"Sanat, hayatın bir yansımasıysa, bugün bir ayna kırıldı ve her parça ayrı bir roman oldu." - Oscar Wilde (kurgusal)"

Açık Büfe

Genel Tartışma

35 görüntülenme · 670 ileti
??? #41
günümüzde sanatçı anlamını kaybetmiş kelime gruplarına dahil oldu. istedim ki gelin hep beraber sanat ve sanatçıyı anlamlandıralım. ufak bir şiir tadında düşüncelerimi yazmak istedim. paylaşanlara şimdiden teşekkür ederim... Başka düşler geçsede içimden bir tek olaya binbir dünya dolaşandır sanatçı, İki hayatı vardır onun Birinde bedeni vardır Diğerinde karalamalarıyla dolu binlerce yaşam Bir çocuğun elma şekerinden Genç ihtiyarların dertli iç çekişlerine Namlusuna çiçek diken askerden Gözyaşlarına karışan feryatlara kadar. Herkesin güldüğüne üzülen belki Ağlarken içinde bir küçük mutluluk duyandır Şehvetide saklıdır satırlarında Hıçkırıklarıda birkaç kabarmış kağıttadır Sanatçı sanat icra edendir karşıdan bakıldığında Tek bir görüntüye başka boyutlarda bakandır aslında Kimsenin göremediğini görebilendir biraz Sessizliğin anlamı en çok onlarda tanımlıdır Tanımsızlığa da anlam katandır Paylaştıkça azalan acıları içinde yoğuran Coşkuları alevlendirendir Yani SANAT-ÇI Sanat satmaz Paylaşır Önce kendisini tatmin etmelidir yaptıkları Sonra; bir avuç mutluluk bir parça hüzün biraz da yakarış belki ve en önemlisi… (bunu yazmayacağım) Herkes farklı düşünüp koysun Böylesi daha iyi sanırım Saygılarımla…
??? #42
MERHABA Bir sanatçı sanata önem vermeli sanayçı sıfatını taşıyan herkez sanatçı kelimesini sevdirmelidir.herkez bir sanatçı olamaz.bir sanatçı idealleriyle ortaya çıkar Herbert Read, "Sanatın Anlamı" adlı eserinde şöyle söylüyor: "Genel bir sanat teorisi şu düşünce ile başlamalıdır; insan, duygularının önüne konan şeylerin biçimine, yüzeyine ve kütlesine göre davranır. Eşyanın biçim, yüzey ve kütlesinin belli ölçülere göre düzenlenmesi hoşumuza gider. Böyle bir düzenin eksikliği ise ilgisizlik ve hatta büyük bir sıkıntı ve tiksinti verir. Güzellik duygusu, hoşa giden bağlantılar duygusudur. Çirkinlik duygusu da bunun tersidir." Güzellik kavramını belirsiz, ya da çok defa aldatıcı belirtiler gösteren ve tarih boyunca durmadan değişen bir olay olarak kabul etmek, doğru bir düşünce tarzı gibi görünmektedir. Sanat bütün bu belirtileri içine almalıdır ve bir sanat öğrencisinin ciddiliği, kendi güzellik duygusu ne olursa olsun, diğer devirlerdeki güzellik anlayışlarını sanat sahasına kabul edebilmesiyle anlaşılır. O kişi için, primitif, klâsik ve gotik aynı derecede ilgi çekicidir ve o, zaman zaman değişen güzellik duygusunun değerlerini kıymetlendirmekten çok, her devrin gerçek ve sahtesini ayırmaya çalışmalıdır. Güzellik, estetik ilminin ele aldığı bir kavram olarak, çağlara ve düşünürlere göre değişik anlamlar kazansa da, sanat eserlerinde bulunması gereken şeydir. Ancak, sanat eserindeki güzellik, o eseri meydana getiren elemanların veya figürlerin yalnız başına güzelliği demek değildir. Yani, kendi dönemi içinde çok güzel kabul edilen "Venüs"ün tabloda yer alması, o tabloyu güzel yapmaya yetmez. Daha değişik bir ifade ile söylersek; sanatta, "neyin" yapıldığı değil, "nasıl" yapıldığı önemlidir. Sözgelimi savaş, güzel bir olay değildir. Yaşlı, yüzü buruşmuş bir kadının da güzel olduğu söylenemez. Fakat, Picasso'nun " Guernica "sı, Dürer'in " Yaşlı Kadın Portresi " ne kim çirkin diyebilir. O halde buradan çıkan sonuç şudur: Sanatta güzellik, eserin ifadesindeki güzelliktir. Sanatçı, eserine konu olarak çirkini de almış olsa, çirkini güzel bir biçimde ifade edebilmelidir. Sanattaki biçim elemanının insandaki devamlı karşılığı, güzellik duygusudur. Değişmez olan duyarlıktır. Değişen, insanın algılarını ve zihinsel yönünü soyutlaştırarak kendi kurduğu anlayıştır ki; ifade'yi buna borçluyuz. "İfade"nin "biçim"in tam karşıtı olduğunu söylemek güçtür. İfade, doğrudan doğruya duygu tepkilerini anlatan bir kelimedir, fakat sanatçının biçimini yaratırken başvurduğu düzen, kendi başına bir ifade tarzıdır. Ölçü, denge, ritim, ahenk (armoni) gibi terimlere ayrılabilen biçim, bu saydığımız terimlerin sağladığı hoşa giden bağlantılarla sanat olmaya, güzel olmaya başlar.
??? #43
Zaman zaman fırsat buldukça forum yazılarını takip ediyorum ama son zamanlarda iyice sıkılmaya başladım. Nedir bu ya? Lütfen hanımlar , beyler lütfen yeter!! İkili çekişmelerinizi şahsi e-postalarınızdan yapın.Hani bazen bakıyorum birşeyler alırmıyım diye bu bölüme.Çok incitici ve alabildiğne duyarsızlık fışkıran cümleler görüyorum.Bu tür saçmalıkların edebiyat ortamlarında olması da ayrı bir üzüntü veriyor. Çok yeni kalemler var daha yaş , eğilmeye susamış bu şekilde tutarsız tartışmalarla mı eğilmesini istiyorsunuz? Lütfen yeter artık zulalarınızda biraz sevgi , biraz saygı gizlidir mutlaka açığa çıkarın o hisleri de kırmayın birbirinizi... _______________LÜTFEN!!!
??? #44
Daha önce, izedebiyatla birlikte, 2 farklı sitede de yazılarımı yayınlıyordum. diğer İkisinden de ayrıldım sonra. İlkinden, kendini "editör" sanan bir "editkör" yüzünden, ikincisinden ise, siteyi "sevgili arıyorum" sitesi sanan, "sanal döküntüler" yüzünden. iki siteden ayrılırken de bir şey dikkatimi çekmişti. her iki sitenin sahibi de, eleştirilmeye tahammül gösteremeyen bir yapıdaydılar. hem de, gayet samimi uyarılara bile tahammül edemeyecek kadar. kafalarını kuma sokma değildi onların ki. Halkımızın genel yapısından kaynaklanan bir davranış biçiminden başka bir şey değildi, yaptıkları. Mizah dergisine savaş açan liderler tarafından yönetilen bir ülkede, hoşgörü mümkün mü ki, ben kalkıp adamın kurduğu site hakkında eleştiri yapacağım!.. "yüzüne gülüp, arkasından konuşmak" en sevilen şey değil midir, bu ülkede? Yalaklık ve salaklık, hangi ülkede bu kadar prim yapıyor? Bunların hepsini görmüş ve yaşamış biri olarak, o sitelerle bağımı koparırken, kendime, izedebiyat'ta hiç bir yazarın yazısına yorum yazmama kararı da almıştım. daha önceden yazdığım yorumlar, son yazdıklarım olacaktı ve öyle de olacak. Herkesin yazdığı her şeye sonsuz saygı duyuyor ve tüm yazarları yazabildiklerinden dolayı tebrik ediyorum. Ama burada da üzülerek görüyorum ki, yazan arkadaşları polemiğe çekme çabaları yazarlığın önüne geçme eğiliminde. Eleştiriye açık olmak başka, hakareti kabullenmek başka. Eleştiri; yergi değildir, aşağılama değildir. Hakaret, hiç değildir. Bir yazarın yazılarını beğenmeyebilirsiniz. Bu size, o yazarı aşağılama hakkı vermez. Kimsenin kimseden akıl almaya ihtiyacı yoktur. Hele hele bu sitedeki yazanların, asla. Tamamı, düşüncenin emekle işbirliğinden doğan yazıları yazan kişileri, yerden yere vurmaya kimsenin hakkı yoktur. Gencecik, pırıl-pırıl insanları, yıldırmak, incitmek yazarlık mıdır? İmla hatalarının peşinde koşanlara küçük bir tavsiyem olacak, lütfen çok ünlü olarak bildiğiniz herhangi bir yazarın elyazmalarından birini okuyun, bakalım neler göreceksiniz!.. Bir yayınevinde redaktör olarak çalışan biriyle, lütfen 3-5 dakikalığına bir konuşma fırsatı yaratın kendinize, bakalım neler duyacaksınız!.. Seviye, olmayan bir şeyin, yani seviyesizliğin karşıtıdır. Hayatın her alanında olduğu gibi, tartışmada da seviye çok önemlidir. Aksi takdirde, tartışırken tartışılır duruma düşülebilir. Aynı, yargılayanların da, bir gün yargılanacağı gibi!.. Ben Ahmet Altan'ın bir kitabını okudum ve bir daha hiç bir kitabını okumama kararı aldım. Bana göre, bir yazar değildir Ahmet Altan. Tribünlere oynayan biridir. Artık, dünyanın en çok satan kitabını bile yazmış olsa, asla onu alıp okumam. Eğer sizin de, yazılarını beğenmediğiniz, yanlışlarla dolu yazılar yazdığına inandığınız bir yazar varsa, bir daha onu okumayın. size garanti veriyorum, hayatınız daha da güzelleşecektir. Bir yazımda "Nedir ölüm bilir misin? Ölüm: Hayattan vazgeçmektir!... Bize hiçbir zararı olmadığı halde o tatlı hayattan bile vazgeçebiliyorsak, bize zarar veren şeylerden de vazgeçmeliyiz!.. Eğer onlardan vazgeçmezsek hayatımızdan zamansızca vazgeçeriz" demiştim... Beğenmediklerinize lütfen bir kez daha sevgiyle bakın, mutlaka beğenilecek bir yönün bulacaksınızdır. Yok, eğer hala bulamıyorsanız, beğenmediğinizden artık vazgeçin...
??? #45
Dil bilinci ve dile dil uzatmak. Sevgili Orkun Levent, İçtenlikle yazdığınız mesajınızı ilgiyle okudum. Yazdıklarınızın birçoğuna katıldım. Bu sitenin editörleri olarak bizler, tam olarak bahsettiğiniz durum ortaya çıkmasın diye, mümkün olduğunca geri planda durmaya özen gösterdik. Kültürümüz, doğası ve kimliği gereği hoşgörü üzerine inşa edilmiş bir kültürdür, (başka türlü olamazdı) ama ilginç bir ironiyi de içinde barındırır. Hoşgörümüzün yanısıra sert ve otoriter olmak gibi iki ilginç sevdamız var. Sanıyorum bahsettiğiniz 'editörlük' anlayışı da bunu içeriyor. Önce "kim olursan ol, gel" deniliyor, ardından "gel ama burada benim borum öter!" deniliyor. Katılmadığım nokta ise dil konusundaki yaklaşımınız ve vermiş olduğunuz örnek. Bu siteye gelen bazı yazılarda dil öylesine kötü kullanılmış ki bir yayınevinin eline geçmiş olsa, bırakın okunup reddedilmeyi, birkaç paragrafı okunduktan sonra doğruca çöp kutusunu boylardı. Çünkü "yazıyorum ve insanlar okusun istiyorum" diyen birinden beklenilebilecek en küçük ve uygulanması en kolay incelik 'düzgün bir dil'dir. Kimse amatör bir yazarın her şeyiyle tutarlı ve dengeli bir yapıt ortaya çıkarmasını beklemiyor elbette. Kimse kusursuz bir dille karşılaşmayı da beklemiyor. Öyle ki işin tadı da biraz bu amatörlükten geliyor. Ama dile azami bir saygıyı her okur bekliyor. Çünkü bu her şeyden önce 'okura saygı' anlamına geliyor. Karşınızda konuşan kişi sürekli geveler, lafları yutar, cümlelerini tamamlamadan bırakır, yüklemleri umursamaz, özneleri anladığınızı varsayar, özetle sizin söylediklerini anlayıp anlamamanızı aslında zerre kadar umursamazsa, rahatsız olmaz mısınız? Konu imla hataları ya da aradan kaçan tek tük düşük cümleler değil. Konu edebiyatla uğraşıyorum diyen birinin hayatında bir kez için bile kendine "dil nedir?" sorusunu sormamış olması. Bir kez için bile "bunu buraya koyarsam birileri er geç okuyacak" düşüncesiyle hareket etmemiş olması. İzEdebiyat dünyadaki birçok edebiyat sitesi gibi, yazmaya olduğu kadar okunmaya yönelik de bir sitedir. Malzemesi ticarileşmeşmiş sanat, ziyaretçileri de sanat-severlerdir. Sizin de sözünü ettiğiniz bir "aşk" sitesi ya da bir "itiraf" sitesi değildir. Cep telefonları için SMS mesajları üreten bir site de değildir. Bunlarda bile temiz bir dil beklemek hakkımızken, bir edebiyat sitesinden niçin bunu beklemek ayıp oluyor? Ne hikmetse edebiyat sanat dalının elindeki malzeme, notalar, boyalar değil, sözcükler ve dildir. Sözcüklerde ve dildeki ustalıkla gelişen bir sanattır edebiyat. "Dil mi? Bana ne..." diyen biri, buradaki varlığını herkesten önce, kendisi sorgulamalıdır. Bu işi dil bilmeden yapabileceğini düşünüyorsa, kendini bir kez daha sorgulamalıdır. Edebiyatın yarısı dildir çünkü. Kalan yarısı da bu dili gizleme ustalığıdır. Dil okurun karşısında bir engel olmamalı, öylesine doğal ve akışkan olmalı ki okur onu orada hissetmemeli bile. Karşınıza küt diye yamru yumru olmuş bir cümle çıktığında, her cümlede birkaç imla hatasıyla karşılaştığınızda kızabilmelisiniz, yazan kişiye 'Niye dikkat etmiyorsun bunlara? Çok mu zor geliyor?' diyebilmelisiniz. Hayatın bütününde olduğu gibi burada da savunacağınız taraf hatayı yapan taraf değil, hataya maruz kalan taraf olmalıdır. Son olarak, burası amatör müzisyenlere yönelik bir platform olsaydı, katılan müzisyenlerden en basitinden nota bilgisi bekliyor olurduk, çünkü notasız müzik olmaz ve nota bilmeden "ben müzisyenim" diye gezen biri en başta kendini gülünç bir duruma düşürür, ardından da onunla aynı ortamda bulunan gerçek müzisyenleri. Size bu konuda ufak bir önerim de olacak. Toplumdaki duyarsızlıklara karşı isyan ediyorsanız, dildeki duyarsızlığa karşı da isyan edebilirsiniz. Toplum dil sayesinde toplumdur çünkü. Kendime sık sık şu soruyu sorarım: Niçin dil duyarsızlığı konusundaki rahatsızlıklarını dile getirenlere kimse arka çıkıp, "Ya siz de şu dilinizi adam edin artık!" diyemiyor bir türlü? Bazen unutuyoruz sanki, ama burası amatör de olsa bir edebiyat sitesi. En içten saygılarıma, Mustafa Diren Yardımlı İzEdebiyat
??? #46
Sevgili Diren, Bana hitaben yazmış olduğunuz yazı için çok teşekkür ederim. Yazımın muhatabı siz olmamanıza rağmen, açıklama ihtiyacı duyduğunuz konular için ise ayrıca teşekkür ederim. izedebiyatta bulunmaktan sonsuz derecede mutluyum. Kişisel hiç bir problemim yok. O yazıyı yazarken, o sıralarda sitede yaygın bir şekilde süren polemiklere yol açanlara ve sürdürme çabalarına son verme girişiminde bulunmak istemiştim. Süleyman Demirel'in meclis kürsüsü'nde kendisine laf atan milletvekillerinden birine "polemik mi istiyorsun? yani 40 yıldır en iyi yaptığım işi mi yapmamı istiyorsun?" sözünü hatırladım, o tartışma boyutunu aşan yazıları okurken. Polemik, maalesef toplumumuzda çok sevilmekte ve prim yapmaktadır. Editörlük konusuna gelince, sizlerin işinin ne kadar zor olduğunun farkındayım. İmla hataları konusunda ise, size katılıyorum. Çok dikkat etmeme rağmen, daha sonra okuduğumda kendi yazılarımda bile dünya kadar yanlışlık görüyorum. Bu sütünlarda dile getirilen siteye yönelik eleştirilerin bazılarına ben de katıldığım için gereksiz tekrara girmemek için belirtmiyorum. Ama bugüne kadar ki, çizginiz beni fazlasıyla tatmin ediyor. Çizginizin devamıyla birlikte başarılar diliyorum. Sevgi ve Saygılarımla... Orkun Levent Boya
??? #47
Sevgili dostlar eminim hepiniz okumuşsunuzdur ama hatırlatmayı görev bildim kendime. 18 Mart Çanakkele Şahitleri Anma Günüdür... Tekrar tekrar okuyun! ! ! Bu gün Vatan toprağını peşkeş çekmek suretiyle satmaya çalışanlara ibret olacak bir destan bu apaçık... ___________________ÖVÜNÜYORUM __________Böyle kahramanların torunu olduğum için... Aziz Şehitlerimiz... Ne garip tecellidir ki onların maddi yokluğu bize varlık oldu... Hepsinden Allah razı olsun... Hepsine Yaradan Rahmet eylesin... ÇANAKKALE ŞEHİTLERİNE Şüheda gövdesi, bir baksana dağlar taşlar... O, rûkü olmasa, dünyada eğilmez başlar, Vurulmuş temiz alnından uzanmış yatıyor; Bir hilâl uğruna ya Rab, ne güneşler batıyor! Ey, bu topraklar için toprağa düşmüş, asker! Gökten ecdâd inerek öpse o pak alnı değer. Ne büyüksün ki kanın kurtarıyor Tevhid'i... Bedr'in aslanları ancak, bu kadar şanlı idi... Sana dar gelmeyecek makberi kimler kazsın? 'Gömelim gel seni tarihe! ' desem, sığmazsın. Herc u merc ettiğin edvara ya yetmez o kitab... Seni ancak ebediyyetler eder istiab. 'Bu, taşındır' diyerek Kabe'yi diksem başına; Ruhumun vahyini duysam da geçirsem taşına; Sonra gök kubbeyi alsam da, rida namiyle, Kanayan lahdine çeksem bütün ecramiyle; Mor bulutlarla açık türbene çatsam da tavan; Yedi kandilli Süreyya'yı uzatsam oradan; Sen bu avizenin altında, bürünmüş kanına, Uzanırken gece mehtabı getirsem yanına, Türbedarın gibi ta fecre kadar bekletsem; Gündüzün fecr ile avizeni lebriz etsem; Tüllenen mağribi, akşamları sarsam yarana... Yine bir şey yapabildim diyemem hatırana. Sen ki, son ehl-i salibin kırarak savletini, Şarkın en sevgili sultanı Selahaddin'i, Kılıç Arslan gibi iclaline ettin hayran... Sen ki İslam'ı kuşatmış, boğuyorken hüsran, O demir çemberi göğsünde kırıp parçaladın; Sen ki, ruhunla beraber gezer ecramı adın; Sen ki; a'sara gömülsen taşacaksın... Heyhat, Sana gelmez bu ufuklar, seni almaz bu cihat... Ey şehid oğlu şehid, isteme benden makber, Sana ağuşunu açmış duruyor Peygamber. _____________Mehmet Akif ERSOY
??? #48
BU SİTEDE BİLGİSİZ ARKADAŞLAR KIYAMET KADAR. ELBETTE BUNLAR OLACAK. AMA GÜLÜNÇ OLAN ŞU: YAZAR DİYE BURDA BİR NUMARA OLAN İNSANLAR İÇ DÖKME YAZIYOR. EDEBİYAT VS DEĞİLDİR YAPTIKLARI... BİR İÇDÖKMEDİR GİDİYOR. HEP BÖYLE. YAZILANLARA BAKIYORUM DA... İYİ OLANLAR PARMAKLA GÖSTERİLECEK KADAR AZ. KARDEŞİM, BEN BİR TON DAYAK YİYEREK ÖĞRENDİM BU İŞİ. DÖVDÜ USTALAR. REZİL OLDUM. BU İŞİN GEREKLERİ VARDIR. HER TÜRÜN GEREKLERİ VARDIR. İÇ DÖKÜP KENDİLERİNİ TATMİN ETMEK İSTEYENLERE SÖZÜM YOK. BEN DE BAŞTA KÖTÜ ŞEYLER YAZIYORDUM. YAZI BİLİNCİ, BİRDEN GELİŞMEZ YAZARDA. OKUYA YAZA BİR KİMLİK, BİR DİL GELİŞTİRİR YAZAR, BURDAKİLERİN ÇOĞU KİTAPÇI YOLU BİLE BİLMİYOR ANLADIĞIM KADARIYLA. ÖNEMLİ OLAN, FARKETMEKTİR, BENİM SÖZÜM YAZAR OLMAK İSTEYENLEREDİR. BU İŞİ ÖLESİYE TUTKUYLA YAPANLARADIR. KİMLİKLİ YAZANLARADIR.... ŞU VAR, BU YAYINCILAR, ORDAKİ EDİTÖRLER, ACAYİP KATIDIR, BU ADAMLARI KANDIRMAK ÇOK ZORDUR, EH, GÖNLÜNÜ YAZAR OLMAYA KAPTIRANLARA. ŞAİR OLMAK İSTEYENLER, SİZİN İŞİNİZ ÇOOOOK ZOR... ŞİİR KİTABI BASMIYORLAR...
??? #49
Dikkat çekiyorsunuz galiba amacınız da bu.Yazdıklarınızın tamamına yakını polemik doğuracak cinsten...Başarılı da oluyorsunuz... Bazı noktalarda hak vermiyor değilim ama san ki ŞİİR OTORİTESİ gibi ona buna sallamanız da rahatsız ediyor...Bunca polemiğe girmeniz beni sizin yazılarınızı okumaktan alıkoydu...Sanki reklam havası var forum yazılarınızda ki üslupta. Söylemek istediğim şu kısaca.. Şiir de ahkam kesip duruyordunuz ve ona buna laf atıyorsunuz , akıl veriyorsunuz... Kimsiniz siz ??? Bu kadar çok mu biliyorsunuz edebiyatı.Hisleriyle yazan , eline yeni kalem almış kişileri rencide etmeye ne hakkınız var.Kim anasının karnında ŞAİR olmuş. Bu gün hisle yazar yarın toparlar ve şaheser çıkarır efendim size ne... Sevmediğiniz yazarı okumayın elbet bir ya da daha çok okuyanı çıkar.Neden gocunuyorsunuz... Derdiniz ne??? Sizden ricam ahkam kesmeyi bırakıp yazılarınıza güvenmeniz ve yeni kalemleri kırmamanız...
??? #50
genel hatlarıyla değerlendirmeler yapıyorum. bu değerlendirmeler doğrudur. ama ayrıntıya girmeden söylüyorum. gerçekler ortada. ahkam mı değil mi bilmem. ama bunlar gerçek. SİZ DE SÖYLEYİN, AHKAM KESİN ÖYLEYSE, ŞÖYLE MİLLET Bİ AYILSIN. DEĞİL Mİ, SES SEDA YOK. SANKİ BURDA KİMSE YOK..... ÇÜNKÜ FİKRİ OLAN ÇOK AZ. BU YÜZDEN FORUMDA YAZAN YOK..... DOSTÇA.
??? #51
İsa Kantarcı, Fark etmişsinizdir, iki mesajınızı da forumdan sildik. Bir kez daha buraya başkalarıyla yaptığınız özel yazışmaları, onlardan izin almadan ve onlara hakaret ederek taşırsanız sadece mesajlarınızı değil, sizin kaydınızı da siteden sileriz. Bir edebiyat forumunda olduğunuzu sık sık unutuyorsunuz, ama bu kez çizmeyi aştınız. Bu ilk ve son uyarı olsun. Diren Yardımlı
??? #52
Diren bey, İnan, ben sorun çıkarmak istemiyorum. Böyle saçma işleri ben açmıyorum ki. Kendine hakim olamayan insanların sorumsuz davranışları. Bana yansıyor ve ortaya bu çıkıyor. Ben arıza değilim. Saydığım kişileri de uyarınız. (BENİ TEHDİT EDEN KİŞİ DE BU SİTEDE YAZIYOR.) Bu gülünç değil mi?? Bir hanıma yorum yapıyorum, kırmadan, sonra kocası çıkıp bana sataşıyor, bana akıl veriyor, ama böyle mantıksızlık olmaz ki. (BEN ONA KADIN OLDUĞU İÇİN YORUM YAZMADIM!!!!!!!) Diyeceğim şu, beni istediğiniz an silin, Eğer istiyorsanız, Siz yönetensiniz, adaletli şekilde yapmanız gerekenleri yapacağınızı sanıyorum. NE HATA YAPTIYSAM BEDEL ÖDEDİM. BEDEL ÖDEMEYE DE HAZIRIM. yalnız, bu bedeli tek ben ödersem, işte bu ne?????? İSA KANTARCI….
??? #54
Aman ne kadar da nazik yazmış. Sevgili İsa Kantarcı, kim olduğunuzu hatta ne yazdığınızı bile bilmiyorum. Herkese sataşan, yazı yazan kişilerin hevesini kıran sözüm ona ahkam kesmekten söz eden tutumunuz eminim benim gibi bir çok kişiyi rahatsız ediyordur. Ama sizin söylediğiniz gibi belki de akılları olmadığından değil belki de size harcayacak zamanları olmadığından yazmıyorlardır. Bana kalsa Diren Yardımlı'nın yerinde olsam bir dakika bile düşünmez sizi silerdim. Ama bu da yeni bir direnişe sebeb olur sanırım bir anda İsa Kantarcı yanlıları ortaya çıkardı. Ne olur artık sadece yazın, bizler de sizi yazdıklarınızla değerlendirelim. Artık ona buna sataşmaya, size verilen her cevaba sizin tabirinizle ahkam kesmeye bir dur deyin. Şimdi bana sataşabilirsiniz mesela, ben de bir bayanım ve size çemkirebilecek bir kocam da yok!
??? #55
İsa Kantarcı= Sorun çıkarmak istemeyen sorun Sahi sizin yazdıklarınızı neden göremiyoruz. Belki çok iyi yazarsınızdır da bizde dizimizi kırıp oturur susarız. Keşke, Erkan Çetin'i okumuş olsaydınız ama bana kalırsa o sizin gibiler yüzünden bu siteden ayrıldı. Ve bizler de sizin gibiler yüzünden edebiyattan mahrum kalıyoruz. Örneğin ben baksanıza bir iki satır okuyup yazmak yerine kalkmış size laf yetiştiriyorum. Haddim olmadan... Sevgiyle, Ömür
??? #56
"Yıkıcı olmakla, sözünü esirgememeyi birbirine karıştırmayın." Barbara Wallers
??? #57
"KARDEŞİM, BEN BİR TON DAYAK YİYEREK ÖĞRENDİM BU İŞİ. DÖVDÜ USTALAR. REZİL OLDUM. BU İŞİN GEREKLERİ VARDIR." demişsiniz. Siz gerekliliklere ne derece uyuyorsunuz? Yaptığınız yorumların bazılarına rastladım/okudum, hiç öyle nazik bir dil, kibarca eleştiri yaptığınızı görmedim ben sizin. Ömür'e katılıyorum, bu sitede Diren'in iyi niyetini, kötüye kullanan pek çok yazardan biri olduğunuzu düşünüyorum. Bu sitedeki en eski yazarlardan birisiyim. Ve ödüllü sitemizin kapsamında bulunan kişilerin daha seçkin davranmasını bekler/dilerdim.
??? #58
23 mart 2005 saat 13:20 (tarih ve saat vermek zorundayım, çünkü bir süre sonra sileceğini tahmin ediyorum) aşağıdaki yazıyı isa beyin yazar sayfasından koplayadım: "BANA DÜŞMAN OLANA ESASLI Bİ DÜŞMAN OLURUM. HERŞEYİ ÇIKARABİLİRİM. HER ŞEYİ. HAYATTA KAYBEDECEK HİÇBİR ŞEYİM YOK. KOCALARINIZA SAHİP ÇIKIN HANIMLAR. YOKSA BELA OLURLAR BAŞINIZA KOCA. YA DA BEN................................ KISKANÇ KOCAYI SAVUNAN APTAL KADINLARIN CANLARI CEHENNEME. SEFİL VE KÜÇÜK İNSANLAR, BENİ EZEMEDİ HAYAT. GEREKİRSEN BAŞINIZI EZECEĞİM. DAĞITACAĞIM SİZİ. YAZAR GEÇİNEN BEYİNSİZLER."
??? #59
Eh artık hangi hastalıklı ruh böyle birşey yazar ve sonucunda da kendinin "kibar" ve "nazik" eleştiriler yaptığını iddia eder ki. :) Valla süper tespit olmuş Ayşegül Hanım.
??? #60
Artık herşey daha açık ve net... Şimdi hepimizi görebiliriz, tüm nazikliği saygıyı... Ve belki de öğrenebiliriz biz iki kelimeyi bir araya getirmesini bilmeyen yazar bozuntuları... İşte ben buyum diyen bir yazar... Teşekkürler, Ayşegül Engin...
Başa Dön