..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
İnsan gülümsemeyle gözyaşı arasında gidip gelen bir sarkaçtır. -Byron
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Gerilim > ömer kırat




29 Haziran 2006
Bana Ne! (Cinayet Nedeni)  
ömer kırat
Eski bir yazı daha... Bir seri katilin doğuşu ve ölüşü...


:BIHF:
Özet: Yanına yaklaştığı kurbanlarına; "Bana ‘ne’ dersen seni öldürürüm!" diyen ve şaşırıp "Ne?" diyen kurbanını öldüren seri katilin nefes kesen maceraları...

Bölüm Bir: 1
Doğumhanenin havası rutubetliydi. Hiçbir şeyi olmayanlara sağlık hizmeti vermeye çalışan bu hastane, suya doymuştu. İçeriye soğuk hava girse, havadaki bağıl nem nedeniyle binanın içinde yağmur yağması bile mümkündü. Etrafta hastalıklarından başka hiçbir şeyleri olmayan insan silüetleri, kâh keyiflerin kâhyası gibi koridorda dolaşıyor, kâh iki büklüm olup öksürüyor, kâh kahkaha atıyordu.
Bu sırada doğumhaneden bir ağlama sesi yükseldi. Yeni bir bebek daha aramıza katılmıştı. Onu aramıza katan annesini oyundan çıkartmak pahasına... Kadının yaşamı, yaşam verdiği bebeği göremeden sona ermişti. Doktor, buna benzer durumlarda yaptığı gibi zavallı bebeği kimsesizler yurduna teslim etti…

Yıllar su gibi akıp geçmişti. Sevgiden nasibini almayan bu genç delikanlı, onu bir önceki görüşümüzdeki gibi ağlamıyordu artık. Kalbi sadece nefretle doluydu.

Onsekizine bastığında yetimhaneden ayrıldı. Ne yapacağını biliyordu. İçindeki nefreti kusacaktı. Arka sokakta dolaşırken, bir lokantanın mutfağına açılan kapıdan içeri girdi ve tek dostu olacak olan et bıçağını çaldı. Sevgiden bilhaber büyüyen bu gencin durumunu kimse anlamamıştı. Bu nedenle ona, bir şeyi anlamadığımızda sorduğumuz soru olan "NE?" sorusunu soran herkezi öldürmeye karar verdi.

Yağmur çiselerken, az ilerdeki otobüs durağına sığındı. Ardından aynı durağa gelen şişko adama döndü. Şişko adam bu durağın, onun için ebedi bir "durak" olacağından bilhaberdi... Bir süre ilk kurbanını süzdü ve bundan sonra kurbanlarını öldürmeden önce söyleyecekleri sanki otomatik olarak, dudaklarından döküldü;

- Bana "NE" dersen seni öldürürüm!

Şişko adam, bu yabancının ağzından dökülen sözleri doğal olarak anlamamış ve doğal bir tepkiyle "NE?" demiş ve yine bozazını ikiye kesen bıçak darbesiyle doğal olarak ölmüştü.

Ama Komser Kemal olay yerine geldiğinde bunun doğal yolla gerçekleşen bir ölüm olmadığını şappadanak anlamıştı. Şappadanak anlaması yetmezmiş gibi yağmur sularına da şappadanak basmıştı...

- Bu çok kötü. Muhtemelen cesetteki tüm deliller yağmur suyuyla kaybolmuştur. Tabi delil varsa. Bu delice cinayette ancak deliliğin delili olabilir… Kimmiş bu adam?
- Cüzdanı ve cep telefonu yok. Ama cebinden bir kartvizit çıktı. Şayet onunsa, kurbanımız bir muhasebeciydi demektir.
- Eğer karşımızda, yağmurlu günlerde, otobüs duraklarında bekleyen şişko muhasebecileri öldüren bir katil varsa hiç şaşırmam.
- Ama komserim! Bunun bir seri katilin işi olduğu sonucuna biraz erken varmadınız mı?
- Eee erken uyduran çok yol alır.


Yıkılmayı bekleyen eski püskü binada, en az bu bina kadar karanlık bir kişiliğe sahip genç bu gece olanları tekrar tekrar düşünmekten kendini alamıyordu. Sonunda onu görmezden gelen topluma kendini göstermişti. Artık kimse, o yokmuş gibi davranamayacaktı. Hatta öyle şeyler yapacaktı ki o öldükten sonra bile insanlar onun gibilerden korkacak, onları küçümseyemeyecekti. Bu sırada kolundaki acıyla düşüncelerinden sıyrıldı. Bu son faça fazla derin olmuştu. "Sanırım sende benim gibi kana susadın!" diye konuştu bıçakla, sanki ona cevap verebilecekmiş gibi bakarak...

Bölüm 2: İki

Komser Kemal banyodan çıktı, kurulandı. Suyu oldu olası sevmişti. Deniz kıyısında geçen bir çocukluğun sağlayacağı türden bir sevgi ilişkisiydi bu... Televizyonun karşısındaki yerini aldı. Kanalları değiştirirken bir filme gözü takıldı. Bıçaklı bir adamdan kaçan bir kadın vardı. Gece işlenen cinayeti hatırladı. Neden bu kadar kafasına takmıştı? Yani öyle çok cinayet görmüştü ki bunun nesi önemliydi? Belkide sorun hiç bir özelliği olmamasıydı. Öylesine yalın ve tuhaf... Sanki sırf öldürme duygusunu tatmak için işlenen bir cinayet...



Bu sırada eski binada...

Yağmur yine başlamıştı. Çürümüş çatıdan sızan sular sanki zehirlerini akıtmak için duvardan aşağı süzülen yılanlara benziyordu. Tüm hayatı böyle nemli, ıslak, karanlık yerlerde geçmişti. Sudan nefret ediyordu. Yapış yapış ve kirli hissettiriyordu kendini. Yüzlerce böceğin, en azından bir süre için kendine mesken olarak kullanmış olduğu her halinden belli olan şiltenin üstünde dönüp duruyordu. Yağmurun sinir bozucu sesi onu uyutmuyordu. İlk cinayetinin üzerinden saatler geçmişti. Ama uyuşturucu krizine girmiş gibi yoksunluk hissediyordu. Bir an önce kendine yeni bir kurban bulmalıydı. "Zaten bayram da yaklaşıyor!" diye kendi kendine bir espri yaptı.

Gülümseyerek bıçağına baktı. Ve ilk kez kendi yansımasını gördü, gülerken... Evet. Bıçak oydu, o bıçaktı. Kendini ifade etmenin, ben varım demenin aracından öte, sanki bir kardeş, hep olmak istediği kişiydi bu bıçak.

BÖLÜM III: 3
Polis merkezi…
- Nerede bulunmuş?
- Alışveriş merkezinin otoparkında...
- Öncekiyle aynı mı?
- Evet, bunun da boğazlı kazağı ve altında kalan boğazı kesilmiş. Cüzdanı kayıp.
- Kimse bişey görmemiş mi? Park yerinde güvenlik kamerası falan yok muymuş?
- Biz de bunu soruşturuyoruz komserim...

Bu sırada otoparkın yakınlarındaki barda...
Çok ilginç... Bir kadını öldürmek onu hiç rahatsız etmemişti. Halbu ki arabaların arasında kurbanını gözlerken, yapabileceğinden emin değildi. Ama neden yapamayacaktı ki? Kafasında, karşı cinsle ilgili hiçbir şey yoktu. Ne annesi ne sevgilisi olmamıştı. Bir kadınla kurduğu tek yakınlık, kimsesizler yurdundaki aşçı kadındı. Aaa tabi bir de bu gece boğazını kestiği kadın... Neydi son sözleri;

- Ne diyosun be, sapık mısın, defol!
- "Ne diyosun?" Ha! Yooo... Hayır... Aslında sen "NE" diyosun."

Bir süre daha kendi kendine konuşup şakalaştı. Öldürmek ona komik geliyordu. Sanki gülme gazının etkisindeki biri gibiydi. Hayatta onu güldüren tek şeyin, başkalarının ölümü olması ironikti.

Polis merkezi…
- Komserim iyi haber. Park yerindeki kamera bir şeyler yakalamış.
- Bakalım elimizde ne var...

Kameranın önüne denk gelen bir minibüs herşeyi mahvediyordu. Sadece sotede bekleyen ve gölgeler yüzünden, yüzü görünmeyen birisi ve az ilerde duran arabasına doğru giden zarif bir kadının, hayatın içinde attığı son adımlar takılmıştı objektife... Cinayet görüntüsü yoktu. Komser, filmin bir kopyasını istedi ve mesayisi boyunca bunu düşündü. Evine döndüğünde her zaman olduğu gibi ilk işi banyo yapmak olmuştu. Sonra videyoya kaseti taktı ve tekrar tekrar izledi. Cevap burada bir yerde olmalıdı.

Bölüm Dört: 2+2

Zengin mahallesi...
İlk kez zengin mahallesine gelmişti. Kurbanlarının rastgele olması önemliydi. Çünkü o genel olarak "insanlardan" nefret ediyordu. Zengin, fakir farketmezdi. Ama yine de zenginlerden biraz daha çok iğreniyordu. Zira onun fakirliğinde, her zenginin payı vardı. Ama dikkatli olmalıydı. Çünkü sadece adalet, mülkün köpeği değildi. Polisler de onlarındı. Fakir mahallesinde korunacak bir şey bulamayan polisler, zengin mahallesinde kuş uçurtmuyordu.
O sırada sokağa bir araba girdi. Sürücü, birbirinden güzel müstakil evleri farıyla selamladıktan sonra biraz acemice evinin park yerine yanaştı ve arabadan indi. Park etmedeki acemiliğinin, kandaki yüksek promilde alkolden kaynaklandığı belli olmuyordu.. Seri katilimiz, fakirlere yaptığı gibi yanına yanaştı.

- Bana "ne" dersen seni öldürürüm!
- Peki demem koç.... Hıck!

Sarhoş adamın bu cevabı, katilin bıçak tutan kolunun kaskatı kesilmesine yol açtı. Bu cevabı beklemiyordu. Fakat alkol nedeniyle mantıklı düşünüp-konuşma yeteneği malül olan adam, ona bu cevabı vermişti işte... Ne yapacaktı? Sarhoş adam evine yönelince, cevabını önemsemeden bıçağıyla şah damarını kesti. Adam hissetmemişti. Alkol nedeniyle uyuşan bedeni, uyuşan beynine hiçbir sinyal gönderemiyordu tabii... Bir-iki saniye sonra beyne alkolle dolu da olsa hiç kan gitmediği için yere yığıldı ve tuhaf şekilde kıvranarak canını teslim etti.

Polis merkezinde...
- İşte bu! Bu araba! Adamımız saklanırken arabanın kaportasına çıplak eliyle dokunuyor. Eğer araba hala oradaysa parmak izi alabiliriz.
- Ben hemen bölgeye en yakın ekibi gönderiyorum komserim!
- Görüntüdeki plakayı da araştırın. Belki araba park yerinde değildir. Sahibi onu yıkayıp izleri yok etmeden ulaşmalıyız.

Birkaç dakika sonra...

- Komserim araba park yerinde değil. Fakat söylediğiniz gibi plaka bilgilerinden adresine ulaştık.

Bir saat sonra Komser Kemal arabayı buldu ve sahibinin şaşkın bakışları arasında parmak izi aramaya koyuldular. Buldukları iz iyi durumdaydı. Zira katil heyecanlanmış ve elindeki ter, vücut yağlarıyla harmanlanıp bu bariz izi bırakmıştı. Bundan sonrası bilgisayarın veri tabanlarını araştırmasına kalmıştı. Kimsesizler yurdunda kalanların da parmak izleri alınırdı ama sıranın o dosyalara gelmesi zaman alacaktı...

Doğru Düzgün Bir Adı Olan Tek Bölüm: Son "Ne"

Kendini yenilmez ve yutulmaz hissediyordu. Gerçi zengin pislik ona istediğini tam olarak vermemişti. Söylemesi gereken "NE?" sorusunu ağzından alamamıştı.Bu nedenle, olayı telafi etmeye karar verdi. Cinayetleri işleyiş biçimine sadık kalmalıydı. Zira bir tür ibadetti bu, onun için... Serseri mayın gibi sokağa çıktı.


Komser Kemal parmak izi araştırmasının uzamasından dolayı hava alma bahanesiyle ofisi terketti. Yağmur yağıyordu. Ama bunu pek önemsemedi.. Çözmeyi kafasına taktığı diğer olaylarda yaptığı gibi sahile indi. Deniz ona huzur veriyordu. Bu sırada uzakta bir yabancı belirdi. Şemsiyesi veya yağmurluğu yoktu. Komserin dikkatini çekmişti... Tuhaftı... Belki de yıllarca suçlularla yaşamanın verdiği bir tür "Örümcek hissiydi" bu... Tuhaf adam tam karşısına geldi dikildi. Komser tetikte bekliyordu ve ilk o konuştu:

- NE?
Katilin hoşuna gitmişti bu durum. Zengin adamın aksine sanki onun kullanmadığı "ne" yi bu kurban kullanmıştı.
- Bana "ne" dersen...
yavaşça bıçağı kavradı..
-...seni...

Ama komser, silahına davranmak üzere olan insanların hareketlerini öylesine biliyordu ki önce o davrandı.

- DUR! AT O SİLAHI!

Katil genç, şaşırmıştı. Tüm iktidarını kaybetmişti. Ve onu yaratan gücü kaybeden her manyağın yapacağı gibi adeta intihar edercesine, bıçağını çekti. Çekmesiyle birlikte bir el silah sesi, yağmur damlalarını titretti.
Daha önce de canı yanmıştı ama bu çok farklıydı. Acı, tüm bedeninin kaskatı kesilmesine neden oldu. Bir adım attı. Ama sonra dengesini kaybetti ve sahildeki kayalara doğru yuvarlandı. Komser Kemal, polislik yaşamı boyunca ilk kez birini öldürmenin şaşakınlığından olsa gerek, adamı tutmadı. Cesedinin denize karışmasını seyretti. Sudan mezarına gömülen kimsesizin aklından artık farklı bir soru geçiyordu; "NASIL?"

Komser, polis merkezine döndüğünde, yardımcısı, geç kalan müjdeyi verdi.
- Komserim onu bulduk."
dedi... Ve elindeki, kişisel bilgileri içeren dosyayı uzattı. Komser dosyadaki resme baktı ve…
- NE!
... diyebildi sadece...

BÖLÜM SON: THE END



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Kuran'a Ayak Basan İlk Türk
Noel Baba'nın Gerçek Hikâyesi
Buzdolabı Adam Elma
Frank Einstein
Dinlenme Tesisi (Hac - Mahal)
A Playlist Story
Bill Clift'in Karısının Anlatacakları Var!
Yalnızlık Üzerine Bir Yanılma/yanılsama
Ordu Olmayan Adam
Mutlu Olmaktan Mutsuz Olan Adam

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Sherlock ve Watson [Roman]
Hâlâ Emekleyen İnsanlık [Deneme]
Dünya Kadınlar Dünü [Eleştiri]
Türban Bağlamında Korunmasız Dinsel İlişki [Eleştiri]
Bir Mayıs İşçisi Gibi Yayılmak Meydanlara [Eleştiri]
Numeroloji [Bilimsel]
Koçların Arabaları & Tanrıların Sessizliği [Bilimsel]
Diyet [Bilimsel]
Repeat After Me: Evren, Evrem, Evre! [Bilimsel]
Ödeme Güçlüğü Çekenler [Bilimsel]


ömer kırat kimdir?

Merhaba edebiyat aşıkları! Edebiyata duyduğunuz aşkın karşılıksız olmasına neden olan kişi, yani edebiyatın gönlünü kaptırdığı, dolayısıyla sizin aşkınıza karşılık vermemesine neden olan kişi olarak, büyük bir sorumluluğum olduğunun bilincindeyim. Bu bilinçle, amatör edebiyata büyük bir katkı sağlayacağına, yeni bir soluk ve beniz getireceğine inandığım bu sitenin üyesi olarak, üyesi olduğum ve edebiyata yeni bir beniz ve soluk getirip, katkı sağlayacağına inandığımı az önce belirttiğim bu sitedeki yazın serüvenime sizleri de davet etmekten kıvanç duyuyorum ve kıvancın kelime anlamını tam olarak bilemediğim için şaşkınlık yaşıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Douglas Adams, Emil Zola, Garcia Marquez, Oscar Wilde, Woody Allen


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © ömer kırat, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.