"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"

Yaratıcı Yazarlık

İlk Roman

69 görüntülenme · 463 ileti
??? #181
mrb ben de deneme yazıyorum ve 2006 da baskıya vermeyi düşünüyorum ama benim sorunum baskıya verme aşaması. neler yapmam lazım?
??? #182
Hemen baskıya vereceksen bir matbaacı ile anlaşman gerekli.
??? #183
Özgür Pencere “Edebiyat ve Sanat Derneği” sitesinin 16 yaş üstü açmış olduğu şiir yarışması var. Konu çok güzel, “sen”
??? #184
Valla benim ki üç misli! Ve lâkin, ola ki bir şiirim, yazdığım değerlendirilirse mutlu olurum. Bu siteden gidemeyeceğim, bunu anladım. Hoş ve dost kalsın dostlar...
??? #185
12 yildan beri Ingiltere'de yasiyorum. Cok uzun zamandan beri en buyuk mutlulugum yazmak oldu. Cogu zaman yazdigim yazilarla ilgili bu isi bilen kisiler tarafindan cok iyi yorumlar yapildi. Ama kendime guvenemedigim icin bir suredir yazmiyorum. Bunun nedeni biraz da kararsizlik. Hangi dilde yazmam gerektigine karar veremiyorum. Ingilizce kendi dilim olmadigi icin, yazi yazarken bazi kaliplarin dogrulugunu sorguluyorum ve surekli tedirginim. Turkiye'den uzak kaldigim icin Turkce yazdigimda imla hatalari yapmaktan korkuyorum. Kendimi nasil gelistirebilecegim konusunda fikri olanlarin onerilerini bekliyorum. Tesekkur ederim...
??? #186
Microsoft OLE DB Provider for ODBC Drivers error '80040e14' [MySQL][ODBC 3.51 Driver][mysqld-4.1.10a-nt]You have an error in your SQL syntax; check the manual that corresponds to your MySQL server version for the right syntax to use near ''Sevgili Enis!','Ne zaman barýþ mesajlarý vermeye kalksam iki sa /edebiyat/mesaj_icerik.asp, line 783
??? #187
Teşekkür ederim Matbaacı ile anlaşıca bitiyor mu? Ben Epsilon yayın evi ile çalışmak istiyordum. Sanırım şuan seçim yapabilme gibi bir şansım yok. Düzenleme ya da bunun gibi yardımları nereden alabilirim?
??? #188
Bir şey daha sormak istiyorum. Kitabın tanıtımı için ne yapabilirim? Tavsiyelerinizi bekliyorum.
??? #189
Siz baskıya hazır dediğiniz için ben size matbaacı önerdim. Bu konuda iz editörleri veya aramızda kitap çıkartmış İsa arkadaşımız size severek yardımcı olacaktır. Saygılar.
??? #190
Buradan birilerine laf at... Olmadık polemikler doğur...Ama iyi yazdığını iddia et...Hatta " en iyisi benim " de... Sürekli başka yazarları eleştir...Onların kötü ( ! ) yazılarına inat kendi güzel ( ! ) yazılarını forumun belli başlı yerlerinde yayınla... Tek kişilik ruh katılımı ( ! ) odaları varya forumun oralarda gerekli reklam yapılır... Saygılar...
??? #191
ayşen, eğer buradaki yöneticiler sana yardımcı olmuyorsa, ısrar etmenin anlamı yok, antolojide var şiirlerin, bu siteyi kuranlar sorunları çözmüyorsa, bu onların sorunudur, sana site mi yok, bir sürü var, benim de metinlerim çıkmıyor günler geçtiği halde, kimseye bir şey deme gereği de duymuyorum. Belki bir şeyi yanlış yapıyorsundur ne bileyim, ama bence daha uğraşma, yorma kendini. Nida madem topu bana attın. Ben de gülümsedim tabi. Bir cevap vereyim. Sayın kübra, epsilon yayınevi ile çalışmak istiyormuş. Buyursun çalışsın. Ki böyle dönmüyor işler. Kübra kimdir, ne yazmıştır hayatı boyunca, kübra’nın yazdıklarını insanlar neden okumak istesin, kübra’nın edebiyat ortamındaki yeri/farkı nedir, koca epsilon yayıneviyle çalışmak istiyorsanız, gidin ve bir hayır cevabı alın. Çünkü daha çoook şey göreceksiniz sayın kübra. Kübra, bu yolda çok şey yapmanız şart. Size yazmayın diyen yok, yazın, çok iyi, herkes yazsın, ama hayal dünyanızdan çıkıp gerçekleri görün….
??? #192
Belkide sen haklısın sevgili İsa. Antoloji çok sistemli çalışıyor. O bakımdan çok güzel. Ama ben burada , içeriğinde "edebiyat" sözü vurgulandığı için eksiklerimi tamamlayabileceğimi düşünmüştüm. İyi kötü bir şeyler karalıyorum.Hepsi o ! Biliyorsun ve görüyorsun, bir sürü yanlışım, eksiğim var ! Onları burada telaffi etmek, birilerinden geribildirim alabilmekti umudum.... neyse ki sen, en başından bu yana bana hep destek oldun. Yazı eklemekten vazgeçsemde, burada yazılanları okumaktan vazgeçmiyeceğim. Çok güzel yazılar var.
??? #193
Sevgili Kübra Demirbaş ve eserini yayınevlerine göndermeyi düşünen diğer arkadaşlar, Size önerebileceğimiz birkaç yol var; öncelikle eserinizi e-mail ya da benzeri elektronik ortamlarda yayınevine aktarmayın. A4 çıktısı alın, mümkünse bir satır boşlukla dizgisini ayarlayın. Mutlaka ve mutlaka imla konusunda titiz davranın; takıları yerine göre bitişik yazmaya, yerine göre de ayırmaya dikkat edin. Bu hususu İzEdebiyat'ta sürekli vurguluyoruz. Okur kaybetmenin en kolay yolu, bozuk bir dildir çünkü. Üç beş tane sözcüğün yanlış yazılması kimseyi rahatsız etmez, ama bütün bir metin boyunca yapılan takı hataları eserin yayınevince okunmadan reddedilmesine yeter. Birkaç gün içinde eserinizi gönderdiğiniz yayıneviyle irtibata geçin, ve dosyanızın değerlendirilip değerlendirilmediğini öğrenin. Onların sizi aramalarını beklemeyin. Çeşitli yayınevlerinin web sitelerine girin ve yeni yazarlara yönelik bir açılımları var mı diye göz gezdirin. Birçok yayınevi çeşitli dönemlerde özellikle "yeni yazarlara" kapılarını açarlar. Ancak yayınevlerini dikkatle inceleyin, çünkü aralarında yerli yazar basmayanlar (Ayrıntı Yayınları, Oda Yayınları vb.) var; bazı yayınevleri de ancak kendini kanıtlamış ya da doğrudan klasik sıfatını kazanmış yerli yazarlar basıyorlar. Sel Yayıncılık gibi alternatif entelektüel bir yayın politikası sürdürenler var. İdea Yayınevi ve Sosyal Yayınları gibi adları bilinmesine karşın, felsefe ve bilim ağırlıklı yayınlar basanlar var. İnkılap gibi 'çok satan' romanlar peşinde koşanlar var. Everest Yayınları'nda şansınızı deneyebilirsiniz; popüler kitaplara yönelmenin yanısıra, 'farklı ses' olabilecek kitaplar yayınlamaktan da geri durmuyor. Bu saydığım yayınevleri yeni yazar/eski yazar ayrımı gütmüyorlar. Elbette Orhan Pamuk'u havada karada kaparlar, ancak yeni yazarlara da kapılarını her zaman açık tutuyorlar. Aynı şekilde daha yeni kurulmuş sayısız yayınevi var; onlar da özellikle yeni yazarlara açık olmaya çaba gösteriyorlar. Bunlar arasında Okuyan Us sayılabilir. Bu yayınevinin kendi web sitesinde yeni yazarlara yönelik bir bölüm bile bulabilirsiniz. Aynı şekilde Agora Kitaplığını da deneyebilirsiniz. Bunlar hep, henüz genç yayınevleri olmalarına karşın piyasada adlarını duyurabilmiş yayın kuruluşları. Bunlar dışında yüzlerce yayınevi daha var şansınızı deneyebileceğiniz. Bir yayınevi kataloğu temin edebilirseniz, teker teker ilgileneceğini düşündüğünüz yayınevlerine başvurabilirsiniz. Tüyap Kitap Fuarı dolayısıyla yıllık olarak yayınlanan yayın kataloğuna ulaşabilirseniz, o paha biçilmez bir kaynak olabilir sizin için. Ancak NetKitap, Ideefixe, gibi sitelerde de yayınevi katalogları mevcuttur. Bu siteler aracılığıyla aynı zamanda yayınevlerinin bastığı kitapları görebilir, kendi tarzınıza yakın kitaplar basan yayınevlerini ayırabilirsiniz. Eseriniz yayınlanmasa bile birkaç yayınevinden ya da editörden olumlu görüş alırsa, bu kez Can Yayınları, Yapı Kredi Yayınları, İş Bankası Yayınları, Altın Kitaplar, İletişim gibi daha köklü yayınevlerini düşünebilirsiniz. Tabi eserinize güveniniz tamsa, doğrudan buralara başvurmamanız için hiçbir neden yok. Hepsi de yeni yazar basmaya açık olduklarını söylüyorlar. Yayınevleri doğaları gereği (ticari kurumlar olarak) ister istemez eserin satıp satmayacağını gözetir. Çok güzel yazılmış bir eser bile, kendine bir okur kitlesi oluşturamayacak diye düşünülürse matbaaya ulaşmayabilir. Bunda kötü niyet aramaya gerek yok; bir yayınevini ayakta tutmak kolay değil çünkü. Bunların dışında masraf olarak 'ortak' olduğunuz takdirde eserinizi fazla bir kriter gözetmeksizin yayınlayacak yayınevleri de vardır, ama bu size tam anlamıyla bir "yazar deneyimi" sunmayacağından biz tavsiye etmiyoruz. Yeni yeni yaygınlaşan bir yöntem olarak eserinizi kendiniz basmayı düşünebilirsiniz. Daha önceleri bunu yapanların karşılaştıkları en büyük sorun eserin dağıtım ağlarına girememesiydi. Ancak internetin yaygınlaşmasıyla bu meseleleri kısmen kendiniz sitelerle anlaşarak giderebilirsiniz. Bir takım yabancı siteler, metni göndermeniz durumunda kitabınızı anında basıyorlar. Daha sonra buralardan kitap satın alınabiliyor, ve size kârın önemli bir miktarı veriliyor. (%50 kadar) Ek olarak dünyada kendi kitabını basmış ve bestseller olmuş örnekler de yok değil (bkz. Howard Fast). Ancak herşeye karşın biz inanıyoruz ki gerçek bir yazarın en önemli savaşımlarından biri yayıncı tarafından kabul görmektir. Bu her zaman adil bir mücadele olmayabilir; yayınevleri çok güzel eserleri fark etmeyebilirler, ama yayın dünyasının düzeni bu derseniz, ister istemez sizi sürekli 'daha iyisini' yapmaya iten bir motivasyon faktörü olabilir bu. Bundan da kimseye zarar gelmez diye! Son olarak, gerçek bir yazar olmaya giden en sağlam yol, bir yayınevince, başka bir deyişle editörler ve yayın yönetmenlerince keşfedilmektir diye düşünüyoruz. Umarım bu bilgiler size yardımcı olmuştur. Saygılarımla, Diren Yardımlı İzEdebiyat
??? #194
İlginize teşekkür ederim. Beni bu konuda çok güzel bir şekilde aydınlattınız. Tavsiyelerinizi dinleyeceğimi söylemek isterim.
??? #195
Başlaması kolaydır, ama yirmi sayfa sonra bittiğinizi hissedebilirsiniz. O gün berbat bir ruh halinde olsanız da yazmak zorundasınız. Romanın aynı yörüngede devam ettirmeniz için, nasıl başladığınızı unuttuğunuz anda, her sayfası başkasının elinden çıkmış gibi durur. Çorba olmamasına dikkat metnin. Arada bunun işe yarar bir metin olmadığını düşünürsünüz, o zaman hiç yazmak istemezsiniz, Romana başlarken edindiğiniz inancı canlı tutmak gerekli. Bitmesi için acele ettiğinizde, bataklıktaki bir insana benzersiniz, kötü cümleler çıkar elinizden, çok sabırlı olmak gerek. Sık sık iyi bir cümle bulabilmek için dakikalarca pc ekranına bakarsınız, avucunuzu yalarsınız. Yazarken sizi aktif hale getiren duyguyu düşünceyi hep hatırlamak gerek. Yoksa tek cümle gelmiyor. Tıkanıklığa en iyi gelen şeylerden biri, karakterleri karşılıklı konuşturmaktır. Bir sayfa yazıldı diyelim, üstünden tekrar gitmelisiniz, düzeltme yapmalısınız, böylece odaklanmanız kolaylaşır. Yazdıkça, yeni şeyler bulursunuz, elinize bir öykü gelmiştir, onu anlatın, ama bunun roman içindeki yerinin de farkında olun, arada öykü anlatmak metni zenginleştirir. Aforizmalar…çok yararlıdır, onların yüzlercesi var, onlardan faydalanın… Süslü anlatmaktan kaçının. Diyelim bir adamı anlatıyorsunuz, bir cinayet anlatacaksınız, durun ve düşününü, tarihteki cinayetleri hatırlayın, dünyadaki cinayetler, zihniniz iyice açılır, ama metinden kopmamaya dikkat, yazarken böyle hatırlamalar yapmak, yeni şeyler bulmanızı sağlar, Bazen hazırlıklı geçmek gerek pc başına. Notlar alın. Onlara göre uydurun. Yani bu bölümde şöyle olsun böyle olsun gibi hesaplamalar yapmak… Sorun yaratın metinde, düğüm, sonra bunu sayfalara yaya yaya sorunu çözün. Ser..düğüm et…çöz… Okuru sürükle…
??? #196
Semih Süren. İnsan olur da tek kelime bahis etmez mi kendinden. 'Yemem ki' müthiş bir öykü. Sadece onu okumak, incelemek ne güçlü bir kalem olduğunu anlatıyar mısralarca. Mazi anlatırken çatırtıyla güne dikkat çekmek.. Ne ustaca. Tahmini çok genç olmalısın. Yoksa bu kalem çoktan piyasayı karalardı. Anadolu yu ancak içindeki anlatır. O, nicelerinin öykündüğü 'batı' aslında doğuya, türküsüne, motifine, edebiyatına, ağıdına o kdar özeniyor ki. Ama müthiş kurgusal da bir psikolojik uygulamaları var ve çok başarılılar. Bizi bize soğutuyorlar. Bakın Türk gençlerine. Nasıl da yabancıya ılıklar. Hep yabancı parçalar dinliyorlar, onlar gibi konuşmaya çaba harcıyorlar. Ne yazık. Halbuki bunu sağlayan 'batı' aslen doğu hayranı. Anadolu'yu rahat bırakın, sesini duymak tüm cihanın hakkı. Semih Süren, sözüm sana, bilgilerini güncelleştir, seni tanımamıza imkan ver. 'Yemem ki' yi defalarca okudum, kelime kelime inceledim. Senden gelen herşeyi okumaya devam edeceğim. Anlıyorum giz prensibin. Kanımca seni tanıyacağımıza eminim, selam olsun, İyi günler Türkiye...
??? #197
insan neden bir şeyleri kaybetmek üzere iken onun değerini anlamaya mahkum. yoksa bu sonu gelmez bir tükenişin habercisi olmasın. şiirleriminnveya yazılarımın bir kitap olabilmesi neye bağlı. ki değerlendirecek merak ediyorum. çünkü onları kendimden bile kıskanıyorum. bilitorum bu bir çeşit yazar hastalığı ama doktorum kim arıyorum, arıyorum...bana yardım edin...
??? #198
merhaba, foruma katılmak için meşhur deyimdeki gibi bin takla atmam gerekiyor. defalarca üye girişi yapmak zorunda kaldım, bilmediğin bir şehirde adres aramaya benzedi, dön dolaş aynı yere çıkıyorsun. ilk katılımım geldi aklıma da, pek de uzun zaman geçmiş sayılmaz, hala o anların tatsızlığını hatırladığıma göre... kitap mevzusu gündemde; ne hoş heyecandır!.. yazmanın başdöndüren büyüsüne kapıldıktan sonra sık sık akla düşen hayal. kimileri için gerçek olur, kimileri için ise... olmaz. olsun, hiç değilse bu heyecanı yaşamak var... yazmak var... olmak, olgunlaşmak var... saygılar...
??? #199
Eylül hanım siz kimsiniz? Dünyanın dönmesinden mi olsa, ortalık dönenlerle dolu. İmdat bile mevlana tarzı dönmeleri bi nebze olsun anlamış ya, gözüm açıkta gitmeyecek. Pervaneye ışık sorulmaz ama kenan ve suphi işbirliği, isa ve olgun... Güdümlü taarruz füzesi gibi dolaşır dururlar. Şu siteye yazdım yazalı tek bir kişiden bana destek çıkmasını istedim o da çıkmadı, kenana muhalefet açısından. Sonra sancağı eline almış tek başına onu ahkam keser gördüm. Kahvehane ağzı felsefesi falan... Aklıma Tayyib ve Baykal geldi. Ve eminim hepsinin beyinlerinde uçan bir anayasa kitabı var. Nereden mi çoktı; Eylül Hanım kitap dedi ya... Mevsim itabiriyle hac görevini yerine getirmek için dikişsiz beyaz kıyafet giyinenlerin içinde kötü olanları da var ama ruh kötülüğü göreceli, değil. Sosyete de olsa kalp güzelliği o taşlara yansır. Kimse parmaklarının hesabını ardıç kuşuna yükleyemez. Kurban olayı islamiyetten önce çıkmıştır, İsmail'in taşa yatırılması... Allah takım tutmaz! Bu son mesaj, "kuş gribi" ankaraya sinsi uçaklarla gelen kara gözlüklülerin hesabı olmasın... Veya reklamı "Kurtlar vadisi Irak"... Papazlara günah mı çıkartıyoruz? Polata kırmızı pasaport kızı öpsün diye gönderilmedi. Sizlere bir çocukluk maceramı anlatayım ve bu tamamen gerçek. Deve tüyü renkli çuvallar vardır bilirsiniz. Gerçi semt itibari ile bulunduğumuz mevkide evler iki katlı, apartmanlarda oturanlar zengin, onların çocukları muhallebi yerlerdi. Çuvalın içine bir arkadaşımız girer, (kapının önünde) biz zili çalar kaçardık, çok korkuttuk, hatta çok küfür yedik ama çok güldük. Kapı önünde oynayan çuval... Birileri bizimle çocuk oyunlarımızın aynısı ile oynuyor. Bu kurguyu kuranlar ile oynamayı severim, gıdıklarınızı kaşıdığınızda Ankara Kedisi gibi mayışıyorlar.
??? #200
bir şeylerin ortasına düşmek için bir çabam olmadı. bir şeylerden kaçtığım anlamı da çıkarılmasın. sadece kendime ait düşüncelerimi açıklamak istedim, içimden geldi, yaptım. eğer bir densizliğim var ise o da forumda oluşmuş olan "tarafları" takip etmemektir. ne döndüm, ne de bu gibi ifadelerin burada kullanılmasına kayıtsız kalabilirim... tartışmak, medenice, karşı fikre saygı duyarak... işte bunu yapabilmek gerek!.. geçen yüzyılın başlarında ünlü bir yazar ve devlet adamı "gün gelecek, herkes yazar olacak" demiş.
Başa Dön