Ortak Akıl ve Ön Kabul 2
İlk kolektif var sanı, ilk kolektif yaşamlı var sanı olmakla; kendisinin önünde kolektif bir geçmiş yoktu. Önünde kolektif geçmiş olmayınca ön kabulün kritiğinin yapılması da olanaksızdı.
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
"İnsan gördüğü şeyleri şiirle yeniden kurar. — Jorge Luis Borges"
İlk kolektif var sanı, ilk kolektif yaşamlı var sanı olmakla; kendisinin önünde kolektif bir geçmiş yoktu. Önünde kolektif geçmiş olmayınca ön kabulün kritiğinin yapılması da olanaksızdı.
Bazı zaman belgeseller bile kafayı yedirtebiliyor insana. Ceylan kaçıyor, çita ya da jaguar kovalıyor, ''Jaguar arabası değil öyle bir hayvan var, billahi var.'' belli yakalayacak, kameramanda onu çekiyor da çekiyor, niye, bizim gibi aslında, onlardan çok daha vahşi olan insan seyretsin diye... Bir tanesi de araya girip de

İmanın ilk bildirgesi içinde kölelerin mülk sahibi efendilerine karşı kutsayıcı bir anlayış çerçevesindeki eylemleriyle efendilerine sadık olmaları şarttı. Köleler efendilerine teslim olacaktı. Hem de köle imanı gereği bir köle "teslim olanların ilkiyim" diye övünecekti.
Kolektif alan; kolektif etki ile yardımlaşıcı inşa kalıbını kotarır bir alan-hacim yönlendiricisidir. Kolektif alan kolektif bağlaşımlı düzenlemeler üzerinde ve kolektif bağlaşım içinde enerjiye akış yaptırıcı bir etkidir.
İçki ve sigara satan esnaf kardeşlerimiz virüs tehlikesi geçtikten sonra dört köşe beş köşe ve hatta altı köşe bile olabileceklerdir. Parasız ve de pulsuz kalan millet kendini içki ve sigaraya adeta vermekle kalmayacak, gömecektir... Hatta içki ve sigara alabilmek için bankalardan kredi bile çekilebilecektir...
Ama kolektif üretim yapmanın karşılığı olması gereken kolektif olucu gerçekler, El 'in takdiri olan bir rıza anlayışı içinde kavranıyordu. Kolektif olguca gerçekler El anlayışı içinde takdir edilen ve giderek boğaz tokluğu ücret olan bir söylemdi. Kolektif olguya göre olması gereken paylaşan söylemleri, ücretle anlıyorduk.
evrim kuramının bir garip yönü de herkesin onu anladığını sanmasıdır
Eser, birkaç yeri hariç hemen hemen herkesin anlayabileceği şekilde yazılmış. Yani okuyup anlamak için illaki bilimsel birçok kavramı bilmeyi gerektirmiyor.
Psikolojide bu uyumdan söz eden ilk yazar, Carl Gustav Jungdur. Çalışmalarında Nietscheden ve Doğu felsefesinden etkilenen Jung, sözünü ettiğim elbiselere arketip diyor. Yani tanımlanmış benimize uygun olarak giyip durduğumuz elbiseler bilinçli yanımızı, giymeyip gardropta beklettiklerimiz ise bilinçdışımızı oluşturuyor. Jung psikolojisinin esas amacı; bilinçli aydınlık yanımızı tanımak ve yardıma
'Bulaş' diye bir kelime çıktı piyasaya ve bulaşıcı bir virüs gibi her yere 'bulaşma'ya başladı.
Erkeklerin takım elbise kravatlı olması ve kadınların saçını başını açıp etek ve pantolon giymesi hiçbir topum için bilimsel buluş olarak görülemez görülmemiştir de. Giyim ve kuşamın bugüne kadar kişi ya da toplumun düşüncesinde en ufak bir değişiklik yarattığını kim gösterebilir?
Bana hangi dil bilimci ne kadar katılır ya da katılmaz bilmem ama bendeniz, düşüncenin kökü olan 'düş' ile 'düşmek'in kökü olan 'düş-'ün etimolojik olarak ortak bir 'tüş' kökünden geldiğini düşünüyorum.