"Sanat, hayatın bir yansımasıysa, bugün bir ayna kırıldı ve her parça ayrı bir roman oldu." - Oscar Wilde (kurgusal)"

Açık Büfe

Genel Tartışma

31 görüntülenme · 670 ileti
??? #141
aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile) böyle şiir olmaz. LATİN olabilir çürük elmalardan şahane bir meyve suyu (İSA) otostop çekiyor kırıklarım Bilinmez bir şafağa olta atmış, Kapağı sarı yetmişlikler. (latin)
??? #142
aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile) böyle şiir olmaz. LATİN olabilir çürük elmalardan şahane bir meyve suyu (İSA) otostop çekiyor kırıklarım Bilinmez bir şafağa olta atmış, Kapağı sarı yetmişlikler. (latin) Aya ulaşamayan kurtlar Yavrusunu yermiş Yerilmekte bir ince marifet Diyeti bozuk bir reçeteymiş
??? #143
aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile) böyle şiir olmaz. LATİN olabilir çürük elmalardan şahane bir meyve suyu (İSA) otostop çekiyor kırıklarım Bilinmez bir şafağa olta atmış, Kapağı sarı yetmişlikler. (latin) Aya ulaşamayan kurtlar Yavrusunu yermiş Yerilmekte bir ince marifet Diyeti bozuk bir reçeteymiş(nida) şiir uzmanı olmuş iz bilmeden konuşmuş zaten herşey kokuşmuş vahh ellerim yorulmuş(naile) laf atmayı bıraksan soframıza katılsan aşure kaynadı kazan kazana düştü sazan(naile)
??? #144
aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile) böyle şiir olmaz. LATİN olabilir çürük elmalardan şahane bir meyve suyu (İSA) otostop çekiyor kırıklarım Bilinmez bir şafağa olta atmış, Kapağı sarı yetmişlikler. (latin) Aya ulaşamayan kurtlar Yavrusunu yermiş Yerilmekte bir ince marifet Diyeti bozuk bir reçeteymiş(nida) şiir uzmanı olmuş iz bilmeden konuşmuş zaten herşey kokuşmuş vahh ellerim yorulmuş(naile) laf atmayı bıraksan soframıza katılsan aşure kaynadı kazan kazana düştü sazan(naile) Şahadet hep tetikte Namlusu hep şakakta Aynalıdır, kendini vuramaz Sazan dokunur bana (Gökçen)
??? #145
aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile) böyle şiir olmaz. LATİN olabilir çürük elmalardan şahane bir meyve suyu (İSA) otostop çekiyor kırıklarım Bilinmez bir şafağa olta atmış, Kapağı sarı yetmişlikler. (latin) Aya ulaşamayan kurtlar Yavrusunu yermiş Yerilmekte bir ince marifet Diyeti bozuk bir reçeteymiş(nida) şiir uzmanı olmuş iz bilmeden konuşmuş zaten herşey kokuşmuş vahh ellerim yorulmuş(naile) laf atmayı bıraksan soframıza katılsan aşure kaynadı kazan kazana düştü sazan(naile) Şahadet hep tetikte Namlusu hep şakakta Aynalıdır, kendini vuramaz Sazan dokunur bana (Gökçen) Ne çevresine ne kendine Dokunur ya hayrı Herşey şiir bugün Herkes şair gayrı ( İmdat )
??? #146
aşure kaynıyor kazan kazana düşüyor sazan duruma üzülüyor sezen izedebiyat tan çekiliyor(zeliha) çekilirsen küserler niye burdasın derler sana rahat vermezler gitmeden sen bi düşün (naile) böyle şiir olmaz. LATİN olabilir çürük elmalardan şahane bir meyve suyu (İSA) otostop çekiyor kırıklarım Bilinmez bir şafağa olta atmış, Kapağı sarı yetmişlikler. (latin) Aya ulaşamayan kurtlar Yavrusunu yermiş Yerilmekte bir ince marifet Diyeti bozuk bir reçeteymiş(nida) şiir uzmanı olmuş iz bilmeden konuşmuş zaten herşey kokuşmuş vahh ellerim yorulmuş(naile) laf atmayı bıraksan soframıza katılsan aşure kaynadı kazan kazana düştü sazan(naile) Şahadet hep tetikte Namlusu hep şakakta Aynalıdır, kendini vuramaz Sazan dokunur bana (Gökçen) Ne çevresine ne kendine Dokunur ya hayrı Herşey şiir bugün Herkes şair gayrı ( İmdat ) benimde yüreğim gülden ince taştan serttir söylerken lafını nereye gideceğini bil! susuyorsam, haysiyetimin edebindendir yaptıysan kelam vuruşu, bari sen edebini bil! şimdi beklentim senden, küçük bir özür dilemendir lafın kıtsa anlarım, iadei itibar eder belki birgün dil! (naile'den N'ye)
??? #147
İtibarından özür diliyorum. Özür dilememin tek sebebi, kendimi özür diletecek bir konuma düşürmüş, olmam. Fikirlerinize tecavüz etmek varken, kişiliğinizi rencide ettim. Çiçek sevmenin de bir usulü olduğunu göz ardı, ettim. Üzgünüm! Canilere, canilik yapanın da canilik olduğunu, unuttum. Demiri tavında dövmek varken soğuk metale çekiç, salladım. Sünnetlik çocuğun mide travması geçirdiği saatlerimi kaçırmadan bazı kişilerin de itibarından özür, dileyeceğim. Özür! Sn. Kâmuran Esen ve Sn. Gizu Salima ve Enis. Siz yukarıda yer verdiğim (cani) kelimesine de takmazsınız, umarım. Yok, takarız derseniz tartışırız. Sn. Naile Hanım; Sizden ve İtibarınızdan tekrar özür, diliyorum. Özre hak kazanmış diğer arkadaşlardan, siz; bunu daha çok hak, ettiniz. Nedeni aşikar, sanal ortamda kişiliğinize direkt saldırı da bulundum. Ve saldırı teşebbüsünde bulunmayı düşündüğüm diğerlerinden de şimdiden özür, diliyorum. Ve resmen bu kişileri tehdit ediyorum. Ya adam gibi yazın, ya da ben sizi yazarım. Burasının edebi bir site olduğunu vurgulamama yüzüm yok. Ama sizlere özrümü sundum… Özrüm; kabahatimden büyük, değil. Nida.
??? #148
NTVMSNBC'nin haberine göre en fazla kitabın bulunduğu ilin 1 milyon 76 bin 131 adetle İstanbul olduğu, 750 bin 182 ile Ankara’nın ikinci, 474 bin 770 adetle de Konya’nın üçüncü sırada yer aldığını bildirdi. Okuyucu sıralamasında ise liderlik Konya’nın. “Konya’da, geçen yıl 721 bin 410 okuyucu kütüphaneye geldi. Konya’yı 659 bin okuyucusuyla Gaziantep, 553 bin okuyucusuyla da Denizli izledi. Üye sayısı açısından bakıldığında 14 bin 162 üyesi bulunan Ankara birinci olurken, 13 bin 974’le Adana ikinci, 13 bin 180 üyeyle de Denizli üçüncü oldu. Ödünç kitap alan okuyucu sıralamasında ise 164 bin 278 ile Aydın birinci, 153 bin 529 ile Konya ikinci, 143 binle İstanbul üçüncü oldu” Bunlar Konya İl Halk Kütüphanesi Müdürü Kasım Akçay'ın verdiği sayılar. İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde çok sayıda kütüphane bulunduğunu vurgulayan Akçay, “Bu illerdeki okul kütüphaneleri bile çok gelişmiş durumda. Konya’da ise kütüphane sayısı fazla değil. Özellikle öğrenciler araştırma için kütüphaneye geliyor. Yaz-kış her dönemde kütüphanemiz dolu oluyor” Konya, İstanbul, Ankara, Adana, Denizli... hatta Aydın. Neden İzmir'in sözü edilmiyor? Bu sitede İzmirli şairlerin sayısına bakılırsa İzmirliler okumaktan çok yazmayı tercih ediyorlar. İzmirliler kendilerine sormalılar, Ege'nin kıyısında, ülkenin batısında yer alan bu 'çağdaş' şehrin çağdaşlığı makyaj mı sadece? Saygılarımla, M. Doğan
??? #149
Sayın M.Doğan'ın 15.04.2005 tarihinde yayınlanan "İzmir Okumuyor" başlıklı yazısı üzerine bu yazıyı kaleme almayı kararlaştırdım. Yazıda, ülke genelinde kütüphanelerin kullanımı üzerine yapılan bir çalışmanın sonuçları veriliyor. Ve M.Doğan, araştırmanın verilerinden "İzmir halkının pek kütüphaneler rağbet etmediği" sonucuna vararak, "Bu sitede İzmirli şairlerin sayısına bakılırsa İzmirliler okumaktan çok yazmayı tercih ediyorlar. İzmirliler kendilerine sormalılar, Ege'nin kıyısında, ülkenin batısında yer alan bu 'çağdaş' şehrin çağdaşlığı makyaj mı sadece?" sorusunu soruyor. Sayın M.Doğan'ın İzmir ve İzmirliler hakkındaki bilgi birikiminin yetersiz olduğu sonucuna vardım bu yazdıklarından. Çünkü benim bildiğim, gördüğüm ve de tanıdığım İzmir ve İzmirliler, yazarın belirttiğinden çok uzaklar. İlk olarak, kütüphanelerin ziyaret sayılarının, okuma alışkanlığı ile ilgili "gerekli" ama tek başına "yetersiz" bir gösterge olduğunu söyleyebilirim. Böyle bir istatistiki veriden yola çıkarak, "İzmir Okumuyor" kanısına varılırsa, bu kez başka biri de çıkar, müze ziyaretlerini, yıl içinde sergilenen opera, bale, tiyatro, dinleti, gibi sanatsal etkinliklere yönelik istatistikler yayınlıyarak, diğer şehirler hakkında iddialar ileri sürebilir. İzmirliler, doğuştan itibaren kulağına hikayeler, masallar okutularak büyütülür. Hiç bir İzmirli çocuk, ebeveynleri tarafından okunan hikayeleri dinlemeden uyumaz. Okul çağına geldikten sonra da, kendisi başlar okumaya. Her biri en az bir enstrüman çalmayı bilir. M.Doğan'ın referans gösterdiği o istatistiği yapanlara şöyle bir önerim olacak; tüm Türkiye çapında üniversite çağına gelmiş gençler arasında tek soruluk bir anket yapsınlar. "Bugüne kadar kaç tane kitap okudunuz?" şeklinde. İddia ediyorum ki, üniversite çağına gelmiş gençler arasında okuduğu kitap sayısı bakımından İzmirli gençler ilk sırayı alacaktır. Ayrıca, kütüphanelerin sık ziyaret edilmesini bir de tersten düşünmek lazım. İnsanlar niçin kütüphaneye gider? yeni duyduğu ya da öğrenmek durumunda kaldığı şey konusunda daha fazla bilgi sahibi olmak için gider, dersem sanırım yanılmış olmam. Buradan hareketle, İzmirliler kütüphanelere gitmiyorlarsa, bu onların okumadığını değil, bilakis çok okudukları için bilgi eksiklikleri olmadığını (da) gösterir. Kaldı ki, günümüz elektronik ortamında her bir şeylerin bir tuş mesafesi kadar uzaklıkta olduğu bir çağda kütüphane ziyaret istatistiklerinin ne derece gerçekçi bir gösterge olacağı da ortadadır. Yazarın, "İzmirliler okumaktan çok yazmayı tercih ediyorlar" sözü üzerine son olarak şunları söylemek istiyorum. Tarih boyunca, çeşitli medeniyetlere evsahipliği yapmış İzmir halen, yaşadığımız ülke halkından -en az- 50 yıl daha medenidir. Yani, Türkiye'den 50 yıl ilerdedir İzmir. Diğer bir deyişle, onlar yaşıyorlar, biz onların yaşantılarını yakalamaya çalışıyoruz. Unutmayın ki, okumak değil, yazmaktır sanat. Ve İzmirliler, bunu yapıyorlar diye yerilmeyi değil, övülmeyi hak ediyorlar, diye düşünüyorum. Çünkü bu ülkede, sanatçı çok kolay yetişmiyor. Saygılarımla. Orkun
??? #150
İlgili haberin tümü için burayı [[A HREF="http://www.ntv.com.tr/news/318349.asp"]]tıklayın.[[/A]] Sanırım bir yanlış anlaşılma söz konusu... Özellikle elli bini aşkın öğrencisi bulunan İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'nin kendi kütüphanesinin üye sayısını bir düşünürsek ... )
??? #151
Adres: http://www.ntv.com.tr/news/318349.asp
??? #152
Sayın Kenan Şahin, Verdiğiniz adresten haberin tümünü okudum. Ve, haberin hiç bir yerinde İzmir adına rastlamadım. Bu da, tahminimde yanılmadığımı gösterdi. Sayın M. Doğan'ın haberden yorum ürettiğini tahmin etmiştim. haberi dikkatle okuduğumda, haberin özünün aslında, M.Doğan'ın dile getirdiğinden çok farklı olduğunu gördüm. aynen haberden aktarıyorum..... --------------------------------------- İstanbul ve Ankara gibi büyük şehirlerde çok sayıda kütüphane bulunduğunu vurgulayan Akçay(Konya İl Halk Kütüphanesi Müdürü Kasım Akçay), “Bu illerdeki okul kütüphaneleri bile çok gelişmiş durumda. Konya’da ise kütüphane sayısı fazla değil. Özellikle öğrenciler araştırma için kütüphaneye geliyor. Yaz-kış her dönemde kütüphanemiz dolu oluyor” dedi. Akçay, kütüphane olarak son çıkan roman ve hikaye türü kitaplar konusunda eksiklerinin bulunduğunu belirterek, “Okuyuculardan okudukları romanları, başkalarının faydalanması için kütüphaneye getirmesini istiyoruz” diye konuştu. -------------------------------------------- Sanırım yukarıda verdiğim alıntılar, haberin özünü gayet net bir şeklide anlatmaktadır. Bu haberden "İzmir Okumuyor" gibi bir yorum çıkarmak, zorlama bir yorum olmaktan başka bir şey değildir, diye düşünüyorum. Saygılarımla Orkun
??? #153
Haberin tümü karmaşık bir dille yazılmış ve siz de kabul edersiniz, [[U]]yanlış yönlendirici[[/U]] olduğu açık. Sayın Doğan'ın iletisinde yoruma dayalı çok fazla bir şey göremedim, yalnızca [[I]]bakanlığa bağlı kütüphaneler bilgisi[[/I]] eksikti. Bana kalırsa sorun haberin kendisi...
??? #154
Sevgili Orkun Levent Boya, Mesajınızı okudum, lakin bazı gerçekleri özellikle görmezden geliyorsunuz hissine kapıldım. Bir iki tespitinize de şüpheyle yaklaştım. Amacımız İzmirliler okumuyorsa eğer, okuduklarına kendimizi inandırmak olmamalı. Okumuyorlarsa niçin okumadıklarını anlayabilirsek bir yere varabiliriz. Dediğiniz doğru, ben İzmirlileri tanımam. Ama Konyalıyı yahut Adana'lı da tanımam. Ama sayılar konuşurken "benim bildiğim, benim gördüğüm" İzmirliler de -siz de takdir edersiniz ki- fazla birşey ifade etmez. Kütüphane istatistiklerinin yeterli bilgi vermediğini söylüyorsunuz ve müze, balo, tiyatro vs. gidenlerden bu konuda sonuçlar çıkarmaya benzer diyorsunuz. Aynen dediğiniz gibi, sayın Levent Boya, bir şehrin tiyatroları boşsa o şehir tiyatroya ilgisizdir. Kitap fuarları boşsa insanlar kitaba ilgisizler sonucunu çıkarırız. Elbette son aşamada satılan bilet sayısı ya da satılan kitap sayısıdır bize en doğru sayıyı veren, ama tiyatroya gitmeyen biri ne diye bilet alsın? Dünyanın tüm okuyan ülkelerinde kitap fuarları yılın en önemli etkinliği iken, bizde fuar salonları boş duruyorsa, "Aa.. ama Türk milleti kitapçıdan alır kitabını!" gibi bir sonuç çıkarıp kendimizi kandırmayalım. "İzmirliler, doğuştan itibaren kulağına hikayeler, masallar okutularak büyütülür. Hiç bir İzmirli çocuk, ebeveynleri tarafından okunan hikayeleri dinlemeden uyumaz. Okul çağına geldikten sonra da, kendisi başlar okumaya. Her biri en az bir enstrüman çalmayı bilir. " Romantik bir bakış açısı, romantikliğiyle hoş, lakin bu da İzmirlilerin kütüphaneye olan ilgisizliklerini açıklamaya yetmiyor. Güneydoğu'nun halk edebiyatı batıdan daha gelişmiştir, ve hiç şüpheniz olmasın orada da çocuklar masallarla, söylencelerle doğar büyürler. Yerel enstrümanlar da yaygındır. Ama onlar da okumuyorlar! Genellememi bağışlayın ama ülkemizde bazı yörelerde kitap hiç okunmuyor, diğer yörelerde de çok az okunuyor. İzmir ise en çok okunması gereken yer diye düşünülür, ama görüldüğü üzere orada durum Adana'dan daha vahim. Önerinize gelince. Diyorsunuz ki "tüm Türkiye çapında üniversite çağına gelmiş gençler arasında tek soruluk bir anket yapsınlar. "Bugüne kadar kaç tane kitap okudunuz?" şeklinde. İddia ediyorum ki, üniversite çağına gelmiş gençler arasında okuduğu kitap sayısı bakımından İzmirli gençler ilk sırayı alacaktır. Böyle bir istatistikten sağlıklı bir sonuca ulaşılabileceğini düşünmüyorsunuzdur inşallah. Ben ayda üç kitap okurum, biri sorduğunda beş derim. Hiç okumasaydım, pekala on da diyebilirdim. Bu tür bir istatistike, sözkonusu olan kişisel görüşler değil, somut sayılardır. Bir anket yapar "Ne kadar bilgilisiniz?" derseniz, halkın önemli bir kısmı "Çok!" derse, bundan halkımızın çok bilgili olduğu sonucunu mu çıkarırız? Okul çağına gelip de okula gitmeyenleri de kapı kapı sorarak öğernmezsiniz. Ülke nüfusuna ve okullarda okuyan öğrenci sayısına bakarsınız. En şaşırdığım iddianız ise İzmirlilerin kütüphaneye gitmeye ihtiyaç duymuyor olması savınız. Bugün dünyanın en gelişmiş, kültür seviyesi en yüksek ülkelerde insanlar kütüphanelerden çıkmıyorlar. Koca dünyamızda bir tek İzmirliler mi bilgiye doydu? Bir tek İzmirliler mi daha öte bir bilgiye ihtiyaç duymuyorlar? İzmir'in sizin iddia ettiğiniz gibi 1950'lerde yaşayan Türkiye'nin tümünden daha ileri olduğu savınızı ise üzülerek belirteyim, üzücü buldum. Bütün bir memleketi yargılamanız, İzmirlilere ise toz kondurmamanız bir çoğunu kıracaktar. Şüphesiz İzmirliler de kendilerini böyle görüyorlarsa kitap okumamalarına şaşmamak gerek! Saygılarımla, M. Doğan
??? #155
Benim savım zaten haberde İzmir adına rastlanmıyor olması. Arada bir tane İzmir adı geçseydi o mesajı kaleme almazdım zaten. Sayın Şahin'in belirttiği gibi haberin yeterli bilgiyle kaleme alınmadığı görüşüne katılıyorum. Ama şüphe duyamayacağımız bir nokta var; o da "ilk üç" denilen durumlarda İzmir'in bunların arasında olmaması.
??? #156
Sayın Doğan, açıklayıcı yazınız için teşekkürler. Bir kaç hususta açıklamalarınıza değinmek isterim. Öncelikle, yapılmasını önerdiğim anket konusunda söyledikleriniz hayli ilginç. Öğrencilere "bu güne kadar kaç tane kitap okudun?" diye sorulmasını önerdiğimde, "ayda üç kitap okurum, ama biri sorduğunda beş kitap okurum" diye yanıt veririm diyorsunuz. Neden böyle bir yanıta gereksinim duyuyorsunuz? neden gerçeği söylemekten kaçınıyorsunuz? Sayıyı farklı söyleyince, istatistiksel olarak ulaşılması hesaplanan doğruyu çarpıtmış olmayacak mısınız? Oysa doğru, gerçektir ve tektir. "Beyan Esastır"... Eğer kişilere bir şey soruyorsak, onların verdiği yanıtlara da inanmamız gerekir. Aksi takdirde, parçası olmak için her yanımızı parçaladığımız batılı toplumlarla, yaşayabilmemiz mümkün değildir. Her şeye şark kurnazlığı zihniyetiyle yaklaşırsak, güvenilirliğimizi yitiririz. İkinci olarak, ben hala kütüphanelerin, okuma üzerine istatistiksel olarak net bir fikir verebileceğine inanmıyorum. Üç ay önce kurulmuş bir parti, hangi ülkede ilk girdiği seçimde tek başına iktidar olur? Sanırım, "okuyan bir topluma sahip bir ülkede" demezsiniz!.. İzmirlilerin 50 yıl ilerde olduklarını söylerken, ülkenin diğer kesimlerini 1950'lerde kabul etmek gibi bir düşüncem yoktu. Onları, 2055'te kabul ediyorum, demek istemiştim. Ankara'nın göbeğinde, caddenin ortasındaki çalılıkların dibine çişini yapan insanlar gördüm ben, daha geçen hafta. Bunu İzmir'de görebileceğimi sanmıyorum. Çünkü, bu bir kültürdür. Ve maalesef ülkemizin büyük bir kesimi halen tuvalet kültüründen yoksundur. Hangi tarafından tutayım, hangi tarafını kıyaslayayım bilmiyorum. Ama, İzmirlilerin ülke genelindeki kültür seviyesinden hayli ilerde olduğuna inanıyorum. Kültür ise bilgiden olur. Milli Kütüphane diye bir büyük kaynak vardır. Ülkemizin gururu olan bu kütüphaneye üye olursanız, sanal ortamda her tür bilgiye istediğiniz zaman ulaşabilirsiniz. Artık, günümüzde bir takım şeyleri almak için, satıldığı ya da bulunduğu yere gitmenize gerek yoktur. Yüzlerce sayfa kalınlıktaki bir kaynağı, minicik bir CD'de edinebilmeniz artık hiç zor değil. İlk üç olayına gelince... İzmir, nüfus açısından ülkemizin üçüncü büyük kenti oldu diye, tüm istatistiklerde ilk üç içerisinde yer alacak diye bir beklenti, Aristo mantığı tarzı bir yaklaşım olur. Saygılarımla Orkun
??? #157
Sayın Kenan Şahin, Ben okuduğum o haberin özünü, İl Halk Kütüphanesi Müdürü'nün, insanları kütüphaneye kitap bağışına çağırıyor, olarak yorumladım. Müdür beyin, "“Okuyuculardan okudukları romanları, başkalarının faydalanması için kütüphaneye getirmesini istiyoruz” sözlerini, haberin özü olarak yorumladım. Haberin içinde, İzmir'e ait bilgiler ola ki, yer alsaydı. hem de eğer 2. -3. sırada yer alıyor olsaydı da bence haberin amacını etkilemeyecekti. Sondaki vurgu yine aynı olacaktı. Çünkü o haber, kitap bağışına bir çağrıydı, kanımca.... Sevgi ve Saygılarımla Orkun
??? #158
[[I]]Öncelikle, yapılmasını önerdiğim anket konusunda söyledikleriniz hayli ilginç. Öğrencilere "bu güne kadar kaç tane kitap okudun?" diye sorulmasını önerdiğimde, "ayda üç kitap okurum, ama biri sorduğunda beş kitap okurum" diye yanıt veririm diyorsunuz. Neden böyle bir yanıta gereksinim duyuyorsunuz? [[/I]] Nedense hemen üzerine gideceğiniz savın bu olacağını biliyordum. Yaklaşımınızı şüpheli buldum çünkü savlarım değil, verdiğim ufak bir örnekle beni sıkıştırmaya kalkıştınız. Bunu yapacağınızı bile bile kendimden örnek vereyim dedim, çünkü dürüst olmamızı beklemeniz elbette hakkınız olsa da düşündüğünüz gibi bütün sistem güven ve dürüstlük üzerine kurulsaydı seçimlerde parmağımızdaki mürekkebe de ihtiyaç duymazdık, bu forumlara da şifremizle giriş yapmazdık. Nesnel bir takım sonuçlara varakcaksanız (ki bunlar kişisel görüşler değil ama pozitif istatistik bilgileriyse) insanların 'görüş'lerini değil, 'eylem'lerini, 'cüzdan'larını dikkate alırsınız. Varmak istediğim nokta buydu, benim 3 okuyup 5 demem konuya girmem için bir vesileydi sadece, lâkin bunun doğruluğu da tartışılır çünkü ben ne ayda 3 kitap okuyorum, ne 5 diyorum. Zırt pırt bana ayda kaç kitap okuyorsun diye soran da yok. "Beyan esastır, soru soruyorsak cevabına da güvenmemiz gerekir" diyorsanız. Haklısını, zaten sorun böyle bir konuda işin soru-cevapla yürümeyecek olmasıdır. Kimse cahil olduğunun reklamını yapmak istemez. [[I]]Üç ay önce kurulmuş bir parti, hangi ülkede ilk girdiği seçimde tek başına iktidar olur? Sanırım, "okuyan bir topluma sahip bir ülkede" demezsiniz!..[[/I]] Neden-sonuç ilişkisini kuramadım. Yine de belirtmeliyim üç ay önce kurulmuş partilerin iktidara gelmesi dünya politikasında sık rastlanan bir hadisedir. AKP bunun ne ilk ne son örneği olacaktır. Ne var ki bundan "halkın kültürsüzlüğü" gibi bir sonuç çıkaramazsınız. 2055 lafını da söz oyunu ve jest karışımı bir ayar düzeltmesi olarak kabul ediyorum. Hepsinin sonunda, tartışmayı bir adım ileri götürdünüz, evet; ama az önce ileri sürdüğünüz savların hiçbirine getirdiğim karşı-savlara bir cevap vermeden yaptınız bunu. Size sunduğum kişisel tutumumum dışında verdiğim örneklerden hiçbirine elle tutulur bir karşılık vermediniz. Bundan söylediklerimi haklı bulduğunuzu mu çıkarmalıyım? [[I]]"Ankara'nın göbeğinde, caddenin ortasındaki çalılıkların dibine çişini yapan insanlar gördüm ben, daha geçen hafta. Bunu İzmir'de görebileceğimi sanmıyorum. Çünkü, bu bir kültürdür. Ve maalesef ülkemizin büyük bir kesimi halen tuvalet kültüründen yoksundur."[[/I]] Ben de Fransa'da, Fransız gençlerinin bira şişelerini etrafa fırlattığını gördüm. Ya da metroda güpegündüz bir kadına tecavüz edildiğini duydum. Ondan önce Hollandalı bir ruh hastasının Türk evlerini kundakladıklarını duydum. Amerikan polisi Los Angeles'da bir zenciyi öldüresiye dövdü. Haliç'in birkaç yıl öncesine kadar leş koktuğunu duydum. Trabzonlular topluca linç etmeye kalkıştı, Çanakkaleliler de onlardan aşağı kalmadılar. Kopenhag'da uyuşturucu bağımlıları hava alanında yürüme bandına kustular. Geçen gün ise eşeğin teki çöplerini benim kapımın önüne döktü. İşte böyle bütün bu şehirler, ülkeler. İzmirli olmak varmış! Ama düşündüm de onlar da yıllar boyu leş gibi kokan bir koyun etrafında yaşamaya razı oldular. İstanbullular gibi. Şimdi haklı olarak sorun bana... Bütün bunların kütüphanelerle ilgisi ne? Saygılarımla, M. Doğan
??? #159
Bir takım istatistiki veriler: DİE 1998 Kütüphane verilerine göre, Türkiye'de toplam halk kütüphanesi sayısı 1.185. Bu kütüphanelerdeki toplam kitap sayısı 11.704.920, okuyucu sayısı ise yine Türkiye genelinde 20.318.223. Bölge ve iller açısından bakıldığında ise; İç Anadolu Bölgesi 312 kütüphane, 2.753.863 kitap ve 4.048.577 okuyucuya sahip. Bu rakamların Ankara ili dağılımı ise; 41 kütüphane, 684.403 kitap ve 551.079 okuyucu. Konya ili 52 kütüphane, 412.890 kitap ve 650.164 okuyucu. Ege Bölgesi 193 kütüphane, 1.833.400 kitap ve 3.467.555 okuyucuya sahip. Bu rakamların İzmir ili dağılımı ise; 43 kütüphane, 641.783 kitap ve 761.602 okuyucu. Marmara Bölgesi 158 kütüphane, 2.525.053 kitap ve 2.327.870 okuyucuya sahip. Bu rakamların İstanbul ili dağılımı ise; 45 kütüphane, 1.262.889 kitap ve 431.591 okuyucu. Rakamlar 1998 yılına ait. Ancak fikir edinilmesi açısından yeterli diye düşünüyorum. Ege'li, olarak görüş ve değerlendirmenize katılıyorum. İzmir'li değilim ancak genel olarak Ege Bölgesi'nde okuma-yazma oranının %90'ların üstünde olduğunu kabul etmek gerekir. Yıllarca İzmir, Aydın illeri genç nüfus açısından da kayda değer başarılar elde etmiştir. (ÖYS/ÖSS sınavında dereceye giren öğrenciler açısından Türkiye il sıralamasında üst basamaklardaydılar). Fikirlerinizi desteklediğimi belirtmek isterim. Özellikle çocukların eğitimleri konusu. Bir takım aktivitelere yönlendirilmeleri vs. dediğiniz gibidir. Ege Bölgesi son yıllarda kırsaldan yoğun göç almaya başlamıştır. Özellikle İzmir ili son gittiğimde bana İstanbul'un gecekondu yapısallaşmasını anımsattı. Netice olarak, nüfus göçle birlikte artmakta, eğitim düzeyi düşmekte, kırsaldan gelen kültür karmaşası nüfus kalabalığı nedeniyle geneli de yozlaştırmakta. Yani okumuş ve aydın kesim olarak tabir edersek, çekirdek aile (min. iki çocuk) yapısı artık kendini çok çocuklu ailelerin gölgesinde bırakıyor. Bu da genel olarak o ilin ya da o ülkenin kültür, eğitim düzeyine etki ediyor. Belli bir süre sonra da iyileri görmüyor, çoğunluğa bakıp değerlendirmeler yapıyoruz. Farklı fikirlere, görüşlere olan görgüsüzlüğümüze kadar yansıyor bu durum. Neden? Çünkü diğerleri toplumun aynası. Bu yüzden olduğumuz yerde sayıyoruz, sayacağız...Zihniyet meselesi...Türkiye bir takım tabuları kıramamış, hala anlamsız değerler döngüsü içine sıkışıp kalmış, batı imitasyonculuğundan kendini alamayan insanlar silsilesi. Kendimizi, "renkli havai fişekler" yerine koyup, hava da patladıktan sonra, insanların bizi hayranlıkla izlemelerine olan düşkünlüğümüz yüzünden, inkarcılıktan alıkoyamıyoruz. Toplumun farklılıkları kabul etmesi adına verilen mücadele bir süre sonra üzerine leke çalmaya uğraşan insanların elinde oyuncak oluyor. Kısacası İzmir, Aydın...hiç fark etmiyor. Doğup büyüdüğünüz yerlerden koptuktan sonra aldığınız şeyleri insanlarla paylaşmaya çalışıyorsunuz ancak onlar her şeyi her zaman sizden iyi bildikleri için mümkün olamıyor. Bu zihniyet doğal olarak İzmir'in ilericiliğini kabul etmeyecektir. İzmir'lilerin çok okuduklarını, eğitimli olduklarını, aydın olduklarını da... Ankara'dan bir örnek vermişsiniz. Ben de Ocak ayı içinde Ankara'da idim ve İstanbul'la karşılaştırdım. Verdiğiniz örnek İstanbul'da tanık olacaklarınız yanında hiç kalacak emin olabilirsiniz. Ben Ankara'yı daha resmi, daha düzeyli, daha sakin bulurum hep. İnsanların arasında bir mesafe ama kaliteli bir mesafe var diye düşünürüm. Haber Konya iline yönelik. Konya ilinin olduğu kitap sayısının % olarak çok olmasını açıkçası önemsemedim. Bu çoğunluk içinde bilim, sanat, kültür, ekonomi vs. türünde kitapların sayıları verilmeliydi daha objektif yaklaşılabilmesi için. Sonuç olarak, her ne kadar önyargı da olsa sanırım Konya Halk Kütüphanesi’nin kitaplarının çoğunu dini kitaplar teşkil ediyordur. Belki de etmiyordur. Aslında garip bir çelişki. Türkiye’nin en "kapalı" zihniyete sahip şehirlerinden biri olmakla, en fazla kitap ve okuyucu sıralamasında üst sıralarda yer almak arasında nasıl bir bağlantı var anlamış değilim. Her neyse…Ankara güzel şehir, düzeyli…İzmir sıcak ve neşeli…İstanbul kalabalık ama gizemli… Saygılar. Naile.
??? #160
Konya'nın Türkiye'nin en "kapalı" zihniyete sahip şehri olduğunu nereden biliyorsunuz? Nedir bu şehirleri topyekün yargılama merakı? Ben basit bir istatistik gerçeğinden bahsettim, önce Ankara'da parklarda çiş yapan, sonra da Konya'nın zilniyeti üzerine çiş yapan yorumlar geldi. Naile hanım, çok merak ettim. Konya'yı gittiniz gördünüz mü? Şehrin kültürel zenginliği ve birikimi, ülkenin hiçbir yerinde bulamayacağınız hoş görü "zihniyetin" gördünüz mü? Zaten şehrin okuma ve eğitim oranları bu görüşünüzü çürütmeye yetmiyor mu? Saygılarımla M. Doğan
Başa Dön