..E-posta: Şifre:
İzEdebiyat'a Üye Ol
Sıkça Sorulanlar
Şifrenizi mi unuttunuz?..
Benim yaradılışımda fevkalade olan birşey varsa, Türk olarak dünyaya gelmemdir. - Atatürk
şiir
öykü
roman
deneme
eleştiri
inceleme
bilimsel
yazarlar
Anasayfa
Son Eklenenler
Forumlar
Üyelik
Yazar Katılımı
Yazar Kütüphaneleri



Şu Anda Ne Yazıyorsunuz?
İnternet ve Yazarlık
Yazarlık Kaynakları
Yazma Süreci
İlk Roman
Kitap Yayınlatmak
Yeni Bir Dünya Düşlemek
Niçin Yazıyorum?
Yazarlar Hakkında Her Şey
Ben Bir Yazarım!
Şu An Ne Okuyorsunuz?
Tüm başlıklar  


 


 

 




Arama Motoru

İzEdebiyat > Deneme > Yazarlar ve Şairler > Mustafa Mert




25 Nisan 2010
Toprak Acıkınca - Erol Toy Üzerine  
Mustafa Mert
Yazarın bu yapıtında okumaya başlar başlamaz ‘İmparator’ adlı romanından farklı bir söylem geliştirdiği fark ediliyor. İmparator’daki o paraya tapan-çok iyi yansıttığı- atmosferden tamamen uzak, doğaya inmiş, ince ince betimlemeler, dağ hayatı, göçebe hayatı üzerine güzellemelerle okuyucuyu farklı bir yönden sarmalamış.


:CDGH:
Erol Toy- Toprak Acıkınca
Yazarın bu yapıtında okumaya başlar başlamaz ‘İmparator’ adlı romanından farklı bir söylem geliştirdiği fark ediliyor. İmparator’daki o paraya tapan-çok iyi yansıttığı- atmosferden tamamen uzak, doğaya inmiş, ince ince betimlemeler, dağ hayatı, göçebe hayatı üzerine güzellemelerle okuyucuyu farklı bir yönden sarmalamış. Her iki romanın ortak özelliği ise; Yazarın dışarıda kalıp, eleştirmek istediğini sadece olayları anlatarak okuyucuya ulaştırma yolunu benimsemesi ve bunda başarılı olması.
‘Toprak Acıkınca’ Garip Hasan ile Satı’nın büyük aşkının evliliğe dönüşmesi ile yola koyuluyor. Bir dağ köyünde yaşanan bu sevda destansı bir ile anlatılıyor. Tarihte yerini alacak bir sevda anlatıldığı duygusu veriliyor. Üslup akıcı, biçem içerikle uyumlu olaylara göre şekil alıyor. Köylü şivesi sadece konuşmalarda abartmadan kullanılıyor ki bu da kanımca tutulması gereken yol. Erol Toy’un kullandığı dil de anlattığı öyküyle uyumlu olmakla birlikte alabildiğine Türkçe. Burada durup Kemal Tahir ile Erol Toy’un köy anlatımlarını kendimce kıyaslamak istiyorum. Kemal Tahir, daha çok köylüyü, kurnazlıklarını, köylüler arasındaki çekişmeleri anlatır. Erol Toy ‘Ağa’ ile köylünün gizli savaşımını önceleri şöyle bir üstünde durmadan vermekle birlikte olaylar geliştikçe derinleştirmiş. Erol Toy’un Kemal Tahir’den köy romanında fazladan verdiği ise okuyucuya köyü, köyün doğasını, töresini daha iyi yansıtması olmuş. Bunları yazarak Kemal Tahir köy romanında başarılı değil demek istemiyorum. O da köy romanlarında kahramanlarıyla okuyucuyu sarıp sarmalamış, keyifli okumalara neden olmuştur. Ancak kendisi köyde yaşamadan, sadece duyduklarından bunları yazmıştır. Yaratıcı zekâsı, başarılı üslubuyla bu zorluğu aşmıştır. Erol Toy’un başarısı ise köy hayatını daha bir içeriden, daha bir bilerek anlatmasından geliyor.
Köydeki büyük bir sevda ile başlayan roman, dönemin hayat şartları, köylülerin yaşam felsefesi, geçim sıkıntıları üzerinde ilerliyor. Topal Ali’nin şehre inmesiyle, Yunanlıların İzmir’i işgali aynı zamana denk geliyor. Civardaki ilçelerde, kasabalarda ileri gelenlerin, sözü geçenlerin, Amerikan ya da İngiliz mandasına geçmek isteyenlerin, Rumların, Patrikhanenin gönderdiği papazların, şeyhlerin, hocaların tartışmaları, çekişmeleri, birbirlerinden haber sızdırmaları anlatılarak roman özelden genele doğru işlemeye başlıyor.
Alaşehir civarında kurtuluş savaşı öncesi, çetelerin Yunanlılara karşı koyma girişimleri akıcı, okşayıcı bir üslup ile ayrıntılı olarak anlatılıyor. Burada olayların merkezine Topal Ali oturtularak onun üzerinden gelişmeler veriliyor. Mustafa Kemal’in kurduğu düzenli orduya katılma zamanı geldiğinde ayrıntılar sona eriyor. Yazar kahramanlarının akıbetini açıklıyor, savaşın kalan kısmına şöyle bir değiniliyor ve tekrar köye dönülüyor. Burada savaşı kazanma coşkusu ve o sıralarda yaşanılanlar anlatılmıyor. Tekrar gündelik köy yaşamına dönülüyor. Yazar bunu ‘Savaşan savaştı. Ya gazi oldu ya da şehit ama köyde hayat devam ediyor, savaş öncesi olduğu gibi.’ mesajını vermek amacıyla kasten yapmış olabilir. Daha sonra köyde Yetim Hasan’ın yaşamı ele alınmaya başlanıyor ve bu da zaman zaman ayrıntılı ama çoğunlukla özet olarak anlatılıyor.
Yapıtı baştan sona ele aldığımızda üç ayrı olay üzerine kurulduğunu görüyoruz. Birincisi Satı ile Garip Hasan’ın aşkı, ikincisi Kurtuluş Savaşı’nın başlangıcı, üçüncüsü de Yetim Hasan’ın hayatı. Birinci den ikinciye geçiş hissettirmeden ve kısmen bazı olaylar iç içe alınarak yapıldığından çok fazla göze batmıyor. Ancak Yetim Hasan’ın yaşam öyküsüne geçilince okuyucu eski olaylarla boşuna bağlantı arıyor. Maalesef yazar akıcı üslubu, olayları çok yönlü anlatma becerisine rağmen, ikinci bölüm sonuna kadar başarıyla götürdüğü kurgu içerik uyumunu son bölümü ekleyerek ortadan kaldırmış. Romanın okuyucu da yıllarca unutulmayacak bir tat bırakmasını engellemiş. Yetim Hasan’ı hiç anlatmasaydı ya da onun hayatı çerçevesinde Cumhuriyet’in ilk yıllarını daha yoğun verebilseydi romanın bütünlüğünü koruyabilirdi. Dil, üslup ve içerikten pekiyi alan Erol Toy bu romanında kurguda başarısız olmuş. Aynı olaylar Yetim Hasan’ın hayatı merkez alınarak sondan başa doğru farklı bir kurguyla ele alınsaydı romanın bütünlüğü korunduğu gibi, klasikler arasında yerini alacak muhteşem bir yapıt olabilirdi.





Söyleyeceklerim var!

Bu yazıda yazanlara katılıyor musunuz? Eklemek istediğiniz bir şey var mı? Katılmadığınız, beğenmediğiniz ya da düzeltilmesi gerekiyor diye düşündüğünüz bilgiler mi içeriyor?

Yazıları yorumlayabilmek için üye olmalısınız. Neden mi? İnanıyoruz ki, yüreklerini ve düşüncelerini çekinmeden okurlarına açan yazarlarımız, yazıları hakkında fikir yürütenlerle istediklerinde diyaloğa geçebilmeliler.

Daha önceden kayıt olduysanız, burayı tıklayın.


 


İzEdebiyat yazarı olarak seçeceğiniz yazıları kendi kişisel kütüphanenizde sergileyebilirsiniz. Kendi kütüphanenizi oluşturmak için burayı tıklayın.

Yazarın yazarlar ve şairler kümesinde bulunan diğer yazıları...
Erol Toy İmparator Üzerine
Kemal Tahir'e Mapusaneden Mektuplar Üzerine
Zulümname Üzerine
Okuduğum Kitaplardan İzlenimler - 2
Okuduğum Kitaplardan İzlenimler

Yazarın deneme ana kümesinde bulunan diğer yazıları...
Darwin ve Beagle Serüveni Üzerine
Tutunamayanlar Üzerine
Kıvılcım
Günlük Koşuşturmaca da Edebiyat

Yazarın diğer ana kümelerde yazmış olduğu yazılar...
Plajda Bir Gün [Öykü]
Motorsiklet Çilesi [Öykü]
Ablak Yüzlü [Öykü]
Deniz Sevdası [Öykü]
Üçkapılar'da Çay İçmek [Öykü]
Mektup [Öykü]
İddia [Öykü]
Yere Düşen Tek Terlik [Öykü]
Parkta Otururken [Öykü]
Çevre Koruma ve Biz Türkler [Öykü]


Mustafa Mert kimdir?

Antalya'da doğup,büyüdüm. Çocukluğum ve gençliğim futbol topunun peşinde koşmakla geçti. 26 Yaşındayken son oynadığım futbol takımının kaptanı,başkanı ve sponsoru olan kişiyle tartıştıktan sonra futbolu kesin olarak bıraktım. Jose Mauro De Vasconcelos'un Güneşi uyandıralım ve Şeker Portakalı,Gabriel Garcia Marquez'in Yüzyıllık Yalnızlık,Paulo Coelho'nun Simyacı kitapları gibi o dönemin çok satanları ile birlikte Dostoyevski'nin Suç ve Ceza'sını da okuyunca edebiyet'a ilgim bir tutku haline geldi. Çetin altan'ın yazdığı ilk öykü kitabını okuyana kadar,kendimi sadece tutkulu bir okuyucu olarak görüyor,yazarlığa yeteneğim olmadığını düşünüyordum. Çetin Altan'ın ilk yazdıkları ile bugün yazdıkları arasındaki fark bende yazarlığın geliştirilebileceği duygusunu uyandırdı. Ancak evli ve çocuklu olduğumdan eve ekmek gitmeliydi. Bu nedenle sadece yazarak geçinmeye çalışmayı deneyecek cesaretim olmadı. Hem çalışıp,hem de fırsat buldukça yazıyorum.

Etkilendiği Yazarlar:
Vedat Türkali,Orhan Kemal,Yaşar Kemal,Jose Mauro De Vasconcelos,Emile Zola,Sait Faik Abasıyanık,Orhan Veli Kanık,Nazım Hikmet,Ümit Zileli,Erol Manisalı,Tahsin Yücel


yazardan son gelenler

 




| Şiir | Öykü | Roman | Deneme | Eleştiri | İnceleme | Bilimsel | Yazarlar | Babıali Kütüphanesi | Yazar Kütüphaneleri | Yaratıcı Yazarlık

| Katılım | İletişim | Yasallık | Saklılık & Gizlilik | Yayın İlkeleri | İzEdebiyat? | SSS | Künye | Üye Girişi |

Custom & Premade Book Covers
Book Cover Zone
Premade Book Covers

İzEdebiyat bir İzlenim Yapım sitesidir. © İzlenim Yapım, 2020 | © Mustafa Mert, 2020
İzEdebiyat'da yayınlanan bütün yazılar, telif hakları yasalarınca korunmaktadır. Tümü yazarlarının ya da telif hakkı sahiplerinin izniyle sitemizde yer almaktadır. Yazarların ya da telif hakkı sahiplerinin izni olmaksızın sitede yer alan metinlerin -kısa alıntı ve tanıtımlar dışında- herhangi bir biçimde basılması/yayınlanması kesinlikle yasaktır.
Ayrıntılı bilgi icin Yasallık bölümüne bkz.