Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Şiir Atölyesi
98 görüntülenme · 347 ileti
--------------------------------------------------------------------------------
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Yüzümü güldürdünüz ya ne diyeyim ben size.Hep diyorum ya İyi ki varsınız...
Sıra koşulu yok ama aralara farklı isimleri de bekliyorum...
Haydi yüreği güzeller , haydi yüreği dağ gibiler...
Haydi yürek koyanlar...
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yanlız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yanlız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yalnız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)
Kumdan kayalar dizer ipe
İp ağırlaşır çöker dibe
Marifet gibi güler bide
Denizde inciler ağlaşır (nida)
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yalnız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)
Kumdan kayalar dizer ipe
İp ağırlaşır çöker dibe
Marifet gibi güler bide
Denizde inciler ağlaşır (nida)
Bugün yardan selam aldım
Yüreğim semaya saldım
Sevdanla od oldum yandım
İçimde gizlenen sabi ağlaşır (naile)
Galiba sonu geldi.Kötü bir deneme olduğunu söyleyecek varsa şimdi konuşsun ya da sonsuza dek sussun...
Başka fikirleri olan arkadaşlar varsa çekinmesin...Utanılacak bir iş yapmıyoruz burada.Amacımız gelişmek ve geliştirmek...
Duyarlılık gösteren dostlara kendi adıma çok teşekkür ederim...
Eyvallah dostlar.... Eyvallah...
Güne vurur gecenin faslı
Ateşim küser köz ağlaşır
İşte o an görünür aslı
Dilim bulanır söz ağlaşır ( İmdat )
Açıktı aslında da bir kelime kadardı
Gel gelelim sözün ardı arkası vardı
Bir yudum su misaliydi bendinden aktı
Yalındı yanlışları dahi gün ağlaşır ( Enis )
Yakar ağzı tütünün tadı
Kan boyar gülü toprağı
Taş duvarda başımın izi
Koynunda ilk tövbem ağlaşır ( Gökçen )
Dertlerim görünür inceden ince
Çare bulunmuyor nicedir nice
Güneşim doğmaz her an gecedir gece
Bülbül figan eder güller ağlaşır ( Zeliha )
Bir hayın bıçak deler bağrı
Merde gam olur namert ağrı
Öylesi yerden göğe doğru
Saz haykırır , teller ağlaşır ( İmdat )
Yardan ayrı düştüm dostlar
Geçmiyor ki günler aylar
Varsın kurak olsun bağlar
Kanar ince ince yürek ağlaşır (naile!)
Bir musibet gerekmiş cana
İcadı küfürden buyana
Elalem kılıfı çalmış
Minare elinde ağlaşır (nida)
Kula kulluk edene hesap sorulur
Namert yönetirse düzen bozulur
Mahşer günü elbet sual dizilir
Çaresiz günahkar kullar ağlaşır (zeliha)
Kaderim dersen aşkla kumara
Yazar hesabı son umutlara
Ak sütün gayrı akacak kara
Memende öksüz bebek ağlaşır(gökçen)
Bir şiir kaymış izedebiyattan
Sözümüz sana değil alınma hocam
Silme, bırak dursun okunuyorsan
Şiirin ardından dostlar ağlaşır (naile Sn.K.Esen'e)
Rızkını verirsen içki kumara
Düşürürsün çoluk çocuğu dara
Açılır içinde kapanmaz yara
Pişmanlık birikir vicdan ağlaşır(Zeliha)
Karışır birden gerçekle yalan
Bir sen olursun geriye kalan
Boşluğa doğru tebessüm salan
Gülmeye inat dudak ağlaşır ( İmdat )
Günün umudunu siler karanlık
Yaşam denilen şey yalnız bir anlık
Bitip yok olacak mal ile varlık
Günün geldiğinde canlar ağlaşır(Zeliha)
Kumdan kayalar dizer ipe
İp ağırlaşır çöker dibe
Marifet gibi güler bide
Denizde inciler ağlaşır (nida)
Bugün yardan selam aldım
Yüreğim semaya saldım
Sevdanla od oldum yandım
İçimde gizlenen sabi ağlaşır (naile)
Ömrüme saklayıp gözlerine baktığım
Yağmaladığım uğruna kentler yaktığım
Bir kaş çatışına bin boyun büktüğüm
Ruhumu sızlatır oyy nazlı yar ağlaşır... ( imdat )
Acaba "masal" yazmayı mı denesek!
İçimizdeki çocuğu dışarı salmak için.
Hani baharda geldi,
gökyüzünde uçurtmalar uçuyordur şimdi...
******
hişşt! dinlesenize!
çocuk cıvıltılarını duyuyor musunuz?
baharı müjdeleyen onca şey sayarlar,
çocuk cıvıltılarını es geçerler hep...
"dağlarına bahar gelmiş memleketimin"
diyebilmem için
çocukların cıvıltılarını duymam gerek...
******
fıkır fıkır çocuklar
düşe kalka oynuyor
şıkır şıkır sesleri
akın akın geliyor
naile
(çocukluğum ne güzeldin...Uykusuzluk ve yorgunluğun yüzüme çarptığı an :))))
Sen !Bendeki yokların var olan bir yüzüsün
Yüreğimin içinde yenilikler gözüsün
Keşfetmeye hazırsan bende ki derinliği
Bırak görünmezlikte ,seninkide yürüsün
Kim olduğumla değil,nasılımla ilgilen
görüntün ile değil ,içdünyanla belgelen
Sahrada ki su gibi arayışımda gelen
''Aradığın Kişiyim''olsun bana son sözün...
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?
……..!
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür) (Hoşçakalın...)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)
Kanadındayım martının
Bir açılıp bir kapanan
Çok kanadım yeter
Kapansın artık yaram
Talihinde gözüm yok
Düştüğün her hüzünde beni düşünme yeter
Yokum ben, hiç olmadım
Denizin yazgısını kıyıya hiç yazmadım
Görünmedim kalabalıklarda, hiç gölgem olmadı
Suyun üstünde yürüdüm, kimse dönüp bakmadı
Korkma
Şükrettiğin ışıltında gözüm yok
Benim duam bambaşka
Gün gelir
Dualarımız buluşur
Aynı Tanrı'ya erişir miyiz? (Deniz)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi çek diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)
Kanadındayım martının
Bir açılıp bir kapanan
Çok kanadım yeter
Kapansın artık yaram
Talihinde gözüm yok
Düştüğün her hüzünde beni düşünme yeter
Yokum ben, hiç olmadım
Denizin yazgısını kıyıya hiç yazmadım
Görünmedim kalabalıklarda, hiç gölgem olmadı
Suyun üstünde yürüdüm, kimse dönüp bakmadı
Korkma
Şükrettiğin ışıltında gözüm yok
Benim duam bambaşka
Gün gelir
Dualarımız buluşur
Aynı Tanrı'ya erişir miyiz? (Deniz)
Pusulası bozuk gemi gibi
Unutulduk bu şehirde
Haritadan da mı silindik şimdi
Durduğumuz yerde yitirdik boyutları
Yer çekmedi gözyaşlarımızı
Olur olmaz gecelerde
Kurşun askerlerden düşman yarattık
Pusuya yattık, paranoyaktık...
Klişe bir ayrıklıkla avunup
Savaş boyalarıyla makyaj yaptık
Ezerken izmaritleri parmak ucumuzla
Olur da içimiz yanar da
Olur da kendimiz geri gelir,
Aynı çeşmeden su içer miyiz?(Gökçen)
Farkındayım yine gidecek
Hiç gelmemişçesine biteceksin
Kalemlerimizin yontulduğu orman farklı
Sen Kordonda dansa kalkacaksın
Ben Galata köprüsünde çapari atacağım
Uzaktan geçecek gemilerin
Gönderdiğin selamı kapışacağız fenerlerle
Hükmüm yetse kürekçiye
Bilsem yüzmeyi “çek “ diyeceğim okyanusa
Susarım
Kurur dudaklarım
Olsa denizden ilaç
Aynı suda boğulur muyuz?(Nida)
Gitmeler kaçınılmaz
Gitmeler hercai havalarda
Bazen bulutlu, bazen iyimser
Sen bir pusula, sevda gösteren
Bilip kilometrelerce ötedeki yerimi
Görürmüşçesine uzanan ellerimi
Gözlerini bana çevireceksin
Gemilerimiz birbirinden habersiz
Gemilerimiz birbirinden uzak…
Hatıraların gölgesiyle
Karalanan ruhlarımızı
Bir umutla sabunlayıp
Bir seher vaktinde belki
Aynı suda durulur muyuz?(Özgür)
Gitmelerine yakılmış ağıtlar
Gitmelerinle köz olmuş umutlar
Gözlerine takılır dört mevsim
Kız kulesi yalnızlığı
Hırçın
Ağlaşan martılar konar hüznüme
Hüznüm büklüm büklüm
Hüznüm yangın yeri
Aynı suda kor olur muyuz?( İmdat )
Git dedim gitmelerine ağıtlar yakacağımı
bildiğim halde
Sevmelerden vazgeçmek için seni
Dokunabilseydim bir kere tenine
ve hissedip-
fay gibi çatlayacaktı kurak coğrafyamın
ot bitmez, yeşile hasret toprakları
En kadın halimle sevdim seni leyli
En dişi yanıma gizledim öpmelerini
Okyanusa daldım -sensiz-,
Kim bilir bir daha
Aynı suda sevişir miyiz? (k.c.)
Kanadındayım martının
Bir açılıp bir kapanan
Çok kanadım yeter
Kapansın artık yaram
Talihinde gözüm yok
Düştüğün her hüzünde beni düşünme yeter
Yokum ben, hiç olmadım
Denizin yazgısını kıyıya hiç yazmadım
Görünmedim kalabalıklarda, hiç gölgem olmadı
Suyun üstünde yürüdüm, kimse dönüp bakmadı
Korkma
Şükrettiğin ışıltında gözüm yok
Benim duam bambaşka
Gün gelir
Dualarımız buluşur
Aynı Tanrı'ya erişir miyiz? (Deniz)
Pusulası bozuk gemi gibi
Unutulduk bu şehirde
Haritadan da mı silindik şimdi
Durduğumuz yerde yitirdik boyutları
Yer çekmedi gözyaşlarımızı
Olur olmaz gecelerde
Kurşun askerlerden düşman yarattık
Pusuya yattık, paranoyaktık...
Klişe bir ayrıklıkla avunup
Savaş boyalarıyla makyaj yaptık
Ezerken izmaritleri parmak ucumuzla
Olur da içimiz yanar da
Olur da kendimiz geri gelir,
Aynı çeşmeden su içer miyiz?(Gökçen)
Beni özlemişsin dün
Çiğneyerek yalnızlığımı
Geçerken üst geçitlerin altından
Sıyırmış kokumu yağmur
Boşalırken mazgallardan
Değil miydi umudu her katrenin
Dokunmak solungaçlarına
Nefes olmak dudaklarında
Bir kabarcık daha var olmak
Ağlara sövmek
Çelme takmak yakamozlara
Değil mi seni sevmek, Eftalya