"Bana bir deha gösterin, size bir grup kıskanç salak göstereyim." — Oscar Wilde"

Abram 2

Bu metin, mülkiyet kavramını emek ve kolektif ilişkiler üzerinden ele alarak derinlemesine inceliyor. Yazar, nedensellik bağlamında mülkiyetin nasıl anlaşılması gerektiğini sorguluyor ve mülkü oluşturan asıl unsurun kolektif emek olduğunu savunuyor. Ayrıca, mitsel aktarımların ve cinselliğin toplumsal hafızadaki rolüne değinerek, toplumsal kavramların tarihsel kökenleri üzerine düşündürücü bir perspektif sunuyor.

yazı resim

Bir şey nedenle veya nedenleri ile eşleştirilerek nedensel bağı ile anlaşılır. Örneğin, kişisi emek, kolektif alan içinde ancak kolektif ve karşılık emeklerle anlaşılır.

Oysa verili olup da zaten var olan yeryüzünü mülk sahibinin takdirle başkasına verme işi nedensel olarak anlaşılamaz olduğu için ki inanılır.

Mülkü denilen şeyi mülk yapan emektir. Hem de kolektif zaman birimli, kolektif emektir. Mülk kavramı başlangıçta bu kadar nesnel ve belirgin eşleşik koşullara bağlıdır. Eşleşecek nedeni olmayanlar zihinde hayali bir yansıma duruma düşerler. Belki de ilhama dönüşürler!

Geçmişteki gerçek bir toplumunun gerçek bir yaşam işine karşılık gelen ve unutulan mit sel aktarımlı eski ifadeler, herkesin değil de birkaç kişinin aklında eski eşleşen bağlarıyla kalır.

Örneğin; cinsellik, bidayet içinde yani kolektif başlangıç koşulları içinde sürüden kopan grubun aitlik enformasyon hafızasıdır. İzole bir kolektif alanın sosyal seçilim kuralıdır.

Cinsellik, grup içindekileri birbirine tanım yapıcı ve birbirinde sorumlu kılmanın ifadesidir. Aksi halde grup, ne sürüde kopabilirdi. Ne partner eksenli izole etki alanı içinde olabilirdi. Ne de grup enerji düzenli çevrim hareketini başlatabilirdi vs. Grup içi cinsellik izole alan etkisidir.

İzolasyon; atomun, hayatın, sosyal yapıların, toplumun ve zihinsel entegrasyonun temelidir. Grup hareketini oluşan bir cinsel seçilimle izolasyonu olmasaydı üreten ve gelişen bir sosyal toplumsal yapı olanaksızdı.

İzole başlangıcın cinselliği, grup kişilerini kendi gibi görmenin sosyal neden sel bağıdır. Cinsel dokunum hem sosyal seçicilik, hem harici hemcinsi kendi gibi saya bilmenin sosyal nedence anlam bağıdır.

O günkü cinsel temas grup içi hemcinslerle dokunma yapmanın seçici ligidir. Grup dışındaki hemcinslerle temas etmemenin; onları yemenin sosyal nedenli mana kuralıdır. Kişi kendi aralarında cinsel bağı olanı yemiyor, cinsel bağı olanı yemekten iğreniyordu.

İzole başlangıç koşulu içinde cinsi temas sadece sürüden ayrılmayı destekleyen, aiti olmayı destekleyen ve izole alan kaynakların az sayıda kişilere ancak yeter olma şartını destekleyen bir nesnel seçicilik vardı.

Bir kaç sosyal nesnel seçiciliğin dışında, cinsi temasın izole alan içinde kişi mirasına tabii oluşun seçiciliğini belirleyen evlilikler gibi eşleşeceği sosyal toplum sal nedene bağlı nesnel şartları yoktu.

Kişisi miras seçiciliğini belirleyen evliliğe bağlı cinsellik yansıması olan zina, ahlaksızlık, çapkınlık, tavlama, orospu oluş, fahişelik, Donjuanlık, pezevenklik, kerhanecilik söylemleri görünemezdi.

İzole totemi dönemin içinde şimdiki aile mirasına tabii olan anlamla belirtilen, pek çok cinsi temas seçicisi olan kavramlar o günlerde yoktu. Böylesi düşük ifadeler bu tarz tanımları ile o günler içinde hiç bilinmezdi. Tüm bu sözcükler için özür dilerim.

O günler içinde para ve parasızlık, sefalet yoktu ki kişi para kazanma ile eşleşen anlamıyla kişi kendisini satsın dı. Evlilik gibi sahiplik yoktu ki evlilik dışı ilişkiler zina ol sundu.

İzole alan seçiciliği fahişelik gibi anlamların eşleşecek nesnel koşulları taşımadığı için cinselliğin böylesi ifade olarak bilinmesi de olanaksızdır. Örneği verilen bu tür sosyal toplum yaşayışına bağlı sözler içinde, değişen şarta bağlı evrimsel anlamlar görülmelidir.

Tabu, totem dönemden beri yazılı olmayan ama grubun ve grup kişilerinin hayatta kalmasını ifade eden sosyolojik bir edimdir. Tabu nedenle hıfz edilen edimler seçiciliği hayatta kalma işini korunan yasa haline sokuyordu.

Kimi kişilerin aklında kalan tabu tarz tabu tutumlar, gizli gizli usta çırak ilişkisi öğretilerine dönüşmekle bu öğretiler okültist kuralları, ortaya koyacaktı.

Ancak yazılı mitler sözlü edebiyat gibi unutulmaz. Lakin yazılı mit anlatımları içinde ifade edilen bir mananın eski anlamıyla, yeni anlamı yan yana korunur. Böylece yazılı metinler eski yeni ikili karakter mana ile korunan (dualite anlamları ile korunan) yazılı metinlerdi.

Bu metinler içindeki eski yeni anlatımlar birbirine göre yüz seksen derece değişen kendilik bir ikili karaktere bürünmüş anlamlardır!

Örneğin, Saray ’ın eski anlamla Abramın kardeşi olması, yeni anlamla da hem Abram ’ın karısı olması gibi yazılı metinler bu tür çelişkin ifadeli anlamlarıyla sanki saçma sapan anlatımlara dönüşmüş türler! Bu tarz ifade sel anlaşılmazlık, okültizmin ikinci kaynağıdır.

KİTAP İZLERİ

Öyle miymiş?

Şule Gürbüz

Şule Gürbüz’ün Zaman ve Anlam Arasındaki Yankısı Bir kitabı roman yapan nedir? Belirli bir olay örgüsü, gelişen karakterler, diyaloglar mı? Şule Gürbüz’ün “Öyle miymiş?” adlı
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön