"Hayat, bir kitabın en sıkıcı bölümü gibidir; sonunu merak edersin ama bir türlü gelmez." - Mark Twain"

Avram 19

Mezopotamya'da yerleşik hayata geçen Sümerler'in tarımcı "Ki grubu" olarak bilinen toplumsal yapısını ve "kafir" kelimesinin tohumu toprağa gizleyenler anlamındaki kökeni anlatılıyor. Ensi-patsi yönetim sisteminden köleci yapıya geçiş süreci ve ilk şehir devletlerinin oluşumu hakkında tarihsel bilgiler sunuluyor. Kolektif zenginlikten bencil düzene evrilen bir toplumun dönüşüm hikâyesi.

yazı resim

Günümüzden 6000 ila 4000 yılları arasında (daha öncesi de olabilir) Sümerler Mezopotamya da yerleşik hayata geçmiş olan Ki grubu yerleşiklerdir. Yani yer-toprak grubu tarımcılardır. Tarımcılar o dönemde tohumu toprağa gizlemeyi bilen kafirlerdir.

Kafir sözcüğünün ilk anlamı budur. Mezopotamya da sürülmüş arazinin efendisi denen ensiler ve patsiler vardır. Ensi’lerden 14 ü küçük olmak üzere 35 tane yerleşik gruplar vardır. Mutlak monarşi ile yönetilirlerdi. İlk köleci ensi-patsi tipi gruplardı. Bunlar Akadca ıssakkum denen mülk sahibi kişiler yönetimli şehir devletleriydi.

O anki mutlakça vaziyete göre Sümerler bu tür köleci sistemden önce ve yıllar süren birçok ilahi dönemin ittifaklarını yaşadıktan sonra; ilahi dönem içinde biriken kolektif servetler nedeniyle bencil oluşu hortlatan köleci yapı içine geçmişlerdi.

Çünkü o günlerde köleci yönetim merkezlerinde “sürülmüş arazinin efendileri” denen El, ensi ve patsiler bulunuyordu. Örneğin kral Şulgi 4 mahalle sahibi olmakla kendini 4 mahalledeki karabaşların kralı olarak tanıtmıştı. Daha açığı Sümer ülkesi sürülmüş tarım toprağı sahibi olan soylu efendilerin ülkesiydi.

Şehir devletlerinin ganimet, çapul, mülk edinme ve yeryüzü hükümdarı olma amaçlı savaş biatli bileşimleri de EL LUGAL veya GAL LUGAL KRALLIKLARINI ortaya çıkaracaktı.

Konumuz Sümer değil. Şimdi konu sırası yine Avram 'a geldi. Tahmini MÖ. 2000-1700 yılları aralığında, Sümer hakimiyetinin sonlarına doğru; Avram'a gelen sürecin içinde bir kısım Mezopotamya özelinde oluşmuş geçmişe dek seremonik panoramayı görmek gerekiyordu.

El 'in söylemiyle Mezopotamya genelinde kuralar çekilmişti. Yani mülk sahibi El takdirde bulunulmuştu. El 'in ezeli takdirine göre herkes payını ya da paysız lığını almıştı.

Bu takdire göre herkes payına da paysız lığına da razı olup boyun eğecekti. Boyun eğmeyenin başı yere değecekti.

İşte mülksüzün, mülk sahibine kul olduğu bu tür karşıtlaşmış, sınıflaşmış köleci olgu tedirginlikleri içinde Avram; mülk sahibi efendinin birinden çıkıp bir diğerine giden seyyahlıkla mutlu, seçilmiş, tekil azınlık kişilerden biri olmalıydı.

Awram Seyyah babasının kaderini yaşıyordu! Yakup ta babası Avram'ın ana yurdu olan dayı mülküne seyahat edecekti.

Awram 'ın babası Terah, o günkü Keldanilerin Ur kentinden yolla çıktı. Yanına kardeşi Harran’ın oğlu torunu olan lüt’u, Avram’ı, Avram'ın eşi Saray’ı da yanına alarak Harran'a yerleşmişlerdi. Amaçları güvenli yollar üzerinde Kenan'a gitmekti.

Ama Terah'ın Ömrü bu seyahate vefa etmedi. Kimi köleci mülk edinme anlatım tarzı biçimleniş ilkelerine göre işte Awram anlatımları buradan sonra devreye girecekti.

Hiç kimse durup dururken zor kullanılmadıkça ve zaten güç olarak hileli ve inandırıcı yollarla ele geçirdiği gücü olan mülkü, kimseye vermez. Monarak, mülkü olan gücü kimseyle paylaşmaz. Mülkün yönetme muktedirliğini de kimseye dağıtmaz.

KİTAP İZLERİ

Masumiyet Müzesi

Orhan Pamuk

Hatıraların Varlığa Dönüştüğü Yer: Masumiyet Müzesi "Hayatımın en mutlu anıymış, bilmiyordum." Orhan Pamuk'un 2006'da Nobel Edebiyat Ödülü'nü kazanmasının ardından yayımladığı ilk büyük romanı olan Masumiyet
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön