..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Yaşamım boyunca, ondan birşey öğrenemeyeceğim kadar cahil bir adamla karşılaşmadım. -Galilei
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Bilimsel
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Sevda'ya Dair 2
MEHMET SARI
Şiir > Aşk ve Romantizm

SEN GELİNCE(GÜLÜNCE) MEVSİM NEVBAHAR OLUR GÖÇMEN KUŞLAR SÜZÜLÜR GÖKYÜZÜNDE SEN GİDİNCE MEVSİM SONBAHAR OLUR KURU YAPRAKLAR UÇUŞUR GÖKYÜZÜNDE

[DEVAMI]




Arama Motoru

Bilimsel Kümeleri (Toplam 220 Bilimsel, son bir ayda 6 yeni Bilimsel)
21. Yüzyıl
Akımlar
Biçimler
Bitkibilim
Çevrebilim
Dilbilim
Dinbilim (2)
Estetik
Felsefe (2)
Fizik (2)
İnternet
Kimya
Politika
Ruhbilim
Suçbilim
Tıp
Tüze Felsefesi (Hukuk)
Uzaybilim

Bilimselde İlk Yirmi
 Marsa Bir İki  (Ahmet Zeytinci)
Uzaybilim

İnsanların uğraştığı şeylere bak, işleri güçleri yok Mars'a adam götüreceklermiş. Bu adamlar ya kafayı yemiş, ya bizle dalga geçiyorlar, ya da sansasyonel olmak için bu haberleri çıkarıyorlar. Bugün ki uzay ve havacılık imkânları ve teknolojisi ile Mars'a sekiz ay da gidilebiliyor arkadaşlar. Düşünebiliyor musunuz Mars'a gitmek için kıçı kırık bir uzay gemisinde sekiz ay geçireceksiniz, o da sekiz ay süresince uzay da başınıza kötü bir şey gelmezse, sonuçta uzay gemisi dediğiniz alet kul yapısı bir makine...
 Dünya Plastik Olma Yolunda İlerliyor... : ((  (RUTİL BİLGİNER-)
Çevrebilim

Plastiklerin harika bir materyal olduğuna ama sorunu oluşturan tamda plastiğin özellikleri plastik çöplerin kalıcı bir yok etme yöntemi piroliz denilen yöntem ...
 Holywood Neden Hep Felaket Tellallığı Yapar  (Ahmet Zeytinci)
Politika

Her ne kadar gerçek hayatın içinden hikayelere yer verse de Amerikan Sineması absürt de diyebileceğimiz saçma sapan filmlerin senaryolaştırılıp çekilmesine, bu filmlerin dünya piyasalarında boy göstermesine her zaman fırsat vermektedir. Tabi bu filmlerin arasında bir sürü subliminal mesajlarda seyredenlere pompalanmaktadır. ABD'nin yegane güttüğü bir siyaset olan vahşi kapitalizm ve devamında da emperyalizmin sürdürülebilmesi için bu filmler ile dünya gençliğinin beyinlerinin yıkanması ve dumura uğratılması planlanmaktadır...
 Bazen Kafayı Yer İnsan  (Ahmet Zeytinci)
Ruhbilim

Bazı zaman belgeseller bile kafayı yedirtebiliyor insana. Ceylan kaçıyor, çita ya da jaguar kovalıyor, ''Jaguar arabası değil öyle bir hayvan var, billahi var.'' belli yakalayacak, kameramanda onu çekiyor da çekiyor, niye, bizim gibi aslında, onlardan çok daha vahşi olan insan seyretsin diye... Bir tanesi de araya girip de şu ceylanı kurtarayım demiyor. Çok daha vahşi dedim de inanmaz gibi oldunuz. Onlar hiç olmazsa bir hayvana takıyor kafayı, yakalıyor karnını doyuruyor, ya biz, ya insanoğlu, Hiroşima'da bir seferde öldürdük yüz binlerce kişiyi... Hem de savaş bitmek üzereyken, teslim olmaya yakınken çekik gözlüler...
 Toplum 4  (Bayram Kaya)
Felsefe

Yani kişi kendi içinde bulunan kritik değerli boşluklu tanecikli iç içe enerji alanlı bitişik zamanları iş bölüşümü yapan kolektif alan içinde her biri bir iş kolu üzerinde ayrık zamanlara dönüşür. Kişi ile var olan tümel enerji gün boyu ayrı ayrı eş görevli gruplar üzerinde, akıyordu.
 İnsanın Doğa İçinde Kendisini Var Etmesi  (Taner SARGIN)
Felsefe

Doğa içinde var olmaya çalışıyoruz ama bir türlü doğanın bir parçası olduğumuzu kabullenemiyoruz.. .İlk çağda yada bu gün değişmeyen tek şey. Beyinde gerçekleşen kimyasal elektriksel bir takım süreçlerin parmak uçlarımızda gerçeklik bulmasıdır.
 Terörün Zararı Kime Faydası Kime  (Ahmet Zeytinci)
Suçbilim

Güvenilir bir araştırmaya göre dünyada savunmaya ayrılan bütçe 2010 yılında 40 milyar dolarken, bu rakamlar 2014 yılında 64 milyar dolara yükselmiş. En büyük kargaşanın ve savaşların yaşandığı bölge günümüzde Orta Doğu... Stratejistler önümüzde ki on yıl içinde Orta Doğu'da ki silah pazarının 110 milyar dolara kadar çıkacağını öngörüyorlar... İnsanlık için korkunç bir durum her açıdan. En başta da yoksul ve mazlum uluslar için tabi ki...
 Psikopat ve Sosyopat Dolu Bir Dünya  (Ahmet Zeytinci)
Ruhbilim

Sahte Peygamber, adı her ne ise, mevta olmuş ve Bursa'da cenazesi defin ediliyor. Hazreti Muhammed sav. den sonra peygamber gelmediğine göre bu adama bu kadar ilgi neden, anlayabilene aşk olsun. Binlerce kadın ve onun iki üç katı da erkek vatandaş ağlayıp göz yaşı döküyorlar ki aslında bu adam mürtet, yani dinden çıkmıştır, kendini peygamber ilan ettiği sebebi ile... Yazık çok yazık... İmanlarını bir sorgulasınlar onun cenazesine giden vatandaşlar...
 Tarihsel 2  (Bayram Kaya)
Felsefe

Köleci sisteme gelene kadar doğada alçak ayı, salak kertenkele, namussuz maymun, şerefsiz arı, müfteri inek, vicdansız bir sincap, çok vicdanlı bir kurt gibi en aşırı uçlar içinde alçalan; en aşırı uç içinde yükselen veya yalancı olan hemcinslerimiz de yoktu.
10 
 Toplum 1 - 2  (Bayram Kaya)
Felsefe

İnsan çevresinin ürünüdür. Yani hayat doğal ve organik oluşumlu özne sistemin ürünüdür. İnsan organik bir özne nesnellik, kolektif bir özne sosyallik ve üstel çarpanla kolektif bir özne toplumsaldı. Bana göre insanın insanlığı önce tüm diğer sosyal hayatlar gibi sosyal zekâyla belirimdi. Sonra da kolektif ile üreten toplumsal zekâydı. Zaten insan insanlığını üreten, ittifak eden kolektif zekâ içinde elde etmişti. Değilse ben insanım diye peyda olmamıştı.
11 
 Tarihsel 1  (Bayram Kaya)
Felsefe

Okur şunu iyi bilmelidir. Tarih salt geçmişten oluşan (ibaret) bir olgu ve olay değildir. Tarih hem olgudur. Hem yaşanandır. Hem yaşanacak olan olaylardır. Geçmiştir. Şimdidir. Her an ile gelecektir. Tarih, geçen, geçmekte olan ve geçecek olandır. Tarih yaşayandır! Ama öyle yaşayandır ki geçmişiyle ölmüş ama bugünde. Bugün ile yaşayan ama sizin dışınızdadır. Sizin dışınızda hem geçmiş ile ölmüş hem şimdi ile doğmuş hem de az sonrası için sürekli gebelik ile sürekli doğacak olandır.
12 
 Siber Meydan Savaşları  (Ahmet Zeytinci)
İnternet

Artık savaşlar orta çağ da olduğu gibi, meydanlarda değil, bilgisayar ortamlarında gerçekleşiyor. Onlar bizim devlet kuruluşlarımızın sitelerine saldırıyor, bizimkilerde onların önemli kuruluşlarının sitelerine saldırıyor, bayrak dikiyorlar, işlevsiz hale getiriyorlar... Bütün kritik devlet kuruluşlarının tabi bir kaç tane de yedeklenmiş siteleri var. Site ele geçirildi mi, hemen yedeklenmiş siteler devreye giriyor. Böyle de olması lazım, yoksa bütün işlerin karmakarışık olması içten bile değil...
13 
 Çok Özel İnsanlardır Onlar  (Ahmet Zeytinci)
Tıp

Sen çalış çalış herkesten fazla, Tıp Fakültesini kazan, altı sene oku, sonra uzmanlığı kazan, Dahiliye Uzmanı ol, Kalp Cerrahı ol, Beyin Cerrahı ol, Psikiyatr ol, bunları olmak içinde o altı senenin üstüne dört beş sene daha oku... Sonrasında doçent ol, profesör ol... Sonrada bir densiz çıkıp sana silah ile ya da yumrukları ile saldırsın, seni yaralasın ya da hayatına son versin... Yok böyle bir şey, kabul etmiyorum ben böyle hadsiz, çapsız, dengesiz davranışları...
14 
 İslamofobi Yükseliyorsa Şuçlusu Bizleriz  (Ahmet Zeytinci)
Dinbilim

Orta Doğu Coğrafyasında adı İslami Direniş Örgütü olan büyük ve küçük çaplı örgütlerin büyük çoğunluğu batılı ajanlar tarafından kurulmuştur, inceleyin bakın. Eğer ki Müslüman ülkeler savaştıkları düşmanlar ile tanka karşı kalaşnikof ya da uçağa karşı roketatar, argümanları ile savaş sürdürecekler ise bu savaşların kazanılmasına olanak yoktur. Yapılan sadece havanda su dövmektir... Adamlar gelir senin beldelerini yerle bir ederler, yüzlerce kişi ölür ve sakat kalır. Sen de iki tane İsrail askerini öldürürsün, sonra da cesetlerin üstüne ayağınla basarken, onların ürettiği kolayı içersin, yine onların ürettiği silah ile hava olsun diye bulutları tararsın...
15 
 Noktalı Virgül  (Ahmet Zeytinci)
Dilbilim

Bazen ben (.) koyarım ve orada bitiririm her şeyi. Kimi zaman da , (virgül) kardeş tam nokta koyulacak yerde, atar pençesini oraya ve bir şans daha verir hem cümleye hem de yaşanacaklara. Bir zaman ikimiz altlı üstlü bir araya geliriz bu virgül kardeş ile o zaman da adımız haliyle ;(noktalı virgül) olur. Ama hep ben üstteyim (.) nokta olarak. Bakın, olarak cümlesinden sonra bile beni koydular oraya, oraya dan sonrada haliyle (,) sahne de yerini aldı... Bazen de peş peşe üç tane noktayı eşit aralıklar ile koyup nokta kardeşliğini başlatırlar. Siz duydunuz mu bilmiyorum, ben de yeni öğrendim. Bir de noktalı virgül (;) dövmesi varmış. Onun da açıklaması şöyle ''Birçok insan kendi cümlelerinin ve öykülerinin henüz bitmediğini hatırlamak için vücutlarını noktalı virgül ile işaretlemeyi seçti. Hâlâ buradalar ve işleri daha iyiye götürmek için hâlâ vakitleri var. Fikrin özü geçmiş mücadele ve zorluklara rağmen, bulunduğunuz noktada durmanız gerekmediğinden çıkıyor. Devam ederek cümle, yeni bir başlangıç ve son elde ediyor.''
16 
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 1  (Bayram Kaya)
Felsefe

Buradaki Totem, Mevla, El, Tanrı, İlah gibi kavramların evrende beliren Yaratıcı ve Mutlak Güç olan Yüce Tanrı kavramıyla hiçbir ilgisi olmayan tarihsel verilerdir. Zaten Evrensel Yaratan Güç olan Yüce Tanrı kavramı da bunlardan hiç birisi değildir. Kader mülk sahip dünya genelinde olan kavramlardır. "Eylerse Mevla eyler Mevla ne eylerse güzel eyler" Bu gibi sözler albenili, ağdalı ve yaldızlı büyüleyici sözlerdir. Büyü bir söylemin tersi olan düşünmeyi unutturup yasaklamakla; sizin etraflıca düşünememe girdabına düşmenizdeki kapılışla büyülenmeydi. Bu tür söylemler hiç bir direnç ön görmeksizin, alt yapısı kabul ettirilmiş süreç anlamlara atıf olmakla; tereyağından kıl çeker gibi akışlı olurlar. Eskiden mülkün sahibi padişahtı. Yani mülk üretim nesneleriyle, üretim nesnesi içinde üretim nesnesiyle çalışan insanı da içeren bir kavramdı. Mülkün içinde üreten çalışan insanı çektiniz mi mülkün hiçbir anlamı yoktur. Kavramları şimdiki anlamlarla değil geçmişteki ilk anlamla özgülenen gelişmesi içinde takip edeceksiniz. İnsanın üreten ilişkisi içindeki emek nesnelerini çekerseniz insan üreten faaliyette bulunamaz. Doğaya ve zorluklarına teslim olur. Mülk bu nedenle kolektif etkili özne (insan) nesne girişmeyle mülktür. Mülkün sahibi padişah (Mevla) karşısındaki kişi kendisini tanıtırken kendisine "Kulunuz" derdi. "Kulunuz Evliya Çelebi" derdi. Yani üzerinde her tür tasarruf hakkınız olan köleniz Evliya Çelebi demekti. Padişah ta zaten bu anma veya zikrin baskı ve basıncıyla herkese kullarım derdi. "Kulumuz Evliya çelebi nasıl? Ne haldedir? Nicedir?" diyen mülkiyetli bir azametle sorardı. Mevla neydi? Mülkü olan. Mülk sahibi olan kişi efendiydi. Mevla’mız da efendimizdi. Mülk sahibi olmanın gücü ve azameti ile güç ve iradeydi. Efendi mülk sahibi olan, mülkünü tasarruf edendi. Mevali neydi Mevla olanın kuluydu. Mülk yoksunu iradesiz acizlikti. Köleci mantıkla ihsas edilen düşünce buydu. Bu mantık tarihin inşa sürecine, gerçeğe ve gerçekliğe kökten aykırı bir durumdu. Mülkün sahibi diliyordu. Mülkün sahibi mülkten sadaka veriyordu. Mülkün sahibi mülksüz olana (aslında mülksüz kıldığı kişilere) acıyor, merhamet ediyor, lütufkâr davranıyordu! Kendilikten mülk sahipli olmanın davranışıydı. İşte bu nedenle bu mantık alt yapısı üzerinde oluşan alan etkisi akışı içine bu türden veciz sözler söyleniyordu: "Eylerse Mevla (sahibimiz-efendimiz) eyler Mevla (sahibimiz-efendimiz) ne eylerse güzel eyler" Öyle ya mülkü olan, mülkten verip vermemenin eyleminde olurdu. Mülkün sahibi mülkten ister versin ister vermesin; ne eylerse güzel eylerdi. Bu kaderdi. Hayır ve şerdi. Hayır, da şer de Mevla’dandı. Böylece bu sözlerle iman akdinin altyapısı ve akli zemini oluşturulmuştu. Bu zemin üzerine de bu tür "Eylerse Mevla eyler/ Mevla ne eylerse güzel eyler" gibi söylediğiniz sözler bu tür inanmışlık alanı içinde yağ gibi akar. Bu sözler boyun eğiciliğe, teslimiyete dirençsiz olmaya yağ etkisi yapacaktı. Monarşinin dili tekilerk dili. Oligarşinin dili mülk sahipleri ortaklaşmasının irade ve paylaşım yapma paylaştırma gücüydü. Monarşi ve oligarşinin dili olan sentez, şimdiki tüm dinlerin inşa diliydi. Dinler bu inşa dili içinde ve inşa dili çevresindeki zamana ve zemine bağlı bir evrim sel, düşün sel, eylem seli oluşla kendi eylemini sürükleyen ideolojinin (öğretinin) fikri hareketi olan öznel dildi. İlk totem yapılar ilk sosyal sözleşmelerdi. Bu nedenle ve bu aşamada sosyal sözleşme sözlü olmaktan çok vücut ve yönelimli bir eylem birliği dilidir. Sosyal sözleşme sağlatan sosyal alanın çekimiydi. Çekim alanı içinde söz ve eylem birliğini totemdi mana düşüncesi olukla belirten, kodlayan eylem ve sağlamaların alan içi kendi tekrarlarıydı. Toplumsal sözleşmeler üreten ilişkilerden sonra, üreten ilişkilerin totem grup alanı dışında girişen söz eylem ve takasla ürün anlaşmalarıydı. Toplumsal sözleşmelerinin kökeninde totem meslekleri vardır. Toplumsal sözleşmelerin temelinde totem meslekleri girişmesi vardır. Ama ne sosyal sözleşmeler içinde ne toplumsal sözleşmeler içinde; din ve din benzeri efektler hiç yoktur. Üreten ittifak olmaktan çok teslimiyetçi bir üretim biçim olukla tekerkillik (monarşiler); biat, taat, itaat ve ibadet ahdi olan izole yapılardı. Tekerkillik içindeki bu kümülatiflerle birlikte oluşan iman ahdi kavilleri, önce din benzeri El iman ahitle monarşin bir inanç ve iman ikrarlarını oluştular. Sonra da üreten yapı içinde köleci mülk ilişkilerini güden genel çizgiler dâhilindeki oligarşin yapılarla kırpma ve düzenlemelerle dinler vardı. Dinler bu mülkiyetçi köleci genel çizgiyi gözetme benzerliği içinde güncele ilişkin akışa yol verecek yerel veya lokal oligarşinle yerel ya da lokal feodaliteyle birlikte tamamen dinler, vardır. Dinler, acıkmanın biyolojik olması gibi bir gereksinmeyle hayatla ve dolaysıyla insanla her zaman her yerde var olan genel bir belirme hiç değildirler. Dinler böylesi bir genellik ihtiyacından kaynaklanmakla dünyanın her yerinde her insanla birlikte görülür olan genel ıralı bir tutum değildir. Dinler hiç bir zaman genel bağlamla genel karakterli değildirler ve şimdilik yeryüzü dini de değildirler ve zulümle, zorbalıkla olmadıkça bu halleriyle yeryüzü dini olmaları da olası değildir. İnsanın biyolojisinden gelen bir duyuş vardır. Bu duyuş din değildir. Kişilerin kaygılardan arınmasıyla kişi yönelimlerini güden kişi yönelimlerini aydınlatıp anlam veren duyuş grotesk iliktir. Grotesk ilik hiç bir zaman din değildir. Dış dünya baskı ve basıncının kişi öznesi üzerinde anlamlandırma olan duygulardır. Artık kişi bu duygularıyla koşullu refleksin tavrı oluyordu. Dinler sosyal sözleşmelerden ön toplumsal sözleşmelerden çok sonra vardır. Kolektif gücü özelleştiren mülk ilişkisi içindeki; mülk sahibinin paylaştırmasına göre olan sosyo toplumsal baskıyı yerel alan içinde kişiye yöneltmenin baskı basınç duyuşudurlar. Yani din, dış dünyanın baskı ve basıncından çok sonra üreten ilişkileri köleci tarzla paylaştıran yapı içinde gelip; kişideki groteski duygularla birlikte kişi duyumlu salınımı büyüten sosyo toplumsal bir yatıştırıcı olmakla yatıştırıcı; teslimiyetçi; öğütçü; ödevli şartlı öğrenmedir. El ihale unsuru bir mana fikridir. El kolektif zenginliği "mülk benim. Ben mülkümü dilediğime verdim. Ben mülkümü pay ederken siz şahit miydiniz? Diyerek kolektif mülkiyeti seçkin kişilere ihale emenin meşruiyet mantığıydı. El köleci yapıdan günümüze kadar, günümüz de dâhil; kamunun kaynaklarını kolektifin kaynaklarını ihale eden, tanrılaşan güçtü. El mülk sahipliğinin ve mülk sahibi yönetme gücünün üretilen içinde aslan payını almasıydı. Bir zamanlar yeryüzünde otuz beş bin tane El tarzı mutlak monarşini mülk sahipliği temsilcisi olan küçük egemenlikler vardı. Ve bunlar tarih kitaplarına yanlış bir algılatmayla, geçmiş süreci unutturan söylemle birçok tanrı, çok tanrılık düşünce söylemiyle geçmiştir. Bu otuz beş bin köleci ve monarşi temsilcisi tanrı efendiler sentezi ile oligarşinin temsilcisi olan tevhidin tanrıları ortaya çıkmıştı. Amon-Ra, Yehova, Ahura Mazda vs. bu tanrılardan sadece bir kaçıydı. Tarih bilinci genel bir akıştır. Dinler genel akışlı sürekliliğin içinde mahallî tutumlu geçmişten intikal eden söylemle mevcut durumda beliren sorunsallara göre olan çıkarımlardı. Yine günümüze gelen süreçte otuz beş bin tane tanrı efendilerin oligarşin sentezinden geriye Yahudilik, Hristiyanlık, Budizm, Şintoizm, Konfüçyüs gibi büyük sentez dinleriyle bunlar dışında belki de ancak bin kadar din kalmıştır. Otuz beş bin efendi tanrının sentezinden geriye kalan 4300 kadar dinin çoğu 50 yüz kişilik grup, topluluk dini boyutunda olmakla çoğu bahse bile konu olmazlar. Monarşin inşaca duruma göre söylenen sözlerden biri daha örnek olarak söylenecek olursa şu tür bir söz monarşin yapı içinde söylenen bir lafız olmakla söylenebilir. "O her şeyi hakkıyla bilendir". O her şeyi hakkıyla bilirse, söylediği her söz de haktır ( doğrudur) yönetendir. Yine bu bağlamla "siz bilmezsiniz o bilir" der. Doğru da. Çünkü siz kolektif olanı biliyorsunuz. Ama "mülkün sahibi o" gibi tekile göre olanı bilmezsiniz O zaten kolektife karşı, kolektif olmayanları sayıp dökmekle; özel sahipli mülk egemenliğini (monarşi olanı) söylemekle; monarşiye ait olan gücün her şeyini biliyordu. Kim? "O". "O kim?" Mülk sahibi. Bir gerçek daha vardı. Her şeyi hakkıyla bilen, kolektif ligi bilmiyordu. Kolektif ligi görmezden geliyor, kolektif ligi giderek unutuyordu. Unutulan kolektif gerçeklik, her şeyi bilen tarafından söylemce "merhamet, lütuf, acıma olarak; rahman ve rahim olanın" harcama ve tasarrufu olan gizlemelerle hatırlanacaktı. İlk köleci monarşin inşa içinde "o" olan, kendisinin kolektifleri (ortaklar veya ortakları yok diyordu). Bilmezlik burada başlıyordu.
17 
 Çocuklarınıza Sevgi ile Yaklaşın  (Ahmet Zeytinci)
Ruhbilim

Bakın senelerden beri ülkemizde kutlanmakta olan ve de her zaman gurur kaynağımız Mustafa Kemal Atatürk'ün armağanı, aziz hatırası bir 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramımız var ve senelerdir de tüm dünya çocukları ile bir şenliğe dönüştürerek beraber kutluyoruz bu bayramı. Bundan daha güzel ve bizi şereflendiren bir şey olabilir mi? Gelin bakalım siz de gelin zamanında düşman olduğumuz ülkelerin çocukları; Rum Çocukları, Ermeni Çocukları, Rus Çocukları, Yunan Çocukları Suriye Çocukları, Irak Çocukları. Bizim yüreğimizde hepinizi alacak kadar yer var.
18 
 Anlamak Gerek 71  (Bayram Kaya)
Felsefe

İşte tarihsel gerçekliğin seyredişi olan gerçek hikayesi olan filim burada kopuyordu. Burada El aksiyonu devreye giriyordu. Kolektif birim zamanlı kolektif bir artık güç donanımı olmadan, nimetlerden yararlanmak ta (!) ne rızk vardı. Ne rızk veren vardı. Bunlar ancak kolektif bir güçle olasıydı. Kolektif hareketin iş bölüşümü içindeki kolektif birim zamanı size ilk depo enerjiyi vermişti.
19 
 Bileşim ve Bileşimin Özelliği 7  (Bayram Kaya)
Felsefe

Fizik yüzeyler şimdi iki boyut düzlem üzerine hacim sel bir fark gerilimdi. Tesseract (tetraküp-teserat) ta dördüncü boyuta, dördüncü ayırt olmakla dördüncü ayırtın da fizik hacme olan alan etkisi, ZAMANDI.
20 
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 5  (Bayram Kaya)
Felsefe

Oligarşiye göre de güç ve yönetim ortakları olan ortaklaşışla bir irade ve yönetim anlayışıydı. Tekil olan ortak tanımayan monarşin bir anlayıştı. Biz ise yönetim de karar alma da mülk sahiplik ilişkileri içinde ortaklaşmayı tanıyan tevhit diliydi.




son gelen bilimseller
Marsa Bir İki
Ahmet Zeytinci
Bilimsel > Uzaybilim
Noktalı Virgül
Ahmet Zeytinci
Bilimsel > Dilbilim
Bayındır
Ahmet Odabaş
Bilimsel > Çevrebilim
Toplum 5
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Toplum 4
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Toplum 1 - 2
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Toplum 3
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe

 


 



| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Okur Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | Okur Üyeliği | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Sahne Arkası |

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2021 | © Eser sahipleri, 2021
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.