Sayın Kâmuran hocam!
İletinizi görünce üzerime alındım. (Herkesin üzerine alınması temennisi ile…)Ben üstüme düşeni yaptım ve bundan sonrada İzEdebiyat için elimden geleni esirgemeyeceğime söz veriyorum.
Burada sizlerin arasında bulunmaktan son derece keyif-haz alıyorum.
Ve yerden göğe kadar haklısınız. Hepimiz bu bağış ve sitemizin bu günkü hali konusunda fikir beyan etmeliyiz. Sayın Diren Yardımlı’nın samimiyetle yazdığı bildirisini okudum. Kendilerine bire bir katılıyorum.
Evet ben, İzEdebiyat’ı yaşatmak istiyorum ve bunun için katkıda bulunuyorum diyerek tüm site sakinlerine bu katılıma dahil olmaları hususunda temennide bulunuyorum.
Sevgi, saygı ve selâmlarımla…
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
Bu konuda neden kimse bir şey söylemiyor?izedebiyat'a bağış kampanyasına katılalım arkadaşlar.Sitemize sahip çıkalım.....Sevgiyle ve izedebiyat'ta kalın.
Sezai!
1-) Ben hiç kimseyi koruma ve kollama içgüdüsünde değilim. Ve Nida bey’inde buna ihtiyacının olduğunu sanmıyorum. Ben; bahsettiğin o iletiyi atmakla, bir üye olarak bunlardan sıkıldığımı, senin sataşmalarının ve dalaşmalarının herkesi rahatsız ettiğini imâ etmek istemiştim. Yaptığımı yalakalık olarak nitelemişsin, bu senin fikrin.
2-) Yaşım konusu ile olgunluk seviyemin örtüşmediği hususunun seni pek ilgilendireceğini sanmıyorum.
3-) İkide bir iyi insan olduğumu söylüyorsun, beni tanıyor olmalısın! Ama; ben seni bir türlü tanıyamıyorum. Bana kendini tanıtır mısın? Neden kendini gizleme gereği duyuyorsun?
Mahlâsı anlıyorum, rumuzla yazanları da. Ama; ikinci bir kimliğe bürünüp, ikinci bir kişilikle yazanları hiç mi hiç anlamıyorum.
4-) Benim şiir yazmasını bilmediğimi, şairliğimin kötü olduğunu, taşlama bile yapamadığımı söylüyorsun. Olabilir. Ben amatör bir edebiyat tutkunuyum, kendimi deniyor ve edebiyatı seviyorum.
Ya sen?
Beni bu denli eleştirme yetkisini kendinde bulabildiğine göre konu hakkında uzman olmalısın. O halde niye bir şiirini ya da düzyazını vs. her hangi bir eserini bizlerle paylaşmıyorsun da hep abuk-sabuk şeylerle foruma katılıyorsun?
5-) Ve en önemlisi; dikkat ettin mi bilmem, ama biraz etmeni isterim. Forumu ne hale getirdiğinin farkında mısın? Bağış konusunda bile yaklaşımının ne denli UÇ olduğunun bilincinde misin?
Anladığım kadarı ile bizleri sevmiyorsun. O halde burada işin ne?
(Şimdi burada da, “Sen kimsin kardeşim!, beni siteden kovma hakkını nereden buluyorsun?” diye bir şey sakın aklına gelmesin, böyle bir yetkimin olmadığını biliyorum. Sadece bizleri sevmediğini belirtmek istemiştim!)
Bu atışmalara son vermek amacı ile bir daha seni ciddiye almamaya, kalemimi sana doğrultmamaya çalışacağımı(!) söyleyerek(yazarak), hoşça kal diyorum.
Not: Sevgili Semih bey!
İletinizi başlık atmadan foruma göndermeniz sebebi ile görememişim. Şimdi ileti atarken fark ettim E-postama gelen mesajınızı cevapladım. Görüşmek üzere selâm ve saygılarımla…
Sevgili Sezai kardeşim,
İlgilenip yazman, hele samimi duyguların beni mutlu etti, teşekkür ederim.
Sana ait bir bilgiye ulaşamadım, isminin altında Avusrurya yazmasından gurbette olduğun anlamını çıkardım, bilgi verebilirsen sevinirim.
Paylaşabilecek bir dost daha bulduğum için seviniyorum, yazdığım şeyleri okuyup değerli elştirilerini de gönderebilirsen sevinirim.
Selam ve saygılarımıiletiyorum, sağlıcakla kalın.
Semih
Sevgili OLGUN kardeşim,
Şiirlerimi okuduğun için öncelikle teşekkür ederim, ayrıca paylaşma nezaketinden dolayı da teşekkür ederim. Bizler iki yılı aşkın zamandır senin gibi paylaşan dostlarımız sayesinde ayakta durabiliyoruz. Benim şiir yazmaya başlamam, eşimle birlikte resim kurslarına gitmem hep Ayça'mdan sonra oldu. Hem içimdeki acı yoğunluğu dışarı atabilmem hem de insanlarla paylaşabilmem adına.
Yazdıklarımın ne olduğuna hiç aldırış etmiyordum, ancak İzedebiyat ile tanışınca ve sizin gibi değerli arkadaşları okuyunca, yazdıklarımın edebi değeri ile ilgili merakım arttı. Bir şey yapmaya çalışıyorsam bunun bir değeri olması gerektiğini düşündüm. Benim şiir konusunda bir eğitimim yok, yaşadıklarımı ifade etmeye çalışmaktan öte. Ancak sizlerin değerli eleştirilerinin bu eğitimime katkısı olacağını düşünüyorum.
Bu nedenle yazdıklarımı okuyup elştirilerinizi yazmak lütfunda bulunursanız çok sevinirim.
Semih
Merhaba Arkadaşlar;
izedebiyat'ın yaşaması için gerekli olan bağış hk. kimler ne düşünüyor acaba?Her ay küçük bir miktar ödeyerek, izedebiyatın yaşamını sürdürmesini sağlıyabiliriz."Akmasa da damlar," misali her ay az bir miktar yatıracağım izedebiyat'ın hesabına.İlkini gönderdim bile.Siz arkadaşlarımın da aynı özveriyi göstereceğinize inanıyorum.........Haydi arkadaşlar!
izedebiyata yaşamalı
duygular paylaşılmalı
Sevgiyle kalın.
ÇEVRE SAĞLIĞI İÇİN MÜCADELE
Kent zararlıları (Karasinek ve sinek) ile Lavra ve Uçkun'a karşı mücadele sıcak ve soğuk sisleme ile yapılmaktadır. Sağlıklı bir çevre için; İlçemiz bünyesinde kurulan günlük semt pazarları gün bitiminde yıkanmakta gerekli ilaçlama işlemleri yapılarak kent zararlılarına karşı önlem alınmaktadır. Açık alanların rehabilitesine gidilerek islah çalışmaları yapılmakta böylece kent zararlılarının üreme alanlarının yok edilmesi amaçlanmaktadır.aynı amaçla ilçemiz kırsal kesimlerinde bulunan ahır, ahıl gibi yerlerde üreticilik yapan vatandaşlarla işbirliğine gidilerek islah çalışmaları buralardada yapılmaktadır.Kullanılan insektisist'ler insan ve çevre sağlığına zarar vermeyecek şekilde seçilmektedir. İnsan ve hayvan sağlığını ön planda tutan belediyemiz çocuklara hayvan sevgisi aşılamak aynı zamanda hayvanlardan insanlara geçen hastalıklardan(zoonoz) onları korumak amacıyla hazırlanan kitapcıklardan çocuklara verilerek eğitimlerine katkıda bulunulmaktadır.Ayrıca zaman zaman bu konularda seminerlerde verilmektedir.
GENİŞ BİLGİ İÇİN
TLF : 361 10 65 /1445
"Halka hizmet"
"HAYVANLARIN KISIRLAŞTIRILMASI
Hayvanların daha sağlıklı ve uygun şartlarda yaşamlarını devam ettirebilmeleri için, üremelerini kontrol altında tutmak gerekir. Bu amaçla müdürlüğümüz bünyesinde kısırlaştırma operasyonları yapılmaktadır. Bu konuda hizmet almak isteyen vatandaşlarımız telefonla randevu alarak kliniğimize başvurabilirler.
Telefon : 344 59 26 / 149"
Bu telofon numarasını not ediniz. Ayı da çıkabilir, taş da düşebilir.
Neden alından, roman eleştirisine mi "Piç" hakkında. Yoksa "dallama"saptamasına mı. Sen kendini hangi sınıfa koydun ki... Senin adın belli, şanın belli. Alınganlık yapma. Yoksa Menekşe magandalarına mı alındın... Sezai onlar sana bol gelir. Sen daha ulusun.
İyi misiniz?
Alıngan Sezai
45 yasinda(ymis)sin, biraz daha kisilikli, daha saglam karakterli, kendine ozsaygisi olan bir insan olman gerekmez mi?
yalakalik cok igrenc birseydir.
o, her defasinda seyinde dolandigin yaratik senin korumana muhtac degil ki.
o, tam bir fenomen.
ha unutmadan, siiri gectik, taslama dahi yazamiyorsun be ustad. Ama kabiliyetli oldugun birseyler mutlaka vardir. Ben inaniyorum. Sen iyi bir adamsin.
sezai
nida
"İstanbul plajlarında iç çamaşırıyla denize girenlere karşı tim kurulup önlem alınırken, Ege'nin turizm cenneti Didim'de de sahilde mayolarını indirip popolarını gösteren bazı turistlerin taşkınlıkları, tatilcilerin tepkisine yol açtı.
Aydın'ın Didim İlçesi'ne bağlı Akbük Beldesi'nde, alüminyum doğrama işçisi 39 yaşındaki Süleyman Kurt, 27 yaşındaki eşi Emel Kurt ve iki küçük çocuğuyla denize girip yüzerken, yanlarına gelen ve yaşları 16- 19 arasında değişen İngiliz genç kız ve erkekler denizde öpüşüp sevişti. Eşinin ve çocuklarının yanında İngiliz gençlerinin uygunsuz davranışlarından rahatsız olan Süleyman Kurt, ailesiyle denizden çıkıp kumlara oturdu. İngiliz gençler, Kurt ailesine yönelik taciz hareketlerini sürdürdü.
Kurt'un tesettür mayolu eşi Emel Kurt denizi seyrederken, karşısına geçen, aralarında kızların da bulunduğu İngiliz grup, şort ve bikini altını indirip popolarını Emel Kurt'a ve sahildeki diğer tatilcilere göstermeye başladı. Popolarını uzun süre açıkta tutan İngiliz gençlerini gören yerli ve yabancı turistler, gözlerine inanamadı. Plajda güneşlenen bikinili yerli ve yabancı kadınlar İngilizler'e sert tepki gösterdi.
"Çıplaklar kampı değil"
Eşi ve çocuklarıyla sıkıntılı anlar yaşayan Süleyman Kurt, İngilizlerin ahlak dışı davranışlarına dur denilmesi gerektiğini, Türk sahillerinin çıplaklar kampı olmadığını belirtti. Kurt, “Sahilde çoluk çocuk herkes denize giriyor. Eşim ve çocuklarımla birlikte yüzerken yanımıza gelen İngiliz gençler, yatakta denedikleri her pozisyonu bizim önümüzde yaptılar, rahatsız olup karaya çıkınca da eşimin ve çocuklarımın gözleri önünde donlarını indirip popolarını gösterdiler. Kimse de bunlara tepki göstermedi. Böyle özgürlük anlayışı olur mu? Özgürlük bunların sadece kendilerine mi'' diyerek tepkisini dile getirdi.
Başkan: Uyaracağız
Akbük'ün DYP'li Belediye Başkanı İbrahim Şam, son günlerde vatandaşlardan bu konuda sıkça şikayet geldiğini söyledi. Başkan Şam, “Böyle saçma tatil anlayışı olmaz. Çoluk çocuk her kesimden insanların denize girdiği, yediden yetmişe herkesin tatil yaptığı açık halk plajında, bu tür davranışlar hangi ülkenin insanı olursa olsun doğru değil. Hiçbir ülkede de normal karşılanmaz. Jandarma ve zabıta ekiplerince gerekli uyarılarda bulanacağız, donsuz denize girmelerine, çıkarmalarına müsaade etmeyiz'' dedi.
"Bilmiyorlarmış"
İngiltere'nin Manchester Kenti'nden iki haftalık tatil için 7 arkadaşıyla tatile geldiklerini söyleyen 18 yaşındaki Mcloyd Steward, Didim'de harika bir tatil geçirdiklerini, kendilerine herhangi bir şekilde hareketleri konusunda uyarılarda bulunan olmadığını belirtti. Steward, “Arkadaşlarımızla birlikte eğlenirken eğlencenin ve şakalaşmanın dozunu biraz kaçırdık galiba. Kimse bize rahatsızlığını bildirmediği gibi tepki de göstermedi. İnsanların rahatsız olduklarını sizden öğrendik. Amacımız kimseyi üzmek değildi. Özür dileriz'' diye konuştu."
Kaynak : Milliyet
"Dallama Kimdir?
—telefon çağrısı bırakıp "beni ara" diyen, ama kim olduğunu söylemeyen yaratık.
—hiçbir şey yapmayıp, "bunu da ben mi yapacağım?" diyen, yağcılıktan başka bireyden anlamayan tuhaf bir cins.
—elinize bir disket tutuşturup, içinde Word dokümanları var diyen birileri. (ama diskete baktığınızda hatunca resimler bulursunuz)
-koltuk hırsı, efendime sölüüm yemek, para, beleş kefen bulsam içeri girerim vs. gibi şeylerden başka birey beynine sığmayan, hatta beyni olduğu gibi şüphelere mazhar bi kısım terliksi hayvan. (bkz: paramecium)
-hoca arayınca donlarına sıçan don françesko dö pago goyalar.
—ne dediği asla anlaşılmayan, anlaması sizin müneccimitenize kalmış kelimeler arası uçurumlar doğuran iribaş.
—günaydın, iyi akşamlar vb. nezaket belirten kelimelerin literatürlerinde bulunmadığı eşsiz hıyara.
—rüyalarında sizin bireyler yapmış olmanız gerektiğini gören, her gece istihare yatan kaşkaval.
—çeşitli kurum ve kuruluşlarda bir üst level'a geçiş için yapılan test (dallamalık)
-sinir bozucu haşarat.
—nevi-i şahsına münhasır türemiş kereste.
—yontulmamış kalas.
—evlerimizde mevcut her türlü ahşap malzemenin ham maddesi.
—her zaman kapasitelerinin uç noktasında olan, fotosentezle beslenen bitki kiti."
Bu iki kimliksiz de bu dallama sanatının elçileri mi...
Ressama soralım.