uzun yıllar ikamet ettiği, sonradan terk etmek zorunda kaldığı, Ülkenin güneyindeki bu güzel kente oldum olası hayrandı.”
Öykülerden biri de; “ Bulaşıcı Hastalıklar Servisi” burada caddeler ayrıntılı bir şekilde anlatılıyor: “ Eğlence sektöründe çalışan kadınlar için kentin en büyük otellerinden birini ayırmışlardı. Çalışan tüm kadınlar orada kalıyordu. Akşam olduğunda her işyeri, badi-gard yapılı adamını otele gönderip, kendilerinde çalışan kadınları alıp işyeriğne getirtiyordu.” Akşam üstü Mareşal Çakmak Caddesi, kentin en eğlenceli yeri oluyordu. Eğlence yerlerinin çoğu bu caddede idi. Gruplar halinde saçları yapılmış, makyajlı, güzeller güzeli, çıtır kızlar sağa sola gülücükler atarak, reklam yaparcasına salına salına geçerlerdi.
Mehmet Eroğlu'nun “Geç Kalmış Ölü” romanı, Issızlığın Ortası romanının devamıdır. Romanın kahramanı, İskenderun gibi büyülü bir şehirde geçmişini hatırlıyor ve intiharı düşünüyor. İskenderun sokaklarında, caddelerinde gece gündüz dolaşıp duruyor:” Araba durunca aşağıya indim. Gece burada serin ve sessizdi. Gökyüzü sanki ufalmış ve milyarlarca küçük parçaya bölünmüştü. Birden evrenin dehşetini, gecenin sonsuzluğuna gizlenen ürpertiyi hissettim. Sanki bütün gezegeni çiğneyip yutan kapkara bir korunun sınırında duruyor, gökyüzünün altında eziliyordum. Her şey! Ya kendimi anlamsız bir nesne, sıradan, çaresiz biri olarak hissettiğim o duygu: Ölüm!..” Yazar, İskenderun'un da geçen bölümlerde, pek çok konuyu ele almış. “Yaklaşık altı ya da yedi ay bu şehirde, Soğukoluk'ta bir evde kaldığını, sık sık pavyonundan kadınlarla birlikte olduğunu, aklıma gelen her şeyi art arda sıraladım. Anca birkaç dakika sonra sağır bir duvara karşı konuşuyormuşum gibi umutsuzluk içindeydim.” Yazar, Arsuz'u da anlatıyor. Ancak buraların pek farkında değil. Mücadelesi kendisiyle: “ Ertesi gün sabahın ilk saatlerinde, zamanı ve kişleri belli olmayan bir buluşmanın içinde bir aşağı bir yukarı dolaşıyordum. Paç Meydanı! Sorduğum ihtiyar eliyle geniş bir hat çizip, “ işte burası” demişti. İşte burası dediği, ortasında üç dört yolun kesiştiği ve bir meydandan çok, büyük bir kavşağı andıran, en azından elli metre uzayıp giden geniş bir bulvardı. Şehri ikiye bölüp sahile dik inan cadde ile Adana'dan gelip Antakya'ya geçen ve şehrin kara sınırını çizen karayolu da aynı meydanda kenetleniyordu.”
Üç yazar da sözleşmişcesine çok farklı olsa, benzer olayları ve yerleri öyküleştirmişler. Sosyal olaylar ve yerler insan hayatında çok önemli ve derin izler bırakıyor ve bunlar aynı benzer duygular yaratıyor.
Antakyalı şair Mahmut Kuru'nun Varlık Yayınları'ndan, 1957 yılında çıkan şiir kitabı,” Taşlı Tarla” isimli kitabından, “Üşüyorum” bir bölümünü aşağıya alıyor ve bu çok sevdiğim kadim kent Antakya'ya selamlarımı sunuyorum:

Antakyaya yağmur yağıyor sicim sicim
Ben üşüyorum
Ağaçlar üşüyor, kuşlar üşüyor, caddeler
Ayakkabım kıravatım şapkam üşüyorumsokaklar saçaklar evler
Hep birlik üşüyoruz.

Yanakları
Elma kırmızılığında çocuk üşüyorumelleri bacaklarının yanında üşüyorum
Karşı evin damında bir serçe
Ben üşüyorum serçe üşüyorum
Antakya'ya yağmur yağıyor sicim sicim

Bir it üşüyor kaldırımda duvarın dibinde
Tüyleri ıslak diken diken yapıiş yapış
Tüyleri üşüyor itin duvar üşüyorum sicim sicim yağmur yağıyor Antakyaya
Ben üşüyorum.
.....
Caddeye karşımıza camları buğulanmış lokantaların
Dıştan dışa üşüyor camlar
Elmalar portakallar muzlar üşüyorumantakyaya yağmur yağıyor sicim sicim
Üstüne üstüne vuruyor şemsiyemin
Ben üşüyorum



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın kültür çatışmaları kümesinde bulunan diğer yazıları...
Gurbette Aybastılı Olmak
Yunus Sütunundan İssos Harabelerine Büyük İskender'le Seyahat
Bekbele Yayla Şenlikleri
Ellezli Dersi Cıngırt Kayası Deniz Tepesi ve Hıdırellez
Kore Şehitleri Anıtı
Encümen-i Daniş
Şükrü Kanadlı Kışlası
Hacıahmetli Köyü: Körfezde Bir Güzel
Yitik Kent Myriandos
Aybastlılı'nın Anadolu'daki Akrabaları

Yazarın İnceleme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Sarıkamış'tan Esarete
Sarıkamış'tan Esarete
Cem Erman Kemal Sunal'ı Anlatıyor
Bir Başka Dünya: Hatay
Paris Strasbourg Gezisi
Mutlu Güney
Yarıkkaya Efsanesi
Büyük Antakya Kasesi
Atatürk ve Hatay
Hatay'ın Kurtuluş Mücadelesinde Türk Ordusu

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Aybastılı Şair İzzet Haznedar [Şiir]
Münzevi Bir Osmanlı [Şiir]
Çukurova'nın İki Yiğit Sesi: [Şiir]
[Şiir]
Şiirin Hatayı [Şiir]
Düşüyorum Tut Elimden - Selma Sayar [Öykü]
Bir Öykücümüzden Bir Öykümüz Var [Öykü]
Aybastılı Bir Feylesof: Refik Güley [Roman]
Anılarda İskenderun: Cem Erman ve Hikayet-i Zeki Müren [Deneme]
Bir Dönem Soğukoluk ve Hatay [Deneme]


kemal düz kimdir?

edebiyat sanat, tarih, kültür ve folklora karşı ilgim var. yerel bir gazetede kültür sanat yazıları yazıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
engin geçtan, edip cansever, tevfik fikret v.b.


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © kemal düz, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.