"Sanat, hayatın bir yansımasıysa, bugün bir ayna kırıldı ve her parça ayrı bir roman oldu." - Oscar Wilde (kurgusal)"

Ruh Katılımı (Ortak Yaratıcılık)

Şiir Atölyesi

93 görüntülenme · 347 ileti
??? #141
HEY GİDİ ÇANAKKALE!... O gün kana boyandı Çanakkale suları Bir büyük destan yazdı ceddimin orduları Mehmetçiğin elinde arsız düşman yuları Nusret mayın gemisi düşmanı uyutmuştu Gökte bomba sesleri boğazları tutmuştu Karadan ve denizden kasırga esiyordu Yedi düvel bir olup kin,nefret kusuyordu Bombalar konuşurken vicdanlar susuyordu Hey gidi Çanakkale kahramanlar otağı Haçlı yedi silleyi taşırınca bardağı Gayrete geliyordu melekleri görenler Vuslata koşuyordu makber gülü derenler Şehadet şerbetini içiyor alp-erenler Çanakkale suları tutuşmuş yanıyordu Peygamber ordusunu tüm cihan tanıyordu. Ehl-i Salib’in Türk’e tarihî bir kini var Bu milletin,uğrunda ölecek hak dini var Yiğit cengâverlerin zafere yemini var Hakk’a kulak verenler bil ki oyuna gelmez Mazlumu ağlatanlar iki cihanda gülmez Gök kubbeden ruhlara yağan kar üşüyordu Bir nefer cenge girip öbürü düşüyordu Can,cânâna varınca mekânı aşıyordu Çanakkale içinde kadim Aynalı Çarşı Bu ne çelik irade yedi düvele karşı Çanakkale bizlere moral olsun,hız olsun Yolumuzla kesişen uçurumlar düz olsun Hakk’a giden adımlar yarınlara iz olsun Yürüyün ufuklara,nefesiniz kalsa da… Yüreklere gül dikin,hazan vakti solsa da… Gerisi lâf-ı güzâf budur cihad-ı ekber Melekler hazırlıyor yüce ruhlara makber Nur aguşunu açmış seni bekler Peygamber Bundan büyük bir müjde olmaz gayri dünyada Kurtuluş beratınız sunulacak ukbada Barut fıçısı gibi patlamaya hazır yer On binlerce şehide mezar oluyor siper Fânilikten kurtulup bâkileşiyor nefer Anaların gözyaşı düşmanı boğuyordu Çanakkale ufkundan bir güneş doğuyordu M.Nihat MALKOÇ
??? #142
GURBETTEN SILAYA TRABZON Ana yurdum Trabzon’um yoktur bir eşin Şimdi burnumda buram buram tütersin Soldurdun aşklarımı,yıktın ümitlerimi Yakarsın hasretle yüklü yüreğimi Boztepe’m yine dimdik mi bakarsın gene Limanda yük boşaltan gemilere Maraş Caddesi burda anlatıyorum seni Gazipaşa yokuşu ne tez unuttun beni Ganita çırılçıplak mısın öyle denize nazır? Sen ya Değirmendere yine isyana hazır İsmim yazılıdır her sokağa,her taşa Bilirim hep susarsın yorgunsun İskenderpaşa Atapark dindi mi kanayan yaran? Var mı beni Fatih’te dostlardan soran? Ya sen Moloz,acaba öyle bet kokar mısın? Erdoğdu,Trabzon’a güvenle bakar mısın? Yakışır mı sana Uzunkum bu işve,bu naz? Beşirli güzelliğin sana da kalmaz Duydum ki unutmuşsun ben vefalı dostunu Ne yapalım Mumhane bu kaderin oyunu Bir başka olurdu,çekilmezdi nazları Kunduracılar’ın narin tezgâhtar kızları Yığın insanla dolu Çömlekçi,Rus Pazarı Hatırasını korur Esentepe yazları Trabzon hamsisiyle meşhurdur dünyada Dolaşır mı turistler gene Ayasofya’da? Bak,gör ki Tabakhane tarihe şahit olur Soğuksu çamlıkları temiz havayı solur Boşuna akmış değil Trabzon’daki kanlar Göğsümüzü kabartır Gülbahar’da ezanlar Ortahisar’da evler fetihi canlandırır Kalepark geceleri bir başka şenlendirir Sahil boyu şahit ol balıkların hasına Kaptırırsın kendini denizin havasına Kalkınma’da dolaşır üniversite kızları Söğütlü’de kızların yürek yakar sözleri Yıldızlı bir başına yaşar sahil boyunda Trabzon insanının asalet var soyunda Meydan’da sosyeteler oturur,eğlenirler Uzunsokak’ta kızlar endamı gösterirler Bazı yerde içkiler,mezeler katılıyor Bahçecik’te Akif’in ruhu yaşatılıyor Karanlığa bir güneş gibi doğ Trabzon’um!... Ortaçağı parçala,süpür boğ Trabzon’um!... Taşın toprağın altın,yakuttur Trabzon’um!... Hatıralarım sende,sendedir çocukluğum Sana olan borcumu veremem Trabzon’um!... Masmavi denizine,insanına hayranım Seni anlatmak çok zor azizim Trabzon’um!... Sende doğdum,büyüdüm,sendedir sonum… (23 MART 1993/GÜMÜŞHANE ) M.NİHAT MALKOÇ
??? #143
DAĞLAR Neden böyle hicrana bürünürsünüz dağlar? Zamanın aksine genç görünürsünüz dağlar Bu kızıl akşamların taşırsınız yasını Sis çökmüş ufuklarda dövünürsünüz dağlar Destanlaşan aşkları taşıyıp bağrınızda Ferhat’ı gördüm diye övünürsünüz dağlar Çobanların kavalı ninni gelirdi size Şimdi yalnızlıklarla örünürsünüz dağlar Suların gölgesinde,ölüm sessizliğinde Hazan gelir,libastan arınırsınız dağlar Şimşek çakar,gök gürler,yağmur yağar,sel olur Çirkin talihinize yerinirsiniz dağlar Söner bütün umutlar,topraklar çoraklaşır Hüzünlü kubbenizde barınırsınız dağlar Tutkular keder olur,hevesler yanık türkü Sürgüne mahkûm gibi sürünürsünüz dağlar (21 MART 1990/TRABZON) M.NİHAT MALKOÇ
??? #144
DAĞLARA NİDA!... (Yürek Dostu Kaleli’ye Nazire…) Karanlığı boğan nurlu dağlar hey! İçimdeki sırrı bilebilmezsin Hakk’a yakın,mahcup,arlı dağlar hey! Ölmek istesen de ölebilmezsin Geçen yolculara bağrını açsan Doğan güne inat aydınlık saçsan Aşkına karşılık ağular içsen Yine ağyara dost kalabilmezsin Yukardayım diye kasılıp durma Geleceğe dair hayaller kurma Sonradan başını taşlara vurma İsrafil’e engel olabilmezsin İnsanlıktan kaçıp sığındım sana Kararsızım bilmem gitsem ne yana Nara yandı yürek,köz düştü cana Şol bîmara şifa salabilmezsin Köroğlu’ya bağrını açan dağlar Yüreğinden Resûller çıkan dağlar Hakka dönüp batıldan kaçan dağlar Dünyadan ukbaya göçebilmezsin M.NİHAT MALKOÇ
??? #145
EFENDİM "Güllerin ve Gönüllerin Efendisi Resul-i Ekrem'e!..." Güzellik şahikası,nübüvvetin çerağı Yürek semalarının dalgalanan bayrağı Mazlumların gür sesi,acizler sığınağı Ruhuma âb-ı hayat sensin derman Efendim Tutuşan gönüllere kat’i ferman Efendim Güllerin en irisi,çöllerin rayihası Nesiller yetiştiren bahçelerin en hası Ezanlar yankılanır,silinir yürek pası Aşkına meftun kalbim,sana hayran Efendim Hakk’a varmayan vuslat bize hicran Efendim Kisra saraylarını dize getiren sendin Küfrün kalelerini yıktı mübarek bendin Gurbete veda edip aslî yurduna döndün Ahmedsin,Muhammedsin gül û reyhan Efendim Batıla kâbûs oldun,Hakk’a burhan Efendim Gönül sermayesini gayri yükledik ata Çileyi azık ettik,yol verdik saltanata Sırtımızda ağır yük,revan olduk Sırat’a Bîçare ümmetine şefkat ihsan Efendim Hüsnünü vasfetmede aciz lisan Efendim Bu gönül şehrimizin koca sultanı sensin İçimizi kavuran derdin dermanı sensin Ruhlara hayat veren aşkın ummanı sensin Mahbûb-i Hüda’sın sen cana canan Efendim İsmail’in olurum,bu can kurban Efendim Sararmaya yüz tutmuş gülşenime can düştü Hercaî yüreğime kor gibi sevdan düştü Bedenim sırılsıklam,düşüme figan düştü Seni düşünmeyen kalp yıkık,viran Efendim Didârına müştâkım ruhum üryan Efendim Çatlayan yüreklere nur yağmurları yağdır İmana pusu kuran bu ne yüzsüz bir çağdır O Habib-i Kibriya gözümüzde bir dağdır Kâinat vecd içinde eder seyran Efendim Bulutlar kucak kucak sana giryân Efendim Ayağının altında toprağın ben olsaydım Sâyebân niyetine yaprağın ben olsaydım Tecellinle müşerref Nur Dağı’n ben olsaydım Azgın bir küheylandır,nefsim tuğyan Efendim Sana dair olmayan sözler ziyan Efendim Her bir yağmur damlası inci,gevher çöl için Bülbülün yakarması sevdiceği gül için Arşın cümle kapısı açılır Resûl için Gökler gözyaşı döker,ağlar cihan Efendim Hilkatin sebebi sen,nur-i Yezdan Efendim Efendim,halâskârım,gül-i ruhsâr rehberim O mübarek alnından iştiyakla öperim Nebiler ordusunda ben gönüllü askerim Sen yoksun ya âlemde yürek hazan Efendim Ümmetin akıbeti billah hüsran Efendim Hicranın yüreğimi kavurdu Resulullah Külümüzü dağlara savurdu Resulullah Can evimi kasırga,sel vurdu Resulullah Hasretinle bin parça olsun bu can Efendim Zikrinden aciz diller bize düşman Efendim Dikenli bahçemizde hasret gülleri açar Mechûle revan olup nice civanlar göçer Resuller sözde ölür,âleme ışık saçar Gidince garip kaldı cümle mekân Efendim Kalpler huzura erer senle her an Efendim Kokuna hasret kaldı insanlık gideli sen Gece gün intizara razıyım kapında ben Dünya cadı kazanı…Ey Resul nurunla dön!... Gönüllerin sultanı,tayy-ı mekân Efendim Girsen rüyalarıma olsan mihman Efendim Ne ağır zemheriler geçiriyor ümmetin Günah galerisinde öksüz kaldı sünnetin Müminin kokusuna şimdi hasret cennetin Bu ne garip asırdır ahir zaman Efendim Bizi bize bırakma,kayır aman Efendim M.Nihat MALKOÇ
??? #146
BAYRAĞIM O muhteşem gölgende her dem mağrurum Perişan olsam da senle kanatlanır ruhum Bez parçası değilsin,şerefisin yurdumun İsterim aydınlansın ışığınla tabutum Dalgalan burçlarda şanlı bayrağım Şehidimin kefeni kanlı bayrağım Karış karış sulandı memleketim kan Sen veriyorsun bayrağım ulusuma şan İnme semâlardan sonsuza kadar Hayat bulsun seninle bu aziz vatan Ey mavi göklerin süsü bayrağım!... Anamın,bacımın örtüsü bayrağım Sen ki damarlarımdan akan kanımsın Hem gururum,hem çilem,hem fermanımsın Ezelden ebede Hakk’ın yolunda Zulme karşı vefa,derde dermanımsın Görmek nasip olmasın inmeni bayrağım Gel hasretle öpeyim seni bayrağım Senin uğrunda öldü adsız şehitler Bunca Aliler,Mehmetler,Saitler… Ahvalini her an yaşamak gerek Kalır seni anlatmada aciz beyitler Yedinci katına yücel göğün bayrağım Türk’ün şerefiyle öğün bayrağım (22 EYLÜL 1991/TRABZON) M.NİHAT MALKOÇ
??? #147
BABA!... ( Rahmetli Babamın Şahsında Tüm Babalara!...) Sen gittin gideli ruhum tarûmar İnsanlar cihandan acep ne umar? Terk edilen için ömür bir kumar O gün bugün günler geçmiyor baba! Bahçemdeki güller açmıyor baba! Bir gönülün merkezine har düştü Yaz ortası yüreğime kar düştü Hayalimde yüceleşen yâr düştü Hüzün bedenimden göçmüyor baba! Bahçemdeki güller açmıyor baba! Hasret kaldık, aylar geçti sesine Bülbüller ram olur gül nefesine Ruhun veda etti ten kafesine Beden Azrail’den kaçmıyor baba! Bahçemdeki güller açmıyor baba! Rengârenk bahardın,ağır kış oldun Gerçek idin,şimdi bize düş oldun Gözden akan bir damlacık yaş oldun Göğümdeki kuşlar uçmuyor baba! Bahçemdeki güller açmıyor baba! Cennette saraylar,cehennemde nar Kimine ağır kış,kimine bahar Vuslat ötelerde,bize hasret var Ömür bize ışık saçmıyor baba! Bahçemdeki güller açmıyor baba! Bu âleme dair tükendi sözler Perdeler inince kapandı gözler Güneşim battı,karardı gündüzler Huzur,talih bizi seçmiyor baba! Bahçemdeki güller açmıyor baba! Rızamızla teslim olduk kadere Ölüm bizi götürmesin kedere Bu filmi seyrettik bilmem kaç kere Kul arzuyla zehir içmiyor baba! Bahçemdeki güller açmıyor baba! M.NİHAT MALKOÇ
??? #148
Nihat bey, bir yazar sayfası yapsaydınız? adı forum olmasaydı keşke..
??? #149
Yağmur beklerken, dolu geldi. Bize geldi, dizeler geldi. Hoş geldi. Dinle Zeynebi. Kelime okka, onda.
??? #150
:)))) Hani güleriz ya ağlanacak halimize... Gülüyorum işte bende....
??? #151
Kendimi Şiir Sanırım çıkacak sıkı yolum olsa çıkarım sonra eteklerinden aşağı şarkı yuvarlarım dönüşsüz gecem olsa bütün şarkılarımı baştan yazarım el pençe beni bekleyen limanım olsa şaraptan başka bir şey tanımam gönlüm palmiye şiir şiir şirin kız çocuğum olsa karanlıktan bozma gamzeli saçları simsiyah bütün şarkılarımı orkestrayla çalarım kız çocuğum olsa hiç büyümeyecekmiş gibi kendimi şiir sanırım
??? #152
Patika Islığı saçıldı her yana uğurböcekleri çıldırdı ateş böcekleri patika ıslığını duydu ya
??? #153
Nilüfer hadi temize geçelim yanlışlarımızı yeniden başlayalım hadi hadi nilüfer yeniden kaybetmeye değer yüreğin-kazanmaya oynuyoruz elbette- parlaklığın büyün nehirlerin hadi nilüfer yürüyüşe gecelim zalim ordular ortasında temize geçelim cesareti nilüfer hep seni bekliyorum nilüfer sarkıt beni yüreğine lüfer lüfer ah lüfer lüfer nilüfer psikopat olalım döşeyelim her yere geceleri hınzır yazılar yazalım duvarlara kaçak âşıklara yataklık yapalım ıslıkları kapıları gümletsin örgüt kuralım lüfer bütün âşıklarla temize geçelim şu yanlışları lüfer lüfer ah nilüfer can damarım kurban olurum sana hep seni bekliyorum nerelerdesin ıslığım isyan olalım hep defanstayız yeniden denemeye değersin beline kadar saçların ne zaman kural koyacağız bütün âşıklarla şu yanlışları lüfer lüfer ne zaman güleceğiz
??? #154
Jızıt gözlerimin önünde çalılık, sis tutunduğum ne varsa yağmalamalı mıyım? adaya düşen aç martılar korku hiç yok, her yer ıslak işte saklanacak giz kalmadı kısa ömürdür yanlış yerde açıyorsa güldür güldür çiçek çiçek içimi jızıııııt diye çekip alıverecek
??? #155
Sallama sana içimdeki muhteşem şeyleri gösteriyorum ışıkları açık unutulmuş yaz bahçesi yorgun, ıslak yolcu çocukluğumuzdu içimizde erimeyen oraya ilerlemeni diliyorum öğrenci silgisi, dağınık memleket tepeden tırnağa sefalet ilk suçlarımızdı inim inim severken ışıkları yak diyorum zaferi ancak kendi içinde yaşayabilirsin cırcırböceği, benzin sızıntısı, alabalık kadın yapayalnız geçirilir bu çıplak karanlık yalanlarımızdı vahim gençlik duygularımızdı sana engin ve esrarengiz yerden söz ediyorum varlığının derinliklerinden hiç ayak basmadığın otlaklardan yorgun, ıslak adam saçma bağlılıklardı flütü susmayan bataklık kuşu, şaşkın sen dünya içinde serserice gezerken ne görebilirsin ne tapınağı iyiliği ancak malzeme olursun kahırlara mezarında bile çiçek bitmez sırtında dünya ölsen bile toz duman çiçek rahmet düşeceği yeri bilir asker üşümesiydi acılarımıza uğrayan ıslak, yorgun, süt kuzusu, el değmemişlik, ah sevgili buğu sana içimdeki muhteşem şeyleri gösteriyorum sallama çay gibi boş yere çalkalanma dostluklardı çaresizliklerimizi yoluna koyan ne bileyim belki de mutlu sonlandıran yenilgilerimizdi bizi bıçak sırtı yapan telaşlı sonra sıkıcı çözüm nedir biliyorsan bana haber onlara da ne kadar çok sevdik birbirimizi ne kadar sevdim seni sesini ezberledi odam, eşyalarım
??? #156
Nabız Gibi niye bana ıslaksın aradığım zaman nerdesin işte dökülüyor özlediğim kuşların kanatlarından tersimden gelme bana hayat niye bana zorsun bukalemun akşamlar tadımı açar bir yabancı hayatın kaldırımları işte yuvarlıyorum kendimi tersimden kalksam bile doğan güneş parıltıları işte ruhumun kanatlarında nabız gibi atıyor
??? #157
Can Kırmızısı sis gibi dağılıyor nehir eline dur, tut acayip özlemiyle inliyor çalkalanıyor kayıp bir okyanusun dileğinden gelen can kırmızısı gül kopardım sana
??? #158
ısırgan otları, gelincikler ve osuruk çiçekleri... Yeşil gibi, yukarıdan bakınca. Kim karar kılıyorsa demine, tavşan kanı gibi, canice. Saatli bomba...Bom! Leğen; ölü balık turşusu şimdi havuz. Karga ve iki çekirge, ayakları cıplak... Burnununu sümük oluşumuna bırakmış, soyunuk salyangoz. Pişti. Papaz çoktan kaçtı. Seramik dana, boynuzun kaç içi boş balonu patlatır, parlament mavisi tütün fukarası. Gübre olmayınca, tohumun beş para etmiyor. Yağmur dilencisi, kenar dere vokali. Zurna! Ebabil! Methiyeden gül nasıl gül ise, gül. Kıvamı kına sürmeli, sürmelim oy!
??? #159
nida, oyunu hala aynı taşlarla oynuyorsun, bundan anlaşılıyor ki, bir insanın en büyük düşmanı kendisi, nida, başka şarkıları dene, yani bok ettin şimdi, bu yazını başka tarafa yazsana arkadaşım, nefretle kime niye saldırıyorsun anlamadım ama, bunu başka yerde yap e mi, bundan ne elde etmeyi umuyorsun, saçma sapanlık bence,
??? #160
Beni Sevmesini Bilemediniz kanamalı doğdu dilim uçuk kaçıktım çoğu zaman binlerce yoldan birine yamandım küçük çocukların yüzlerindeki anne sevgisiydi yüreğimden giden nehirler okuması bilemedin mavi sallantıydım çoğu zaman karanlığa eriyen hüzünlü şarkıydı kalbim duymadınız beni sevmesini bilemediniz
Başa Dön