"Yarın değil, bugün! Çünkü yarın dediğin şey, bugünün dününden ibarettir." – Samuel Beckett (kurgusal)"

Riba: İslam Ekonomisinde Adaletin Temeli ve Haksız Kazancın Sınırları

İslam ekonomisinde adalet ve dürüstlük ilkelerinin merkezinde yer alan "riba" kavramı, geleneksel olarak sadece faiz şeklinde anlaşılsa da, aslında çok daha kapsamlı bir anlama sahiptir. Ekonomik ilişkilerdeki her türlü haksız kazancı, adaletsizliği ve sömürüyü içeren bu kavram, İslam'ın helal kazanç prensibinin karşısında duran tüm uygulamaları kapsar. Ribanın doğru anlaşılması, İslami ekonomik sistemin özünü kavramak için hayati önem taşır.

yazı resim

İslam dini, ekonomik hayatı yalnızca maddi kazanç odaklı bir faaliyet alanı olarak görmez; aksine adalet, dürüstlük ve toplumsal dayanışmanın tezahür ettiği bir sistem olarak ele alır. Bu sistemin temel prensiplerinden biri, helal kazancın teşviki ve haksız kazancın yasaklanmasıdır. İşte bu noktada, İslam hukukunun en çok tartışılan kavramlarından biri olan "riba" karşımıza çıkar. Geleneksel İslami literatürde riba kavramı sıklıkla faizle özdeşleştirilmiş olsa da, bu dar tanım kavramın gerçek kapsamını yansıtmaktan uzaktır. Riba, etimolojik kökeni ve Kur'ani bağlamı dikkate alındığında, sadece finansal faizi değil, ekonomik ilişkilerdeki her türlü haksız artışı, adaletsiz kazancı ve sömürü mekanizmalarını kapsayan geniş bir çerçeveye sahiptir.

Ribanın Etimolojik ve Kavramsal Boyutu
Riba kelimesi, Arapça "الرِّبٰوا" (ribâ) kökünden türetilmiştir ve temel anlamı "artmak, çoğalmak, büyümek"tir. Klasik Arapçada bu kelime, herhangi bir artış veya fazlalık durumunu ifade etmek için kullanılmıştır. Ancak İslami terminolojide riba, salt artış değil, spesifik olarak haksız ve adaletsiz artış anlamına gelir. Bu noktada önemli bir ayrıma dikkat etmek gerekir: Her artış riba değildir, ancak her riba bir artıştır. İslam ekonomisinin temel felsefesi, artışın kendisini değil, bu artışın elde edilme biçimini sorgulamaktadır. Emek, risk ve meşru ticaret yoluyla elde edilen kazançlar İslam'da teşvik edilirken, emeksiz, risksiz ve borçlunun zaafından beslenen garantili artışlar kesinlikle yasaklanmıştır.
Riba ve Faiz: Kapsam Farkı
İslam alimleri arasında yüzyıllardır süren tartışmalardan biri, riba ile faiz arasındaki ilişkidir. Birçok klasik müfessir ve fakih, pratikte riba kavramını faizle sınırlı olarak yorumlamıştır. Ancak bu yaklaşım, kavramın Kur'ani kullanımını ve geniş anlam çerçevesini tam olarak yansıtmamaktadır. Kur'an-ı Kerim'de, doğrudan "faiz" (Arapça: فَيْض - fayḍ, "artık, fazla, taşmak" anlamlarına gelir) kelimesi kullanılmak yerine, daha geniş kapsamlı olan "riba" kavramı tercih edilmiştir. Bu tercih tesadüfi değildir ve önemli bir mesaj taşır: Allah, yalnızca belirli bir finansal işlem türünü değil, haksız kazancın tüm formlarını yasaklamayı amaçlamıştır. Eğer yalnızca modern anlamda faiz kastedilseydi, Kur'an daha spesifik bir terim kullanabilirdi. Ancak riba kelimesinin seçilmesi, yasaklanan şeyin sadece belirli bir oran veya işlem türü değil, adaletsiz ekonomik ilişkilerin bütünü olduğunu gösterir.
Kur'an'da Ribanın Yasaklanması
Riba yasağı, Kur'an'da kademe kademe ve güçlenerek vurgulanmıştır. Bu konudaki en açık ve kapsamlı hüküm Bakara Suresi'nin 275. ayetinde yer alır:
> "Riba yiyenler, ancak şeytanın çarptığı kimse gibi kalkarlar. Bu, onların 'Şüphesiz alım satım da riba gibidir' demelerindendir. Oysa Allah alım satımı helal, ribayı haram kılmıştır. Kime Rabbinden bir öğüt gelir de vazgeçerse, geçmişteki onundur ve işi Allah'a kalmıştır. Kim dönerse, işte onlar ateş halkıdır; orada ebedi kalacaklardır." (Bakara, 2:275)
Bu ayet, birkaç kritik noktayı vurgular:

  1. Riba ile ticaretin ayrımı: Bazıları "alım satım da riba gibidir" diyerek ikisini özdeşleştirmeye çalışmıştır. Ancak Allah, bu görüşü açıkça reddederek alım satımı helal, ribayı ise haram kılmıştır.
  2. Manevi boyut: Riba yiyenlerin "şeytanın çarptığı kimse gibi" kalkacağı ifadesi, bu eylemin sadece ekonomik değil, aynı zamanda derin bir ahlaki ve manevi bozulma olduğunu gösterir.
  3. Kesin yasak: Geçmişte yapılanlar affedilse de, öğütten sonra ribaya devam edenlere ahirette ebedi azap vaadi, yasağın ciddiyetini ortaya koyar.
    Bu ayette dikkat çekici olan nokta, ribanın "alım satım gibi" olmadığının vurgulanmasıdır. Çünkü ticaret, karşılıklı rıza, risk paylaşımı ve emek içerirken; riba, tek taraflı kazanç, garantili getiri ve borçlunun zaafından yararlanma üzerine kuruludur.
    Ribanın Geniş Kapsamı: Faizden Fazlası
    Ribanın yalnızca faizle sınırlandırılması, kavramın İslami ekonomi felsefesindeki gerçek yerini kavramayı engellemektedir. Riba, şu unsurları kapsayan geniş bir kavramdır:
  4. Klasik Faiz İşlemleri
    Borç verilen para veya mal karşılığında, baştan belirlenen garantili bir fazlalık talep etmek. Örneğin:
    - 100.000 TL borç verip, bir yıl sonra 110.000 TL geri almak
    - 100 gram altın borç verip, 6 ay sonra 110 gram altın talep etmek
    Bu işlemlerde ortak özellik:
    - Borç ilişkisi vardır
    - Kazanç önceden garantilidir
    - Risk yoktur
    - Emek yoktur
  5. Tefecilik
    İnsanların ekonomik sıkıntılarından, acil ihtiyaçlarından veya bilgisizliklerinden yararlanarak fahiş oranlarda faiz talep etmek. Tefecilik, ribanın en sömürücü biçimlerinden biridir çünkü:
    - Borçlunun çaresizliğini istismar eder
    - Toplumsal adaletsizliği derinleştirir
    - Ekonomik eşitsizlikleri kalıcılaştırır
    - Sosyal dokuda tahribata yol açar
  6. Haksız Haciz Uygulamaları
    Borçlunun ödeyemediği borç karşılığında, borcun değerinden çok daha fazla değerdeki malına el koymak. Örneğin:
    - 50.000 TL borç için 200.000 TL değerindeki evi haczetmek
    - Küçük bir borç için kişinin tüm geçim kaynaklarını elinden almak
    Bu uygulama, borç vermenin meşru hakkını aşarak sömürüye dönüşür ve riba kapsamında değerlendirilir.
  7. Aldatıcı Ticaret Uygulamaları
    Ticari işlemlerde eşdeğer olmayan malların eşdeğermiş gibi takası, malın gerçek değerinin gizlenmesi, tartı ve ölçüde hile yapılması gibi eylemler. Bunlar doğrudan haksız kazanç sağladığı için riba kapsamındadır.
  8. Borçtan Doğan Her Türlü Garantili Fazlalık
    Modern finansal sistemdeki birçok araç, görünüşte farklı isimlerle sunulsa da özünde borç karşılığı garantili getiri içerdiği için riba kapsamına girer:
    - Gecikme faizi
    - Erken ödeme cezaları (haksız olanlar)
    - Borç yapılandırmada anaparanın katlanması
    Riba Olmayan Kazanç: Ticaret ve Yatırım
    İslam ekonomisinin temel ilkelerinden biri, meşru kazancın teşvikidir. Ribanın yasaklanması, ekonomik faaliyetin durması anlamına gelmez; aksine daha adil bir ekonomik düzenin tesisidir. Riba olmayan, helal kabul edilen kazanç biçimleri:
  9. Emek Karşılığı Kazanç
    İnsan emeğinin karşılığı olan her kazanç, İslam'da teşvik edilir. Bu, hem fiziksel hem de zihinsel emeği kapsar. Bir işçinin ücreti, bir doktorun muayene ücreti, bir mimarın proje bedeli gibi kazançlar, emek karşılığı olduğu için helal ve değerlidir.
  10. Risk İçeren Ticari Kazanç
    Alım satım, ticaret ve girişimcilik yoluyla elde edilen kazançlar, risk içerdiği ve piyasa şartlarına bağlı olduğu için riba değildir. Örneğin:
    Mal Ticareti: Bir tüccar 100.000 TL'ye mal alır, piyasa şartlarına göre 120.000 TL'ye satar. Bu kazanç:
    - Risk içerir (mal satılmayabilir, değer kaybedebilir)
    - Emek gerektirir (malın temininden satışına kadar)
    - Piyasa şartlarına bağlıdır (garantili değildir)
    - Karşılıklı rızaya dayanır
  11. Değer Değişiminden Doğan Kazanç: Altın ve Döviz Örneği
    Bu noktada önemli bir ayrımı netleştirmek gerekir: Altın ve döviz yatırımlarından elde edilen kazançlar, belirli şartlar altında riba değildir.
    Altından Kazanç
    100.000 TL'ye altın satın aldınız. Bir yıl sonra altının değeri 130.000 TL oldu ve sattınız. 30.000 TL kazanç elde ettiniz. Bu kazanç riba değildir. Çünkü:
    - Borç ilişkisi yoktur: Kimseye borç vermediniz, bir mal satın aldınız
    - Risk vardır: Altının değeri düşebilir, zarara uğrayabilirsiniz
    - Emek vardır: Altın topraktan çıkarılır, işlenir, ticareti yapılır
    - Garantili değildir: Kazanç piyasa şartlarına bağlıdır
    Ancak şu durumlar riba kapsamına girer:
    - Altını borç verip fazlasını geri almak (100 gr verip 110 gr geri talep etmek)
    - Vadeli altın takası (peşinlik ve eşitlik şartı ihlali)
    - Fiziki teslim olmadan spekülatif işlemler
    Dövizden Kazanç
    Döviz ticaretinde de benzer mantık geçerlidir. Paranın değeri, ülkelerin ekonomik durumlarına göre değişir:
    - TL karşısında dolar değerliyken, İran riyali değersizdir
    - Dolar karşısında euro değerliyken, TL değersizdir
    - Bu değişimler piyasa şartlarına, ekonomik göstergelere ve arz-talebe bağlıdır
    Bir para birimini alıp değer kazandığında satmak, mal ticareti gibidir ve riba değildir çünkü:
    - Risk içerir
    - Değer kaybı ihtimali vardır
    - Garantili getiri yoktur
    - Emek vardır (paranın basımı, dağıtımı vb.)
    Ribanın Özü: Dört Temel Özellik
    Bir ekonomik işlemin riba olup olmadığını anlamak için dört temel soruyu sormak gerekir:
  12. Emek Var mı?
    İşlemde üretken bir faaliyet, hizmet veya çaba söz konusu mu? Eğer kazanç tamamen pasif ve otomatikse, riba şüphesi güçlüdür.
  13. Risk Var mı?
    Kazanç kesin mi yoksa piyasa şartlarına, başarıya veya diğer belirsizliklere bağlı mı? Garantili kazanç riba işaretidir.
  14. Kazanç Garantili mi?
    Baştan belirlenmiş, kesin bir fazlalık mı söz konusu? Risk almadan garantili getiri, ribanın temel özelliğidir.
  15. Borçlunun Zayıflığı İstismar Ediliyor mu?
    Karşı tarafın ihtiyacı, bilgisizliği veya çaresizliği kazanca dönüştürülüyor mu? Bu, ribanın sosyal adaletsizlik boyutudur.
    Bu dört unsurdan birkaçı bir arada bulunduğunda, işlemin riba olma ihtimali yüksektir.
    Ribanın Sosyoekonomik Etkileri
    Kur'an'ın ribayı bu kadar sert bir şekilde yasaklamasının arkasında derin hikmetler vardır. Riba, sadece bireysel bir günah değil, toplumsal yapıyı tehdit eden sistemik bir sorundur:
  16. Ekonomik Eşitsizliği Derinleştirir
    Riba, zenginlerin daha da zenginleşmesini, fakirlerin ise borç bataklığında kalmasını sağlar. Emek ve risk olmadan kazanç, sermaye sahiplerini ayrıcalıklı kılarken, emek sahiplerini ezilmiş bırakır.
  17. Üretken Ekonomiyi Zayıflatır
    Para, riba sistemi içinde çalışmadan ve üretime katkı sağlamadan çoğaldığı için, gerçek ekonomik faaliyetler caydırılır. İnsanlar üretmek yerine faiz geliri aramaya yönelir.
  18. Sosyal Dayanışmayı Bozar
    Riba, insanlar arasındaki ilişkileri çıkar odaklı hale getirir. Borç veren, borçlunun sıkıntısından kazanç sağladığı için merhamet ve dayanışma yerine sömürü ilişkisi ortaya çıkar.
  19. Toplumsal Huzuru Tehdit Eder
    Borç altında ezilen, faiz yükü altında boğulan bireyler ve aileler, toplumsal huzursuzluğun kaynağı olur. Ekonomik adaletsizlik, sosyal patlamaların zeminini hazırlar.
  20. Ahlaki Çöküşe Yol Açar
    Riba sistemi, "çalışmadan kazanma", "başkasının sıkıntısından yararlanma" gibi ahlaki çöküntüleri normalleştirir ve meşrulaştırır.
    İslam Ekonomisinin Alternatif Modeli
    Riba yasağı, ekonomik hayatın durması değil, daha adil bir sistemin kurulması içindir. İslam ekonomisi, şu prensiplere dayalı alternatifler sunar:
  21. Kar-Zarar Ortaklığı (Mudaraba, Müşareke)
    Sermaye sahibi ve emek sahibi, kazancı ve riski paylaşır. Garantili getiri yerine, iş sonucuna göre kazanç elde edilir.
  22. Karz-ı Hasen (Güzel Borç)
    İhtiyaç sahibine faizsiz borç verilir. Borç veren, Allah'tan karşılık bekler ve toplumsal dayanışma güçlenir.
  23. İcara (Kiralama)
    Mal kullanım hakkı kiralanır, bu da emek ve hizmet karşılığı meşru kazanç sağlar.
  24. Murabaha (Maliyet + Kar)
    Satıcı, maliyetini ve makul karını açıklar, alıcı bilerek satın alır. Şeffaflık ve dürüstlük esastır.
    Günümüzde Riba: Modern Finansal Sistemin Eleştirisi
    Günümüz kapitalist finansal sistemi büyük ölçüde riba üzerine kuruludur. Merkez bankaları faiz oranları belirler, ticari bankalar kredilere faiz ekler, bireyler ve devletler faiz yükü altında ezilir. Bu sistem:
    - Sürekli büyüme baskısı oluşturur (faizi ödeyebilmek için)
    - Ekonomik krizlere yol açar
    - Gelir eşitsizliğini şiddetlendirir
    - Borç sarmalı oluşturur
    - Ahlaki değerleri aşındırır
    İslam ekonomisi, bu sistemin temel sorununun riba olduğunu ve sürdürülebilir, adil bir ekonomi için ribanın ortadan kaldırılması gerektiğini vurgular.
    Riba, Ekonomik Adaletin Düşmanıdır
    Riba, yalnızca faiz değildir; emeksiz, risksiz ve borçlunun zayıflığından beslenen her türlü garantili kazanç, riba kapsamındadır. Kur'an'ın ribayı yasaklamasının amacı, ekonomik hayatı durdurmak değil, adaleti tesis etmektir.
    İslam ekonomisi:
    - Ticareti teşvik eder, ribayı yasaklar
    - Risk paylaşımını öngörür, garantili sömürüyü reddeder
    - Emek değerini yüceltir, pasif kazancı kısıtlar
    - Toplumsal dayanışmayı önemser, bireysel hırsı frenler
    Riba, sadece teknik bir yasak değil; adalet, merhamet ve sorumluluk üzerine kurulu bir ekonomik düzen için ahlaki bir çağrıdır. Sonuç olarak, riba kavramını dar bir çerçevede ele almak, İslam'ın ekonomi felsefesini anlamayı engeller. Riba, her türlü haksız artışı, adaletsiz kazancı ve sömürü mekanizmalarını kapsayan geniş bir kavramdır. İslam'ın hedefi, insanlar arasında adaletin, dürüstlüğün ve karşılıklı saygının hâkim olduğu bir ekonomik düzen kurmaktır. Bu düzenin temeli, helal kazancın teşviki ve riba başta olmak üzere tüm haksız kazanç yollarının yasaklanmasıdır.

KİTAP İZLERİ

İNCİR KUŞLARI

Sinan Akyüz

Zambaklar Ülkesinde Açan Kan Gülleri: "İncir Kuşları" Sinan Akyüz’ün gerçek bir yaşam öyküsünden yola çıkarak kaleme aldığı "İncir Kuşları", okuru 1990'ların başında Avrupa'nın kalbinde patlak
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön