"Gelecek, şimdiki zamandan çok da farklı değildir; sadece daha pahalıdır." - George Orwell"

Açık Büfe

Genel Tartışma

46 görüntülenme · 670 ileti
??? #101
konuya çapraz bir giriş olacak; olmadık yerinden. mi'leri ve de'leri ayıramayıp şiir yazanları bende görüyorum hayret ve ibretle. ama benim asıl sorunum bu "genç şair" muhabbetiyle. nedir bu genç şair muhabbeti? şair, şairdir veya değildir. genç şair olmak da neyin nesi? güzellik yarışması mı bu? ayrıca internet gibi bütün bilgilerin güvenilirliğinin sorgulanması gereken bir ortamda "yaş" tespitini kim, nasıl yapacak? saygıyla...
??? #102
Merhaba Kenan. Bayraklı ifadesi. Bunu babam kullanırdı. Babamın bu kelimeyi sevmediği kadınlar için söylerdi. Bir küfür niteliğinde derdi bunu babam. Benzer durum söz konusu. Tatlı matlı diyorsun da, buradaki bilen arkadaşların ağzını bıçak açmıyor, kişiselliklerini, bilgilerini, deneyimlerini, umutlarını, vs. sergilemiyorlar. (PUTSU duruyorlar: (bu kelimeye alınganlık yapmayınız) Ama bir fırsat yakaladıklarında VURUN ABALIYA YAPIYORLAR. İnsan hata yapabilir. Ben mükemmel değilim ki. Her şey birbirine karıştı. Herkes bişey dedi. Bazısına çok güldüm. Senin saydığın bu işi bilenler bile, yandaş toplayıp, şu adama dersini vereyim gözüyle baktı. BALTALAR BİLENDİ, SATIRLAR ÇIKARILDI… Kimileri olgun davranıp, geriden izledi, ama sağlam kelimelerle düzgünce yaklaştı olaya. Kimileri bazı yazılarımı, yorumlarımı koydu. DENİZ, bu insanın takındığı tavırları beğeniyorum. NİDA, lafını esirgemiyor, kişisel düşüncelerini toplumsal alana çok güzel taşıyor, dili zengin şahane biri, AYLİN, bu arkadaşımız da, gaza gelmeyip soğukkanlı biçimde bir şeyler söyledi, Yalnız, Aylin’in takındığı tavırlar sert, (benim gibi) ama farkında elbette YAZMANIN, Kamuran, ses çıkarmıyor, ben ortaya iki şiir koydum, hadi onu konuşalım, susmakla ne öğretebilirsiniz insanlara, yazar ya da şair konuşacak ki, anlaşılsın. Ağızlarını bıçak açmıyor. İçe kapanmak iyi değil bence. NECAT, bu arkadaş da iyi bir yolda. Madem biliyorlar, siteyi bu günlere getirdiler, konuşsunlar, Niye susuyorlar… Ama kibrit çakmayı biliyorlar. Bu adam hata yaptı, durun bir yumruk da ben indireyim zihniyeti. Evet, bundan sonra daha uyanık olacağım, evet, kemansı bir dille konuşacağım, kelebekler süsler püsler altınlar pırlantalar uçuşsun, kaba saba oluyorum bazen elbette, Aramızda bazıları, şiir yazdığını sanıyor. Bunlar iç dökme dediğimde, birileri alınganlık göstermesin. Diren beni parazit olmakla suçladı falan. Ben parazitim belki. Ama faydalı bir parazit. Kan emen bir parazit değilim, gerçek rehber istemez, Ayrıca, Diren beni hedef gösterdi, ondan sonra mesajlar yağdı üstüme, bir yönetici olarak daha soğukkanlı olmasını dilerim. Neyse, ben alınganlık göstermiyorum, Jilet kibarı da olurum, dost kibarı da olurum, eleştiri kibarı da olurum, Hatta hava Kara Deniz kibarı olurum. Ben PUT GİBİ DURMUYORUM. Dikkat edin. Hatlar yaptım. Ama PUTLUK YAPANLARIN KARŞISINDAYIM. Konuşun, yorum yapın, bilmeyenlere bir kanarya gibi ötün, Bir özür mu bu metin, yarısı öyle diyelim, Bu arada: forumda rumuzla yazanlar, nedir bu rumuz pumuz, SAYIN OLDU, rumuzlu arkadaş, Gülmekten ÖLDÜM YAZDIKLARINA………….
??? #103
Merhaba Kenan. Bayraklı ifadesi. Bunu babam kullanırdı. Babamın bu kelimeyi sevmediği kadınlar için söylerdi. Bir küfür niteliğinde derdi bunu babam. Benzer durum söz konusu. Tatlı matlı diyorsun da, buradaki bilen arkadaşların ağzını bıçak açmıyor, kişiselliklerini, bilgilerini, deneyimlerini, umutlarını, vs. sergilemiyorlar. (PUTSU duruyorlar: (bu kelimeye alınganlık yapmayınız) Ama bir fırsat yakaladıklarında VURUN ABALIYA YAPIYORLAR. İnsan hata yapabilir. Ben mükemmel değilim ki. Her şey birbirine karıştı. Herkes bişey dedi. Bazısına çok güldüm. Senin saydığın bu işi bilenler bile, yandaş toplayıp, şu adama dersini vereyim gözüyle baktı. BALTALAR BİLENDİ, SATIRLAR ÇIKARILDI… Kimileri olgun davranıp, geriden izledi, ama sağlam kelimelerle düzgünce yaklaştı olaya. Kimileri bazı yazılarımı, yorumlarımı koydu. DENİZ, bu insanın takındığı tavırları beğeniyorum. NİDA, lafını esirgemiyor, kişisel düşüncelerini toplumsal alana çok güzel taşıyor, dili zengin şahane biri, AYLİN, bu arkadaşımız da, gaza gelmeyip soğukkanlı biçimde bir şeyler söyledi, Yalnız, Aylin’in takındığı tavırlar sert, (benim gibi) ama farkında elbette YAZMANIN, Kamuran, ses çıkarmıyor, ben ortaya iki şiir koydum, hadi onu konuşalım, susmakla ne öğretebilirsiniz insanlara, yazar ya da şair konuşacak ki, anlaşılsın. Ağızlarını bıçak açmıyor. İçe kapanmak iyi değil bence. NECAT, bu arkadaş da iyi bir yolda. Madem biliyorlar, siteyi bu günlere getirdiler, konuşsunlar, Niye susuyorlar… Ama kibrit çakmayı biliyorlar. Bu adam hata yaptı, durun bir yumruk da ben indireyim zihniyeti. Evet, bundan sonra daha uyanık olacağım, evet, kemansı bir dille konuşacağım, kelebekler süsler püsler altınlar pırlantalar uçuşsun, kaba saba oluyorum bazen elbette, Aramızda bazıları, şiir yazdığını sanıyor. Bunlar iç dökme dediğimde, birileri alınganlık göstermesin. Diren beni parazit olmakla suçladı falan. Ben parazitim belki. Ama faydalı bir parazit. Kan emen bir parazit değilim, gerçek rehber istemez, Ayrıca, Diren beni hedef gösterdi, ondan sonra mesajlar yağdı üstüme, bir yönetici olarak daha soğukkanlı olmasını dilerim. Neyse, ben alınganlık göstermiyorum, Jilet kibarı da olurum, dost kibarı da olurum, eleştiri kibarı da olurum, Hatta hava Kara Deniz kibarı olurum. Ben PUT GİBİ DURMUYORUM. Dikkat edin. Hatlar yaptım. Ama PUTLUK YAPANLARIN KARŞISINDAYIM. Konuşun, yorum yapın, bilmeyenlere bir kanarya gibi ötün, Bir özür mu bu metin, yarısı öyle diyelim, Bu arada: forumda rumuzla yazanlar, nedir bu rumuz pumuz, SAYIN OLDU, rumuzlu arkadaş, Gülmekten ÖLDÜM YAZDIKLARINA………….
??? #104
Sn Antmen, neden yazılarda isminiz geçtiğini, en son forum yazınızı kopyalayarak cevaplandırmak istiyorum. Başından beri tüm yazılarımda dile getirdiğim üzere, yazdıklarınızı okumaktan hoşlanan ve iyi bir "yazan" olarak nitelendirdiğim sizin, Sn Dilaver'in acımasızca ve önyargı ile, eleştiri demiyorum- ki eleştiri olsaydı tolere ederdim, sataşması ardından verdiğiniz sert uslup içerikli yanıt ile belki de karıştınız bu yazılara. Yaptıklarınız ve yapacaklarınızın çizgisinin çok güzel bir misyon olduğunu ve aslında bu çizgi içerisinde yer almama rağmen karşı karşıya gelişimizin nedenini, yazdıklarınızn içinde aramanızı öngörüyorum. yazdığınız her satır, bana veya kime olduğu önemsiz göndermelerde, polemik yapılacak ve yanıt veriecek nitelik kazanıyor, tarzınızda. En son yazınızda da, insan olmak, kültürlü olmak,..vs "beyaz" sözleriniz, karşınızdakinde, "acaba ben?" sorusunu uyabdırdığı için polemik yaratıyorsunuz... bu söylemlerinize karşıdan "sert" yanıtlar gelebileceğini bilerek yazdığınız için polemik yaratıyorsunuz. Aldığım "eğitim", "kültür" ve içinde bulunduğum "insan" olma çizgisi, inanın sizin" pasif agresifite" içeren polemik yaratıcı üsluplu sert yazılarınıza karşı vermeme asla izin vermez zaten, bundan emin olunuz. Özellikle de, sizin gibi değerli bir kaleme... Fakat, aşağıda yazdığınız satırları, siz yazmış olarak değil de size yazılmış olarak okuduyup biraz düşündüğünüzde, nasıl bir yanıt vereceğinizi düşündüğünüzde belki de tarzınızın ne kadar anlamsız, sert ve belki de karşısınzdakilerin yazma şevkini kırıcı, provake edici ve polemik yaratıcı olduğunu görebilirsiniz. Oysa ki, ben kendi yazdıklarımdan örnek verdiğimde, size karşı sadece eleştiri de bulundum ve gerekli saygı çerçevesinde. Hatta foruma bile taşımadım k,, yazdıklarınızı okurken daha bir duygu istediğimi belirttiğim eleştirimde. Ve belki de eleştirimin temelinde, ki bu saygısızlık değil, insan olmak, kültürlü olmak, nötr olmakla da ilgisi yok, tam aksine yapıcı idi. Çünkü eleştirdiğim bir konu, sizin gibi gerçekten iyi ve değerli bir "yazan"ın kendi imzasını aynı nitelikte kullanamaması, isminin değişik olasılıklarıyla defalarca sayfa açıp, yazılarını yazıp, foruma katılmak. Yazmak, tartışmak, misyonunuz size yakışıyor fakat... inanın sizin istediğiniz saygı, anlayış ve içtenliği, sizin diğer insanlara gösterdiğiniz zaman tam olarak oturacaktır bu... Tekrar yanıt yazmayacağım çünkü düzeltmeye çalıştığınız bu siteden çıkıyorum, belki de fazlalık hissediyorum. Yenilmişlik değil, kaçmak değil... Yazdıklarının ve yerinin farkında olamayn insanlar tarfından "kendinizi yetiştirin" eleştirisini kabul etmiyorum. Belki de bu yüzden... [[I]]"Adımın neden ısrarla anıldığını anlayabilmiş değilim, kendisiyle ilgili hiçbir hukukum bulunmayan ve kendisine nötr olduğum bir bey beni yermeye devam ediyor. Benim gençlere negatif gitmem mümkün değil, çünkü ben gençlerle dergi çıkarıyorum, etkileşim içindeyim, destekliyorum. Bunları yaparken kime tavır alabilirim ki, özellikle benim kültürümdeki bir "insan" bunu nasıl yapabilir. Ben sessiz kalıyorum çünkü ne desek malzeme olarak kullanılıyor, polemik çıkarmak kimlerin işidir burada öğrendim ve üstü kalsın deyip çekildim kenara, şimdi bu neyin çabası, giderken öfke kusmak, yanlış tanımlar koymak. Bir tek bu sitede yazıyorum, benim işim reelde, burada sadece sevdiklerim beni okuyor diye varım, bu yüzden gitmiyorum. Buradan ayrılsam bile bunu sessizce yaparım! ne demek veda yazıları, bir modadır ki gidiyor. Ama bu yapılırken bana tekrar sataşılması çok çirkin. Benim gündüz ki yazım sadece iki üç kişiye yazılmıştır ve bunlardan biri bile siz değilsiniz. İnanın amacınızı anlamıyorum ama lütfen artık çok rica ediyorum LÜTFEN insanlığımıza yaraşır şekilde ve kimseyi rencide etmeden yaklaşalım, burası sanal diye olmadığınız gibi davranmak zorunda değilsiniz. Kimse kimseyi burada sataşarak haklayamaz. Eğer bana birşey söylemek isterseniz lütfen gelin yüzüme söyleyin. Kimsenin yazarlığına, insanlığına, tavrına sözüm yok artık. Herkes kendine oynar hayatta. Başarılar"[[/I]] Saygılarımla.. Kolay gelsin...
??? #105
Bir yazım silindi. Bununla yetinilmedi birde yazıma "ırkçı" etiketi eklendi. Bu da yetmedi yazım bu etiketle afişe edilmeye devam ediliyor. Kim bu kararı veren? Bunu öğrenmek en doğal hakkım. Ancak ne maillerime cevap veriliyor ne de bu forumdan açıklama yapılıyor. Geçmişte nezaket vardı. Her tasarruf yazara maille bildiriliyordu. Şimdi bundan eser yok. Büyüyen İzedebiyat yoksa bütün prensiplerini kendi belirlediği bazı editörlerin keyfine mi bıraktı? Bu soruların cevabını istiyorum ve bu işin peşini bırakmayacağım. Burası bir linç arenası değil, düşünce platformu. Bunun dışında hareket eden her kimse ortaya çıkacak. Burası herkese mal olmuş bir site. Kimsenin komplekslerini tatmin edeceği çiftliği değil!..
??? #106
Giden gider. Kimseye acıyarak eleştiri yapılmaz, merhamet acınacak durumda olanların işidir. Varlık dergisi'de benimle aynı eleştirleri paylaşıyor-Enver Ercan - şimdi koca Varlık'a da mı laf atacaksınız. Şarkı sözü yazın arkadaşlar şiir değil. Yazılanların çoğu duygu yoğunluğu o kadar, hiç bir edebi değeri yok. İsteyen vazgeçer isteyen devam eder. İnternet özgürlük demek. Ben gidiyorum demek, bir daha geleceğim demektir. Kendinizi kandırmayın. Gittiğinizi söylemeye gerek yok...
??? #107
Sayın Necat Sizi ve yanıtlarınızı izliyorum.İlk olarak belirtmemiz gereken sizin de bu sitede diğerleri gibi bir yazar olduğunuzdur; "bir" yazar "çok" yazar değil. İnsanları "mi" soru ekini ayrı yazmadıkları için eleştiriyorken siz çıkıp " Varlık Dergisi' de " gibi bir yazım tarzı kullanıyorsunuz. De orada bağlaçtır ve sizin yazdığınız gibi bir kullanım söz konusu değildir. Şimdi birilerini eleştirmenin haklı zemini eleştirilen şeyin eleştiri sahibi tarafından yapılmamasıdır. Bu anlamda bir üst-bakış sergilerken, dağların denizlere konduğu yerlerden insanlara seslendiğinizi sanırken, ki kendinizi bir yazar olarak bile görmezken, bir yazar üstü konum yaratmaya çalışmak içinde ineklerin kara olduğu gecede bu inekler de karadır demekten başka bir şey değildir. (bkz. Hegel) - yazar altı demiyorum çünkü söyleyiş biçiminizden böyle anlaşılmasına imkan yok.- Gelelim Varlık konusuna, Varlık büyük bir dergiydi ama artık değil Sayın Necat. Çok gerilerde kaldı o. Tabi bu ayri bir tartışma, şimdi bunu geçelim. Benim asıl eleştireceğim, bir bireyin görüşünü, bu kim olursa olsun, Varlık' ın kendi görüşüyle özdeşleştirip sanki eleştirirken saltık bir gerçeklik ölçütü ve estetik beğeni kullanılmış gibi etrafa haklılık saçmak adına kullanmak hiç de uygun bir davranış değil. Kendi estetik ölçüleriniz varsa, ki bu şiir ve felsefe konusunu kesiştiren bir alan olacaktır, söylersiniz onları ve biz de Schiller, Novalis, Kant, Hegel, Lukacs, Girard, Heidegger, Sartre gibi filozofların ve Goethe, Baudealire gibi büyük şairlerin de görüşlerini düşünerek bir karşılaştırmaya girişiriz ama üzülerek görüyorum ki siz bu birikimde değilsiniz. Bir de insanlara nutuk çeker havada şunu yapın, bunu yapın, burası orası değidir, orası burası değildir; yoktur dünyada özgürlük ya da vardır sonsuz özgürlük internette buyrumlarını bırakıp biraz ölçülü ve alçakgönüllü olmak gerekiyor, insanları kanatacak derecede incitmek değil. Bunun yapılması gereken zamanlarda vardır ama siz bu zamanlarda değilsiniz. Volkan Çelebi
??? #108
Tartışmayacağım, yazım konusunda haklısınız. Ben de fark ettim ama düzeltme imkanım maalesef olmadı bu forum ortamında. Varlık her zaman Türk edebiyatının en önemli dergisiydi hala da öyle. Kedi uzanamadığı ciğere pis dermiş, değil mi Sayın Çelebi. Evet bunlar yazarsa ben değilim. Estetik görüş doğuştan bir ide'dir-mi acaba- yoksa anlıksal deneylerle mi oluşur Sayın Çelebi. Baudelaıre nerede biz nerede Sayın Çelebi. Sartre zaten varoluşun ölüm yalnızlığında, ona hele estetik kavramına ulaşmak imkansız Sayın Çelebi... Nie'nin ise hiç bir konuda kaygısı olamdı ki Sayın Çelebi.... Saygılar...
??? #109
Uzanamayan kedi kimdir ? Sanırım bunu açıklamak zorundasınız. Siz uzandınız mı ki uzanma eyleminin üzerinden bir bakış durumu geliştiriyorsunuz ? Siz ulaşan kedilerden misiniz ? Estetik görüşün neliği konusunda uzun şeyler yazabilirin, bu alan üzerine fazlasıyla çalıştım iyi bilirim. Anlıksal deneyimin kendisi kavramsal çerçeve dışına taşamayacak kadar bilinçtedir. (bkz. Hegel, Husserl, Heidegger.) [[B]]"Sartre zaten varoluşun ölüm yalnızlığında, ona hele estetik kavramına ulaşmak imkansız Sayın Çelebi..."[[/B]] Ulaşamamanız olmadığını göstermez, okuyunuz Varlık ve Hiçlik. Türkçe' ye henüz kazandırılmadı, Fransızca ya da İngilizce' den okumanız gerekecek. Olmuyorsa Sarte' ın röportajlarından görüşlerini az çok anlayabilir ya da Sartre-Lukacs ilişkisini araştırabilirsiniz. Saygılar
??? #110
Kedi benim. Herkesin estetik kavramı vardır, bilinç ve anlıksal deneyim ilişkisinde biraz eskide kalmışsınız. Hegel zamanında kalmışsınız. Anlığı anlağı karıştırmayın. Yine de seviyeniz için teşekkürler. Diğerlerinden farklısınız. Sartre'yi okudum yıllar önce, hangi dille isterseniz ama bu bir seviye tespit yarışması değil... Ayrıca benim için tek ölçü var o da Türkçe... Lucaks devrini kapatmıştır estettik serisiyle beraber... Kedi hepimiziz
??? #111
Sayın Necat; Estetik kavramı potansiyel olarak herkeste bulunur, edimsel olarak değil. Bilinç ve anlıksak deneyimi ilişkisinde eskide kalmaktan bahsediyorsunuz. Yenilerden bahsetseydiniz de eleştirinin nereden yönlendirildiğini görseydik. Hep böyle yapıyorsunuz; kulağa hoş gelen melodiler ama içleri boş ve nereye dayandıkları belirsiz, öyle ki belirsizlik çekirge sürülerini aratmıyor; ardında ve önünde hiçbir bir şey bırakmıyor düşünce-tarlalarının ama şu da var çekirge sürüsü bir sürüdür ve birden gelmiş olsa bile kendisini bile anlamaktan uzak bir ben' in kendisini Lacan' ın aynasında parçalama isteğidir. Modern zamanların acısını çekiyorsunuz anlaşılan, parçalanmış bir ben ile birlikte. Eski diyalektiği gereği yeninin hemen arkasında ve onunla birdir; eski dediğiniz isimler ki, üç H' dir, hala dünya felsefesinin gündemindedir ve dünyaya yön veren Alman ve Fransız Felsefeleri içlerine Kant' ı da katarsak bu felsefelerden kendilerini beslemektedir; lütfen üst bakış ya da üstünlük zırhı ile kapladığımız ama özünde aşağılık kompleksi ile dolu duygu ve düşüncelerimizi kıralım. Platon' un mağarasındaki adam ya da Heidegger' in dışardan gördüğü ve içine girdiğinde yok olan "lise" olmayalım. Anlık : zihin; anlak zeka. Ben mi karıştıracağım bunları ? Çok komik... Bir de lütfen hala başkalarını yazımlarından dolayı eleştirirken ve sizi bu yüzden eleştirmişken aynı hataları yapmaya devam etmeyin. - bkz Lukacs, sizinki : Lucaks.- Yoksa dört ayak üzerine düşmeye çalışan ama ayaklarını şimdi hissetmeyen uyuşuk bir kedinin çaresizliğinde ölüme doğru düşersiniz. Bu bilincin ölümüdür. Bir de kitap ciltlerinde yazan isimleri bilmekten öteye gitmelisiniz, dehlizlerden çıkarak özlerin, kitap içlerinin dünyasına girmelisiniz ki Tanrı' ya yakınlığıyla bilinen Mısır kedilerinden olasınız çünkü biliriz ki onların ciğerleri aşkınsaldır ve kutsaldır, ne de olsa firavunun kanındandır. Saygılar
??? #112
Selamlar. Fikrin güzel. Gel seninle bir şiir yazalım. İki satır sen, iki satır ben. İyi kal.
??? #113
1-Estetik bir ide değildir, öncelikle bu tazağa düştünüz, Yani asıl sizin söyledikleriniz başkalarının söyledikleri, yani benim ne yazdığımı okumadan bana cevap veriyorsunuz, egonuzla ve bunu besleyen okuduklarınızla. 2-Anlığı tek kelimeyle zihin olarak açıklamanız Locke'yi hayrete düşürürdü her halde. Öyle ya boşa yazmış o daha 16. yüzyılda o koca kitabı.-Türkçe'ye çevrilmiştir- 3-Eski ve yeni arasında diyalektik bir ilişki mevzu bahis değildir Sayın Çelebi. Siz de sanırım diyalektik deyince 'sıcak, soğuk' veya 'tez -antitez -sentez' anlayanlardansınız. 4-Beslendiğim kaynakları bulmak okuyanın işi, bana ne.- İngilizce, Fransızca ve Türkçe kitaplardan- 5-Doğrudur; Lucaks yazdım ama bu yazdıklarımda da hata olacaktır çünkü benim net başında harcayacak fazla zamanım yok, o yüzden ne kadar dikkat etsem de hatalar oluyor. Bu cevabı da 5 dk içinde yazıyorum. Sanırım sizin net başındaki zaman sorununuz minimum. Belki de Lukas yazılması gerekiyordur Sayın Çelebi 6-En fazla cevabı size verdim çünkü zevk aldım entelektüel sohbetten. 7-Hiedeger'i-böyle mi yazılıyor, aslında Haydeger diye yazılıyordu galiba- hiç bir zaman sevmedim. Kendine özgü bir felsefe dili olduğu kesin ama Hitler'le işbirliği yaptığı da kesin. 8-Sartre der ki 'İnanmaktır bir şeye, hiç bir şeye inanmamak' 9- Ben de hiç bir şeye inanıyorum. Eğer siz kitap başlıklarından öteye gitmişseniz ne demek istediğimi anlarsınız. 10-'Modern zamanların acısını çekiyorsunuz anlaşılan, parçalanmış bir ben ile birlikte' bu cümleniz hepimiz için geçerli ve beğendim. Tebrikler- Eğer sizinse tabi, sizin değil demiyorum- 11-Aşağlık kompleksi tanımını üstüme almıyorum. Ama aynayı size çeviriyorum 12- Kedi konusu güzel olmuş, espirili, bu tatda kalsın. 13- Dediğim gibi yazdıklarınıza cevabım gecikebilir veya olmayabilir, zaman sorunum var -Tanrı olmadığıma göre-Bu da mı acaba benim aşağlık kompleksimin olduğunu gösteriyor, tıpkı Nie gibi. Ne dersiniz? 14-Kendini ispat gereği duyanlar yok olanlardır. Değil mi Sayın Çelebi? 15- Ben hiç bir zaman benim içi dolu demedim. Sadece yazmam gerekenleri değil gördüklerimi yazdım. 16- Bakıyorum da verdiğiniz filizof isimleri hep yazmazı gerekenleri yazanlar. 17- Eğer Kant'ı anladıysanız üsteki cümlemi de anlarsınız Sayın Çelebi. 18-Saygılar, ben memnunum bu hafif kızgın tartışmadan, size saygım arttı, sevgiler. Sizce niye numaralayarak yazdım bunları?
??? #114
1) İde derken "idea" demek istiyorsunuz herhalde. Tuzağa siz mi düşürdünüz beni ? Ne zamandan beri tuzak içinde olanlar, yani çukurda olanlar başkalarının tuzağa düştüğünü görebiliyor. Siz karanlıklardan gökyüzünün maviliklerine erişmeyi düşünün bir kez, böylece gecenin karanlığından sağlıklı bir gündüze uçuş yaparsınız, oradan da ayın yüzeyine ayak basar ve yer yüzü dünyası ve insanları ile bir çekime girersiniz. Estetik güzeli inceleyen bilim dalıdır ve sanatın kendisi üzerine düşünmedir. Estetik bir idea değildir demişsiniz, sizin okuduklarınız üzerine çıkardığınız yoruma göre mi, yoksa bazı filozoflar adına mı konuşuyorsunuz ? Her iki halde de söylediklerinizi bir yapıbozuma uğratırsak - bkz : Derrida : Writing and Difference - diyebiliriz ki hiçbir nesnel öne sürüm gelemez sizin cümlelerinizden, bir öznellik kendinden soyutladığı nesnelliği karşısındakine iletemez. Bu anlamda söyledikleriniz kendi üzerine çöker ve burada kendi siz olduğuna göre, sizin üzerinize. 2) Ben kavramın yani anlığın sözlük anlamını söyledim, kaldı ki felsefe tarihini ve eserlerini iyi bilirim meraklanmayın, bilincin, zekanın, tinin, usun serüvenleri üzerine fazlasıyla çalıştım ve eğitim aldım. 3)Sizin bilmediğiniz bir şey olduğundan, diyalektik üzerine sizle bir tartışmaya girmek anlamsız, malum deve usülü... 5) Eğer net başında harcayacak fazla zamanınız yoksa, sizin durumunuzda başkalarının da olabileceğini düşünerek kimseyi mi ekini ayrı yazmıyor diye eleştirmeyin. Buna hakkınız yok. 6) Seviyeli ve ironik tartışma için ben de teşekkür ederim 7) Heidegger üzerine kaba bir bilgi sahibi olduğunuzu düşünüyorum, ön yargılarımızı parçalayalım, yakın zamanlarda çıkan bir kitabı tavsiye edeceğim size : Kaan Ökten : Heidegger Kitabı 8-9) Cioran da der ki Tanrı varsa bile yoktur. Bir de hiçbir şeye inanmıyorum demişsiniz, peki bu söylediğinize inanıyor musunuz ? İnanıyorsanız o zaman ilk cümleniz yanlış olacaktır, yok inanmıyorsanız o halde ikinci cümle yanlış olacaktır. Diyalektik budur. 10- Evet o cümle bana ait, bir anlamda ben de acı çekiyorum ama parçalanmış bir ben yüzünden değil, parçalanmaya direnmek yüzünden. 11- Aynayı bana çevirmeyin, ben aynada görünmem; siz parçalıysanız görünürsünüz. Aynalar parçalı olanlar içindir. Bütünü gösterecek aynalar yoktur ne yazık ki! 12- Kedi konusu güzeldi evet. 13- Aşağılık kompleksi bazen üstünlükten de doğabilir, gecikmişlikten de. 14- Yok olanlar kendini ispat etme gereği duyamaz, çünkü yokluğun bilinci yoktur ve Parmenides' in dediği gibi yokluktan yokluk gelir, varlık değil. 15- Yalnızca gördüklerinizi değil görememiş olabileceklerinizi de yazın. Sizce niye numaralayarak yazdım bunları? Yanıtı belli değil mi ? Filozof eserlerine bakmak yeter. Not : Gereksiz gördüğüm şeylere yanıt atmadım.
??? #115
İde' ye başka bir örnek de 'sarı idesi' dersem açıklayıcı olur sanırım. Teşekkürler, bu tartışma bana bazı şeyler kattı en azından sizi tanıdım. Umarım daha güzel zeminde tartışırız. Sadece ben hiç bir zaman forum kısmında yazılan yazım yanlışlarını eleştirmedim çünkü buarada düzeltme imkanı yok. Ama yazılarda var ve uyarmama rağmen düzeltmeyen o kadar çok ki. Başka bir şeye cevap vermeyi gerekli bulmadım Saygılar.
??? #116
Anlam olarak ikisi de aynı ama Tdk ve felsefe çevirileri başta olmak üzere "idea" daha çok kabul edilir ve kullanılır. Bu arada renkler duyu algısının değişkileri oldukları ölçüde idea değillerdir ama yer ve zaman ideadırlar. ( idea konusunda bkz. idea yayınları) Tartışma için teşekkürler, burada bırakmak iyi olacak. Uzatmanın bir anlamı olmaz. Saygılar
??? #117
Tartışılan konuları okudum;güldüm geçtim değil, hepinizden tiksindim!... Hayata dair hiç bir fikriniz yok, belki çok kitap okumuşsunuz ama; sadece ezberlemişsiniz(!) Papağan misalisiniz, size öğretilen felsefelerden başka bir şey de değilsiniz! Yok o bunu söylemiş, yok bu bunu söylemiş; iyi de arkadaşlar siz ne söylüyorsunuz! Birbirinizi sınar şekilde laf atmalar falan-hem de başkalarının cümleleriyle- yakışır alacak tarzda değil hani... Yok efendim, birileri ağızda sakız misali şunu dikte ediyor herkese: şiir aşık iken yazılmazmış, yazılırsa da edebi yön taşımazmış! Kimin umrunda ki bu!... Yazmak gibi özgürlüğün vatanı sayılabilecek bir erdemi; kim,neye göre belli bir kılıfa sokacak...O öyle yazar, bu böyle yazar! Kime ne? Nietzche' den laf eden koydum akıllılar, beyinsiz beyinliler; okuduğunu anlayamamış bir koyun sürüsünden başka bir eylem sergilemiyor da, ne yapıyor? Hem hiç bir şeye inanmadığının altını çizeceksin, hem de bazı kavramları bir kurallılık bütünü olarak lanse edeceksin; daha neler!...Tanrı varsa aklımı korusun! Necat, hiçbir feylosofun adını ağzına alma! Ezberi değil, düşüncelerini yansıt! ' Hiçlik ' doktrini en çok sana yakışıyor galiba(!)
??? #118
Kendi adıma çok faydalı buldum tartışmayı. Özellikle 'çukur' taşlamasını çok yaratıcı bulduğumu itiraf etmeliyim. Böyle bir tartışmanın inceliklerini görememek elbette ki suç değildir, lakin haha! diye gülüp geçmek olsa olsa bunu yapanın gülünçlüğünün bir ifadesi olacaktır. Teşekkür ederim sayın Necat ve sayın Volkan. Sayın Ercan, siz de anlamadığınız konularda dil uzatma cinliğini yapmayıverin. Saygıyla M. Doğan
??? #119
Bende sizin tartışmanızı (kavganızı değil) merakla takip ettim, olması gerektiği gibi düzeyli. Sayın Dilaver'i ve Çelebi'yi az da olsa tanırım. Ama Sayın Öneş'in tavrını gerçekten gülünç buldum. Tam düzeyli bir konu tartışması oluşurken arada hep böyle şeyler çıkıyor maalesef. Yine de bilginin ön planda olduğu tartışmalar cahilce bir tebessümle örtünmeyecektir diye düşünüyorum... Saygılar.
??? #120
SEVGİLİ ERCAN, Onlar düzeyli biçimde tartışıyorlardı, Araya balta gibi girdin dostum. Pek yararlı da olmadı. Biraz sakin ol. Yoksa seni linç etmeye başlarlar. Ben de eskiden senin gibiydim. Bir balta. Onların tartışmasından zerre kadar bişiy anlamadım. Ama bu iyi, konuşuyorlar, İki tartışmacıya da sevgilerimi yolluyorum. Açık sözlü arkadaşım, bırak tartışsınlar, Bu arada yazdığın mesajda çok pis ifadeler vardı. Dikkat!
Başa Dön