"Benim için bir kitap, bir ayna gibidir; içine bakan herkes, sadece kendi yüzünü görür." - Jorge Luis Borges"

İslam İnancında Tevhid ve Şirk: Anlam, Yansıma ve Güncel Hayattaki Tezahürleri

"Tevhid ve şirk: İslam'ın özünü oluşturan bu iki kavram, sadece inanç boyutunda değil, yaşamın her alanında Müslümanların dünya görüşünü şekillendiriyor. Allah'ın birliğini ifade eden tevhid ile O'na ortak koşma anlamına gelen şirk, modern dünyada yeni bağlamlarda yeniden anlaşılmayı bekleyen, günlük hayatı ve toplumsal ilişkileri derinden etkileyen dinamik kavramlar olarak karşımıza çıkıyor."

yazı resim

İslam inancının merkezinde yer alan tevhid ve şirk kavramları, bir Müslümanın dünya görüşünü, yaşam tarzını ve Allah ile ilişkisini belirleyen temel unsurlardır. Bu iki kavram, yalnızca soyut inanç ilkeleri olmakla kalmaz, aynı zamanda günlük hayatın her alanında somut karşılıklar bulan, toplumsal ilişkileri, ekonomik tercihleri, ahlaki değerleri ve bireysel davranışları şekillendiren dinamik unsurlardır. Kelime anlamıyla "birlemek" anlamına gelen tevhid, Allah'ın mutlak birliğini, eşsizliğini ve her türlü ortaklıktan münezzeh oluşunu ifade ederken; "ortaklık" kökünden gelen şirk, Allah'a ortak koşmayı, O'nun sıfatlarını başka varlıklara atfetmeyi ve ilahi kudrete sahip olmayan varlıkları yüceltmeyi anlatır. Modern dünyada, bu kavramların anlaşılması ve yaşanması açısından bazı karmaşalar ve yanlış anlamalar söz konusudur. Teknolojinin, tüketim kültürünün, sosyal medyanın ve güç ilişkilerinin şekillendirdiği çağımızda, şirk bazen görünür putlara tapınma formundan çok daha ince ve fark edilmesi güç biçimlerde tezahür edebilmektedir. Tevhid: Allah'ın Birliğinin Derin Anlamı
Tevhidin Felsefi ve Teolojik Temelleri
Tevhid, İslam'ın temel akide ilkesidir ve "La ilahe illallah" (Allah'tan başka ilah yoktur) şeklindeki kelime-i tevhid ile ifade edilir. Ancak bu ifade, salt bir sözel ikrar olmaktan öte, derin bir ontolojik, epistemolojik ve pratik anlam taşır. Tevhid, üç boyutta ele alınabilir:
Rubûbiyet Tevhidi: Allah'ın yaratıcı, rızık veren, evreni yöneten ve tüm varlıkların gerçek sahibi olduğunu kabul etmektir. Bu boyut, Allah'ın kozmik düzen üzerindeki mutlak hakimiyetini onaylamayı gerektirir.
Ulûhiyet Tevhidi: Yalnızca Allah'a ibadet edilmesi gerektiğini, O'ndan başka hiçbir varlığın kulluk ve tapınmaya layık olmadığını kabul etmektir. Bu, dini ritüellerin, duaların, adakların ve her türlü ibadet formunun sadece Allah'a yöneltilmesini ifade eder.
Esma ve Sıfat Tevhidi: Allah'ın isim ve sıfatlarının benzersiz olduğunu, hiçbir yaratılmışın O'nun sıfatlarını tam anlamıyla taşıyamayacağını kabul etmektir. Allah'ın "Gani" (muhtaç olmayan, zengin), "Kadir" (her şeye gücü yeten), "Alim" (her şeyi bilen) gibi sıfatları yalnızca O'na özgüdür.
Tevhidin Psikolojik ve Varoluşsal Boyutu
Tevhid inancı, insanı psikolojik olarak özgürleştirir. Birden fazla otoriteye, güce veya ilaha bağlı olmadığını bilen bir insan, varoluşsal bir huzur ve netlik yaşar. Tek bir merkeze, tek bir ilkeye bağlı olmak, insanın hayatını tutarlı, anlamlı ve yönlendirilmiş kılar. Çoklu otoritelere bağlılık ise kişiyi sürekli çatışma, kaygı ve belirsizlik içinde bırakır. Modern psikolojinin "değer çatışması" veya "bilişsel uyumsuzluk" olarak tanımladığı durumlar, esasında tevhid eksikliğinin psikolojik yansımalarıdır.
Modern Zamanda Şirkin Görünmeyen Yüzleri
Günümüzde şirk, taş ve odundan yapılmış putlara tapınma şeklinden ziyade, daha soyut ve psikolojik biçimler almaktadır:
Materyalizmin İlahlaştırılması: Para, mal-mülk, statü ve kariyer gibi dünyevi değerlerin hayatın merkezi haline getirilmesi, bunlara mutlak güç ve anlam atfedilmesi bir şirk formudur. İnsan, nefsinin arzularını ve dünyevi hedeflerini hayatının yegane gayesi yaptığında, aslında bunları bir ilah konumuna yükseltmiş olur.
İnsan Merkezli Putlaşma: Toplumsal figürlerin, liderlerin, ünlülerin veya ideolojik öncülerin eleştirilemez, hatası görülmeyen, sözü mutlak doğru kabul edilen konumlara yükseltilmesi de bir şirk tezahürüdür.
Sosyal Onay Bağımlılığı: Sosyal medya çağında, insan değerini beğeni, takipçi sayısı ve başkalarının onayı ile ölçme eğilimi, bir tür modern şirk olarak değerlendirilebilir. Kişi, Allah'ın rızasından ziyade insanların beğenisini merkeze aldığında, ibadetlerinde ve davranışlarında riya (gösteriş) yapar ki bu da şirktir.
Günlük Yaşamda Tevhid-Şirk Dengesi
Ekonomik İlişkilerde Tevhid Bilinci
İslam'ın ekonomik öğretileri, tevhid ilkesi etrafında şekillenmiştir. Rızkın gerçek sahibinin Allah olduğunu bilmek, insanı hem kibir ve gururdan hem de aşırı kaygı ve korkudan korur. Zenginlik, bir kişinin kendi gücünün ve zekasının sonucu olarak görülmemelidir; bu, insanı kibre ve şükretmemeye götürür. Kur'an, Karun'un hikayesinde bu tehlikeyi anlatır. Karun, servetini kendi bilgi ve yeteneğine bağlayarak Allah'ın lütfunu inkâr etmiş, bu da onun helakine sebep olmuştur. Aynı şekilde, fakirlik de bir imtihandır ve Allah'ın rızkı dağıtmadaki hikmetine güven gerektirir. Rızkın yalnızca Allah'ın elinde olduğunu bilen bir insan, ne zenginlikte kibir ne de fakirlikte umutsuzluk yaşar. Bu bilinç, sosyal adaletin temininde de kritik rol oynar: Zengin, malının gerçek sahibinin Allah olduğunu bildiğinde zekat, sadaka ve yardımlaşma konusunda daha cömert olur; fakir ise sabırlı ve şükreder olur.
Aile ve Sosyal İlişkilerde Tevhid
Aile ilişkileri, tevhid-şirk dengesinin en hassas test edildiği alanlardan biridir. Anne-babaların, eşlerin veya çocukların hayatın merkezi haline getirilmesi, onların isteklerinin Allah'ın emirlerinden önde tutulması bir şirk formudur. İnsan, ailesi ve sevdiklerini sevebilir, onlara değer verebilir; ancak bu sevgi, Allah'a olan sevgi ve itaatin önüne geçmemelidir. Ankebut Suresi'nin 8. ayetinde belirtildiği gibi, eğer anne-baba Allah'a şirk koşmayı emrederse, bu konuda onlara itaat edilmez. "Ve Biz insana anne babasına iyilik etmeyi vasiyet ettik ve eğer onlar seni hakkında bilgin olmayan bir şeyi Bana ortak koşman için zorlarlarsa onlara asla itaat etme dönüşünüz Bana'dır. Yapmış olduğunuz şeyleri size haber veririm." (Ankebut Suresi, 8)
İş ve Kariyer Hayatında Tevhid
Modern iş dünyasında, başarının ve terfilerin yalnızca kişinin kendi çabasına bağlı olduğu yanılgısı yaygındır. Tevhid bilinci, insanın çalışmasının önemini kabul ederken, sonucun yalnızca Allah'ın takdirinde olduğunu hatırlatır. Bu anlayış, hem aşırı hırs ve stres gibi psikolojik sorunları önler hem de başarısızlık durumunda kişiyi umutsuzluktan korur. Ayrıca, işverenlerin çalışanlarına tepeden bakması, onları küçümsemesi veya sadece kendilerinin nimetiyle beslendiklerini düşünmeleri de bir kibir ve şirk tezahürüdür. Gerçekte, hem işverenin sermayesi hem de işçinin gücü Allah'ın lütfudur. Bu bilinç, iş ilişkilerinde adalet, merhamet ve alçakgönüllülüğü teşvik eder.
Bilgi ve Eğitimde Tevhid
Bilim ve eğitim alanında da tevhid-şirk dengesi önemlidir. Bilginin kaynağının yalnızca insan aklı olduğunu düşünmek, Allah'ı denklemin dışında bırakmak anlamına gelir. İslam geleneğinde, her ilmin kaynağı Allah'tır ve insan ancak O'nun izniyle bilgi edinebilir. Kur'an'da Nebimiz Musa'nın bir bilge ile olan hikayesi (Kehf Suresi), insanın bilgisinin sınırlı olduğunu ve Allah'ın sonsuz ilmine teslim olmak gerektiğini öğretir. Modern seküler eğitim sistemlerinde, bilim ve din sıklıkla birbirinden ayrılır ve bilim mutlak otorite haline getirilir. Oysa İslam perspektifinde, bilim Allah'ın yaratışını anlamanın bir aracıdır ve tevhid bilincinden ayrı düşünülemez. Bilim insanı, keşfettiği yasaların ve düzenin arkasında bir Yaratıcı'nın olduğunu unutmamalıdır.
Şirkin Toplumsal Sonuçları
Sosyal Adaletin Bozulması
Şirk, toplumsal düzeni ve adaleti doğrudan etkiler. Allah'ın egemenliğini kabul etmeyen, bazı insanları veya grupları üstün gören, onlara ilahi bir statü atfeden toplumlar, adaletsizliğe ve zulme yatkın hale gelir. Tarih boyunca, firavunlar, krallar ve diktatörler kendilerini tanrısal konuma yükselterek halkı ezip sömürmüşlerdir. Kur'an'da Firavun'un "Ben sizin en yüce rabbinizim" demesi (Naziat Suresi, 24), bu tür bir kibrin ve şirkin zirvesidir. Çağdaş dünyada da, ırkçılık, milliyetçilik, sınıfsal ayrımcılık gibi ideolojiler, bazı grupları diğerlerinden üstün görme şeklinde bir şirk tezahürüdür. Tevhid inancı ise, tüm insanların Allah katında eşit olduğunu, üstünlüğün yalnızca takva (Allah bilinci) ile olabileceğini vurgular.
Çevresel Tahribat ve Tevhid Bilincinin Kaybı
Çevre tahribatı, modern çağın en ciddi sorunlarından biridir ve bu sorunun kökeninde de bir tür şirk yatar. İnsanın doğaya mutlak sahip olduğunu, onu dilediği gibi sömürebileceğini düşünmesi, Allah'ın yaratılış üzerindeki mülkiyetini göz ardı etmek anlamına gelir. Tevhid bilinci, insanın doğanın sahibi değil, emanetçisi olduğunu, Allah'ın yarattığı düzene saygı göstermesi ve dengeli kullanması gerektiğini hatırlatır.
Şirkten Korunma Yolları: Pratik Öneriler
Sürekli Muhasebe ve Nefis Terbiyesi
Şirkin en tehlikeli tarafı, sessizce kalplere sızmasıdır. Bu nedenle, Müslümanın sürekli bir nefis muhasebesi yapması, niyetlerini sorgulaması ve davranışlarının arkasındaki motivasyonu denetlemesi gerekir. "Bu işi Allah rızası için mi yapıyorum, yoksa başkalarına gösteriş için mi?" sorusu, riya ve şirkten korunmada kritik bir sorudur.
Kur'an'la Sürekli İlişki
Kur'an, tevhid mesajının en saf kaynağıdır. Düzenli olarak Kur'an mealini okumak, anlamını öğrenmek ve hayata tatbik etmek, şirkten korunmanın en etkili yollarından biridir. Kur'an'ın birçok ayetinde Allah'ın birliği vurgulanır, şirkin çeşitli formları eleştirilir ve tevhid inancının güzellikleri anlatılır. Bu mesajlarla sürekli temas halinde olmak, kalbi şirkten arındırır.
Sağlıklı İlim ve Sohbet Çevresi
İnsanın çevresi, inancını doğrudan etkiler. Tevhid bilincine sahip, Allah'tan korkan ve şirkten sakınan insanlarla birlikte olmak, kişinin imanını güçlendirir.
İhlası Koruma Gayreti
İhlas, amelin yalnızca Allah rızası için yapılmasıdır ve şirkten korunmanın kalbindedir. Her ibadette, her iyilikte, hatta her düşüncede ihlası korumak için çaba göstermek gerekir. Basit bir sadaka verirken bile "İnsanlar beni cömert görsün" düşüncesi, ihlası bozar ve ameli riyaya dönüştürür.
Tevhid, Özgürlük ve Anlam Arayışı
Tevhid ve şirk kavramları, yalnızca teolojik tartışmalar değil, insanın varoluşsal arayışının merkezinde yer alan yaşamsal konulardır. Tevhid, insanı gerçek özgürlüğe kavuşturur; çünkü insanı, yaratılmışların egemenliğinden kurtarıp yalnızca Yaratıcı'ya bağlar. Şirk ise insanı köle eder; onu maddeye, insanlara, arzulara ve geçici değerlere mahkum eder. Çağdaş dünyada, görünür putlar yerini görünmez putlara bırakmıştır. Para, şöhret, güç, bilgi, ideolojiler, hatta kişinin kendi nefsinin arzuları birer put haline gelebilir. Bu nedenle, tevhid bilincini korumak, her zamankinden daha fazla dikkat, özen ve sürekli bir uyanıklık gerektirir. Sonuç olarak, tevhid sadece "Allah birdir" demek değil, bu gerçeği hayatın her anına, her alanına yansıtmaktır. Bu, ekonomik tercihlerimizde, sosyal ilişkilerimizde, aile hayatımızda, kariyer hedeflerimizde, çevre ile ilişkimizde ve en önemlisi kalbimizdeki niyetlerde kendini göstermelidir. Bu bilinçle yaşayan bir Müslüman, hem dünyada huzur bulur hem de ahirette kurtuluşa erer. Tevhid, hayata anlam katan, kalbe huzur veren, topluma adalet getiren ve insanı gerçek özgürlüğe kavuşturan ilahi bir lütuftur. Şirkten uzak, tevhid üzere yaşamak ise her müminin en büyük gayesi olmalıdır.

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön