Çöl Çiçeğim
Şimdi kurşunlar ziyaretine gelir
Ve tanklar geçer üzerinden
-Sense Kelebekleri, Uğurböcekleri beklersin.
İstersin arılar bal alsın çiçeklerinden…
Acımasız vicdanların güdümünde
bombalar yağar
entrikacılar eseri uçaklardan üzerine
yaşlar bile korkar dizilmekten gözlerine.
Sen, evet sen çöl çiçeğim!
tükenen insanlığın
kahpece, kalleşçe, câhilce
fedâ ettiği son kurbanısın
kendini insanlığın efendisi sanan;
ihtirasın, tamahın, isyanın son kölesine.
Mühim değil, istersen binlerce kez öl çiçeğim!
-biliyorum acıdır sızlatan içini
ve yaralarındır seni ağlatan
paylaşmak isterim paylaşamam
ne kederini ne sevincini
ama kanlı yaşlar boşalır
insafımın,
vicdanımın gözlerinden.
Ve hıncım…
ve hırsım…
ve isyanım başkaldırır
böylesine kirli bir amaç için öldürüldüğüne
ve kefensiz toprağa gömüldüğüne.
Vücudumun her yerinden
seninkinden daha derin yaralar çıkar
- yaralar ki sızlayacağı âşikâr
topraktan da ötede.
Depreşir sürekli hicrânım
tesellisi olmayan bir mâtemde.
Ümit etme ve boşuna bekleme
yok bir tâne bile yürekli.
Niye bakamam çöl çiçeğim?
ağlamaktan mı
yoksa…yoksa..!
başka bir sebepten donuklaşmış gözlerine
niye tutamam
kar beyaza dönmüş ellerini
ve isterim okşamayı kıpkırmızı olmuş
-ne zaman olmuşsa..!?
saçlarını okşayamam…
Beni affet çöl çiçeğim
beni mâzur gör
diyemiyorum…
Yüzüm yok senden bir şey istemeye
kopup gittiğin halde benden imdat isteyerek
gözlerim göre göre
bir şey yapamadım
sana kurşun sıkana karşı çıkmak şöyle dursun
uzanıp elinden bile tutamadım;
nasıl sığdırabildimse insanlığıma
ve nasıl sindirebildimse içime?
şimdi pişmanlıklarla doluyum
yol göster
ya da işâretler bırak geride
bir gün
sevinerek gittiğin gibi
gittiğin yere
bende geleyim yüreğimde
demet demet kırmızı gül çiçekleriyle.
06.04.03
Kadir KARAMAN
Şiir Atölyesi
70 görüntülenme · 347 ileti
Öncelikle önerimin bir çeşit empati oyunu olduğunu söylemeliyim. Bunu edebiyat katliamı gibi algılanıp, gerçek gayesinin dışında bir tartışma platformuna taşınmasını hiç arzu etmemekle beraber ne olacağını çok merak ettiğimden şimdiden göze alıyorum. Birbirimizin imgelerinden kendi izdüşümümüzü görmek gibi keyifli bir yolculuk önereceğim size. Hadi birlikte bir şiir yazalım! Başı sonu önemli değil. Birimiz buraya bir dize yazacağız. Sonra bunu okuyup da kendinde bir çağrışım bulan başka bir arkadaşım ikinci dizeyi yazacak. Üçüncü kişi bu iki dizenin arkasını getirecek ve böyle sürecek...Biraz yol kat ettikten sonra zaten ortaya birbirimizi anlayacağımız bir yol çıkacak gibi geliyor bana. Eklemenizi yapmadan önce düşüncelerinizi de yazarsanız aynı anda tartışmış da oluruz. Bir de eğer katılmayı düşünürseniz lütfen daha önce yazılmış dizeleri de yazıp altına kendinizinkini ekleyin. bu sayede bütünü görmek için çok uğraşmamış oluruz. Ayrıca herkes yazdığı tek dizenin yanına parantez içinde adını eklerse yorum yapma ve kopmadan ilerleme olanağımız olur. Lütfen katılın, eğlenceli olacak...
Bakalım ilk dizeyi kim yazacak...
Olmayacak bir şey değil aslında.Yani farklı çizgilerin ortak noktada buluşma olasılığını da denemiş oluruz bu sayede...
Konu şiir değil mi nasıl olsa yardımlaşmak güç katar gibi geliyor bana...
Hiç değilse dağarcığımızı geliştiririz ve oluşturma kabiliyetimizi.
İlk dizeyi de ben yazayım uygun bulursanız...Daha önce kullandığım bir dize olsun hemde...
" Vurgun buyruklar dillendi yüreğimde "
Üstelik de berbat bir şey (şiir demiyorum dikkat edin:) Neymiş efendim? Herkesin imgesi kendineymiş:))Güzel bir deneydi yine de...Şiir hakkında yeni bir şey öğrendim. Şiiri içimizdeki en anarşist illet üretiyor, üstelik yalnızlığını o kadar seviyor ki bu illet, yanına ilişen her dizeyi yok ediyor...
Yada hepimizin yazdıkları gerçekten özgün ve inert dolayısı ile alt alta iken bile karışmıyor:)
sevgiler...
Bitsin de hatıra olsun hiç değilse:)
Vurgun buyruklar dillendi yüreğimde (İmdat)
Avazı suskun bir şehirde (nida)
Fedai dağları yuttuğu ünlemleri kustu...(Gökçehan)
Nedensiz, toplatıldı gemiler son seferinde(Nida )
Ve gece ,
Ve yıldızlar ilişir koynuma usulca
Çukurlarıma tümseklerimi gömer yürürüm
Altından denizi çalınan gemilere(Gökçen)
BEN BEĞENDİM EKİP İŞİNİ. ADINI KOYUN DERİM.
Vurgun buyruklar dillendi yüreğimde (İmdat)
Avazı suskun bir şehirde (nida)
Fedai dağları yuttuğu ünlemleri kustu...(Gökçehan)
Nedensiz, toplatıldı gemiler son seferinde(Nida )
Ve gece ,
Ve yıldızlar ilişir koynuma usulca
Çukurlarıma tümseklerimi gömer yürürüm
Altından denizi çalınan gemilere(Gökçen)
Şaka bir yana... Aslında bu dizelerin her biri kendi yollarında yürüselerdi nasıl büyürlerdi diye düşünmeden edemiyorum.Örnek vermek isteyen olursa hayır demem doğrusu.
Yan odalardan birinde(sanırım sığamadılar yeni bir oda açıldı) beyin fırtınası kopmuş bu arada biz de oturmuş birbirimizin düşüncelerini eğip büküyoruz:)
En azından, insancıkların kameralı evlere kapatıldığı, yaşayana da izleyene de gönüllü işkence eğlencesi kıvamındaki kavga ve sataşmalar cephe gerisinde kalmış görülüyor:)Çok sıkılmıştım ve okudukça güceniyordum edebiyat adına.
Not: az önce yazdığım iletiyi okuyunca sözcüklere tam olarak mimik ekleyemediğimi fark ettim birden. Yazdıklarınız benim için çok değerli, tam tutmayan senkronumuza gülüyordum sadece:)
aklıma dünya kadar konu geldi ama topluluk psikolojisine girdim...Neyse bir kaç tane yazıyorum. Herkes aklına yatanı seçsin bir orta yol buluruz nasılsa. Hepiniz fazlası ile yapıcı bir yaklaşımdasınız çünkü...
- savaş
- hasret (memleket olabilir:)
- zaman
- tabular (iki arada bir derede deviririz bir kaçını)
- ilham
Bir de Kenan'ın aktardığı konu var elbette.
Bu gün aşk şiiri yazmayacağım bence olmaz...Çünki aşk olmalı kıyısından köşesinden de olsa...
zaman yerine de " devran " öneririm.
hasret - olabilir.
tabular - yıkılacağı için sağlam olmaz...
Benim önerilerim ,
devran - isyanım bazen devranın kendisine
günce - yaşıyoruz her yeni günü
çağrışım - yüreğimizde ki çağrışımlar
sızı - içimizin derinleri
inat - ki benim en çok sevdiğim yazım şekli inadına :))
İlahi İmdat!! Bugün aşk şiiri yazmayacağım diye başlayan bir şiirin içine aşk katamayacağımızı düşünmüyorsundur umarım:)) Ömür'e katılıyorum bu bence de iyi bir başlangıç. Diğer konular fazla geniş ve istenirse bu dizenin ardılları olarak kullanılabilir. Hayal gücümüzü kullanalım biraz...
Kısa günün karı olsun:)
Bugün aşk şiiri yazmayacağım (Kenan)
Serseri şehir ışıklarının, yıldız -avına tanık olmayacağım
Not: Özür dilerim!Biraz oldu bittiye geldi galiba...Yeniden başlamak istiyen varsa fikrini yazsın lütfen..Sonrasını getirelim. Ya da devam edin..Yoksa soğuyacağız işin özünden:)