"Sabahın dokuzunda şiir yazan adamdan hayır gelmez, hele bir kahvaltı etsin de bakarız." - Orhan Veli Kanık"

yazı resim

Kalbim ellerinin içinde hapis.
Açsan iflah olmaz artık, sıksan atmaz.

Nefes almak zor,
midemi yakan gözyaşlarım var.
Bir deva yok, yine de bekler gönül.
Bu acı geçmez ama, alışılır yaşamaya.

Ellerini tutar kalbimle yazarım adını,
yüz yere.

Yüz kere okurum,
yüz satırı senle başlatırım.

Okur musun bir kere?

Bin kere sevsem seni,
sever misin bir kere?

Ölüm gibi bu acısını çektiğim,
Ağzımda cam kırıkları var,
konuşursam batar en derinlere.

Elimde can, elinde canım.
Sevilmediğini bilmek ne büyük bir acı böyle.

Yokluğun karanlığın kör düğümü,
Yokluğun zaman,
Yokluğun sabır.
Alev gibi yakar beni.
İnce ve keskin.
Hatlarını bildiğim bir kadının aldatılışı gibi.
Biraz kandırılışmış,
biraz kırık.

Her şeyin belli olduğu bir belirsizlik içindeyim şimdi.
Tekrar denedim ve tekrar gördüm.
Kader yazıldığı gibi silinebiliyordu.
Geriye sadece bir hoşça'kalan bırakarak.

Oysa bilmezdin,
zamana bağlanmış en güzel yazma,
bizim aşkımızdı sevgilim.

Bak,
bu sana son nasihat.
Bu sana son dönüş bileti,

eğer biraz aklın varsa; ellerim hala temizken gelirsin.

Belina ÖZBEK

KİTAP İZLERİ

Engereğin Gözü

Zülfü Livaneli

İktidarın Göz Kamaştıran Işığı ve Bir Hadımın Gözünden Saray Zülfü Livaneli’nin, okurunu XVII. yüzyıl Topkapı Sarayı'nın loş ve entrika dolu koridorlarına davet eden romanı "Engereğin
İncelemeyi Oku

Yorumlar

Başa Dön