..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Düşmekten yükselme doğar. -Victor Hugo
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Düşler > seyfullah ÇALIŞKAN




7 Ekim 2003
Zaman Sen Yalansın  
seyfullah ÇALIŞKAN
Sen her zaman haklıydın. İnce eleyip sık dokumadan, her cümleyi sözcük sözcük eşelemeden anlaşabilirdik. Zamanı geldiğinde susabilseydim, kendime “idare et işte ne çıkar” diyebilseydim


:EBAE:

Demir kapılar arkasına sakla beni zaman. Karanlık kuyuları içime doldur. Bütün ağaçlarımı kurtlar kemirmiş, toprak sıvalarım unufak. Son vaktinde bir bağdadiyim çöktü çökecek. Tabak taşları çizgi çizgi eğrilmiş bir tepeden bozkırı dinliyorum. Yazgım, bir rüzgarla son bulmak, bir rüzgarla yerle yeksan olmak. Sen  hala yalan dokuyorsun gülerek nakış nakış. Kırk yamalı yorgansın işte, kırk umuttan arta kalan. Zaman, bütün ömürlerden daha kalleşsin sen. Bir yağmurda çözülür bütün ilmeklerin, alacalanır bir yağmurda bütün renklerin. Hayata dair her şey yalan, sen kendin bile yalansın zaman...
         Sen her zaman haklıydın. İnce eleyip sık dokumadan, her cümleyi sözcük sözcük eşelemeden anlaşabilirdik. Zamanı geldiğinde susabilseydim, kendime “idare et işte ne çıkar” diyebilseydim. Sabır ekmek istemez, su istemez... Biraz sabırlı olabilseydim korukları helva yapacaktı iklimi de sonbahar. Kim öğretti bu kadar cümleyi, kimden öğrendik bu alışılmış bilgiç tavırları bilmiyorum. “O zaman ama ben kendim olamam ki” demeyi hangi şarkıdan ezberledik? “Çok ararsın beni, benim kadar safını bir daha bulamazsın” demiştin. Haklı olduğunu anlamak için çok geç kaldım. Biraz daha nazlanırım, katlanırsın, dayanırsın sanmışım. Köprünün altından akıp geçecek kadar su kalmamış. Çaylarım kurumuş, derelerim susmuş, söğütlerim  öksüz şimdi.
         Az sonra son kum tanesi de düşünce önceden belirlediğim gibi yerimden kalkacağım. Kanepeye uzanıp aklımdaki bütün düşüncelerin yerine rüzgarda salınan geniş çayırları koyacağım. Güneşin altında nazlı nazlı salınan, içine sarı çiçekler serpiştirdiğim çayırları... Eğer sıkılırsam  divanımdan aşağı süzülüp düşten çayırıma uzanacağım. Ot kokuları arasından  göğün mavisi beni çağıracak. Kardan beyaz, pamuktan daha yumuşak Mayıs bulutları geçireceğim üzerimden. İnsan yüzlerine, ağaçlara, arabalara, kuzulara, geyiklere, kuşlara benzeyecekler. Ardından  ince, ılık bir yağmur gelecek. İlk damlalar incecik yapraklarda titreyecek, ardından bütün çayır irkilecek. Uzandığım yerde yağmuru karşılayacağım.  Her damla yüzüm, ellerim ve çıplak ayaklarımda mayıs, ben sırılsıklam sarhoş olacağım.
         Çaresizim, seni  kendimden uzak tutmayı başaramıyorum. Beynimi, düşüncelerimi senden uzak tutabilmek için her yolu denedim. Elimde olsa bana seni anımsatan her nesneyi, her biçimi, her rengi, bütün güzel kokuları çelik bir kasaya kilitleyeceğim. Yedi kat çelikten yapılmış, yedi kat yer altı gibi  bir kasaya...
         Senden sonra, yazın ardından her sabah fenere gittim. Suların dipsiz karanlıklarından sabahın ilk ışıklarında laciverde boyandığı, mavilere boyandığı zamanları bekledim. Güneşin yükselip denizi gümüş tellerle süslediği, ışığın dalgalarla oynaştığı saatlere kadar bekledim. Mavi kuşakları taptaze, beyazı martı gibi bir kayıkla gelmeni düşledim. Yorgun bir dalganın önünde koşa koşa gelip feneri kucakla istedim, köpük köpüğe... Bütün umutları ardından süpürüp gitmene rağmen, inatla seni bekledim.   
Gün doğmadan umutlar tükenmez diyen sözlere inanmak istedim. Kucağında mucizeler getiren, mucizeleri emziren zamana sığındım. Meğer yeni doğan güneşin  kollarında mayalansa bile, zaman yine de yalanmış. Badanası yüz kat, her beyazı başka  fener duvarına sırtımı yaslayıp oturdum. Sabah olmadan, tan yeri atmadan.
Ben hala bildiğin gibiyim. Uslanmadım, usanmadım, bildiğin gibi inatçıyım hala... Hala kızdığımda birbiri ardına sigara yakmayı sürdürüyorum. Sigarayı, bıyıklarımı kemirmeyi bırakacağım diye sana verdiğim sözü tutamadım. Telefonla konuşmayı ve fotoğraf çektirmeyi yine sevmiyorum. Okuduğum kitabın sayfalarını hiçbir zaman aklımda tutmayı başaramadım. Yarım kitapların arasından yine peçete parçaları sarkıyor.  Masamın üstü her zamanki gibi karmakarışık. Kağıtların üzerine yazdığım telefon numaralarını ve önemli notları aradığım zaman yine bulamıyorum. Bütün yanlışların suçunu kendime yüklemekten vazgeçtim. Artık çalar saat ile uyanıp işime yetişebiliyorum. Hatalı olduğum, yanlış yaptığım zamanlar senin de çok doğru davranmadığını yeni yeni anlıyorum. Yaşamım boyunca hep bir soruya yanıt arayacağım. Senin aradığın kişi  gerçekten ben miydim?
Zaman, koşarak geç, dört nala geç istersen ömrümün üzerinden. Mevsimleri savur , istersen senelerini yığ yoluma. Sen elleri kan içinde bir katilsin... Hüzün kadar gerçek, aşk kadar yalansın...
 
 Seyfullah Ekim 2003
Deniz Fenerinin Güncesi
 

.Eleştiriler & Yorumlar

:: Kutluyorum...
Gönderen: Nesrin Göçmen / İzmir
7 Kasım 2003
Tebrikler Seyfullah bey, evet zaman ne derse desin bile bile biz hala yanlışlarımızla devam edeceğiz....




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın düşler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Dudaklarının Kırmızısını Gelincikler Kıskansın
Öylesine Bir Akşam İşte

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Romantizm Delikanlıyı Bozar
Başka Türlü Bir Şey
Canan
Nisan"ın Şuçu
Sonbaharı Hüznün Rekleri Boyar
Aşkı Anlatmak Haksızlıktır
Bahar, Badem, Çocuk
Delikanlıyı Bozan Yazılar
Bir Fırtına Tuttu Bizi
Mevsim Türlüsü 2

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Emekleye Emekleye Emekli [Öykü]
Rakı Şişesine Ejderha Olduk [Öykü]
Saman Altından Aşk Yürürse [Öykü]
Gökçeada 3 [Öykü]
Ben İşin Kitabını Yazmıştım [Öykü]
Öyle Pat Diye de Ölünmez ki [Öykü]
Nataşa, Mavra ve Rakı [Öykü]
Sokarım Seni Şalvarıma Çıkarırım Tozpembe [Öykü]
Güvercinli Yazı - 1 [Öykü]
Çaki, Çakmak, Bıcak, Tarak [Öykü]


seyfullah ÇALIŞKAN kimdir?

Ben yazar falan değilim. Yazma eğilimli biriyim. Durumum henüz tedavi gerektirecek kadar kronik hale gelmedi. .

Etkilendiği Yazarlar:
Bilmiyorum,


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © seyfullah ÇALIŞKAN, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.