"Hakikat, şarap gibidir; eğer çok beklersen, ekşir." - Mark Twain (kurgusal)"

Abram 3

Bu metin, varlık ve varoluş kavramlarını sınırlar üzerinden ele alırken, sanatın toplumsal hafızayı koruma işlevini vurguluyor. Somutun bilinemezliği, zihinsel boşluklar yaratır ve bu boşluklar potansiyel etkileşim alanlarıdır. Hakikat ve gerçeklik arasındaki farka değinen metin, zihinsel kavramların gerçeğin tam yansıması olmadığını, ancak ona yaklaştığını "zihinsel köpek" örneğiyle açıklıyor.

yazı resim

Varlık ve varoluş sınırlarından ibarettir. Geçmişe dönük ifadelerin bir yazılı bir de yazısız dönemlerine ilişkin resim heykel temalı, anlatımları vardır. Sosyal ve toplumsal geçmişin değişen yüzü, resim ve yontu anlatımlarında sınırlarıyla korunmuş olur.

Somutun yokluğu ya da somutun bilinemez oluşu demek; bilinemez olanın o zihinsel kavramlar içine boşluk alan oluşturması demektir. Her boşluk veya doluluk çevresine bir alaka ve etki alanı bağıntısı kurmaya hazır oluşları ile potansiyel bir durumdur.

Zihne konu olan kavramların da zihin içinde konu ile eşleşen mikro bir zihinsel etki alanı da oluşurlar. Buna hakiki veya hakikat diyoruz. Hakikat olan gerçek değildir. Hakikilik gerçek içinde yansımadır. Ve hakiki oluş olabildiğince gerçeğe yakın olmakla eksiklikler içerir.

Zihindeki köpek gerçek değil, hakiki oluştur. Gerçeği vermez ama gerçeğe olabildiğince çok yakındır. Örneğin, gerçek köpek havlarken hakiki olan köpek havlayamaz. Hakiki de sadece havlamanın bilgisi vardır. Havlama zihin içinde köpek semboli ile eşleştirilir.

Gerçekliğin dış dünyada somutu vardır. Zihindeki hakikatin dıştaki gerçeği değişmiş ve eskimiştir. Hakiki olanın çevresel bağıntısında kaynaklı zihin sel boşluk alanı nedenle, hakiki olan zihin içinde hayale veya hayal gücüne dönüşür.

İşte unutulan veya değişmiş haliyle süren geçmişe dönük zihinsel boşluklu hakikatlere dek boşluğun alanının yeri hayal ile dolacaktı. Okültizmin üçüncü kaynağı da budur.

İster kişisel, ister sosyal, ister toplumsal yansımalı olsunlar, zihni hakikatler daima dıştan yansır. Zihinsel hakikatin alanı, boşluk doldurucular dediğimiz zihin tasavvuru hayallerdir.

Geçmişe dönük eski rivayetlerin şimdiki zaman içinde değişmiş olan yeni anlamları vardır. Gerisinde toplumsal gerçekliği kalmayan, unutulan eski anlamın günümüz ile çelişmesine efsane, mit denmektedir.

Mitlerdeki eskimiş mana şimdi bilinmez durumdadır. Bilinmez durumla tarif edilen mana, kendi etrafında etki sel bir boşluk alan oluşturur.

Mit denilen söylemdeki boşluk alanların insan zihninde uyandırdığı dolgu gölgeler, hayal gücünü artırıcı ve hayal gücüne katkı veren söylemleri oluşurlar.

Bir göğsünde ceylan yavrusu emziren, bir göğsünde aslan yavrusu emziren insan vücutlu figürü açıklayamama çaresizliği mit denen böylesi bir hayal gücüne katkı olmaktadır.

Gerisinde hiçbir kolektif ya da toplumsal gerçeklik koşulu taşımayan sosyal mana anlayışı yoktur. Zamanın ve zeminin değişmesi ile bu toplumsal gerçekler ortadan kalkar.

Aslan yavrusu da ceylan yavrusu da farklı totem grup aiti hemcinslerimizdir. Cinsellik gibi süt emme de aitlik formasyonu kazandıran bir sosyal mana anlayışıydı.

Aslan yavrusu da ceylan yavrusu da insandan süt emmekle insan oluyorlardı. İttifak ediyorlardı. Cinsel dokunum hüviyeti kazanıyorlardı. Böylece farklı gruplar ittifak edip temas edebiliyorlardı. Aidiyeti olmanın kardeş olma hüviyeti kazanıyorlardı

Ortada kalkan toplumsal gerçeklikten yansımış olan MANA anlayışı, şimdi ortadan kalkan geri bağlanımın (eski toplumsal gerçekliğin) yokluğu yüzünden eski mana boşlukta kalması ile anlamsız olmuştur (mit denen söylem anlatımına dönüşür).

Örneğin, kardeş söylemi de böyle bir kavramdır. Kardeş kavramı da cinsellik, süt emme gibi izole alan içinde ortaya çıkmış sosyal manalı kolektif etkidir.

Kardeşler izole alanın ortak anlayışı etrafında hiza almalarıyla tanımlıdır. Kardeşler izole bir alan da birlikte yapılan günlük çaba içindedirler. Birlikte, organize iş çevrimleri içinde olurlar. Kendisine paydaş ortaklar tanıyan ve onları da kendisi gibi bilen temas etmenin; cinsel temas kurmanın ve süt emmenin mana anlayışıydı.

Kardeşler gelecek endişesini birlikte üslenirler. Kardeşler aynı güvenceli mana anlayışı içindeki kişilerdi. Kardeşler totem gibi bir simge veya sembol mana anlayışı etrafında ortak yaşantı, ortak anı içinde kümelenen, hizalanan kişilerdi.

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön