..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
"Usun ve deneyimin aksaçlılarınki gibi, ama yüreğin masum çocuklarınki gibi olsun." -Schiller
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Bilimsel
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri

Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  

Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 3
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe

Ön ittifaklı kolektif yapı içinde biz demenin yerine şimdi oligarşi içinde mülk sahibi olup ta yöneten güçlerin zikri içinde biz demenin birliği (tevhidi) vardı. Ve biz demenin tevhit dilini kullanan kişileri vardı. Biz diyen zikir, kişi sahipli yöneten mülk egemenliğiydi. Oligarşinler biz diyen düzey, düzlemin zikri içindeydiler. Monarşin ve oligarşin gücün elinden mülkü yani mülkün dileme, isteme gibi özne gücü irade ve zikri çekip aldınız m

[DEVAMI]




Arama Motoru

Bilimsel Kümeleri (Toplam 220 Bilimsel, son bir ayda 6 yeni Bilimsel)
21. Yüzyıl
Akımlar
Biçimler
Bitkibilim
Çevrebilim
Dilbilim
Dinbilim (2)
Estetik
Felsefe (2)
Fizik (2)
İnternet
Kimya
Politika
Ruhbilim
Suçbilim
Tıp
Tüze Felsefesi (Hukuk)
Uzaybilim

Bilimselde İlk Yirmi
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 6  (Bayram Kaya)
Felsefe

Monarşi tekil ve ortak tanımazdı. Tekil karardı. Oysa oligarşi tekil irade değildi. Monarşi gibi tekil söylem karşısında oligarşi biz söylemliydi. Yani oligarşi kendisine ortaklar tanıyan karşı söylemdi.
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 1  (Bayram Kaya)
Felsefe

Buradaki Totem, Mevla, El, Tanrı, İlah gibi kavramların evrende beliren Yaratıcı ve Mutlak Güç olan Yüce Tanrı kavramıyla hiçbir ilgisi olmayan tarihsel verilerdir. Zaten Evrensel Yaratan Güç olan Yüce Tanrı kavramı da bunlardan hiç birisi değildir. Kader mülk sahip dünya genelinde olan kavramlardır. "Eylerse Mevla eyler Mevla ne eylerse güzel eyler" Bu gibi sözler albenili, ağdalı ve yaldızlı büyüleyici sözlerdir. Büyü bir söylemin tersi olan düşünmeyi unutturup yasaklamakla; sizin etraflıca düşünememe girdabına düşmenizdeki kapılışla büyülenmeydi. Bu tür söylemler hiç bir direnç ön görmeksizin, alt yapısı kabul ettirilmiş süreç anlamlara atıf olmakla; tereyağından kıl çeker gibi akışlı olurlar. Eskiden mülkün sahibi padişahtı. Yani mülk üretim nesneleriyle, üretim nesnesi içinde üretim nesnesiyle çalışan insanı da içeren bir kavramdı. Mülkün içinde üreten çalışan insanı çektiniz mi mülkün hiçbir anlamı yoktur. Kavramları şimdiki anlamlarla değil geçmişteki ilk anlamla özgülenen gelişmesi içinde takip edeceksiniz. İnsanın üreten ilişkisi içindeki emek nesnelerini çekerseniz insan üreten faaliyette bulunamaz. Doğaya ve zorluklarına teslim olur. Mülk bu nedenle kolektif etkili özne (insan) nesne girişmeyle mülktür. Mülkün sahibi padişah (Mevla) karşısındaki kişi kendisini tanıtırken kendisine "Kulunuz" derdi. "Kulunuz Evliya Çelebi" derdi. Yani üzerinde her tür tasarruf hakkınız olan köleniz Evliya Çelebi demekti. Padişah ta zaten bu anma veya zikrin baskı ve basıncıyla herkese kullarım derdi. "Kulumuz Evliya çelebi nasıl? Ne haldedir? Nicedir?" diyen mülkiyetli bir azametle sorardı. Mevla neydi? Mülkü olan. Mülk sahibi olan kişi efendiydi. Mevla’mız da efendimizdi. Mülk sahibi olmanın gücü ve azameti ile güç ve iradeydi. Efendi mülk sahibi olan, mülkünü tasarruf edendi. Mevali neydi Mevla olanın kuluydu. Mülk yoksunu iradesiz acizlikti. Köleci mantıkla ihsas edilen düşünce buydu. Bu mantık tarihin inşa sürecine, gerçeğe ve gerçekliğe kökten aykırı bir durumdu. Mülkün sahibi diliyordu. Mülkün sahibi mülkten sadaka veriyordu. Mülkün sahibi mülksüz olana (aslında mülksüz kıldığı kişilere) acıyor, merhamet ediyor, lütufkâr davranıyordu! Kendilikten mülk sahipli olmanın davranışıydı. İşte bu nedenle bu mantık alt yapısı üzerinde oluşan alan etkisi akışı içine bu türden veciz sözler söyleniyordu: "Eylerse Mevla (sahibimiz-efendimiz) eyler Mevla (sahibimiz-efendimiz) ne eylerse güzel eyler" Öyle ya mülkü olan, mülkten verip vermemenin eyleminde olurdu. Mülkün sahibi mülkten ister versin ister vermesin; ne eylerse güzel eylerdi. Bu kaderdi. Hayır ve şerdi. Hayır, da şer de Mevla’dandı. Böylece bu sözlerle iman akdinin altyapısı ve akli zemini oluşturulmuştu. Bu zemin üzerine de bu tür "Eylerse Mevla eyler/ Mevla ne eylerse güzel eyler" gibi söylediğiniz sözler bu tür inanmışlık alanı içinde yağ gibi akar. Bu sözler boyun eğiciliğe, teslimiyete dirençsiz olmaya yağ etkisi yapacaktı. Monarşinin dili tekilerk dili. Oligarşinin dili mülk sahipleri ortaklaşmasının irade ve paylaşım yapma paylaştırma gücüydü. Monarşi ve oligarşinin dili olan sentez, şimdiki tüm dinlerin inşa diliydi. Dinler bu inşa dili içinde ve inşa dili çevresindeki zamana ve zemine bağlı bir evrim sel, düşün sel, eylem seli oluşla kendi eylemini sürükleyen ideolojinin (öğretinin) fikri hareketi olan öznel dildi. İlk totem yapılar ilk sosyal sözleşmelerdi. Bu nedenle ve bu aşamada sosyal sözleşme sözlü olmaktan çok vücut ve yönelimli bir eylem birliği dilidir. Sosyal sözleşme sağlatan sosyal alanın çekimiydi. Çekim alanı içinde söz ve eylem birliğini totemdi mana düşüncesi olukla belirten, kodlayan eylem ve sağlamaların alan içi kendi tekrarlarıydı. Toplumsal sözleşmeler üreten ilişkilerden sonra, üreten ilişkilerin totem grup alanı dışında girişen söz eylem ve takasla ürün anlaşmalarıydı. Toplumsal sözleşmelerinin kökeninde totem meslekleri vardır. Toplumsal sözleşmelerin temelinde totem meslekleri girişmesi vardır. Ama ne sosyal sözleşmeler içinde ne toplumsal sözleşmeler içinde; din ve din benzeri efektler hiç yoktur. Üreten ittifak olmaktan çok teslimiyetçi bir üretim biçim olukla tekerkillik (monarşiler); biat, taat, itaat ve ibadet ahdi olan izole yapılardı. Tekerkillik içindeki bu kümülatiflerle birlikte oluşan iman ahdi kavilleri, önce din benzeri El iman ahitle monarşin bir inanç ve iman ikrarlarını oluştular. Sonra da üreten yapı içinde köleci mülk ilişkilerini güden genel çizgiler dâhilindeki oligarşin yapılarla kırpma ve düzenlemelerle dinler vardı. Dinler bu mülkiyetçi köleci genel çizgiyi gözetme benzerliği içinde güncele ilişkin akışa yol verecek yerel veya lokal oligarşinle yerel ya da lokal feodaliteyle birlikte tamamen dinler, vardır. Dinler, acıkmanın biyolojik olması gibi bir gereksinmeyle hayatla ve dolaysıyla insanla her zaman her yerde var olan genel bir belirme hiç değildirler. Dinler böylesi bir genellik ihtiyacından kaynaklanmakla dünyanın her yerinde her insanla birlikte görülür olan genel ıralı bir tutum değildir. Dinler hiç bir zaman genel bağlamla genel karakterli değildirler ve şimdilik yeryüzü dini de değildirler ve zulümle, zorbalıkla olmadıkça bu halleriyle yeryüzü dini olmaları da olası değildir. İnsanın biyolojisinden gelen bir duyuş vardır. Bu duyuş din değildir. Kişilerin kaygılardan arınmasıyla kişi yönelimlerini güden kişi yönelimlerini aydınlatıp anlam veren duyuş grotesk iliktir. Grotesk ilik hiç bir zaman din değildir. Dış dünya baskı ve basıncının kişi öznesi üzerinde anlamlandırma olan duygulardır. Artık kişi bu duygularıyla koşullu refleksin tavrı oluyordu. Dinler sosyal sözleşmelerden ön toplumsal sözleşmelerden çok sonra vardır. Kolektif gücü özelleştiren mülk ilişkisi içindeki; mülk sahibinin paylaştırmasına göre olan sosyo toplumsal baskıyı yerel alan içinde kişiye yöneltmenin baskı basınç duyuşudurlar. Yani din, dış dünyanın baskı ve basıncından çok sonra üreten ilişkileri köleci tarzla paylaştıran yapı içinde gelip; kişideki groteski duygularla birlikte kişi duyumlu salınımı büyüten sosyo toplumsal bir yatıştırıcı olmakla yatıştırıcı; teslimiyetçi; öğütçü; ödevli şartlı öğrenmedir. El ihale unsuru bir mana fikridir. El kolektif zenginliği "mülk benim. Ben mülkümü dilediğime verdim. Ben mülkümü pay ederken siz şahit miydiniz? Diyerek kolektif mülkiyeti seçkin kişilere ihale emenin meşruiyet mantığıydı. El köleci yapıdan günümüze kadar, günümüz de dâhil; kamunun kaynaklarını kolektifin kaynaklarını ihale eden, tanrılaşan güçtü. El mülk sahipliğinin ve mülk sahibi yönetme gücünün üretilen içinde aslan payını almasıydı. Bir zamanlar yeryüzünde otuz beş bin tane El tarzı mutlak monarşini mülk sahipliği temsilcisi olan küçük egemenlikler vardı. Ve bunlar tarih kitaplarına yanlış bir algılatmayla, geçmiş süreci unutturan söylemle birçok tanrı, çok tanrılık düşünce söylemiyle geçmiştir. Bu otuz beş bin köleci ve monarşi temsilcisi tanrı efendiler sentezi ile oligarşinin temsilcisi olan tevhidin tanrıları ortaya çıkmıştı. Amon-Ra, Yehova, Ahura Mazda vs. bu tanrılardan sadece bir kaçıydı. Tarih bilinci genel bir akıştır. Dinler genel akışlı sürekliliğin içinde mahallî tutumlu geçmişten intikal eden söylemle mevcut durumda beliren sorunsallara göre olan çıkarımlardı. Yine günümüze gelen süreçte otuz beş bin tane tanrı efendilerin oligarşin sentezinden geriye Yahudilik, Hristiyanlık, Budizm, Şintoizm, Konfüçyüs gibi büyük sentez dinleriyle bunlar dışında belki de ancak bin kadar din kalmıştır. Otuz beş bin efendi tanrının sentezinden geriye kalan 4300 kadar dinin çoğu 50 yüz kişilik grup, topluluk dini boyutunda olmakla çoğu bahse bile konu olmazlar. Monarşin inşaca duruma göre söylenen sözlerden biri daha örnek olarak söylenecek olursa şu tür bir söz monarşin yapı içinde söylenen bir lafız olmakla söylenebilir. "O her şeyi hakkıyla bilendir". O her şeyi hakkıyla bilirse, söylediği her söz de haktır ( doğrudur) yönetendir. Yine bu bağlamla "siz bilmezsiniz o bilir" der. Doğru da. Çünkü siz kolektif olanı biliyorsunuz. Ama "mülkün sahibi o" gibi tekile göre olanı bilmezsiniz O zaten kolektife karşı, kolektif olmayanları sayıp dökmekle; özel sahipli mülk egemenliğini (monarşi olanı) söylemekle; monarşiye ait olan gücün her şeyini biliyordu. Kim? "O". "O kim?" Mülk sahibi. Bir gerçek daha vardı. Her şeyi hakkıyla bilen, kolektif ligi bilmiyordu. Kolektif ligi görmezden geliyor, kolektif ligi giderek unutuyordu. Unutulan kolektif gerçeklik, her şeyi bilen tarafından söylemce "merhamet, lütuf, acıma olarak; rahman ve rahim olanın" harcama ve tasarrufu olan gizlemelerle hatırlanacaktı. İlk köleci monarşin inşa içinde "o" olan, kendisinin kolektifleri (ortaklar veya ortakları yok diyordu). Bilmezlik burada başlıyordu.
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 3  (Bayram Kaya)
Felsefe

Monarşi "O'ydu" Değilse bir yapının adı ne olursa olsun o yapı çokluğun ortaklaşma gücü olmaktan asla kurtulamıyordu. Çünkü atom ve atomik inşa ile her şey molekülerdi (bileşen, bileşik yapılardı).
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2  (Bayram Kaya)
Felsefe

Eski ahde göre tekil egemenliğe göre olan söylem ve zikirden doğan çelişme, biz demenin zikri içinde çoklukta tekil olan yeni bir tevhit dilini doğuruyordu. Bu dil "biz" diyen oligarşinin gücüydü.
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 4  (Bayram Kaya)
Felsefe

Doğa bileşenli söylem bile tekil söylem gibi olmakla bir girişmenin, bir bütünlüğün adıdır. Girişme ya parçalar arası uyum veya uyumsuz durumla; fark durum, firen etkili durum, kıyas, oran durumlarıyla birbirini destekleyen, birbirini sönümleyen durumlar gibi türlü türlü girişmelerdir.
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 5  (Bayram Kaya)
Felsefe

Oligarşiye göre de güç ve yönetim ortakları olan ortaklaşışla bir irade ve yönetim anlayışıydı. Tekil olan ortak tanımayan monarşin bir anlayıştı. Biz ise yönetim de karar alma da mülk sahiplik ilişkileri içinde ortaklaşmayı tanıyan tevhit diliydi.
 Monarşinin Dili Oligarşinin Dili 2  (Bayram Kaya)
Felsefe

Eski ahde göre tekil egemenliğe göre olan söylem ve zikirden doğan çelişme, biz demenin zikri içinde çoklukta tekil olan yeni bir tevhit dilini doğuruyordu. Bu dil "biz" diyen oligarşinin gücüydü.
 Hukuk [ortaklık - Paydaşlık - Kolektifi İlik] Nedir?  (Bayram Kaya)
Felsefe

Hukuk kolektifti. Doğada ilk kes ortaklığı olanların hukuku vardı. İlk kolektif hukuk sosyal hukuktu. Sosyal hukuk sağlatan bir ortak anı yaşanmışlığını içeren bağ enerjili hukuktu.
 Başlarken  (Ahmet Odabaş)
Çevrebilim

Dut meyvelerinin içinde pek çok tohum olduğunu biliyor musunuz. Bir tane duta uygun ortam sağlarsanız, aynı yıl içinde birçok fidanınız olabilir. Bir incir meyvesinin içinde kaç tane çekirdek olabilir. Oturup hesaplayabilirim. Ancak şu anda bu bilginin bir pratik yararı yok. Yüzlerce fidan yetiştirmenize yetebilir.
10 
 Türkiyede Cezaevi Binaları, Müşahede Koğuşlarında İlk Gece  (suat engin yılmz)
Suçbilim

Ceza infaz kurumları ve cezaevine ilk giriş ve müşahede koğuşlarında geçirilen ilk gece ve mahkum olmanın ve çaresizliğin en acı hissedildiği zamanlar
11 
 Boşluk Enerjisi 1  (Bayram Kaya)
Felsefe

Şartlar meşrut olmadan meşruiyetin ne olacağını, kimlerin kahraman olacağını bilemezsiniz. Ama süreç bir kez yaşandı mı soyut olarak zulmün meşruiyet yaratacağını ve kahraman yaratacağını biliriz.
12 
 Anlamak Gerek 71  (Bayram Kaya)
Felsefe

İşte tarihsel gerçekliğin seyredişi olan gerçek hikayesi olan filim burada kopuyordu. Burada El aksiyonu devreye giriyordu. Kolektif birim zamanlı kolektif bir artık güç donanımı olmadan, nimetlerden yararlanmak ta (!) ne rızk vardı. Ne rızk veren vardı. Bunlar ancak kolektif bir güçle olasıydı. Kolektif hareketin iş bölüşümü içindeki kolektif birim zamanı size ilk depo enerjiyi vermişti.
13 
 Adalet Mülkün Temeli midir 1  (Bayram Kaya)
Felsefe

Adalet, kolektif yapıların temeli değildir. Ancak kaybında kolektif yapıların yükümlersen olan yansıma biçimini ölçü olarak ele alınmasıydı. Olaylar yaşanacak ki onun düşüncesi edinilecek. Değilse düşüncesi edinilemeyen bir şeyi eksen kılıp inşa olmak olanaklı değildir.
14 
 Dikkat! Bulaş Virüsü Bulaşıyor  (Oğuz Düzgün)
Dilbilim

'Bulaş' diye bir kelime çıktı piyasaya ve bulaşıcı bir virüs gibi her yere 'bulaşma'ya başladı.
15 
 Tarihsel 1  (Bayram Kaya)
Felsefe

Okur şunu iyi bilmelidir. Tarih salt geçmişten oluşan (ibaret) bir olgu ve olay değildir. Tarih hem olgudur. Hem yaşanandır. Hem yaşanacak olan olaylardır. Geçmiştir. Şimdidir. Her an ile gelecektir. Tarih, geçen, geçmekte olan ve geçecek olandır. Tarih yaşayandır! Ama öyle yaşayandır ki geçmişiyle ölmüş ama bugünde. Bugün ile yaşayan ama sizin dışınızdadır. Sizin dışınızda hem geçmiş ile ölmüş hem şimdi ile doğmuş hem de az sonrası için sürekli gebelik ile sürekli doğacak olandır.
16 
 Tarihsel 2  (Bayram Kaya)
Felsefe

Köleci sisteme gelene kadar doğada alçak ayı, salak kertenkele, namussuz maymun, şerefsiz arı, müfteri inek, vicdansız bir sincap, çok vicdanlı bir kurt gibi en aşırı uçlar içinde alçalan; en aşırı uç içinde yükselen veya yalancı olan hemcinslerimiz de yoktu.
17 
 Mantığını Oluşma 16  (Bayram Kaya)
Felsefe

Varlık üstel (üstü) durumlu ve bize göre belirsizleydi. Yani varlık kuantum durumla her an her durumu ile soyut eylem düşünüşleriyle olan belirmeydi. Sürekliliğin bağıntı bir duruma çöken belirlenme oluşu da var oluştu. Kuvveden ya da düşünce, tasarım, niyet gibi eylem oluştan, parçacık olan somut eylem ile belirli olma da, var oluştu.
18 
 Dna ve Evrim  (Ahmet Odabaş)
Felsefe

Evrim kuramının ilginç bir yanı da herkesin onu anladığını zannetmesidir. Bunda hemfikiriz
19 
 Adalet Mülkün Temeli Midir? 3  (Bayram Kaya)
Felsefe

Adalet köleci süreç ile birlikte geleceğe doğru anlam edilecekti. Adaletin bu durumla bilinmiş olmasını göz önüne alıp ta geriye doğru baktığımızda; şunu anlarız. Köleci sisteme kadar geçmiş olan kolektif yapılarda adalet; belirsizle belirli bir durum akışı olmakla, kolektif yapıların temeli değildir.
20 
 Anlamak Gerek 58  (Bayram Kaya)
Felsefe

Doğadaki üreme içinde bakımı yapılan bir yavru; uf demeden ebeveyni sırtımda taşımalıyım, demenin minneti içinde değildir. Bakımdan kesi-len yavru da kimsenin değildir. Bunun gibi totem alan içinde de tıpkı doğadaki gibi doğal yol ile doğumlar oluyordu. Kolektif birim zamandan ötürü yavru doğuranın ve doğurtanın bakım aitliği olmuyor o yapı aitli-ğinin bakım gözetim ve beslenme aitliği oluyordu.




son gelen bilimseller
Boşluk Enerjisi 16
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 14
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 15
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 13
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 12
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 11
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 10
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 9
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 6
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 5
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 4
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 2
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe
Boşluk Enerjisi 1
Bayram Kaya
Bilimsel > Felsefe

 


 



| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Okur Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | Okur Üyeliği | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Sahne Arkası |

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Eser sahipleri, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır. Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.