"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Fil Suresi'ndeki "Ṭayran Ebâbîl" İfadesi: Dilbilimsel ve Biyolojik Bir Analiz

yazı resim

Kur'an-ı Kerim'in 105. suresi olan Fil Suresi fil sahiplerinin Allah'ın gönderdiği varlıklar tarafından helak edildiğini haber vermektedir. Ancak surenin 3. ayetinde geçen "ṭayran ebâbîl" ifadesi, asırlar içinde halk arasında yanlış bir şekilde somut bir kuş türüyle, yani bilimsel adıyla Apus apus olan sağangiller familyasımdan bir kuşla özdeşleştirilmiştir. Bu özdeşleştirme hem Arapça dilbilgisi hem de biyoloji açısından ciddi sorunlar barındırmaktadır.
"Ṭayran Ebâbîl" İfadesinin Dilbilimsel Analizi
Fil Suresi'nin 3. ayeti şu şekildedir:
> وَأَرْسَلَ عَلَيْهِمْ طَيْرًا أَبَابِيل
> "Ve üzerlerine sürü sürü uçan varlıklar gönderdi." (Fil, 105:3)
Bu ayette iki temel kelimenin doğru anlaşılması büyük önem taşır.
ṭayran (طَيْرًا)
Birinci kelime olan ṭayran, "uçmak" anlamına gelen ṭāra (طارَ) fiilinin kökünden türemiştir. İsmi ṭayr (طير) olup genel anlamıyla "uçan şey" demektir. Ayetteki biçimi ise mansub, yani nesne durumundadır. Arapçada bu yapı soyutluk ve çoğulluk anlamı katar. Dolayısıyla bu kelimeyi yalnızca "kuşlar" olarak çevirmek metnin anlam zenginliğini daraltmaktadır. Kelimenin kapsamı, "uçabilen her türlü varlık" anlamına gelecek kadar geniştir.
ebâbîl (أَبَابِيلَ)
İkinci ve asıl tartışmalı kelime olan ebâbîl, Arap dilinde son derece nadir bir çoğul yapısına sahiptir. Tekili bulunmayan bu kelime "sürü sürü, bölük bölük, art arda akın eden gruplar" anlamına gelir. Kelimenin içerdiği anlam, biyolojik bir sınıflandırmayı değil; organizeli, kesintisiz ve yoğun bir geliş biçimini tasvir etmektedir. Bu yapı, Arapçada "sürekli ve peş peşe gelen" anlamı taşıyan bir dizisel vurgu içerir. Bu iki kelimenin bir arada kullanılması, ayette kastedilen varlıkların belirli bir türden kuşlar olmadığını, aksine sürü hâlinde ve düzenli biçimde gelen uçan varlıklar olduğunu ortaya koymaktadır. Dolayısıyla ayetin en isabetli çevirisi şu şekilde olmalıdır: "Ve üzerlerine sürü sürü uçan varlıklar gönderdi."
Bu çeviri, halk arasında yerleşmiş olan "Ebabil kuşları" ifadesinin ima ettiği türe özgü atfı dışlamaktadır. Kur'an, burada bir kuş türünü tarif etmez; ilahi bir olayı, olgunun niteliğini ve çokluğunu tasvir eder.
"Ebabil Kuşu" Olarak Bilinen Apus apus ve Halk Kültüründeki Yeri
Halk arasında "Ebabil kuşu" olarak adlandırılan kuş, bilimsel sınıflandırmada Apus apus adını taşır. Bu isim, Antik Yunancada "ayaksız" anlamına gelen a-pous sözcüğünden türetilmiştir; zira bu kuş son derece kısa bacaklara sahiptir ve neredeyse hiç yere inmez. Yetişkin bir Apus apus yaşamının büyük bölümünü havada geçirir; yemek yer, uyur ve hatta uçarken çiftleşir bile. Bu tür, taksonomik olarak Apodiformes takımı içinde yer alır ve kolibri ile gökkuzgunlarıyla aynı grubu paylaşır. Kırlangıçlara görünüş olarak benzese de Apus apus ile kırlangıçlar arasında gerçek bir soy ortaklığı yoktur; bu benzerlik yalnızca yakın çevrelerde benzer ekolojik baskılara maruz kalınarak kazanılmış yüzeysel bir fizikselliktir. Türkiye'de bu kuşlara halk arasında farklı isimler verilmektedir: "uçan kırlangıç", "gökyüzü kuşu" bunların başında gelir. Bazı Kürt topluluklarında ise "siyah hacı" olarak anılmaktadır. Ne var ki bu adlandırmaların hiçbiri Kur'an'daki "ṭayran ebâbîl" ifadesinden doğrudan türememiştir. Söz konusu isimler, yerel gözlem ve inançlardan beslenen halk kültürünün ürünleridir. "Ebabil kuşu" adlandırması muhtemelen şu şekilde bir anlam kaymasıyla oluşmuştur: Halk, Fil Suresi'ndeki olayı öğrenmiş; bu surede geçen "ebâbîl" kelimesini bir kuş türünün adı olarak yorumlamış ve zamanla sürü hâlinde göç eden ya da kümeler hâlinde uçan bu kuşlara o ismi yapıştırmıştır. Oysa bu adlandırma, Kur'an'ın dilbilimsel gerçekliğiyle değil, halk belleğinin sade yorumuyla şekillenmiştir.
Biyolojik Açıdan Değerlendirme: Kuşlar Taş Atar mı?
Fil Suresi'nin devamında, bu uçan varlıkların düşmanların üzerine pişmiş taşlar bıraktığı ifade edilmektedir:
> تَرْمِيهِم بِحِجَارَةٍ مِّن سِجِّيل
> "Onlara siccîlden sertleşmiş taşlar atan..." (Fil, 105:4)
Bu bilgi, söz konusu varlıkların biyolojik olarak bilinen herhangi bir kuş türüyle özdeşleştirilmesini daha da güçleştirmektedir. Zira savunma ya da saldırı amacıyla bilinçli biçimde taş atan bir kuş türü bugüne kadar bilim dünyasında belgelenmemiştir. Kuşlar arasında taşlarla etkileşim gösteren bazı özel türler mevcuttur; ancak bunların davranışları saldırıyla değil, tamamen beslenmeyle ilgilidir:
Sakallı Akbaba ( Gypaetus barbatus): Büyük kemikleri ya da kaplumbağaları havaya kaldırarak sert kayalıkların üzerine bırakır. Bu davranış kuşlar arasında oldukça nadir görülen bir "alet benzeri kullanım" örneğidir; fakat amacı saldırmak değil, besinini parçalamaktır.
Çulluk (Scolopax): Yerde beslenirken gagasını kullanarak taşları, yaprakları ve toprak parçalarını iter. Bu da bir saldırı davranışı değil, av arama refleksidir. Bu örnekler, Kur'an'daki taşlı saldırı sahnesinin bilinen herhangi bir kuş davranışıyla örtüşmediğini açıkça göstermektedir. Dolayısıyla ayette anlatılanları biyolojik bir çerçeveye oturtmaya çalışmak, metnin doğasına aykırı bir yaklaşım olacaktır.
"Ṭayran ebâbîl" ifadesi, Kur'an'ın dilbilimsel dokusu içinde belirli bir kuş türüne değil, ilahi kudretle gönderilen ve sürü hâlinde akın eden uçan varlıklara işaret etmektedir. Bu varlıkların Apus apus türüyle özdeşleştirilmesi, Kur'an'ın orijinal Arapçasında yeterli bir dilbilimsel karşılık bulmamakta; üstelik bu türün bilinen biyolojik davranışlarıyla da uyuşmamaktadır. "Ebabil kuşu" kavramı, halk kültürünün sade ve doğal bir yorumundan doğmuştur. Bu yoruma saygı duymak ile onu Kur'an'ın biricik ve bağlayıcı açıklaması olarak sunmak arasında ciddi bir fark vardır. İslam'ın temel referansı olan Kur'an-ı Kerim, bu ayette belirli bir türü isimlendirmemekte; aksine ilahi bir müdahalenin niteliğini, çokluğunu ve organize yapısını tasvir etmektedir. Sonuç olarak, Fil Suresi'ni Apus apus üzerinden yorumlamaya çalışmak hem Kur'an'ın dilsel inceliğini gölgelemekte hem de biyolojik gerçeklikle çelişmektedir. Doğru bir anlayış için ayetin Arapça yapısına sadık kalınmalı ve "ṭayran ebâbîl" ifadesi, halk belleğinin ürettiği isimlerden bağımsız olarak, kendi dilbilimsel ve bağlamsal bütünlüğü içinde değerlendirilmelidir.

KİTAP İZLERİ

ZEYTİNDAĞI

Falih Rıfkı Atay

Bir İmparatorluğun Veda Mektubu: Falih Rıfkı Atay'dan Zeytindağı Her milletin tarihinde, hatırlamaktan kaçındığı, üzerine bir sessizlik perdesi çekmeyi yeğlediği dönemler vardır. Bizim için Osmanlı İmparatorluğu'nun
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön