KÜL ELEŞTİRİ Sayı: 9-10
KÜLTÜRLERARASI BİR BAKIŞLA ÖLÜM SORUNU
Heinz Kimmerle
Çev: Mustafa Tüzel
EDEBİYAT VE GÖRSELLİK
Aynur Özbek Uluç
SAVAŞ MAKİNASI;
KAVRAMI ÜZERİNE
M. Kubilay Akman
PİCASSO DEVRİMİ
Özgür DEMİRCİ
GÖZETİM TOPLUMU VE SİNEMA
Serkan Paydak
MİHAİL ZOŞÇENKO VE
EDEBİ YAŞAMI
Hüseyin Kandemir
DADA
Modern Sanatın
Eleştirel Gücü
Derya Ekim
Ozan Öztepe
KAPİTALİZMİN BÜYÜK AVI,
FRANZ KAFKA
Onur Zafer Ceylan
ŞİİRLER:
Haşim Hüsrevşahi
Anna Akhmatova
SÖYLEŞİ:
ZAFER BOZKAYA
Bora Ercan
İnci Aral
Ruhumu Öpmeyi
Unuttun
Leyla Daşkaya
Dr. Adnan Çoban
Müzikterapi
Mehmet Demirtaş
?
???
July 2026 tarihinde katıldıSon forum iletileri
kül öykü gazetesi
TÜRKİYE'NİN
İLK
ÖYKÜ GAZETESİ
1 Ekim 2006'da gazete bayilerinde
ve kitabevlerinde yerini alacak olan
kül öykü gazetesi, türkiye'nin ilk
öykü gazetesi olarak öykü türünün
gelişmesi için atılan en etkili
adımlardan birini oluşturuyor...
amcaların teyzelerin;
terzilerin marangozların;
yediden yetmişe herkesin keyifle
okuyacağı bir gazete olacak kül öykü gazetesi...
gazetemizde ülkemizin usta ve
genç kalemlerinin öykülerini,
söyleşileri, diğer
ülkelerin öykü birikimini
ve öykü gündemini çok ekonomik
ve keyifle izleyebileceksiniz...
katkılarınızı bekliyoruz...
REKLAM KOŞULLARINI ÖĞRENMEK İÇİN TIKLAYINIZ...
Doğrudur, edebiyat özle ilgilidir. Lakin bu tüm evreni ve sonsuzluğunu da içine alan bir 'özegelim' yolculuğudur. Bundan başka şu da var ki edebiyat, zıttıyla değer kazanır; yani edepsizlikle.
Saygılar...
kafa kırmaya güzel bir örneksin.
buna göre sen iyi birşeyler yazabilirsin diye düşünüyorum,
ilk romanımı yazarken tutarsız ve dağınık bir yol izledim...olaya başlarken sonunda ne olacağını kendim bile bilmiyordum...ve o raoman yarım bir sekilde kütüphaneme kaldırıldı...ikinci romanımda ise yeni bir yol izledim...odamın tüm duvarlarına büyükce kağıtlar astım ve aklıma her glen olayı yazdım....oklar,parantezler... yatağa yattığımda bile onlara bakıyordum..bu sekilde üç ay gectikten sonra romanımın ilk cümlesini kağıda döktüm ve ne o kağıdı attım ne de yeniden baladım...duvarlarımda ki kağıtlar benim beynimdi ve beynimi o kağıtlarda düzenledim...
Sayın İzEdebiyat yetkilileri!
Talebimi burada dile getirmekten aslına bakarsanız bende rahatsızım.
Fakat ne çare başka yol bulamadım.
Sitenize vakti zamanında isteğiniz üzere bir miktar bağışta bulundum. Amma görüyorum ki bu bağış listesi hâlâ daha gündeme gelmekte ve ismim orada alenen teşhir edilmektedir.
Ben ki bu durumu bir gaflet anıma bağladığımdan ismimin şimdilerde bu listede görünmesinden rahatsızlık duymaktayım Ve kendimi, kendimce kandırılmış olarak görmekteyim. Bu sebeple ismimin derhal o listeden silinmesini, hatta ve hatta İzEdebiyat diye anılan bu siteden üyelik kaydımın silinmesini istiyorum.
İsa Bey,
Sizi tanımam. Yazım şekliniz hoşuma gitmedi. Nasıl bir üsluptur bu. Bu sadece gönüllü bir paylaşımdı sadece. Edebiyattaki paylaşım anlayışınız gerçekten ilgi çekici. Beni çok şaşırttınız. Ben edebiyatçıların daha çok görünenle değil özle ilgilendiğini düşünürüm. Yanılıyor muyum yoksa?
SERAP YENİR DER Kİ:
İSA BEY DEMİŞ Kİ,
isa der ki, güzel ama bu roman yazma işi tek başına yapılacak bir iştir, gözetmen etrafta, yaz roman, hapse düşen adamın ensesindeki gardiyan gibi.
serap bence boşverin lideri, araştırıp okuyup roman nasıl yazılır öğrenin, bakın kimse bedava ders vermez, sizden kaç para ALDILAR?
SERAP'TAN CEVAP
İsa Bey yazın elbette ki tek kişilik bir eylemdir. Paylaşımlar yazılanlar ve edebiyat üzerine gerçekleştirilir. Bizim için yazma eylemi paraya değil insana yöneliktir. Kaç romanınız var bilmiyorum ama okuma ve araştırma konusuna gelince yazdıklarınıza sadece gülümseyerek bakıyorum.
Karşı taraf hakkında fikir sahibi değilseniz bu kadar iddialı tümceler kurmayın. Yazar ya da yazan kişi olmak empati kurmayı gerektirebilir.
Kolay gelsin.
Serap.
İSA KANTARCI DER Kİ:
yazdıklarıma ister kulağınızla gülümseyin ister karnınızla, ne yaparsanız yapın beni ilgilendirmez yüzünüzün alacağı yoksulluk.
öyle yerlerde hep para alırlar, çok iyi bilirim, biz para için yapmıyoruz falan diyorsun, benim kastettiğim neydi sayın uyanık? sizden para alıp almadıklarını sordum,
kendine güveniyorsan konuş, aksi halde konuşma,
kaç romanım var ya da yok, konu bu değil, burada size kendimi ispat etmem bir saçmalık olur zaten, ben size adam gibi bir söz söyledim, siz de gelmiş kaç romanınız var falan gibi bana çamur atmaya kalkıyorsunuz, ucuzluktur bu,
benim dediğim doğru mu değil mi, önemli olan bu,
roman tek başına yazılır, siz de bunu kabul ettiniz, dava kapanmıştır,
yazar empati kurar mı kurmaz mı anlamam, anladığım, bir şey söylemek istersem söylerim,
zamana yenik düşen insanlar,
ahengi,yansımalara
yakamozu ahenge,
dönüştüren insanlar.
çırpınışlara,yetersiz kalmış bir yürek,
acıyı zamana yaymış,bir cesaret.
kurak yaşama,
bir damla su gibi düşen,
yok oluşu,
damla,damla tüketebilen,
bu saygıyı hakedebilene merhaba.
İSA BEY DEMİŞ Kİ,
isa der ki, güzel ama bu roman yazma işi tek başına yapılacak bir iştir, gözetmen etrafta, yaz roman, hapse düşen adamın ensesindeki gardiyan gibi.
serap bence boşverin lideri, araştırıp okuyup roman nasıl yazılır öğrenin, bakın kimse bedava ders vermez, sizden kaç para ALDILAR?
SERAP'TAN CEVAP
İsa Bey yazın elbette ki tek kişilik bir eylemdir. Paylaşımlar yazılanlar ve edebiyat üzerine gerçekleştirilir. Bizim için yazma eylemi paraya değil insana yöneliktir. Kaç romanınız var bilmiyorum ama okuma ve araştırma konusuna gelince yazdıklarınıza sadece gülümseyerek bakıyorum.
Karşı taraf hakkında fikir sahibi değilseniz bu kadar iddialı tümceler kurmayın. Yazar ya da yazan kişi olmak empati kurmayı gerektirebilir.
Kolay gelsin.
Serap.
Fantastik bir öykü/roman yazmak için bence batı-doğu nereli olursanız olun fark etmez. İster Türk isimlerini kullanın ister kendiniz isim bulun, karakterlerin de nereli olduğu fark etmez. Çünkü zaten fantastik bir yazı olacağı için karakterler rahatlıkla sizin bulduğunuz bir dünyada (havada,karada,suda) sizin istediğiniz şekilde yaşayacaklar hatta öleceklerdir. Bilimkurgu yada frp yazmak için tek ihtiyacınız olan şey beyninizdir.
Çünkü hayaller orada üretilir. Tanrı- yazar kavramından her ne kadar haz almasam da ironik olarak aslında doğrudur. Hayal gücünün sınırı yoktur ve var olmayacak bir şey de yok değildir. Bu durumda fantastik edebiyat için tek ihtiyacınız olan şey hayal gücü-yaratıcılık, konuya ilgi ve yazabilme yeteneğidir. (fantastik dörtlü)
Merhaba arkadaşlar
Sevgili Burcu, bence önerin harika.
Sevgili Kuzey elbette 3 kelimelik cümleler içeren bir öykü yazmak, yazabilmek bence heyecan verici. Ayrıca işin içinde oyun olunca daha da heyecanı arttıran bir tabloyla karşılaşıyorum. benim düşüncem bu, diğer arkadaşlar ne der bilmem.
Not : Sevgili Burcu sanırım oyun senin tümcene eklemlenecek ve devamı niteliğinde olacak bir 3 sözcüklük tümce daha istiyor. Doğru anlamış mıyım?
Gözlerimi açtığımda evdeydim. (Burcu)
İs kokusu alıyordum. (Selda)
duyduğum kemanlar gece çalınır
düşün bu başlıyor gün ortasından
bildiğim mart ayı koca bulunur
bizimki kişniyor yaz ortasından
haykırışı benzer bir iniltiye
niçin beni seçer bilmemki niye
içerde olduğum görmesin diye
ışığı kapattım sigortasından
yattığım yerlerim kapının eşik
fırlatır atarım çatalla kaşık
hüsnü cemaline olmuşum aşık
sazlarım kırılır tel ortasından
karakedim başlar durur ayine
kafa başım zonklar vurur beyine
çuvala koysamda salsam köyüne
izim bulur gelir çöl ortasından
uzaktan baksalar sanırlar sansar
baca kenarında dinletir konser
şu genç yaşta beni yaptın ya kanser
kafanı yararlar tam ortasından
kiremit atarlar eder hediye
vururlar böğrüne çürükmü diye
sabahlar olurda alır belediye
leşini bulurlar yol ortasından
elin oğlu değil lamba direği
herkesin dayanmaz buna yüreği
eline alırlar soba küreği
kuyruğun kırçarlar gör ortasından
sesini duymayan kayıpmı derdi
veren seni bana sayıpmı verdi
en iyi pir kedi ölü bir kedi
vur beline kazma kır ortasından
şeytan diyor şimdi sen ona uyma
pamuk koy kulağa ses seda duyma
sabah olsun sana bir güzel kıyma
geri çevirmede ye ortasından
gördümki yinede olmadın iflah
iş başa düşünce değişir külah
baktım kurtuluş yok alırım silah
vururum alnının ta ortasından...
yannış annamaya mahal vermeme için kedici kedisever olduğumuda belirtir yanlız aklı başında uysal sakin kediyi sevdiğimin altı çizer
evleri önünde vardır bir incir
incirinden yedim az karnım sancır
çözülmüş tasması çözülmüş zincir
kaçıp kurtulmasam köpek kapardı
güvercin havada atar taklası
severim yoğurtlu eşek baklası
fırıncının hamur karım teknesi
oldu bende yürek şişti kabardı
boru biraz geçtim vardım niğdeye
bir dilek tut bez bağla iğdeye
susuz kaldı gönlüm aşka sevdaya
kıvrandı acından öldü geberdi
vardım dağ başına odunum kestim
ağacın tozundan olurum astım
yar dedim sarıldım bağrıma bastım
incindiğim daldan gülü kopardı
sevdamız büyüsün serpilsin kökü
pişirde yesene üzümlü keki
koparsa fırtına yeşerir belki
ardısıra yağar yağmur yapardı
aylardır hasretim sulu köfteye
yaşına basma bas kuru tahtaya
adıyaman diye vardım kahtaya
adamı çok nazik hayli kibardı
bahçeye ektiğim biber acıdır
sürme sakın ağzın dilin acıtır
geçende yemişti bir fitne fücur
serildi yatağa yattı zıbardı
epey gelişiktir bizlerde sanat
eller yatışıktır ederiz sünnet
kes diye kimseye etmeyiz minnet
babam kasaptı dedem berberdi
Böylesini görmek beni üzüyor şahsen...