..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Sevgi dünyadaki yaşam ırmağıdır. -Henry Ward Beecher
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Öykü > Bireysel > Aysel AKSÜMER




30 Ağustos 2011
Keşke!  
Aysel AKSÜMER
Kristal şekerlik, koca bir yıl özlemini çektiği rengârenk şekerlerine kavuşmanın tatlı sarhoşluğunda büfede yerini almıştı. Gümüş tabak da aynı yerde pırıl pırıl parlıyor sanki "ben de beyaz bademlerimle sütlü çikolatalarımla buradayım" der gibiydi. Hemen yanı başında arzı endam eden desenli antika kolonya şişesi ise limon ferahlığını üç gün boyunca damla damla yaşatmak için can atıyordu.


:BBAB:
Kristal şekerlik, koca bir yıl özlemini çektiği rengârenk şekerlerine kavuşmanın tatlı sarhoşluğunda büfede yerini almıştı. Gümüş tabak da aynı yerde pırıl pırıl parlıyor sanki "ben de beyaz bademlerimle sütlü çikolatalarımla buradayım" der gibiydi. Hemen yanı başında arzı endam eden desenli antika kolonya şişesi ise limon ferahlığını üç gün boyunca damla damla yaşatmak için can atıyordu.

Terlikler, az sonra teşrif edecek misafirleri ayakkabılıkta beklerken oldukça sabırsızdı. Mutfakta ise hummalı bir çalışma sonrası büyük bir sessizlik hakimdi. Camlar açık olmasına rağmen enfes kokular evin her bir köşesini sarmıştı. Servis edilmek üzere tepsilerde bekleyen şerbetli tatlılar, borcamdaki zeytinyağlı dolmalar da iştahla yenmek için kapı zilinin komutunu bekler gibiydiler.

Salona yüzey temizleyicisinin lavanta kokusu tüm güzelliğiyle sinmişti. Tüller kar gibi beyazdı. Aile fertlerinin hepsi tertemiz giysileri ile koltuklardaki yerlerini almışlardı. Fakat yüzlerine gri bulutlar çökmüş ve hepsinin de bakışları sözleşmişcesine hüzünlüydü. Çünkü bir bayrama daha buruk bir biçimde giriyorlardı. “Keşke keşke!” diyordu ailenin en küçük kızı Nergis ve cümlesi tamamına ermeden bıçak gibi oracıkta kesiliveriyordu. Büyükler , boşlukların hangi kelime ile dolacağını biliyorlar ama sadece “ah keşke!” demekle yetiniyorlardı. Ama böylesi bir boşluğun hiç bir şekilde dolmayacağını adları gibi biliyorlardı.

Sofrada, aile büyükleri yemeğe başlamadan bir lokma bile ağzına almayan küçükler tutamadıkları gözyaşları ile bildikleri bütün kuralları ihlal ediyorlardı. Nergis, ellerini yüzüne kapatıyor ama hıçkırıklarının duyulmasına mani olamıyordu.

"Çok özür dilerim babacığım. İzninizle odama geçebilir miyim?"

Çetin Bey, buğulanan gözlük camlarını cebinden çıkardığı mendille silerken onaylar bir biçimde başını sallıyordu.
Kardeşinin salondan çıkışını adım adım izleyen Nazan, gözyaşları arasında suskunluğunu bozuyordu.

"Dile kolay babacığım, rahmetli anneciğim aramızdan ayrılalı tam beş yıl oldu ama daha dün gibi. Hatırlıyorsun değil mi? Her bayram arifesinde her şey mükemmel olsun diye nasıl da geç vakitlere kadar iş yapardı. Bizlere de her ne olursa olsun kapınıza gelene hizmette kusur etmeyin derdi. Ama çok zor be babacığım! Onun nasihatleri olmasa inan hiçbir şey yapmayacağım kapıyı da kimseye açmayacağım."

"Kızım öyle deme! Günaha giriyorsun. Dinimiz ölünün arkasından ağıt yakmayı değil dua etmeyi emreder. Anneniz yüreğimizde ve bizden sadece dua bekliyor. "

Sözlerin bittiği yerde sessizlik derinleştikçe derinleşir ta ki kapının zili çalana kadar.

Çetin Bey yutkundu ve derin bir nefes aldıktan sonra “Siz annenizin çocuklarısınız! Şimdi o kapıyı açın ve her kim gelmiş ise en iyi şekilde ağırlayın. Anneniz emin olun bunu hissedecektir!”

Kızlar, antreye doğru ilerlediklerinde kapının ardındaki konukların sesi içeriye o kadar net geliyordu ki.

"Tüh! Herhalde yoklar. Geldik bulamadık diye not mu yazsak acaba? "

Nazan ve Nergis gözlerini iyice sildikten sonra yüzlerine alelacele yerleştirdikleri bir tebessüm ile kapıyı açtılar.

Misafirler içeriye doğru adım atarken “Kapı açılmayınca yoksunuz diye düşündük. Neredeyse dönüyorduk” dediler sitemli bir şekilde.

“Kusura bakmayın zilin sesinde sorun var herhalde. Hoş geldiniz. Nergis! Canım terlik ver misafirlerimize!”

Nazan’ın güler yüzü ve tatlı dili, misafirlere kapının geç açılmasını unutturmuştu. Hayat acısıyla tatlısıyla devam ediyordu hem de tüm hızıyla. Terlikler ayaklara, şişe içindeki kolonya avuç açan ellere, gümüşlüğün içindeki çikolatalar ise misafirlerin damaklarına çoktan kavuşmuştu bile.

Sohbet bir süre sonra yine aynı kelimede uzun bir mola vermişti. Bu sefer “Keşke!”diye cümleye başlayan misafirlerdi.

Aysel AKSÜMER













.Eleştiriler & Yorumlar

:: ...........
Gönderen: Kâmuran Esen / ,
24 Aralık 2013
Gidenin yokluğu, güzel işlenmiş. Duygusal yanı ağır basan bir yazı. Zevkle okudum, hüzünlendim. Tebrik ederim. Sevgiyle.




Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın bireysel kümesinde bulunan diğer yazıları...
Depresyon - 1
Depresyon - 2 (Son Bölüm)
Küçük Anların Büyüklüğü
Hayat Perdesi

Yazarın öykü ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Düşme Sanatı
Muamma
Yola Çıktık Bir Kere (1)
Kayıp Düşler
Yalnızlık Meskeni
Garip Bir Talep
Yola Çıktık Bir Kere (3) (Son)
Bir Adamın Gözyaşları
Yola Çıktık Bir Kere (2)

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Gelişi Güzel [Şiir]
Global Yalnızlık [Şiir]
Deliksiz Suskunluk [Şiir]
Kırık Bir Aşk [Şiir]
Yürekten Dökülen Dostluk Tanesi [Şiir]
Doğaya Karışmak İstiyorum [Şiir]
İstanbul Düşü [Şiir]
Erik Ağaçları [Şiir]
Bohçadaki Sözler [Şiir]
Geceler [Şiir]


Aysel AKSÜMER kimdir?

Halkla İlişkiler mezunuyum. Devlet memuru emeklisiyim. 2 evlat sahibiyim. Ankara'da yasiyorum. Bir Oyku Kadar Kisa Bir Roman Kadar Derin Hayatlar isimli oyku kitabinin yazariyim.

Etkilendiği Yazarlar:
Orhan Veli KANIK, Reşat Nuri GÜLTEKİN, Anton Çehov


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2022 | © Aysel AKSÜMER , 2022
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.