..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Uygarlık, gereksiz gereksinimlerin, sonsuz sayıda artmasıdır -Mark Twain
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Sevgi ve Arkadaşlık > Dorsin Poyraz




4 Nisan 2007
Üç Mum  
Dorsin Poyraz
Yağmurun sesi ile açtı gözlerini. “Yine yağıyor” diye düşündü, hem de hiçbir varlığın yaşayacaklarına aldırmadan ve herhangi bir rahatsızlık duymadan akıyordu.


:AHCG:
Yağmurun sesi ile açtı gözlerini. “Yine yağıyor” diye düşündü, hem de hiçbir varlığın yaşayacaklarına aldırmadan ve herhangi bir rahatsızlık duymadan akıyordu. Gün yine uzun uzun sürüp gidecekti, sanki, hayatı boyunca dindiğini düşünmediği yağmurun altında tüm ömürünün özetini çıkarır gibi.
Cama çarpan damlaların sesine durdu bir an. Hangi damla bir kulağı tırmaladığını bilir? Cama çarpan damlaların akışını seyretti. Damladan sonra dönüştükleri hallerinin acınası olduğunu düşündü ve gülümsedi intikam alır gibi. İnsanı çıldırtacak gibi akıyor ama sonra kendileri de bitiyordu. Tüm güçlerini cama çarptıkları ana saklıyorlardı ve sonra sessiz sedasız pervazdan aşağıya akıp, bir çamur göletine karışıyorlardı. “Şu kısa yaşam öykülerinde tek amaçları insanlara acı çektirmek midir?” diye geçirdi içinden. Bu sorunun cevabını düşünmeye başlayacaktı ki, telefonu çaldı. Arkadaşları çağırıyorlardı. Ona çay ve sıcak bir simitle güzel bir sohbet sözü veriyorlardı. Kabul etmedi. “Yalnız kalmak istiyorum” dedi. Telefonu kapatırken camdaki ses yine ürpertti içini.
Dışarı çıkmak, pasta almak zorundaydı. Bir koşu köşedeki pastaneye gidip gelecekti ama ne kadar zor bir işti. Yağmurluğunu giyerken aynadaki yüzüne baktı bir an. Gözlerine bakmaya korktu. Kapıyı çekti ve merdivenlerden ağır ağır inmeye başladı. Her basamağı hissedercesine basıyordu. O sırada alt katta oturan komşusu açtı kapıyı. Yüzündeki acımaklı ifadeyi saklayamadan konuşmaya başladı. “Nasılsın kızım? Daha iyi gördüm seni?” dedi. Daha iyi nasıl olunur, komşusu da bilmiyordu aslında ama öyle olmasını umuyordu. “İyiyim, sağolun.” dedi sadece. Sizler nasılsınız diyecek gücü bulamadı kendinde. Başını tekrar önüne eğdi ve iyi günler dileyerek aynı yavaşlıkta merdivenlerden inmeye devam etti.
Dışarıya çıktığında yağmurun cama vurduğundan daha da korkunç yağdığını gördü: sesini içinde hissediyordu. Soğuk tüylerini ürpertti. Arka arkaya düşen damlalar, ıslanmamak için koşuşturan insanlar ve ıslak yollar. Yağmur her yerde büyük bir telaşa yol açarken, yolların neden bu kadar sakin olduğuna anlam veremedi. Neden yolların bir kaygısı yoktu yağmurdan, sakınacak hiçbir şeyi kalmamış mıydı? Koruyacak küçük bir değeri de mi yoktu? Yolun kendisini yağmura öylece yatırmasına hiçbir zaman anlam verememişti zaten.
Soğuk içine işlemeye başlamıştı. Başını gökyüzüne kaldırıp tüm yakarışlarını yapmayı istedi. Uzak mekanların yalnızlığını taşımanın büyük acısını anlatmak ya da saçlarının arasından ayak uçlarına kadar akan şu yağmurun tüm acıyı vücudundan çekip, toprağa karıştırmasını söylemeyi istedi.
Adımlarını yağmurun oluşturduğu göletlerden sakınmadan atıyordu. Paçaları ıslanmış, omuzları sırılsıklam olmuştu pastahanenin kapısında durduğunda. Güzel ve değişik bir pasta seçmek istedi ama her zamankinden almaya karar verdi; Çilekli pasta. Üzerine çikolata ile yazı yazılmış olanlardan istedi. Pastaneci hiçbir soru sormadan güzel bir paket yaptı. İçine mumlarını koymayı unutmadı.
Hızlı ve büyük adımlarla eve döndü. Kapının kilidini çevirirken telefon çalıyordu. Yetişmek istemedi ama ahizeyi kaldırıncaya kadar susmayacağını iyi biliyordu. Arkadaşlarıydı yine. Onu çağırıyorlardı. Cazip teklifler sunuyorlardı. En sonunda onlar gelmek istediklerini söyleyince kabalaşmamak için kendini zor tuttu. “Lütfen, yalnız kalmak istiyorum. Sizi sonra ararım. Herkese selam.” dedi ve kapattı.
Islak yağmurluğunu asarken aynada yüzüne bakmamaya özen gösterdi. Kendisinin yaşadıklarını bilmeyen sesleri duymanın ona iyi geleceğini düşünerek radyoyu açtı. Spiker yağmurdan ve yağmurun romantizminden bahsediyordu. Nasıl da habersizdi romantizmin acı yüzünden. İçindeki sesin ona yeterli geldiğine karar verdi ve radyoyu kapattı.
Oda ıssızlığı doldu içine. Etrafına bakınca korkunç yalnızlığı çarptı yüzüne. Yağmur aynı hızla ve aynı gürültü ile yağıyordu. Pastayı paketinden çıkardı. Üzerine üç tane mum dikti. Pencerenin kenarındaki masanın ortasına koydu. Sonra masayı hazırlamaya başladı. Tabaklar, çatallar ve bardaklar. Eskisi kadar mükkemmeliyetçi yaklaşmıyordu sofrayı hazırlarken. Hayattaki eksiklikliklere çoktan alışmıştı.
Mumları yaktı. Üflemek istediyse de mumların hafif hafif yanışlarını izledi. Kapı çaldı. Kalktı. Gözyaşlarını sildi. Annesiydi gelen. “Hazır mısın?” dedi. “Evet”dedi. Aynaya bakmadan yağmurluğunu aldı ve kapıyı kapattı.
Yıllar önce yağmurdan dolayı kullandığı arabanın kontrolünü kaybederek geçirdiği trafik kazasında üç yaşındaki kızını kaybedince onun her doğumgününde mezarlığa ziyarete giderdi annesiyle.
Pastanın mumları hala yanıyordu...



Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.


Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Şehir ve Gece [Şiir]
Gitmeseydin [Şiir]
Mavi Aşk [Şiir]
Ruhunu Dinlendir [Deneme]
Bir İsim Bul Kendine [Deneme]
Gecenin Sırrı [Deneme]
Her Veda Açtığı Kapıyı Açık Bırakır [Deneme]
Bilmeyecekler İçin [Deneme]


Dorsin Poyraz kimdir?

gazete ve bazı edebiyat sitelerine yazıyorum. 2003 yılında sadece Avrupa'da yayınlanan bir anı kitap çalışması yaptım. şu an öykü üzerine yoğunlaşmak istiyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
bir çok yazar ve sanatçıyı takip ediyorum


yazardan son gelenler

bu yazının yer aldığı
kütüphaneler


 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2019 | © Dorsin Poyraz, 2019
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.