..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Materyalist bir dünyada yaşıyoruz, ve ben de materyalist bir kızım -Madonna
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
İzEdebiyat - Yazar Portresi - Şevket Başıbüyük
Şevket Başıbüyük - günlüğüm
Site İçi Arama:


Ana Sayfa
  "Lanet Olsun Kaysıya!" (Şevket Başıbüyük) 2 Ağustos 2012 Günlük Olaylar 

Burcu Karakaş’ın kendisiyle röportaj yaptığı Şanlıurfalı mevsimlik işçi Şahin amcanın tabiriyle: “Lanet olsun kaysıya!” Lanet olsun… Çünkü mevsimlik işçilerin alın teriyle kirletilmiş/kirletilen o kayısılar; zekâtla temizlenmediği sürece, kayısı, Şahin amcanın bedduasıyla hep “lanetli” kalacaktır ve üreticinin beklediği fiyatla satılmayacaktır…

  Sizin Hiç Keşkeleriniz Oldu Mu? (Şevket Başıbüyük) 31 Mayıs 2013 Din 

ayatım da benim hiç ‘keşke’lerim olmadı, ya sizin?..

  Malatya Kültürünü Mercek Altına Alan Bir Eser (Şevket Başıbüyük) 31 Mayıs 2013 Yazarlar ve Şairler 

“İlim ve Hareket Adamı Mehmet Sait Ertürk (Şark Medreseleri Müderrisi)” adındaki bu kitapta, merhumun kronolojik biyografisinin yanı sıra, 1950 yılından bu yana Malatya’da ilmi ve fikrin gelişmesini sağlayan -yazarın sıkça ifade buyurduğu gibi- bu havzada yetişmiş fikir adamlarının anekdotları, sohbetleri, basından yayımlanan yazıları ve röportajları tarihi bir arşiv değerini taşıyor.

  Şiddetin Her Türlüsüne Hayır (Şevket Başıbüyük) 16 Aralık 2010 Günlük Olaylar 

Her gün şiddetle yüzleşen bir toplum olarak; “neden yalnız kadına şiddete hayır?” Bu memlekette şiddet gören yalnız kadınlar mı? Erkeği şiddet görmüyor mu? Çocuklar şiddet görmüyor mu? Gençler şiddet görmüyor mu? Yaşlılar şiddet görmüyor mu? Son günlerde nerden ve ne amaçla ortaya çıkıp, şiddet gördüğü iddia edilen bazı gençler polislere şiddet uygulamıyor mu? Bırakın polisleri, bu ülkenin başbakanı şiddet görüyor… Tevafuk bu ya, Malatya’da ‘şiddete hayır” sempozyumun devam ettiği gün ve saatte Ortadoğu Teknik Üniversitesi’nde (ODTÜ) de, Başbakanın şiddete maruz kaldığı haberi geçiyordu tüm ajanslarda…

  Bir Söğütlü Camiimiz Vardı! (Şevket Başıbüyük) 19 Temmuz 2011 Unutulamayan Dönemler 

Neden Söğütlü? Bileniniz varsa beri gelsin… Büyüklerimizin anlattıklarına göre; Söğütlü Camii çok büyük cenderelerden geçmiş. Malatya mimarisinin en önemli örneklerinden olan Söğütlü Camii, bazen memleketin en tanınmış Hoca Efendilerin vaaz-ı nasihatlerine şahit olmuş bazen de cezaevi olarak kullanılmış. Hatta bir zamanlar han olarak, ahır olarak kullanılmış olup, cezalandırılmıştır... Bu açıdan bakıldığında Söğütlü Camii, Cumhuriyet döneminin en büyük tanık eserlerinden biridir. Dünümüzü bu güne taşıyan bu tarihi dokunun aslında koruma altına alınması, yıkılmaması gerekiyordu… Ama maalesef yıkıldı!.. Hem de tüm gizemli tarihi izleriyle birlikte yıkıldı ve tarihin geri getirilemez çöp tenekesine atıldı. Neden Söğütlü? Bileniniz varsa beri gelsin… Büyüklerimizin anlattıklarına göre; Söğütlü Camii çok büyük cenderelerden geçmiş. Malatya mimarisinin en önemli örneklerinden olan Söğütlü Camii, bazen memleketin en tanınmış Hoca Efendilerin vaaz-ı nasihatlerine şahit olmuş bazen de cezaevi olarak kullanılmış. Hatta bir zamanlar han olarak, ahır olarak kullanılmış olup, cezalandırılmıştır... Bu açıdan bakıldığında Söğütlü Camii, Cumhuriyet döneminin en büyük tanık eserlerinden biridir. Dünümüzü bu güne taşıyan bu tarihi dokunun aslında koruma altına alınması, yıkılmaması gerekiyordu… Ama maalesef yıkıldı!.. Hem de tüm gizemli tarihi izleriyle birlikte yıkıldı ve tarihin geri getirilemez çöp tenekesine atıldı.

  Çocukluğum (Şevket Başıbüyük) 5 Aralık 2008 Anı 

Uzaklarda… Çok uzaklarda, Görüyor gibiyim çocukluğumu.

  Günlüğümden (Şevket Başıbüyük) 5 Aralık 2008 Anılar 

Kim bilir o yüzden “büyük”leri tanıdıkça hep çocuk kalmak istiyorum… Ben hep çocuk kalmak istiyorum da… Lakin memleketimin/Anadolu insanının hep saf kalmasını, saflığından dolayı istismar edilmesini istemiyorum. (İstemediğim için bazı gerçekleri günlüğüme yansıtıyorum) Ve diyorum ki; ey “Anadolu saf insanı!” Ey meyve ve sebze üreticileri/gıda sektörleri… Ey doktorlar, ey tıp dünyası… Ey eczacılar, ey ilaç imalatçıları… Birileri bu son günlerde televizyonlarda ekran ekran dolaşarak sizleri karaladıkça, sanatınıza, hâsılatınıza, mesleğinize kara çalıp adeta sizlerle dalgasını geçtikçe reyting üstüne reyting yaparken…

  At Sineği (Şevket Başıbüyük) 6 Aralık 2008 Güven ve Güvensizlik 

Sokrates’in hayat hikâyesi de ilginç geldi bana... İlginç olan şey; neden Hz. İbrahim’i anlamazlar? Neden Sokrates’i anlamazlar? Ve neden -ben bile anlaşılmıyorum- anlaşılmıyoruz...

  Şakayık (Şevket Başıbüyük) 6 Aralık 2008 Estetik 

“Şakayık” kelimesi, -nedense- benden çok değişik çağrışımlar yaptırıyor. Şakayık denilince sizden nasıl bir çağrışım yapıyor?. İri çiçekleri güle çok benzeyen ve gül gibi kokan bir süs bitkisi mi, bu güzel çiçeğe yakışmayan Nişantaşı sokağı mı, uzun borulara benzeyen kolları ile medusa'yı andıran bir görünüme sahip bir çeşit deniz bitkisini mi, en görkemli çiçeklerden birisi mi, Yoksa"şakaaaaaaaaaaaaaaayyyyyyyyyyyyyık" deyişi ile sinirleri altüst eden Muazzez Abacı’nın şarkısını mı...

  Gözlerimin Rengi (Şevket Başıbüyük) 6 Aralık 2008 Sevgi ve Aşk 

Gözlerimin rengini söylersem namerdim…

  Piyerloti (Şevket Başıbüyük) 15 Aralık 2008 Yerler 

Piyerlotiye ilk gidişimdi. Bir akşam üstü gördüklerim beni derinden etkiledi Ancak bu güzel mekan neden bir Türk değil de bir yabancının ismiyle anıllıyordu. Hayıflandım ve kaleme döktüm

  Bizim Kadir de Ehliyeli Olunca… (Şevket Başıbüyük) 21 Aralık 2008 Gülmece (Mizah) 

İkamet ettiğim ilde/Malatya'da meczup bir vatandaşaemniyet müdürlüğü tarafından garip bir ehliyet hikayesi. Sözkonusu hikaye 2007 gazetelere manşetlik haber oldu...

  Dicle Kıyısında Bir Mağara Kent (Şevket Başıbüyük) 31 Aralık 2008 Anılar 

Şimdi belki de anlatacaklarım sizlere bir masal gibi gelecek. Bir Doğu masalı… Bilmem anlatsam dinler misiniz? Sizin de ilginizi çeker mi? Uçsuz bucaksız bir ovanın ortasında, tam 130 yıl, civar illerine başkentlik yapmış ve başta Moğolların istilası olmak üzere, birçok saldırılara uğramasına rağmen hâlâ dimdik ayakta kalmış bir mağara kent masalından bahsetsem beni anlar mısınız? Dillere destan, Dicle Nehri’nin kıyısında kayalara tutunmuş bir kent, nehrin iki yakasını birbirine bağlayan kocaman bir taş köprü (ama şimdi köhneleşmiş, yıkılmış, sadece üç ayağı kalmış bir köprü) ve sırtını kayalara dayamış bu efsanevi mağara kentini yazsam okur musunuz?

  Hepimiz Öğrenciyiz (Şevket Başıbüyük) 30 Aralık 2008 Günlük Olaylar 

Etkilenme ve etkileşim...

  Sağır Kaplumbağa (Şevket Başıbüyük) 31 Aralık 2008 İlişkiler 

Ne olursa olsun bildiğin, başarılı olacağına inandığın yolda , işte kim ne derse desin asla vazgeçme, tıpkı sağır kaplumbağa gibi davran...

  Olma Geveze (Şevket Başıbüyük) 3 Ocak 2009 Didaktik 


  Özgürlük (Şevket Başıbüyük) 3 Ocak 2009 Başkaldırı 


  Cennet Gülleri (Şevket Başıbüyük) 3 Ocak 2009 Çocuk 


  35 Yaş Şiiri Size Neyi Çağrıştırıyor? (Şevket Başıbüyük) 23 Ocak 2009 Yazarlar Üzerine 

35 Yaş şiirini ne zaman okusam içime fenalıklar basar, sinirlenir, tamamını okumadan bırakırımdım. Diyeceksiniz ki, gündem bu kadar yoğunken 35 yaş şiiri de nerden çıktı? Nerden çıktığını bilmiyorum ama, şiirden bahsederken bir arkadaş dedi ki; “Yaş otuz beş! yolun yarısı eder.” demiş ama kendisi de 46 yaşında ölmüştür..

  Hayat Bir Tiyatro… (Şevket Başıbüyük) 23 Ocak 2009 Sanat 

Geçenlerde bir grup arkadaşla otururken tiyatrodan bahsetmiştik. Bir arkadaş, “Hayat bir tiyatrodur.” demişti. Ötekisi, “Hayır, hayat tiyatro olamaz” diyerek itiraz etmişi. İçimizde en saygı duyduğumuz arkadaşa; “Siz bu konuda ne diyorsun” diye sorduğumuzda; “İkisi de doğru söylüyor” diyerek şöyle meseleyi şöyle izah etmişti: “Hayatın kendisi bir tiyatroya benzetilebilir ancak, tiyatrodan farkı, tiyatronun rolü önceden belirlenmişken, hayatsa, rolü önceden belirlenmeyen bir tiyatrodur, diye düşünüyorum..”

 

 



Değerli dostlar,
Sizleri bilmiyorum ama ben her zaman sormuşumdur kendime:
Ne yapıyorum?
Ne için yazıyorum?
Niye yazmaya devam ediyorum?
Amacım ne?

Cevabım, zaman zaman farklı olmuşsa da genelde “bilmiyorum” olmuştur…

“Bilmiyorum” olmuştur anlatabiliyor muyum?

Peki aynı soruyu sizlere soracak olsam…

Siz, siz ey edip, şair ve eli kalem tutan/yazı yazanlar…

Sahi sizler niçin yazıyorsunuz?

Okuyup, seyrettiğiniz ya da düşünüp bulduğunuz, üzerinde fikir yürüttüğünüz konuları niye yazıya aktarıp duruyorsunuz?

Yazarken, insanlara “onu öyle yapma, böyle yap. Doğrusu böyle olmalı.” demek mi istiyorsunuz? Kendinizce, kendinizi bir şey sanıp insanlara fikir vermeye mi çalışıyorsunuz?

Hangi uzmanlık alanında hangi bilgiye sahipsiniz? İnsanlara hangi önerilerde bulunuyorsunuz?

Yazarken, ‘kimseye hiçbir faydası olmasa da yazarak biraz içimi döktüm...’ niyetiyle yazıyorsanız diyeceğim hiçbir şey yok. Çünkü, "yazmasaydım deli olurdum" demiş Sait Faik Abasıyanık….

Değerli dostlar,
Sahi siz neden yazıyorsunuz?!

Yazmak…

Ah yazmak!...

Tamamıyla içgüdüsel bir refleks…

Yani YAZMAK!

Evet, “Yazmasaydım delirirdim.’’ diyor Abasıyanık…

Ya siz?!

Siz yazan dostlar, siz de yazmasaydınız delirir miydiniz?

Sizi bilmiyorum ama ben delirmeseydim yazmazdım…

Olması gerekeni üretmeye/yaratmaya çalışanlara ‘deli’ denilen bu dünyada deli olduğumu bildiğim için yazmalıyım ve üretmeliyim, diye düşünüyorum.

Bir hareket, bir gülüş, bir yaşama sebebi, bir his, bir çığlık ve bir yokluk var ederek var olmalıyım, diye düşünüyorum.

Virgüllü konuşmaları sonsuza değin uzatabilirim ve eğer ki ‘sonsuz’a bir son koyabildiğimi biliyorsam ve ‘bir’ sıfatını ‘bin’ yapabiliyorsam yazı aracılığıyla , ‘yazmak’ denilen bu muazzam orgazma bütün hayatımı veririm!..



 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2018 | © Şevket Başıbüyük, 2018
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.

 

Bu dosyanın son güncelleme tarihi: 21.07.2018 03:12:43