"Yazmak, varoluşsal bir bunalımın, kağıda dökülmüş zarif bir anksiyete nöbetidir." – Franz Kafka (kurgusal)"

Serin Bir Ankara Gecesi

İnsan en çok kendi hikâyesini anlatırken zorlanırmış ve en çok kendi hikâyesini dinlerken ağlarmış.

yazı resim

Serin Bir Ankara Gecesi

İnsan en çok kendi hikâyesini anlatırken zorlanırmış ve en çok kendi hikâyesini dinlerken ağlarmış.

Serin bir Ankara gecesi…

Kadının yüreği, bakla kırı rengine dönmüştür artık…Yolu açık olsun, der sevdiği adamın

ardından tüm kırgınlıklarını unutarak.Hayat zamansız terk edişler ve terk edilişlerle dolu ! der

aynadaki yorgun yüzüne.Sahiden bitti, sessiz sedasız bir solukta bitti işte!

Serin bir Ankara gecesinde, yüreğinin titrek kavaklarında son kez eser kadın.Dokunulmamış

ve belki de hiç fark edilmemiş yarasına bakar, acısı büyük olmayan ama ömür boyu sızısı

kalacak yarayı son kez kırılan yanıyla sever.Artık hiçbir son için ağlamayacağına söz verir

kendine.

Hayat da insanlar da zamanın ardına saklanabiliyor, asıl mesele yaşadığın tüm anları bir daha

asla tekrarı olmayacak gibi coşkuyla yaşayabilme heyecanında saklı.Sevdiği adamın gözlerine

bir daha göremeyecek gibi bakardı kadın ve bir gün bitebileceğini düşünmeden yaşardı

sevdasını.Şimdi geriye kalan kırık dökük ve onu zamanlı zamansız yaralayan parçalar kaldı

yüreğinin içinde.Anlat derdini, dediklerinde eskisi gibi anlatmak istemiyor ve kendi içsel

dünyasında anılarına yolculuk yaparken yalnızlığı seçiyor.

4 EYLÜL 2006
BİNNUR EDİSAN

KİTAP İZLERİ

Kapak Kızı

Ayfer Tunç

Ayfer Tunç’un "Kapak Kızı" Romanı: Çıplaklığın Katmanları ve Toplumsal Yüzleşme Ayfer Tunç’un ilk olarak 1992’de yayımlanan ve daha sonra "zemin aynı zemin, inşa aynı inşa"
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön