Yaşamı öyle tuhaf buluyorum ki… Anlatamam… Ya da anlatmaya çalışayım bakalım benimle aynı fikirde olacak mısınız?
Yaşadığım anlar çoğu kez şaşırtıyor beni. Geçmişte yaşadığım çok üzücü bir olay, bugün üzücü gelmiyor örneğin. O anlar canımı öyle acıtmıştı ki. Kalbim kanıyor sanmıştım. Sanki öleceğim sanmıştım. Ama ölmüyormuş insan. Hâlâ yaşıyorum. Hatta başıma gelen her zorlayıcı olaydan sonra daha da güçlenmiş olarak yaşama kaldığım yerden devam ediyorum. Dilim de şu Amerikan sözü:” insanı öldürmeyen şey daha da güçlendirir”. Evet… ölmediğime göre daha da güçlü çıkmalıyım yaşamın karşısına.
O an ölmüyorsun… Kalbin sıkışıyor, gözlerin görmez oluyor kısa bir an… Nefes alamadığını hissediyorsun. Ölecekmiş gibi oluyorsun. Ama ölmüyorsun.
Sanki yaşam sana yine çelme takmış gibi olmadık bir yerde. Düşmüşsün. Dizlerin kanamış bu sefer ki düşüşünde. Hatta avuçların yanmış. Buna rağmen tutunacak bir el bulmuşsun. Kalkmışsın yerden. Daha da mağrur ve kuvvetli. Acaba bu düşüş son düşüş mü? diye düşünürsün. Bundan daha şiddetlisini yaşar mıyım? dersin. Tuhaf bir şekilde yenisini yaşarsın.
Şaşar kalırsın yaşamın sana sunduklarına. Hep eza mı? diye sorarsın, isyan etmekten korkarak. Sonra anlarsın ki bu düşüşler daha büyüklerini engellemiş hep. Her acı da bir mutluluk gizliymiş. O an çözememiş, şaşırmışsın. Bakakalmışsın. Aradan hep zaman geçmiş elinde kalanın aslında iyi bir şey olduğunu anlamak için.
Acaba diyorum, o an yaşadıklarımın aslında göründüğü gibi kötü olmadığını anlamanın bir yolu yok mu? Kalp gözünün açık olması mı demek acaba bu? Gözümüzle değil kalbimizle mi bakmalıyız yaşama?
Sanıyorum yaşam beni şaşırtmaya devam edecek. Yaşama şaştıkça daha tuhaf bulacağım karşılaştığım her şeyi… Ve yaşayacağım , her şeye ve herkese rağmen…