..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Kendinden daha uyanık insanları işe aldığın zaman, senin onlardan daha uyanık olduğunu kanıtlamış oluyorsun. -R. H. Grant
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Aşk ve Romantizm > ÖzgeCan




17 Şubat 2005
Üvey Sevgili  
Senden sonra.. artık.. hepsi... üvey, sevgili!

ÖzgeCan


Sonrasızlığa öncelik tanıyan eksik bir teşebbüs aşkımız.. Bir köprünün iki ayağı gibiyiz; bir araya gelsek, yıkım olur!


:AIJCD:

I

     O’nu tanımadan çok önce kendime kabul ettirmeye çabaladığım tek şey, yalnızca olasılığıydı ve ‘neden olmasın’ konu başlıklı umuttu çabama tek tesellim. Adı neydi, neye benziyordu, ne zaman ve nasıl belirecekti yüreğimin ufkunda; en ufak bir fikrim yoktu ama eninde sonunda bir gün aynı anda aynı yerde olacağımızı ve ‘bir elmanın iki yarısı masalı’ gereğince, hiçbir zorlama olmaksızın, doğal bir çekimle, birbirimizi birbirimizle tamamlayacağımızı biliyordum. Aramıyordum, pencerelerin önünde beklemiyordum ama hazırdım çoktan kapı daha çalınmadan açmaya... Hazırdım O’na...

Sonra... Uyumaya çalışırken, bir masal olup giriverdi uykularıma... Uyadığımda başucumdu benim...

     “Gözleri okyanus bakan, çok eski bir adam tanıdım. Ceplerinde taşıyordu beş yaş düşlerimi. Yüzü güneşli bir ilkyazdı, elleri yıldızlı bir Olympos gecesi... Nefesim gibi kokuyordu nefesi ve aynı yerden kanıyorduk yara aldığımızda... Yüreği endemik bir kır menekşesi, hercâi.. varlığı epidemik bir yaz nezlesi...” diye başladı masal...

O masal hiç bitmedi!


II

     Sol göğsümdeki ben gibi taşırken varlığını yüreğimde... yaptığı kardan adamı buzdolabında saklamak isteyen küçük bir kızın çocuksu inancı, inadı ve saflığıyla... her okuduğumda bir kez daha kendimle tanıştığım şiirleri, kırmızı kokulu dağ çileklerini, çizgili pijamaları ve hazan Bodrum’unda güneşli deniz kenarlarını sever gibi... gerçek, içten, sebepsiz... sorsalar:Yorumsuz! Seviyorum seni....
     Kardan adamın dostluğu güneş çıkana, güneşin dostluğuysa hava kararana kadardı. Büyümek, öğretmişti çocuksu denklemlerin gerçek hayatta geçerli olmayacağını. Bir yenisi, gidenin yerini doldurabiliyordu, kabullenmiştim zor da olsa... Ama sen benim beni terk etmeyen en dostum, yerini başka hiçbir varlığın dolduramadığı tek yalnızlığımsın!
     İşte bu yüzden hiçbir sıfat tamlamaya, tanımlamaya yetmedi, yetmiyor seni!



III

     Bandırasız bir gemideyim, o gemiyim belki.... Açık denizlerdeyim tayfasız, filikasız.. Serdümeni işten attım, motorları kapattım; saatte 4 knot hızla.. yelkenler fora! Anılar takılmış uskura, can çekişiyorlar ıpıslak bir acıyla. Yarınlar güneşleniyor güvertede, yeislerim-korkularım sintinede pusuda... Umut kuşu bir martı tünemiş kasaraya. Geçmiş lumbozlardan bakıyor, düşlerim asılıyor civadrada.

     Tramola atmaktan vazgeçtim nicedir, tornistan etmek de yok artık bir daha. Apazlama seyirdeyim, rüzgâr frişka. Barkaroller var dilimde yakamozların yazdığı sözlerini ay ışığının aydınlattığı, meltemlerin suflesi kulaklarımda...

     Pruvada bekliyorum, `sınır-ı zaman`sız.. yalansız.. gözlerim alargada....



IV

“Ellerimde bir göztasi, gözlerim boş gidiyordum
Ne bileyim, bir damlanın böyle deniz olduğunu...”

     En sevdiğin Can Baba şiirlerinden birinin ilk iki mısrasıydı seni balık, beni okyanus yapan! Sonra kendi şiirini yazdın sen:
                    “Sadece okyanusun farkında olan balıklar beceremez ağlamayı                     ve sadece derin okyanuslar ısıtır varlığıyla, ağlayamayan balıkları...”

     Ve bir anda okyanus oldun sen, ben oldun; fırtına gecelerinde karaya vuran dalgaların yeni bir şiir daha ekledi yüreğimin sahiline: “Okyanus kurudu ve bir birikinti kaldı sadece. Az daha o da gidiyordu! Sonra merak etti okyanus: Acaba tamamen kuruyunca ne olurdu? Ve o korku, yağmurları yağdırdı... Şimdi tekrar yine okyanus olma yolunda deniz ve en büyük damlaları hep sen.... seni seviyorum.... ”

     Tüm bunları okuduktan sonra ben de bir şiir yazdım. O şiirin adı ‘UMUT’tu... Okunmaya okunmaya silindi söz dizimleri, geriye bir tek başlığı kaldı!


V

     Sonrasızlığa öncelik tanıyan eksik bir teşebbüs aşkımız.. Bir köprünün iki ayağı gibiyiz; bir araya gelsek, yıkım olur!
     Ve sen... Hem yarsın, hem ser... ikinizden de vazgeçemiyorum. Deveye hendek atlatsam, köprüde iki keçi; keçileri barıştırsam, Ice köpek kovalar isimsiz kedilerimi... Sende bir kış ayısı miskinliği, bende katır inadı... aslında biz neyiz biliyor musun: Aşk Çölü’nde bahtsız iki bedevî! Kutup ayısını görmemek için gözlerimizi yumuyoruz acıya, yaralarımız kanamaz sanıyoruz; yaraları öpülünce can acılarının azalacağına inanan beş yaş afacanları gibi....
     Maalesef ya da yaşasın; istemeden bir oyunun tam ortasındayız. Oyunun adı: Çölde saklambaç! Ama korkudan öyle bir saklandık ki, korkarım, bulunduğumuz yerden yaşlanmadan, ya da kutup ayısı Hakk’ın rahmetine kavuşmadan çıkamayacağız! Biz hayat saklambacında birbirinin yerini bilerek birbirinden, hem de ebeden saklanan iki saf çocuk.. ayrı kuytularda ama beraber yaşlanacak, beraber aşklanacağız!


VI

     Ben senin... hiçbir zaman alamayacağın Çubuk Şarabı’n, Samsun tadındım; ‘ölürüm sana’n, sosyal danışmanın, sonsuza dek umudundum.
     İnanıyordum sana, tüm söylediklerine ve hiç yapmadıklarına. Öyle ki, yenileceğimi bilerek, ama duygularım uğruna savaşmadan vazgeçilecek kadar basit olmadığından, yeldeğirmenleriyle savaşan o şövalye gibi savaştım aramızdaki imkânsızlıkla. Ama iki kişinin olduğu bir sandalda tek başıma kürek çekerken, git gide gücümü ve inancımı yitirerek yorgun düştüm ben de sonunda.
     Ama haklıydın!
     Sen.. ne aradığını bilmeyen bir balıkçıydın; hangi denizde ne tutulur, hangi balık çıkar, hatta sen tutmak için yeterli misin?, bilmiyordun. Olması gerekenler ve olmaması gerekenler; hangisi ve ne zaman? diye bocalamanın dışında hiçbir şey yapmıyordun. Evet, belki de beni sevemeyecek kadar yufka yürekliydin ve “Her şeyi, herkesi bir anda silip yanına gelebilsem”, derken bile o filmdeki sen kadar kendine güvenemedin, o adam kadar cesur olamadın!
     Zamanlarca, öyle hiçbir şey yapmadan, ancak üstüne düşecek bir göktaşının sana yardım edebileceğine inanıp durdun. Yalnızca... olduğum için Allah’a, olduğumu öğrendiğin için kaderine, beni tanıdığın için şansına ve seni sevdiğim için bana aşık olmak yeter sandın.
     Yetmedi balığım... Sen içindeki Hemingway’i her şartta koruyabildiğine inansan da ve uzun yolculukları göze alabildiğini düşünsen de... söylesene, aslında hangi düşünü gerçekten yaşamak istedin ve yaşatmak için çabaladın ki sen!
     
İşte bu yüzden...
‘ilk görüşte aşk’tın,
daha ilk celsesinde
imkânsızlığa dönüşen!




.Eleştiriler & Yorumlar

:: Mükemmel
Gönderen: Nermin Kaçar / , Türkiye
13 Ekim 2014
Yazım stili, anlatım ve karakter tahlilleri ve bir de kullanılan kelimeler çok etkiledi beni.Aşk' ın tarifi zaten imkansız oluşu ve okuyucuya gerçekten hissettirdiniz bu duyguyu. Tebrikler.

:: Tarz
Gönderen: MUHAMMET ALİ YÜKSEL / , Türkiye
3 Mayıs 2012
Tarz,uslüp,anlatım çok hoş kaleminize sağlık.

:: üvey okur
Gönderen: Ayaz Şirin / , Azerbaycan
9 Aralık 2010
bana kalırsa hayatdan anladıklarımız, yaşadıklarımız ve hiss etdiklerimizi sanat diye bir şeye-kelimelere, resime, notaya, çizgilere ve s.-ye çevire bildiklerimiz kadardır. Hani siz de bir az anlamışsınız geçmişinizin şimdideki köklerinden.

:: tebrikler
Gönderen: üryan ruh / , Türkiye
27 Haziran 2009
ömür üvey sevgililerle geçerken, öz sevgili dediklerimiz bir bir terkediyor bizi! aşkın özü vazgeçilebilirlik mi?

:: Tebrikler
Gönderen: Kıymet TAN / , Türkiye
18 Mart 2009
Duygu selinde boğulmanın tadını yaşattığın için teşekürler.

:: ürpertici...
Gönderen: nezahat artan / , Türkiye
18 Kasım 2008
ne güzel yazmışsınız. okurken yaşadım aynı zamanda. sanırım aşkın birkaç yanı var ve hep tekrar ediyor...

:: etkileyici
Gönderen: Hasan / , Türkiye
21 Haziran 2008
Sonra... Uyumaya çalışırken, bir masal olup giriverdi uykularıma... Uyadığımda başucumdu benim... işte insan neyi bekledigini bildigi zaman o nasıl olsa bir şekilde tanrının lütfu gibi geliyor...gerçekten bu sözler çok anlamlı yazınızı gün ışıgına çıkardıgınız için Teşekürler...

:: kaçış
Gönderen: mehmet salçın / Ankara/Türkiye
13 Kasım 2007
kurgu ,dil muhteşem.kelimelerle, olayların dansı seyre değer.vuslatla kaçış öylesine iltisaklanmışki; her ikiside aynı şiddette ancak bu kadar lezzetle anlatılabilir.yolun açık olsun,kalemine sağlık.kendimi okumanın ikikere mutluluğuyla.

:: gözümdeki ırmağı okyanuslara kavuşturdun ya ne diy
Gönderen: ahmet fethullah yüksel / Elazığ/Türkiye
27 Nisan 2007
sonradan çıkan boynuz kulağı geçermiş.değme yazarlara taş çıkarmışsın bence.ilelebet başarılar.beni altüst ettiğin içinde; neyse kızmayacağım.

:: sevgiler
Gönderen: selman / Urfa/Türkiye
5 Nisan 2007
yaralarımız kanamaz sanıyoruz; yaraları öpülünce can acılarının azalacağına inanan beş yaş afacanları gibi.... belkide rönesanstan kalma romantiklerdik bir tutam sevgiye muhtaç yaralaramızdan meded umuyorduk

:: Üstad
Gönderen: Hilâl Özgül / Ankara/Türkiye
21 Mart 2007
Bi hikaye anca bu kadar güzel anlatılabilir! Kaleminize,bileğinize,yüreğinize sağlık. Alnınız gibi yolunuzda açık olsun saygılarımla.

:: Süpersin:)
Gönderen: ŞENNUR GÜR / İstanbul/Türkiye
31 Ocak 2007
Hayranlıkla okudum yazını ne kadar akıcı bir üslupla ve içtenlikle boğmadan yazmış kalemin. Ellerine sağlık ve çok teşekkürler böyle bir keyif yaşattığın için, Kal Sağlıcakla

:: degerli özge hanım...
Gönderen: pınar turhan / Antalya/Türkiye
13 Eylül 2006
bugün yazınızı okuma fırsatı bulabildim..yazıdaki betimlemelerinize..hayran kaldım ve edebiyatın varlığına bir kez daha sükrettim..saglıcakla kalınız kaleminize sağlık...

:: harika
Gönderen: levent başar / Gaziantep/Türkiye
10 Eylül 2006
girişteki yazı beni çok sarstı ve bu aşk tanımı muhteşem

:: hala bu kadar güçlüyse
Gönderen: akif yılmaz / Eskişehir/Türkiye
31 Ağustos 2006
insanoğlunun sahip olduğu en büyük gücü ve zayıflığı, aşkı anlatan en güzel yazıydı bu su ana kadar okuduklarım arasında. ve hala bu kadar güçlüyse...

:: çok güzel
Gönderen: ayça devrim / istanbul/Türkiye
31 Ağustos 2006
O kadar güzel bir öykü ki bu zaten sürekli okunmasından ve yorum yazılmasından da anlaşılabilir sizi tebrik etmekten başka bir şey gelmiyor elimden. "Ölümcül"ü de çok beğenmiştim ama "Üvey Sevgili" alıntılanası betimlemeleri,benzetmeleriyle farklı bir yakarış ve içerdiği göndermelerle. Kaleminiz sağlık Özgecan,sizi okumak güzel

:: Başucu Kitaplarım Gibi
Gönderen: Orkun Levent BOYA / Ankara/Türkiye
22 Mayıs 2006
Bu öyküyü uzun zaman önce okudum. sonra, defalarca da okudum. Ve, bugün bir daha... Sanırım sonra bir dah...bir daha da okuyacağım... Başucu kitaplarını bilirsin, dönüp dönüp de okumakatan bıkmadığın, bilakis her okumakta ayrı bir tat ayrı bir haz aldığın. O, başucu kitaplarım gibi olan bir kaç öyküden biri bu öykü benim için. "Nefesim gibi kokuyordu nefesi ve aynı yerden kanıyorduk yara aldığımızda..." bu cümle ise her okuduğumda "beni alıntıla" diyor... Bu kez kırmadım onu... Sevgiler, saygılar... Orkun

:: Sevgililer Gününe Girerken
Gönderen: Mehmet OZSARAC / Gaziantep/Türkiye
18 Şubat 2006
Yazınızı 13 Şubatta okudum.Yani sevgililer Gününe 1 gün kala.Onu için çok daha anlamlı oldu benim için ve çok beğendim. Kutlar,başarılarınızın devamını dilerim. Mehmet

:: mrb.
Gönderen: burhan üregül / Balıkesir/Türkiye
7 Şubat 2006
6.ıncı bölüme kadar çok güzel soyut betimlemelerle süslediğiniz öykünüzü son bölümde bağlarken zorlandığınızı hatta yaşadığınız bir olaydan esinlenerek yazdığınız öykünün kümesiyle ilgisi olmadığını düşünüyorum.Gönlünüze sağlık.

:: ya evde yoksan?
Gönderen: kerem hercai / İzmir/Türkmenistan
4 Şubat 2006
Sol göğsümdeki ben gibi taşırken varlığını yüreğimde... yaptığı kardan adamı buzdolabında saklamak isteyen küçük bir kızın çocuksu inancı, inadı ve saflığıyla... her okuduğumda bir kez daha kendimle tanıştığım bu oykuyu kaleme aldıgın ve ben gıbılerle comertce paylastıgın ıcın kar tanelerı kadar tesekkurler

:: yalnız değilsin
Gönderen: tayfun koru / İstanbul/Türkiye
28 Ekim 2005
aşkın tanımını yapmak zordur..yaşayan bilir ne menem bir şey olduğunu..çektirdiği ızdırap bir yana verdiği heyecan için canlar feda ederiz..feda edilmiş bi hayat kokan öykün için teşekkürler özge can..

:: Yüreğine sağlık
Gönderen: Didem Yılmaz / İstanbul/Türkiye
11 Eylül 2005
Ruhu öylesine sürüklüyor ki, uzaklara-derinlere. Öyle sanırım ki! aşkı yaşayan-yaşamayan, yaşamak istiyor, içerisinde acıları da barındırsada. Kalemine-yüreğine sağlık ki, aylar sonra keyifle, aradım-buldum-okudum eserini.

:: bence saçma............
Gönderen: SONGÜL BOZAN / Diyarbakır/Türkiye
2 Eylül 2005
bence dünya üzerinde aşk diye birşey yoktur.. sadece insanları boş yere yok eden sigara gibi gereksiz birşeydir... bunu okuyunca sadece güldüm.. çünkü aşk sadece bir kaç kişinin çoooooooooooooooooook abarttığı saçma bir duygudan ibaret...aslında biliyor musunuz aşk denen saçmalık bir duygu bile değil.. insan oğlu zamanını böyle boş şeylerle geçirmeyi çok seviyor.... bence daha anlamlı şeylerle uğraşmalısınız... herkese anlamlı günler dilerim..

:: ....
Gönderen: Utkan / Diğer/ABD
21 Ağustos 2005
Bu yazdiklarini hic okumami$ sayiyorum kendimi. cok derin bir yaranin kanamasina sebep oluyordu az daha. Sen bitirdigimde bana nefes almakta zorluk cektiren bu yaziyi hic yazmami$ olamayacagina gore... benim hic okumami$ olmam en dogrusu.

:: Yumak!
Gönderen: Olgun ONUR / İzmir/Türkiye
18 Ağustos 2005
Beni bir yumak yaptın, Çok yüksek bir uçurumdan aşağıya bıraktın, sonra ipliğimi duygularına sardın. Teşekkürler Özge Cân, seni okumak ve anlamak bir ayrıcalık...

:: ?
Gönderen: Yusuf Ziya / İstanbul/Türkiye
24 Temmuz 2005
masallar bitmez. zevgili üveyse aşk yoktur. ve başka şeyler. kafam çok iyiyi de geçti. yazıyı hatırlamıyorum desem inanır mısın?

:: Bu ikinci...
Gönderen: Bahadır Yurteri / İstanbul/Türkiye
30 Mayıs 2005
Bu yazdığım ikinci yorum eserleriniz hakkında ama şunu söyleyebilirim. Kaleminiz mi yoksa yüreğiniz mi daha kuvvetli çözemedim; ama gerçekten adama diz çöktürecek cinsten bir kabiiliyet. Hayran kaldım.

:: Bu İş Nasıl Olacak Ya...!
Gönderen: harun küpeli / Gaziantep/Türkiye
24 Nisan 2005
Merhaba Özgecan; Arkadaşım yazını okumaya başladım an başka bir diyara uçup gidiyorum yorum yazmaya mecal mı bırakıyorsunkine Üvey Sevgili de herkes kendinden kopan bir parça bulmuş ve parçaları birleştirdiğimiz de ortaya çıkan şaheserin adı tabii ki ÖZGECAN oluyor yolun açık olsun kardeşim sevgiler.

:: ezbere şairimin
Gönderen: Fulya Engin / İstanbul/Türkiye
18 Mart 2005
( m - ilk isim ) en doğal izini okudum -usulca söylemek istedim bunu - bastım bağrıma, mavi bir balığı gözünden deşmiştim ( m - sahte cisim)hala itiraf itiraf dilimlenir içim. Eve geliyor benimle bazı cümlelerin , adımız altlı üstlü durumuş bir listede , yitik dedi ,olsun , sen güzel söylüyorsun. kaçmak istiyor üzerimdeki atlas kumaş ya senin değdiğinn gibi bir sahile ya da satıp pılıyı pırtıyı karadan riskleşerek Tibete.. ne diyecektim , hah! "için içime kapaklansa" "için içime kapaklansa" "için içime kapaklansa" hadi hoşça kal

:: belki ama
Gönderen: öztürk / Adana/Türkiye
9 Mart 2005
Yazmak, bir yeni şeye başlamak adım atmak...güzel şey doğrusu. Ama ben isterdim ki yazdıklarınız daha çok insan tarafından ve kamusal alanda okunsun. eleştiri olumlu veya olumsuz o zaman daha gerçekçi olurdu. Bilmem denemeye değer buldun mu bu düşünceyi_

:: Kim en çok iz bırakır
Gönderen: Boran Kalay / /
4 Mart 2005
her biri iz bıraktı yüreğimizde her biri derin boşluklarla gitti ama en çok kim üzdü bizi en çok kimin yeri dolmadı hangi odada kimi kiminle aldattık acaba hep bu soru kafamda dostluklar da aldatılır mı başka sevgililerle ne ilk ne son olacak hayatımıza girenler daha satırlarca sayfalarca yazılar yazacağız bir bakışa bir gülüşe bir söze ama hangisi bilecek değerini ya da hangisi anlayacak bu büyük yüreği taşımanın değerini... özlemle...

:: Yazı yazmalı
Gönderen: Faik Murat Müftüler / Muğla/Türkiye
3 Mart 2005
Okudukça sizi içimden yorum değil, yazı yazmak geliyor. Her cümleden bir ilham alsam, her yazıdan kaç yazı çıkar? Bir hesaplasın hayrına. İnternet bağlantımı kesip yazayım bari. Konu şudur. "ilk görüşte aşk’tın, daha ilk celsesinde imkânsızlığa dönüşen!"

:: ..
Gönderen: Petek / .../Türkiye
2 Mart 2005
Yüreğine SağLık,baska ne diim..çok güseL bi yası oLmus:}tebrikLer:}

:: Köprünün ancak ayrı kalmasıyla işlevsel ayakları h
Gönderen: aynur özbek uluç / İstanbul/Türkiye
1 Mart 2005
Özellikle denizcilik terimleri ile bezeli bölüm çok ilgimi çekti..Zaten böyle bir anlatıma meyli ,ilgisi olan biri olmam da bunu katlamış olabilir..Aslında bu öykünü dün gece okudum,ama bir türlü yorum yazmama izin vermedi site.Epey bir kelime için sözlük karıştırdım tek tek. Oldukça keyifli bir okuma oldu bu nedenle de. Sindire sindire çıktı anlamları cümlelerin. Erkekler gemide, denizde belki bunların pratiğini yaşıyorlar, ama duyarlı bir kadın gözü ancak sözü böylesi bir yerden cana getirir, ordaki anlamlara yeni anlamlar yükler..ya da var olan gizli anlamlarını döker tek tek cümleye.Nitekim öyle olmuş yazdıkların ÖzgeCan..sevgiyle.. aynur özbek uluç

:: İlk olmanı isterdim..
Gönderen: Volkan / İstanbul/Türkiye
25 Şubat 2005
Çok fazla yorum yapmıyorum aslında, bir amatörün gözünden okuduğumda yazılanları ki zaten öyleyim, bazen dudak büküyor, bazen de haz alıyor ve kıskanıyorum, ilk yorumumda bir yazar arkadaşımızı yermiştim, türkçeyi doğru kullanmadığı için, ilk olmanı istememse senin üslubunun etkisinde kalışım. Değil imla hataların, yazdığın dili bile önemsemedim. Tek eksiğin süslü anlatımını yalınlaştırma çabası içine girmekten kaçınmandır.Tebrik ederim,

:: Muhteşem...
Gönderen: Funda Bilgili / İZMİR/Türkiye
23 Şubat 2005
Bazı yazarlar ve yazılar kendimden geçirir beni...Koparım zamandan ve mekandan. Şu anda işyerinde bulunan vücuduma aldırmadan ruhum açık denizlerde dolaşıyor...Öyle güzel bir anlatım ki...Çok nadiren bir yazıyı yeni baştan okumak isterim tadına doyasıya varabilmek adına...Ve okuduğum öyle bir denemeydi. Tebrikler Sevgili Özgecan...

:: içime çeksem kelimelerini...
Gönderen: yeşim kırlı / İzmir/Türkiye
23 Şubat 2005
bir sigara daha yaksam, dönüp baştan okusam...bir paket sigara biter böyle...kelimelerini duman gibi içime çeksem...ağzımda nikotine karışmış enfes bir tat kalır geriye...tek kelime Özge..."şahane"(!)

:: ( 'n
Gönderen: Kaan Ozer / Ankara/Türkiye
21 Şubat 2005
ortalamasını aldığım her aşkın karekökü üveydi:) umutkardeşiydim sabah kahvaltısında göğsünden akan kanı emerken.. belki âlâkasız ama; bu eseri okurken aklıma "şey" geldi... ve "şey" benim en az kullandığım kelimedir.. tarifsiz kaldığımda söylemlerime karışır .. :) şeyyyy ne desem bilmiyorum.. kalemini ruhunla beraber bir yerde unutursan haberim olsun.. hırsızlığa özentiyim ;p

:: ben kıyıya vurdum...sen dalgalara yakışıyorsun
Gönderen: Burcu Yıldızer / Ankara/Türkiye
20 Şubat 2005
insanda yorum yazacak gücü bırakmıyor bazen yazıların;yazmıyorsam can çekişiyordur sayende kalemim, bilesin... Yüreğinin hızına yetişmek, seni dalgalardan alıkoymak ne mümkün!!ben kıyıya vurdum bu gece, daha da yüzmem:)Birgün yolum düşerse seni ve yazılarını kuşatan havayı solumak isterim..sevgiyle kal..yüreğine sağlık her zamanki gibi....

:: özge CAN
Gönderen: mehmet asim erdoğmuş / İstanbul/Türkiye
19 Şubat 2005
sevgili özge yazılarını takip ediyorum."sen" ne kadar yazar olmadığını düşünsende, sen çok iyi yazıyorsun...yazarlık bir klışe ise sen bunu yüklenmişsin... eyvallah

:: tebrikler
Gönderen: Kâmuran Esen / Bolu/Türkiye
19 Şubat 2005
Sizi okumayı seviyorum ÖzgeCan.......Her yönüyle çok güzeldi...Sevgiyle kalın...Kâmuran Esen

:: ...
Gönderen: Mehmet Aydin / Ankara/Türkiye
19 Şubat 2005
bittiğim andır bu an ...

:: Tanık..
Gönderen: Mesut Aydınoğlu / İstanbul/Türkiye
19 Şubat 2005
Gizli ama alenen tanığıydım sanki bu aşk'ın yaşanırken,yaşandığında,yaşatıldığında..Okurken satırları bunları hissettiriyor cümleler sürekli bana..Şimdi ben en çok yorum yapan olmaktan ziyade nerede olmamı sorguluyorum..Yine de bildiğim bir şey var;yaşadıklarını yaşamamış olanlara bundan daha açık anlatamazdın.. Teşekkür etmek istiyorum;Aşk'ı aşıklara,adaylarına hatta aday adaylarına tüm çıplaklığıyla anlatma cesaretine sahip olduğun için :) Sanırım bundan böyle sohbetini özlediğimiz kadar değişik konularda ince detaylarına kadar inip çoğu insana ulaşma çabanla ürettiğin yazılarını da özler hale geleceğiz.Sohbetine nail olamasak bile yazılarını okuyabilme fırsatını yakalayanlara dahil olabilme yetisi dahi keyf verici bişiy :)




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Cevabı Yok Sorular
Ölü - M - Cül
Beş Yaş Öznesi
İki Kere İki Kaç (K) Eder?

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Via Crusis [Şiir]
Trajikomedramik Otologlar [Deneme]
Son Yazı (N) [Deneme]
Advaita Vedanta* [Deneme]
Bütün Suç Mevsimlerde * [Deneme]
Sn 2 (Bin) +v [Deneme]
Agrutra Mirva* [Deneme]
Hepimizden İyi Biliyor [Deneme]
Cam"dan Çocuğa Can"dan Satırlar… [Deneme]


ÖzgeCan kimdir?

Sürgünü akvaryum olan bir okyanus balığı. . .

Etkilendiği Yazarlar:
. . .


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


yazarın kütüphaneleri



 

 

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2017 | © ÖzgeCan, 2017
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.