"Kelimelerin gücüyle dünyaları değiştirin."

Hadis Külliyatının Güvenilirliği Sorunu Ve Kur'an'ın Tek Otorite Oluşu Üzerine

İslam geleneğinde Kur'an'dan sonra ikinci kaynak olan hadislerin güvenilirliğini sorgulayan bu metin, hadis külliyatının epistemolojik sorunlarına dikkat çekiyor. Kur'an'ın ilahi koruma altında olduğu açıkça belirtilirken, hadislerin insan eliyle derlenmesi, Nebimiz Muhammed'in vefatından yüzyıllar sonra sistemleştirilmesi ve farklı versiyonlarının oluşması gibi nedenlerle güvenilirlik sorunları taşıdığını vurguluyor.

yazı resim

İslam düşünce geleneğinde hadis literatürü, Kur'an'dan sonra ikincil bir kaynak olarak kabul edilmiş ve zamanla bu literatür üzerinden geniş bir din anlayışı inşa edilmiştir. Ancak hadis külliyatının oluşum süreci, aktarım mekanizması ve korunma garantisi açısından Kur'an ile kıyaslandığında ciddi epistemolojik problemler taşıdığı görülmektedir.

  1. Hadis Külliyatının İlahi Koruma Altında Olmaması
    Kur'an'ın korunmasıyla ilgili açık bir ilahi vaat bulunmaktadır: "Şüphesiz o zikri biz indirdik ve şüphesiz onun koruyucuları biziz." (Hicr 9) Bu vaat, Kur'an'ın hem lafzının hem de içeriğinin değişime karşı korunduğunu gösterir. Oysa hadis literatürü için böyle bir koruma vaadi söz konusu değildir.
    Hadis kitapları:
    - İnsan eliyle derlenmiştir
    - Nebimiz Muhammed'in vefatından yüzyıllar sonra sistemli hale getirilmiştir
    - Farklı coğrafyalarda farklı versiyonları ortaya çıkmıştır
    - İnsan hafızası ve yazıya dayalı aktarım süreçlerine bağımlı kalmıştır
    Bu durum, hadis literatürünün yapısal olarak değişime açık olduğunu göstermektedir. Tarih boyunca hadis uydurmanın yaygınlığı, bizzat hadisçiler tarafından da kabul edilmiştir. Binlerce uydurma hadisin tespit edilmesi, bu alanın ne kadar istismara açık olduğunu ortaya koymaktadır.
  2. Erken Dönemde Tahrifin Kolaylığı: Teknolojisiz Bir Çağ
    Hadis literatürünün en savunmasız olduğu dönem, matbaa öncesi çağlardır. Bu dönemde:
    2.1. Nüsha Sayısının Azlığı
    Matbaa teknolojisi olmadığı için kitaplar elle kopyalanıyordu. Bir eserin çoğu zaman yalnızca birkaç nüshası bulunuyordu. Bu durum şu sonuçları doğurmuştur:
    - Bir nüshayı değiştirmek, o eserin gerçekliğini değiştirmek anlamına geliyordu
    - Karşılaştırma imkânı son derece sınırlıydı
    - Bir kopyacının hatası veya kasıtlı müdahalesi kalıcı olabiliyordu
    2.2. Okuryazarlığın Düşük Olması
    Erken dönem İslam toplumlarında:
    - Kitap okuyabilenler toplumun çok küçük bir kesimiydi
    - Arapça bilenler daha da azdı
    - Yeni Müslüman olmuş topluluklar metni tanımıyordu
    Bu durum, halkın metni değil, metni aktaran kişiyi otorite olarak görmesine yol açtı. Bir kişinin "Bu Buhârî'dir" demesi, içeriğin sorgulanmadan kabul edilmesi için yeterliydi.
    2.3. Coğrafi Uzaklık ve İletişim Zorluğu
    Bağdat'taki bir metin ile Horasan'daki veya Endülüs'teki rivayetler arasında fark olduğunda bunu tespit etmek neredeyse imkânsızdı. Her coğrafya kendi "versiyonunu" geliştiriyor ve bu versiyonlar yerel otorite olarak kökleşiyordu.
    2.4. Kopyalama Hataları ve Kasıtlı Müdahaleler
    Elle yazma sürecinde kaçınılmaz olarak:
    - Kelime düşmeleri
    - Satır atlamaları
    - Benzer kelimelerin birbirine karıştırılması
    - Kasıtlı eklemeler ve çıkarmalar meydana geliyordu.
    Özellikle kasıtlı müdahaleler, mezhebî veya siyasi nedenlerle yapılmış ve bu müdahaleler sonraki nesillerce "asıl metin" olarak kabul edilmiştir.
  3. Rivayet Bi'l-Ma'nâ: Lafız Garantisinin Olmayışı
    Hadis ilminin temel kabulleriyle biri "rivayet bi'l-ma'nâ"dır, yani hadisin anlam korunarak farklı kelimelerle aktarılması caiz görülmüştür. Bu yaklaşım:
    3.1. Lafız Farklılıklarına Yol Açmıştır
    Aynı hadis:
    - Farklı talebeler tarafından farklı kelimelerle aktarılmıştır
    - Bazen bir kelime, bazen bir bağlaç farkı hükmü tamamen değiştirebilmiştir
    - "Eğer" edatının bulunup bulunmaması, genel hüküm ile şartlı hüküm arasındaki farkı oluşturmuştur.
    3.2. Çoklu Nüsha Problemi
    Buhârî gibi muhaddislerin:
    - Birden fazla talebesi olmuştur
    - Her talebe kendi duyduğunu kendi kelimesiyle aktarmıştır
    - Sonuç olarak "Buhârî" denilen şey, tek bir metin değil, birden fazla versiyon olmuştur
    Günümüzde Sahîh-i Buhârî'nin el-Firebrî, el-Mervezî, en-Nesefî gibi farklı rivayet yolları bulunmaktadır ve bu yollarda hadis sayıları ve lafızlar farklıdır.
    3.3. Hüküm Üretimindeki Problem
    Fıkıh ilmi:
    - Bir kelimeden hüküm çıkarır
    - Bir bağlaçtan şart üretir
    - Bir fiilin kipinden zorunluluk veya tavsiye ayrımı yapar
    Dolayısıyla "anlam aynı" iddiası her zaman geçerli değildir. Lafız farkları, farklı fıkhî sonuçlar doğurabilir.
  4. Hadis Usulünün Yapısal Zayıflığı: Metin Değil Ravi Merkezlilik
    Hadis usulünün en temel sorunu şudur: Metni değil, raviyi merkeze alır.
    4.1. "Kim Söyledi?" Sorusu Önceliklidir
    Hadis ilminde asıl soru:
    - "Bu söz doğru mu?" değil
    - "Bunu kim söyledi?" şeklindedir
    Bu yaklaşım:
    - Metni ikincil kılar
    - İçerik çelişkilerine yeterince odaklanmaz
    - "Sahih isnad" varsa, metin sorgulanmaz
    4.2. Metin Tenkidinin Zayıflığı
    Hadis usulünde metin tenkidi (metni Kur'an'a ve akla arz etme) teorik olarak vardır ama:
    - İstisnaî olarak uygulanır
    - Sistematik değildir
    - Kur'an merkezli bir yaklaşım değildir
    Sonuç olarak, Kur'an'a açıkça aykırı birçok metin, "sahih isnad" gerekçesiyle korunmuş ve sahih kabul edilmiştir.
  5. Günümüzde Tahrif İmkânı: Modern Yöntemler
    "Artık matbaa var, internet var, tahrif olmaz" iddiası yanıltıcıdır. Günümüzde tahrif daha yumuşak ama daha etkili biçimlerde gerçekleşmektedir:
    5.1. Metne Dokunmadan Anlamı Değiştirme
    Bugün en yaygın yöntem:
    - Hadis metni aynen bırakılır
    - Ama parantez içi eklemeler yapılır
    - "Yani şu demektir" türü açıklamalar eklenir
    - Okuyucu hadisi değil, yorumlanmış hadisi öğrenir
    Bu, metni bozmadan anlamı bozmanın modern yöntemidir.
    5.2. Seçici Yayım
    Hadis külliyatının tamamı değil:
    - Mezhebe uygun olanlar
    - Politik olarak zararsız olanlar
    - Toplumu yönlendirmeye uygun olanlar öne çıkarılır.
    Buna karşılık sorunlu, Kur'an'a aykırı veya ahlakî problemli rivayetler ya hiç zikredilmez ya da dipnotta geçiştirilir. Bu da "Buhârî'de ne var?" sorusuna eksik ve yönlü bir cevap üretir.
    5.3. "Buhârî'den Seçmeler" Sihri
    Bugün piyasadaki kitapların önemli bir kısmı:
    - "Buhârî'den Seçmeler"
    - "Sahih Hadisler"
    - "Günlük Hadisler"
    başlıkları taşır.
    Ancak:
    - Tam metin değildir
    - Hangi nüshadan alındığı belirsizdir
    - Neyi dışarıda bıraktığı söylenmez
    Halk için bu kitaplar Buhârî'nin kendisi hâline gelir ve böylece fiilen filtrelenmiş bir din anlatısı yaşanır.
    5.4. Sosyal Medya ve Dijital Tahrif
    Günümüzün en tehlikeli tahrif yöntemi:
    - Uydurma veya zayıf bir söz yazılır
    - Altına: "Buhârî, Müslim" gibi kaynak eklenir
    - Sosyal medyada paylaşılır
    - Kontrol eden yok denecek kadar azdır
    - Binlerce paylaşım sonra "bilinen hadis" olur
    Bugün bir hadise "Sahih", "Buhârî–Müslim" etiketi vurulduğunda:
    - İçeriği sorgulanmaz
    - Kur'an'a arz edilmez
    - Ahlakî sonuçları tartışılmaz
    Etiket, içeriğin önüne geçer. Bu, yumuşak ama çok güçlü bir tahriftir.
    5.5. PDF ve Sahte Akademik Platform Sihri
    Academia.edu, Zenodo, Blogspot, WordPress gibi platformlar:
    - Akademik denetim yapmaz
    - Sadece içerik barındırır
    - Ama okuyucuda "buralardaysa güvenilirdir" algısı oluşur
    Bu platformlarda yayımlanan "Buhârî" başlıklı bir PDF:
    - Herhangi biri tarafından hazırlanmış olabilir
    - İçine eklemeler yapılmış olabilir
    - Ama "akademik kaynak" gibi algılanır
    5.6. Algoritmik Din İnşası
    Günümüzde algoritmalar:
    - Duygusal içerikleri
    - Korkutucu anlatıları
    - Otorite referanslı paylaşımları daha fazla yayar.
    Sonuç:
    - Uydurma bir hadis, gerçek Buhârî hadisinden daha hızlı dolaşıma girer
    - "Viral olan" hakikat olarak algılanır
    - Din, algoritmaların belirlediği içeriklerle yaşanır
    5.7. İmamlaşma ve Kurumsallaşma
    Bir kişi:
    - Yıllarca bu metinleri okur
    - Bunları "din" zanneder
    - Sonra imam, vaiz, öğretici olur
    Bu noktada uydurma artık bireysel değil, kurumsal bilgi hâline gelir. Camide okunan şey, halk için itiraz edilemezdir.
  6. Tepki Psikolojisi: Neden Uydurma Hadisler Sert Savunulur?
    Günümüzde bir hadise "uydurma" denildiğinde, ilmi bir tartışma değil, kimlik savunması başlar. Bunun nedenleri:
    6.1. Hadisin Kimlik Unsuru Hâline Gelmesi
    Birçok insan hadisi:
    - Bilgi olarak değil
    - Kimlik unsuru olarak benimser
    Bir hadise "uydurma" dendiğinde eleştirilen metin değil, kişinin aidiyeti olur. Tepki ilmi değil, duygusal ve refleksiftir.
    6.2. "Buhârî" İsminin Kutsal Kalkan Olması
    "Bu Buhârî'de var" ifadesi:
    - Delil değil
    - Tartışma kapatıcı slogan işlevi görür
    Ve ironik olarak: Buhârî adına uydurulmuş bir söz, Buhârî'yi eleştirmeye çalışanlardan daha sert savunulur.
    6.3. Geçmişe Yatırım Psikolojisi
    Bir kişi yıllarca bir hadisi "din" diye benimsemişse, sonra birisi "bu hadis uydurma olabilir" dediğinde şunu düşünmez: "Doğru mu?"
    Şunu düşünür:
    - "Ben yanlış mı yaşadım?"
    - "Bunca yıl kandırıldım mı?"
    Bu ağır bir psikolojik yüktür. Sonuç: Hadisi değil, kendi geçmişini savunur.
    6.4. Etiketleme ve Sessizleştirme
    Bugün "uydurma hadis" demek:
    - "Dini yıkmak istiyor"
    - "Hadis inkârcısı"
    - "Modernist"
    - "Sapık"
    gibi etiketlerle karşılanabilir.
    Bu etiketler ilmi tartışmayı bitirir, korku üretir, sessizlik sağlar. Böylece yanlış bilgi yüksek sesle yaşar, doğru ise fısıltıya çekilir.
  7. "Ümmet Kabul Etti" İddiasının Geçersizliği
    Hadis savunusunda sıkça kullanılan "ümmet kabul etti" iddiası, epistemolojik değil sosyolojik bir argümandır ve şu soruları cevaplayamaz:
    - Hangi ümmet?
    - Hangi yüzyılda?
    - Kimler üzerinden?
    - Hangi metinle?
    7.1. Çoğunluk = Hakikat Yanılgısı
    Bu argüman örtük olarak şunu varsayar: "Bir görüş uzun süre yaygın kaldıysa doğrudur." Bu, mantıkta argumentum ad populum safsatasıdır. Kur'an ise tam tersini söyler:
    - Çoğunluğun yanılabileceğini
    - Hakikatin yaygınlıkla ölçülmeyeceğini
    - Önceki ümmetlerin çoğunluğunun sapmış olduğunu
    "Ümmet kabul etti" → Kur'anî bir delil değildir.
    7.2. Tarihsel Tutarsızlık
    Hadis tarihinde:
    - Bir dönemde kabul edilen hadis sonraki dönemde reddedilmiştir
    - Mezhepten mezhebe değişmiştir
    - Aynı hadis hakkında çelişkili hükümler verilmiştir
    Bu durumda soru şudur: Hangi "kabul" bağlayıcıdır? Bu soru cevapsızdır.
    7.3. Alışkanlığın Hakikat Sayılması
    Bir rivayet:
    - Uzun süre kullanılırsa
    - Vaazlara girerse
    - Fetvalarda yer alırsa
    Artık kaynağı değil, kullanım süresi delil olur. Bu, hakikat değil alışkanlık üretir.
  8. Kur'an ile Hadis Arasındaki Koruma Farkı
    8.1. Kur'an'ın Korunma Garantisi
    Kur'an:
    - Toplu ezberlenmiştir
    - Yazıyla ve hafızayla birlikte korunmuştur
    - İç tutarlılığı vardır
    - Kendi kendini açıklar
    - "Biz koruruz" vaadini taşır
    - Şiiler ile Sünnilerin elindeki Kur'an aynı Kur'an'dır.
    8.2. Hadisin Korumasızlığı
    Hadis külliyatı:
    - İnsan eliyle taşınmıştır
    - Yazma kültürüne bağlıdır
    - Sosyolojik güçlerle şekillenmiştir
    - Çelişkiler içerir
    - İlahi koruma vaadi yoktur
    - Şiiler ile Sünnilerin hadisleri farklıdır.
    Bu fark, Kur'an ile hadisin aynı kategoriye konulamayacağını gösterir. Kur'an mutlak ölçüdür, hadis ise insan aktarımına dayalı tarihsel bir malzemedir.
  9. Kur'an'ın Yeterlilik İlanı
    Kur'an, kendi yeterliliğini birçok ayette vurgular:
    9.1. Ankebut 51
    > "Kendilerine okunan kitabı sana indirmemiz onlara yetmedi mi? Şüphesiz bunda bir bağışlama ve iman eden bir toplum için öğüt vardır."
    Bu ayet açıkça sorar: Kur'an yetmedi mi? Kur'an'ın yanına başka bir kaynağı koymak, bu soruya "hayır" demek anlamına gelir.
    9.2. En'am 50
    > "Ben sadece bana vahyolunana uyuyorum."
    Nebimiz Muhammed'in görevi Allah'tan gelen vahyi tebliğ etmektir. Hadislerin Kur'an'ın açıklayıcılığına alternatif olarak görülmesi bu ilahi görevle çelişir.
    9.3. Nisâ 82
    > "O hâlde Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Eğer Allah'tan başkası tarafından olsaydı onda birbirini tutmaz çok şey bulurlardı."
    Kur'an'ın ilahi kaynaklı olduğunun delillerinden biri içindeki mutlak tutarlılıktır. Hadis külliyatı ise çelişkilerle doludur ve bu çelişkiler "te'vil" yoluyla zorla giderilmeye çalışılır.
  10. Sonuç: Tek Hakem Kur'an'dır
    Tüm bu analizler şu sonucu zorunlu kılar:
    Hadis literatürü:
    - İlahi koruma altında değildir
    - Tarihsel olarak tahrife açıktır
    - Günümüzde de manipülasyona elverişlidir
    - İsimle korunur, algıyla yaşar
    - Mutlak ölçü olamaz
    Kur'an:
    - İlahi koruma vaadi taşır
    - Lafzen ve manen korunmuştur
    - Kendi içinde tutarlıdır
    - Kendisi yeterlilik ilan eder
    - Tek hakem odur
    Bu nedenle:
    - Din Kur'an'dan öğrenilmelidir
    - Otorite değil, hakikat aranmalıdır
    "Buhârî'de var" ifadesi garanti değildir. "Ümmet kabul etti" delil değildir. Tek ölçü Kur'an'dır.
    Kur'an bize şunu öğretir: Hakikat çoğunlukta, gelenekte, otoritede değil; Allah'ın kitabındadır. Ve bu kitap açıktır, anlaşılırdır, yeterlidir.
    > "Biz kitapta hiçbir şeyi eksik bırakmadık." (En'am 38)

KİTAP İZLERİ

İyilik

Şebnem İşigüzel

Bir Yalancının Son İtirafları: Şebnem İşigüzel’in “İyilik” Romanında Parçalanan Bir Hayat Şebnem İşigüzel, çağdaş Türk edebiyatının en cesur seslerinden biri olarak, okuru her zaman rahatsız
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön